son dönemde sinema dili açısından
atonement ile birlikte gerçekten de önemli işler başaran bir diğer film.
atonement'ta hasta olduğum hadise, atmosferin olağanüstü bir hayalgücüyle verilmesiydi. dönme dolaplı o savaş sahnesinde (izleyenler hatırlar) ve özellikle de orada devreye giren müzikle, ikinci dünya savaşının acısına dahil olabilmiştim. öyle ki, filmin finalinde yaşlı kadının açıklamalarını dinlerken ağzım açık kalmıştı. bu olağanüstü bir yaratıcılıktı sinema açısından.
fantastik bir dünya kurmak aslında çok zordur. zira elinizdeki malzeme sınırsızdır. önemli olan, onları doğru anlamlandırabilmektir. bu açıdan, fazla abartıya kaçmadan ve gerçek dünyanın sembollerini (sentaks diyelim) de gözden kaçırmayarak fantastik bir dünya kurmak, oldukça gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. aksi takdirde aşırı hayalcilikle suçlanabilirsiniz ve kimse de anlayamaz. bu nedenle fantastik hikayelerde göndermeler bariz önemlidir.
stardust'ta, neresinden başlayacağımı bilemediğim kadar çok gerçekçilik mevcut. bir kere çok temel bir problemden yola çıkıyor: "biz yıldızları gördüğümüz için mi insanız, yoksa insan olduğumuz için mi yıldızları görüyoruz" bütün evrenle girilebilecek bir empatiye kapı açıyor. üstelik, gökten düşen bir yıldızın çok güzel bir kadın suretinde verilmesi de oldukça basit ama etkileyici bir yaratıcılık. hele parladığı sahnelerde, fikre aşık oluyor insan... romanın yazarına buradan selam ederim.
her masalda olduğu gibi sonunda kaybedecek olan kötülüğün betimlemesi de oldukça güzel. cadı'nın evinden çıkarken "normalleşme" çabasının sunumu ve akabinde büyü kullandıkça tekrar "anormalliğe" doğru gidiyor olması kötülüğe oldukça güzel bir yaklaşım getiriyor. kötülüğün kendini civcivli göstermeye çalıştıkça ortaya çıkan çirkinliğine güzel bir gönderme diyebiliriz.
filmin bence en önemli hadiselerinden birisi de, çok ince bir mizah unsurunun katılmış olması. öyle ki, yer yer gülmekten yere yatırıyor. bu noktada captain shakespeare tiplemesine hayran olmamak elde değil. hele robert de niro'nun oyunculuğuna... fantastik film dünyasında çok sağlam bir yer edindiğini belirtmek isterim. en güzel tarafı da kendi iç çelişkilerinden rahatsızlık duymuyor olması. ilginç bir ikiyüzlülük...
romantik konulara gelince, her fantastik filmde olduğu kadar romantizm gerekliydi bu filme de. koskoca yüzüklerin efendisi'nde içimiz eriye eriye arwen'i izlemiştik. bu filmde de kitaptan öte bir romantiklik olduğu doğrudur. ancak aşk konusuna yaklaşımı ve yıldızımız'ın aşka getirdiği tanımlar açısından oldukça sağlam bir romantizm var denebilir.
kısacası, film olağanüstü güzellikte. yaratılan atmosferin içinde kayboluyor insan. izlenesi...