|
|
- patricia arquette ablanın oynadığı ve senaryosuyla izleyiciyi* geren müthiş film
- isa'nın vücudundaki çivi yaralarına verilen ad. bazı hrıstiyanlar azizlerin vüzcutlarında benzer yaraların çıktığına inanırlar.
- acayip güzel müzikleri olan, "tanrıyla aramızda bir mekan* yada birileri* yoktur" mesajı veren süper film.
- bilinmeyen güçlerce yavaş yavaş isa gibi çarmıha gerilen genç bir kadınla, bu olayı engellemeye çalışan aslında kimyager olan bir papazı anlatan ilginç film. portia de rossi küçük bir rolde gözükmektedir.
ayrıca dine düşkün kişilere tanrı tarafından verildiğine inanılan hediye. isanın çarmıha gerilişindeki gibi 2 adet bileklere çivi, sırta kamçı, başa çivi, ayaklara çivi ve yandan giren bir mızrakla tasvir edilir. mızrak yarası son ve ölümcül olan darbedir.
- peder rolunde gabriel byrne bu filmde döktürüyor. lost highway de nefretimi celbetmiş patricia arquette ise bu filmde kendini sevdiriyor. şahane bir hikaye ve mükemmel görüntüler... kilise hakkında bir çok ilgi çekici bilgi de cabası. bir sinemasever daha ne ister?
- stigmata hz.isa'nın çivi yaralarına verilen genel isim. aslında yunanca olan stigma kelimesinden çoğalıp, bir süre sonra stigmata halini almış. bazı insanlar kendilerinde bu izlerin olduğunu iddia eder. ancak bu ne kadar doğrudur bilinmez. ufak bir iki kimyasal karışımı ile kolayca bir stigmata izi yapılabilir. çok az tuz ruhunu ince bir şekilde derinize sürerek, yıkamadan orayı birkaç saat beklettiğiniz zaman; bir yara izi oluştuğunu görebilirsiniz. bir haç işareti çizin ve tuz ruhu derinizde kurusun. birkaç saat içinde haç işareti şeklinde bir iz olacaktır alın size stigmata. hatta bir jilet yardımı ile avuç içlerine ufak bir kesik atarsanız da olabilir. işin diğer enterasan yönü, bir doktor herhangi bir insanın çarmıha gerildiği zaman, avuçlarının vücut ağırlığını kaldıramayacak olduğunu 1960'lar da mı ne ispatlıyor. 40 kiloluk bir insan çarmıha gerildiği zaman avuçlarına yaklaşık 95 kilogramlık bir ağırlık biniyor. bu da ellere aşırı baskı ve ağırlık gelmesinden, bir süre sonra insanın ellerinin kopmasına neden oluyormuş. hatta avuçlara binen ağırlık kolay bir şekilde hesaplanabiliyor. çarmıha gerilen insanın kollarının açısı, iki kosünüsle çarpılıp, vücut ağırlığına bölündüğü zaman; ortaya avuçlarına binen baskı hesaplanabiliyor. bu olaydan sonra çarmıha gerilme işleminde, çivinin vucüt ağırlığını kaldırması için bileklere çakıldığı görüşü ortaya atıldı. hatta o zamana kadar avuçlarında yara izi olduğunu iddia eden sitgmatik vakalar azaldı. bunun yerine bileklerinde yara izi çıkanların sayısı arttı. vatikan şuana kadar çıkan stigmata davalarından sadece ikisini kabul etmiş durumda, ancak diğerleri için bir şey söylenmiyor. diğer ilginç bir konu ise, insan zihninin vücutta oynadığı oyun. eğer çok dindar biri bende hz.isa'nın izleri meydana gelecek diye kafaya takarsa, zihin bunu vücuda gönderip, vücut mekanizmasını harekete geçirerek, gerçekten izlerin ortaya çıkmasını sağlayabilir. kısaca psikolojik olarak, zihnin vücudu etkileme imkanı varmış. aynen hasta olan bir insana, su enjekte edip hastalığının geçtiğine inandırmak gibi. hasta olduğunu sanan insan, aslında su olan aşının kendine iyi geldiğini farz ederek, iyileştiğini düşünüyor. otomatik olarak zihin hemen savunma mekanizmasını çalıştırıp, vucüdun iyileşmesini sağlıyor. birde stigmata'ya sahip olduğunu iddia eden insanlar ikiye ayrılmış. bazıları gerçekten bunu insanların dinine daha çok bağlanması için kullanırken ve herhangi bir para kazanma gütmeden, birşeyler yapıyor. ancak bazıları ise bunu sahtekarlık ve para için yapıyor. şahsen 3 senedir gözlem altında tutulan çinli julia adındaki bir kadının olayı bana iyice sahtekarlık gibi geldi. birçok kişi onun stigmata izlerinin kutsal olmadığını söylemiş, hatta kendisi bile bu konuda emin değil. ancak julia'ya oldukça ziyaretçi geliyor ve ondan medet umuyorlar. kadının hediyelik eşya dükkanında hz.meryem ve hz.isa'nın heykelleri satılıyor. tesbihler vs... daha birçok şey var. julia'nın yanında bulunan gönüllüleri, bu paranın kira, maliyet vs... gibi ihtiyaçlara gittiğini söylüyor. ancak kendisine yüzleri geçik ziyaretçi geldiğinin altı çizilirse, satılan eşyaların ihtiyaç fazlasını geçtiği ve kâr bile yaptırdığı söylenebilir.
- -----------------spoiler-------------
hatun kişisi duvara aramice bir şeyler yazarken, karizma rahip gelip bir şeyler soruyordu. o sırada kadın ve erkek sesi ile birlikte konuşan kadın "mesajcının kim olduğu önemli değil." diye bir laf ediyordu; ama feci tırsınç bir sahneydi. zaten gerilmiş bünye üstünde yıkıcı etkileri olmuştu vakti zamanında(yazarken fark ettim demek ki adam "sen kimsin." falan gibi bir şey sormuş hatun kişisine)
---------------spoiler-----------------
neyse, izlemesi güzel bir gerilim filmidir. eskidir falan ama yine de tavsiye edilir.
- sonu belli, korkutmayan, sadece hafiften geren bir film.
- hafif spoiler
yolunu kaybetmiş, kendine inanabiliceği bir hangi şey , sorularına cevap arayan içine şeytan kaçmış amerikalıdan farklı olarak içine isa kaçan hatunu anlatan filmdir.filmdeki tek klişe kan ağlayan meryem ana heykeli olmakla beraber , ''bir taşı kaldır ben ordayım , bir odunu böl beni göreceksin*'' mottosuyla vatikan yerden yere vurulmuştur.film sonunda ,resimlerle destekli vaziyette stigmata olayının gerçek olduğu / olabileceği belirtilir böylece şeytanlı ruhlu filmlerden bir türlü datmin olamayan bünyelerin ağzı bir karış açılır.*
- rusya'nın en iyi metal gruplarından biri. haklarında hiçbir bilgiye ulaşamamam da cabası.
- arch enemy' den enfes bir albüm.
sadece bu parçası bile yeter: (bkz: tears of the dead)
- efenim güzel bir film olmakla birlikte saçma gelen yanları da vardır. ancak açıklama kısmında ufak spoiler olabilir...
şimdi filmin başında rahmetli olan rahip bi şekilde geri gelir ve kızın ruhuna girer o kız yoluyla da gerçek incili aktarmayı düşünmektedir. madem öle niçin garip, korkunç bir ses ve görünümle bunu yapmaya çalışmaktadır. insanlara güleryüzlü ve sevecen bi şekilde yaklaşsa derdini daha kolay anlatamayacak mıdır ? insan filmi seyrederken kızın ruhunu şeytanın ele geçirdiğini zannediyo.kısaca şeytanla rahip özdeşleşmiş gibi bişey...
|