hastası olduğum ve 4 ayrı tip dizisi olan tv yapımı.
1.klasik seri(kirk,spock...)
2.yeni nesil(kel kaptanlı)
3.uzay istanyonu ds9
4.voyager
yeni nesil kesinlikle içlerinde en iyisidir 1989-1997 yılları arasında herkesi televizyon başına çekmiştir.
bu dizide ilginç olan kaptan kirk, mr.spock, doktor hede hödö varken gariban scotty elemanının bir hitabı bile olmadan "scotty bizi ışınla","scotty şunu getir", scotty aşağı scotty yukarı modunda helak olmasıdır. yazıktır, en azından adama rütbe verin, saygılı davranın, bişey yapın.
tgrt'de yayınlanan versiyonuyla genç kitleleri kendine bağımlı yapan olay dizi... bi de o dönemler reklam aralarında girdikleri mineflo reklamı da vardır ki artık ezbere dönüşmüştür kendisi:
minefloo binbir renkli döşeme
minefloo alev almaz hijyenik
mineefloo sevdim ben seniiiii
1960 larda hükümetin nasaya olan ödenek artırımına halkın tepki vermesini önlemek amacıyla oluşturulan , atılgan (enterprise) adlı uzay gemisi gemi ve mürettebatının başından geçenleri anlatan film ve dizi serisi. dizilerinin her birinin 7 sezon yayınlanmasıyla ünlüdür.
(bkz. star trek next generation)
(bkz. star trek voyager)
(bkz. star trek deep space 9)
(bkz. startrek enterprise)
tam olarak 1966-2005 arası yayınlanan 5 farklı seri diziye(original series, next generation, voyager, ds9, enterprise) ve 1979-2002 arasında 6 sı original series kadrosuyla, 4ü next generation kadrosuyla olmak üzere yayınlanan 10 filme sahip, kanımca gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu serisi olan dizi...
bu arada, serinin son filmi geliyor. orijinal serinin başlangıcını anlatacak olan film, akademide kaptan kirk le mr.spock un tanışmasını anlatacakmış... heyecanla bekliyoruz...
startrek enterprise kanımca en iyisiydi. burada kaptanımız picard karizmatik görünümlü hali ve ekibinin fantastik olması baya ilgi çekiciydi. android imiz data, un çuvalından çıkmış bir suratla arada bir musallat olup sinirimi bozuyordu ama baya fantastik özellikleri vardı. mesela, bir kelimeyi söyleyince anımsarken donup kalıyor, hatırlayınca aniden çalışan makina gibi titriyordu. ekipte bir klingon lu vardı, alnı ağaç dalı gibi kemiklerden oluşmuştu adamımızın.
dizideki bilimkurgu mantığı saçmalığa kaydırılmadan çok güzel işleniyordu. geminin madde-anti madde tepkimesiyle çalışması, bilimsel işlemler ve ameliyatlar için nanorobotların kullanılması gibi şu an için çok zor ama 200 sene sonra olması muhtemel olan teknolojiyi iyi kurguluyordu.
çekilmiş filmlerinden birinde, uzaya gönderilecek atılgan benzeri bir geminin yola çıkışında gövdesinde şampanya patlatılması, ve şampanyanın gemiye uzay boşluğunda ilerlerken üzerinde gotik bir yazıyla ''distilled at year 2245'' yazması aklımda kalan en çarpıcı ayrıntılardan biriydi. gemi ve şarap... hani her limanda bir sevgili de olsa tamam olacaktı.*
benim takip edebildiğim serilerde benzer bir tema vardır. karşılaşılan ırklar insanlara çok benzemekte ama bir yönleriyle de çok farklı davranmaktadırlar. insanlar bu farklı davranış karşısında bazen kendi erdemleriyle hesaplaşırlar, sınanırlar; bazen farklı ırka bir şeyler öğretir bazen de onlardan öğrenirler. özellike yeni nesilde (the next generation) insanlığın sınanması, öğrenmesi ve gelişmesi teması çok güçlüdür.
yine hemen her seride atılganın mürettabatına dahil ama insan olmayan bir karakter de vardır. spock, data, seven of nine bunlardandır. spock insanların mantıksızlığını anlamayan ve onlar gibi olmak istemeyen bir vulkanlı, data daha da fazla insan olmak isteyen bir android, seven of nine ise insanlar hakkında gayet çelişik duygulara sahip eski bir borg dronudur. diğer serileri bilemiyorum ancak bu karakterler insanlığa dışarıdan bir bakışı sağlarlar.
bugüne kadar bahsetmeye değer beş farklı serisi çekilmiştir. içlerinde en aşina olduklarımız kaptan kirk ve spock'lı orijinal seri (star trek: the original series) ile jean luc picard'lı ve data'lı yeni nesil (star trek: the next generation) olmalı. orjinal seri 1966-69 arasında 5 sezon çekildi. yeni nesil ise 1987-1994 arasında 7 sezon. ikisinin de yapımcısı star trek konseptinin babası gene roddenberry'dir. bazı açılardan farklılaşsalar da serilerin genel havasının bir bütünlük içinde olmasının bir sebebi budur. her iki seride de ana geminin adı enterprise'dır (atılgan).
benim açımdan star trek insanların sorunları üzerine çekilmiş bir uzay serisidir. warp drive adını verdikleri ışıktan hızlı giden motorlarıyla galaksinin öbür ucuna da gitseler, enterprise tayfası insanî değerler, bunların yarattığı çatışmalar, farklı kültürlere karşı olan önyargılarını ve bunların üstesinden gelmek için gösterdikleri çabayı hep yanlarında taşırlar. çekildikleri yıllar itibariyle iki seride ele alınan konuların, ortaya çıkan sorunlar ve bunlara getirilen çözümler açısından farklılık taşıdığını görmek mümkün. soğuk savaş yıllarında çekilen orjinal seride karşılıklı güç dengesine dayanan hassas durumlar işlenmiştir. açıktan bir savaş olmasa da her an patlayabilecek bir savaşın eşiğinde klingon ve romulanlar, federasyon ile birlikte galaksideki güç dengesinin unsurlarıdır.
benim favorim olan yeni nesil serisi ise daha ikinci sezonunda berlin duvarının yıkılışını görmüştü. tüm seri boyunca sürekli vurgulanan federasyonun birincil talimatı (prime directive), yabancı kültürlerin iç işleyişlerine karışılmaması ve kendi yasalarını uygulamalarına hiçbir şekilde engel olunmamasıdır. yasalar ne kadar garip, insanlığa aykırı ve anlamsız olursa olsun birincil ilke "karışma"dır. bu vurgu, picard'ın kişisel olarak farklı kültürleri anlama, kendi önyargılarını bir kenara koyup hak vermediği uygulamaları dahi kabullenebilme çabası ile tamamlanır. örneğin teğmen worf, (ki kendisi artık federasyonun müttefiki olan klingonlardandır) felç olduğunu öğrendiği zaman en yakın arkadaşı olarak gördüğü geminin ikinci kaptanı william riker'dan kendisini öldürmesi için yardımını istemişti. biz insanlar için kabul edilemez bir davranış olan bu intihar, klingon savaşçıları ise onurlu bir ölme yoluydu. william riker, kendisinden böyle bir şeyin istenmesinin verdiği kızgınlıkla kaptana danıştığında aldığı yanıt "kişisel olarak bunu kabullenemesem ve anlamsızca bulsam bile bir klingon olarak worf'un bu isteğini anlamaya çalışmalıyız." idi.
star trek serilerinde geçen ana gemilerin (ki voyager dışında hepsinin adı enterprise bu gemilerin) kaptanları şöyledir:
fragmanıyla adrenalin yaratan şaheser.
her ne kadar j j abrams hiçbir zaman star trek hayranı olmadım dese de, galiba güzel bir iş ortaya çıkacak.
(bkz: http://www.bakiniz.com/...)
yeni çekilecek versiyonunda mr. spock'a, heroes dizisinin karizmatik karakteri sylar'ı canlandıran zachary quinto can verecekmiş. ayrıca shaun of the dead filminde yardıran simon pegg, the bourne supremacy'de taşaklı kiralık katil/istihbaratçı tiplemesiyle beynimize kazınan karl urban da filmin bombalarından. eric bana ve winona ryder için zaten yorum yapmıyorum. hastasınız.
yeni çekilmiş halini bugün izlemiş olduğum harika ötesi film. gerek senaryosu gerek oyuncu kadrosu ve görsellikleri ile çılgına döneceğiniz bir film.. inanılmaz bir eser çıkmış ortaya, kesinlikle kaçırmayın..
gösterime girmesiyle birlikte sinema çekim divx'i torrent alemlerine düşmüş. şu haliyle indirenlerin aklına edeyim, ya gidin sinemada izleyin, ya da oturun hd-rip falan çıkmasını bekleyin ne bileyim.
yeni filminde heroes'taki sylar'ın oynadığı film. şimdi bu adamı gördüm ya izlenmez mi diyorum. elbette ki izlenir hem de daha bi aşkla diye cevap vermekten kendimi alamıyorum
2009 yapım star trek için denebilecek tek şey var:
yeniden tarih yazılmış...
filme gidin, ve bu dediğimi görün: yeniden tarih yazılmış... j j abrams'ın kozmik bir takıntısı var kesinlikle bunu görüyoruz film boyunca. lost'tan öğrendiğimiz zaman kavramının en son versiyonu bu. albert einstein'dan başlayıp stephen hawking'e kadar giden fizik deryasına tamamen bağlı ve sadık ve bu kozmik bilmin ışığında bu tarih yeniden yazılmış. şöyle anlatayım filmde başıma gelen hadise şu:
ben:s, sulu:s, kirk:k
b: warp speed ile karadelikten kurtulamazsınız
k: warp speed'e geçin
s: zaten warp speed'deyiz
işte bu kadar fiziğe uygun. sanıyorum ki j j abrams'nin sağlam bir fizik danışma kurulu var. ben popüler bilim kitaplarından öğrendiysem de bunu uygulamak için acaip bir birikim lazım. karadelikler, ışık hızı, paralel evrenler falan filan...
peki fiziğe uygun olan bu film geçmiş seriye de uygun mu bakalım?
şahsen entertainment weekly'nin kapağında şu yazıyı görünce şüpheye düştüm: not just for geeks anymore...
peki şüphelerimde ne kadar haklıydım... valla suratıma sağlam bir şamar yedim...
kesinlikle yapanyazanyöneten kadrosu önceki filmleri ve klasik seriyi hatmetmiş.
spock bildiğimiz spock, ve kirk bildiğimiz kirk (evet uhura ile bir duygusallık yok değil ama bu emin olun kitabına uygun ve bir trekkie'nin kesinlikle aklına yatacak şekilde). bu karakterlerin belli zamanlarda vereceği belli kararlar vardır ve zamanında ilk altı (ya da yedi, her neyse) filmi bir empati duygusuyla izlediyseniz spock ya da kirk'in hamlelerini tahmin edebilirsiniz. işte bu empati duygusu burada da yaşanıyor. spock da kirk de aslına sadık kalınarak yeniden yaratılmış...
peki ilk defa izleyecekseniz?
daha önce de yazıldığı çizildiği gibi: not just for geeks anymore...
bir yabancılık duygusu ya da bir devam filmi duygusu kesinlikle yaşamayacaksınız, sizi temin ederim.
hatta leonard nimoy'u yani eski spock'ı ilk defa görseniz bile bu bir rahatsızlık yaratmayacak. (bu arada kaçındığım bir şey: spoiler: spock'ın geri dönüşü kesinlikle çok iyi oturtulmuş, hani allahtan eski kirk yani william shatner kendisi için yazılacak herhangi bir rolü reddetmiş yoksa çok dandik bir şey ortaya çıkabilirdi)
ama mesela the wrath of khan'deki meşhuuur hilenin nasıl yapıldığını burada öğreneceksiniz ama bu bir geçiş bölümü olacak, ya da bones lakabının nasıl mccoy'a takıldığını pek umursamayacaksınız... bunlar bir kayıp ama zevk almaya bir engel değil.
kısacası şunu diyebilirim: rahat altı aydır bu filmin gösterim tarihini bekliyorum ve bu süreçte klingonca rüya bile gördüm (bu arada filmde hiç klingon göremedim bu da var), şu fasfakir halimle dünyanın parasını verip filmi sinemada izledim (daha da dvdrip'ini bekleyemezdim)... ve şu altı ayın her saniyesine ve bilet parasının her kuruşuna değerdi...
2009 yapımında kontrol panellerinin orjinaline kıyasla günümüze ayak uydurduğu film.(bkz: dokunmatik ekran).bu arada bir türk olarak gözlerimin turist ömer'i * )" onmousedown="return bkc('3434563','%21%3A+turist+%F6mer+uzay+yolunda+%21%3A+')">* aradığı film.scotty'nin yancısı ufaklık haricinde komedi unsuru pek yoktu.oysa ortam çok müsaitti.