standart adam dediğimiz karakter tam olarak karakterlerimizin, icraat ve anılarımızın toplamının, toplam sayımıza bölümü ile elde ettiğimiz sapmasız bir istatistik. ama sayısal değerden öte bir gerçeklik de yanı zamanda.
standart adam kavramını bebeklikten ele almak gereksiz olabilir. keza o bir türk hükümdarı tadında 2 yaşında kımız içip, 3 yaşında o kımızın müseccel üreticisi ata binmemiş, dahi bir avusturyalı velet gibi 4 yaşında piyanoyu komple yutup çıkarmamıştır.
yani genel olarak zaten kayda değmeyen bir adamın en özelliksiz dönemidir. standart adamı "detay"lar meydana getirir, özelliksiz ama yığınla ve herkeste olan. sıkıcı ama bizim olan şeyler falan.
bu arada özenle, neonlarla belirtmek isterim ki standart adam, aç sefil değildir, dolayısıyla ekonomisi de standarttır, buna göre karşılaştırılması, değerlendirilmesi gerekir.
standart adamı işbu sebepten çocukluk gençlik orta yaş ve yaşlılık altbaşlıklarında ele almakta fayda var.
standart adamın çocukluğu:
"istediği oyuncak eksi bir" ifadesi ile tanımlayabiliriz bu dönemi. mesela çocuk teknodrom ister, ama sadece ninja kaplumbağalar oyuncağına sahip olur.
yine standart adam hayalgücünü kendini eğlendirebilecek kadar kullanabilen ama asla dahi olamayacak kadar da kullanamayan bir çocuktur. parmak futbolu, halı üzerinde yaratılan hayali oyuncak araba pistleri ve/veya kronometreli saatle yapılan futbol müsabakaları (91-99 arası gol, 90 ve 00 direk) gibi oyunları yaratmış ve elbetteki annesi ile gittiği misafirliklerde halının üzerinde arkadaşlarıyla kaynaşmış, çayını, bisküvisini böreğini yine o motifli halıların üzerinde içmiş/yemiştir.
bisküviyi devamlı çaya banmaktan ilkokul üçe kadar çayın gerçek tadını öğrenememesi bu çocukluğun en keskin detaylarındandır. yoksa niye on şeker atsın ki çaya, bisküvisi* bitince?
standart adamın çocukluğundan gençliğine attığı adımları yüzünde çıkan tüylerle, mon ami pastel setinde artan renk sayısı ile ya da porno dergi arayışıyla falan değil de aslında çok basit bir şekilde idrak ederiz:
"bez kalem kutusundan, iki ya da üç katmandan oluşan fermuarlı kalem kutusuna geçiş".
bu adamın büyüme özeti budur. eğer adamımız bu geçiş sürecini başarı ile halletmişse leblebi tozunun yerini şişe kola, tahta çıtalı türk bayrağının yerini ortaokul ceketine takılan kağıt rozetler alacaktır. doğal seleksiyon sonucu üstün başarı ya da doğrudan başarısızlık gösterenler standart adam olma şanslarını yitirirler.
standart adam gençliğinin ilk bölümünü muhtelif sanatlardan uzak durarak, işte ne bileyim en fazla "iki dağ bir nehir, nehir kıyısında daima zorla 3. boyut görünümü kazandırılmaya çalışılmış ev resmi" çizerek geçirir.
hatta resimlerde güneş çizilmeyeceğini öğrendiği anda kendini yeterince aştığını dahi düşünebilir.
standart gencimiz, gençliğinin baharına geldiği an müzik kavramına daha yakın durmak ister, walkman satın alır. çocukken bmx bisiklet sahibi iseniz gençken de walkman alacaksınızdır. yani bu hac ibadeti gibi bir şeydir hayatta, imkanınız varsa yapmak farzdır. (şimdilerde walkman mi kaldı derseniz, onu da 90 doğumlular yazsın ulan)
pantalon askıları hatırlanmak istenmeyen bir geçmişte kalıp yerini kemere bırakmış, stabilo marka kaset çevirme kalemleri hayata dahil olmuştur.
artık vakit karşı cinse karşı başarısızlık tatma vaktidir ve bu konudaki en büyük yardımcınız üzeri boyanmaktan kalınlaşmış, kalorifer petekleridir. bir karşı cinsi kalorifer peteğinin yanına çağırmamış bir standart adam olamaz, olmamalıdır.
gençlik çağında babası ile ettiği kavgaları uzatmayan, hatta nadiren kavga eden adama standart adam deriz.
standart adamın en ilginç özelliklerinden biri zaten bir korkaktan açık ara daha cesur olsa da kolayca geri adım atabilmesidir şahsi beklentileri söz konusu olduğunda.
standart adam gençliğinin son döneminde hayatının şeklini hafiften kestirmeye başlamış ve bu sebeple beklentilerini optimuma çekmiştir. standart adamı bir loserdan ayıran en önemli fark standart adamın "vasat"tan pişman olmaması, vasatlığın onu daha da tüketmesine izin vermemesidir.
standart adamın yaşayışını kestirmenin diğer bir yolu (kalem kutusu testinden başka) öss tercih formuna göz atmak olabilir. hiçbir şeyde usta olamayacak her bünye gibi en iyi yolu seçmiş, getirileri dizip faydacı davranmıştır.
peki bu dönemde gencimizde rastladığımız detaylar nelerdir?
hava gitarı/davulu icra etmek, çok fazla radyo dinlemek, kesinlikle ve kesinlikle "şarjlı pil" kavramı, uçlardan uzak durma, kişisel gelişim kitapları, popüler olmayana -çok da sadık olmayan, kaypak- yönelimler diye uzar gider.
standart adam baskı görüp şeklini yitiren bir ucube değil, kendi kutusunun sınırlarının farkında olduğu için bu kabın şeklini almış mutlu bir akışkandır.
standart adam, kendini standardın hep biraz üzerinde gören kişidir. çok fazla yüksekte olmadığını itiraf edebilecek kadar alçakgönüllü, altta kalmayacak kadar da gururludur.
standart adamın san'at hayatındaki dönüm noktalarında ilki çift haneli yaşlara ulaşana kadar resimlerinde çizdiği mavi bulutların gerçekte var olmadığını kavradığı andır. bu uyanış kendi başına bir dürtü olabileceği gibi çevreden gelen bir uyarı(-ulan mavi bulut olur mu hiç?) da olabilir. çocuk o andan sonra mavi gökyüzü fonunun üstüne beyaz pastelle bulutlar yapmaya başlar. işte tam bu noktada standart adam, küçük bir evrim basamağı daha keşfeder. beyaz pastelle bulut yapmak yerine mavi gökyüzünü oluştururken yer yer bıraktığı boşluklarla, beyaz resim kağıdını kullanarak bembeyaz sevgi dolu bulutçuklar yapar. artık mutludur.
bu adamın san'at hayatındaki dönüm noktalarında bir diğeri, hayatındaki tek çalınabilir enstruman olan blok flütü, artık okul şarkıları dışında kullanmak istediği döneme denk gelir. ergen standart adam bu enstrumanın çocuksuluğu ve amatörlüğünden kurtululmak için, blu çağının ego tatmin sorunu gereği bir yöntem keşfeder: blok flütü yan çevirir ve yan flüt gibi tutar. elde edilen görüntü sanatkâr bir ruhun çukur ayna odağından yansımasıdır. o artık bambaşkadır. 80 yıllarda çocuk olanlar için* bu metamorfoza %100 ilik uyumundaki şarkı da süper baba isimli dizinin soundtracki olmuştur. blok flütüyle süper baba çalmamış bir adam standart adam sayılmaz.
standart adamın yaşam programı, veya yolu da üç aşağı beş yukarı belirgindir. okulda okur, mezun olur veya başka türlü bir meslek kazanır.
bu meslek kazanma süresi yaklaşık 22 ila 25 yaşları arasına tekabül eder. buna göre 23 ile 26 yaşları arasında askere gider. "he is in army now" veya daha gral bir bünye ise "he is in soldier now" şeklinde tişörtler edinir. askerlik anıları daha sonra hayatının merkezine oturacaktır standart adamın.
askerlik bittikten sonra sıra iyi, sevdiği bir eş'ten ziyade "hayırlı bir eş" edinmeye gelmiştir. bu noktadan sonra her şey hayırlısıdır. ev-iş-ev ekseninde yürümeye başlayan günlük hayat, yemek pişerken bir yandan salata yapmayla devam eder. televizyon bu dönemlerde önemini arttırmaya başlayacaktır.
bir çiftin ne kadar süredir evli olduğunu evdeki televizyonun ekran boyutu ve kalitesinden çıkarmanız mümkündür. ilk başlarda yapıcak hiç bir şey kalmazsa diye alınan küçük televizyon kendini daha büyük ve en nihayetinde devasa bir televizyona bırakacaktır. bu evrimin en son basamağı evin her tarafının televizyon haline gelmesidir. salon, mutfak, yatak odası. televizyon her yerde.
standart adamın bariz mutlulukları kanaatimce yoktur. ancak mevcut duruma uyum sağlayarak mutlu olmayı öğrenir. standart adam ailesinden veya çevresinden gelen direktifler ile "potansiyel bir baba" olarak yetiştirilmiştir. birinci vazifesi soyunu devam ettirmek ve ailesine bir torun vermektir.
standart adam ne yapacağını bilen bir insandır. ileriyi görebilir vaadlerde bulunabilir, mümkün mertebe cesurdur aslında. standart adam mutluluğun sırrına sahip değildir. ancak kendi kendisine "küçük veya büyük" mutluluk üretebilme kapasitesine sahiptir. standart adam aslında güçlüdür.
standart adamın gençliğinde üniversite hayatı gözleme değer bir yer tutar. keza standart adam kavramını sırat köprüsünde kafakopter yapmak olarak betimlersek, cehenneme düşenler en çok bu dönemde göze çarpacaktır.
standart adam kavramı sadece çıkışı olan bir sığınaktır, standart adam olarak başlamadığınız hayatta sonradan kaybederek vasatı yakalarsanız loser, sonradan kazanarak vasata çıkabilirseniz aşağılık kompleksi sahibi olabilirsiniz. yani eskinin goldenboyundan bugünün halı sahada kaleye geçen adamını yaratamazsınız. lakin tersi pek mümkündür, kazanarak ya da çok kaybederek standart başladığınız hayatınızı uçlarda bitirebilirsiniz.
standart adam x eksenine paralel y'si sabit bir çizgide ceyaln gibi seker sanılsın istemem. standart adam elbette gelişim gösterecektir. ama bu gelişim ivmesiz ve dalgalanmalardan uzak olacaktır. standart adamlar üniversite hayatlarını eziklikten uzak ama çok da popüler olmadan tamamlayarak en huzurlu dönemlerini yaşarlar.
bu dönemde ev sahibi olmayı başarabilmiş standart adamın detayları şu şekildedir.
5-10 arasında değişen, rockwell sertliği ile 50 civarında sağlamlıkta, arkadaşlar, 1-2 dost, bolca içki, eve girerken posta kutusundaki faturalarda adının yazdığını görmenin gururu, apartman kapısındaki kilide anahtarın ters mi düz mü sokulduğunu hala öğrenememiş olmanın verdiği eziklik, tütsü ve tütsü ve tütsü her yer tütsü ve şarap şişesi, gidilen konserlere ait bileklikler, biletler, liv tyler ve iştirakçileri posterleri, çokça müzik edevatı, apartman yöneticisine posta koyduğunu hayal etmekle geçen nadir "eve kız atmalar".
standart adamın evlilik öncesi duygusal hayatı da belirgin sınırlar içerisindedir. gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirmez. kendisini ortamların yılanı gibi gösterse bile aslında iş icraata vurulduğunda pek parlak sonuçlar yoktur. standart adamın ilişkileri minimum 6 ay sürer.
standart adam genellikle kız arkadaşı veya partnerinden memnun değildir. gözü daima daha yüksektedir, daha önce belirtilmiş sebeplerden ötürü yeterli cesarete sahip değildir. kapalı bir ruh olduğu için her reddediliş onun için bir aşk acısı anlamına gelecektir. bundan dolayı sınırlarını daima belli çerçevelerde tutar. ilişki kurmak istediği kişilere dolaylı yollardan yaklaşır öncelikle, entel ayağından bunalım edebiyatına kadar geniş bir yelpaze içine girebiliceği gibi, partner adayının ilgi duyduğu konularda yaptığı küçük araştırmalardan elde ettiği verileri de kullanabilir.
standart adamın bütün partnerlerinin adı "aşkım" dır. standart adamın aşkım demesi için aşık olmaya ihtiyacı yoktur. kolay aşık olabilir ve kolay unutabilir, medyaya lanse ettiğinin aksine o kadar önemsemez. dirençlidir ve hayatın akışı karşısında ayakta durabilir. standart adam kendisini belirgin kalıpların içine sıkıştırdığı gibi partnerlerini de belirgin kalıplarda görmeye eğilimlidir. "çıkılacak kız, sikilecek kız, evlenilecek kız, hiç bi bok yapılmayacak kız" şeklinde. ancak şöyle bir gerçek vardır ki standart adam sahiplenicidir. ilişkisi olduğu her kişinin ona bağlı olmasını arzular. kendisi umursamasa bile umursanma ihtiyacı içerisindedir.
standart adam, standart olmayan gariplere bazen zarar verebilir.
space dye vest'te room with a view filminden güzel bir alıntı vardır.
"
but he's the sort who can't know anyone intimately, least of all a woman. he doesn't know what a woman is. he wants you for a possession, something to look at like a painting or an ivory box. something to own and to display. he doesn't want you to be real, or to think or to live. he doesn't love you, but i love you. i want you to have your own thoughts and ideas and feelings, even when i hold you in my arms. it's our last chance. it's our last chance...
"
bazen toplum veya şartlar standart adamlığa iter insanı..herşey gayet güzelken o çıldırtıcı an gelir belki saydam bardağın ortaya çıkıpta taştığı an..bırakır işi gücü herşeyi çeker gider..alakasız saçma bir yere guatemalaya mesela ya da yazmaya verir kendini.. ya da kaybolmuş bir benliğini aramaya hassas dengelerdir bunlar.. böyle durumlarda arkada kalanlar yazık yazık şeklinde bakıp..allah kimseyi standarttan şaşırtmasın derler..
standart adamın yaşlılığı gençliğine nazaran daha da monoton lakin daha huzurludur. bir sıfır olsun bizim olsun şiarıyla yaşadığı hayatı ona, eş, çocuk ve torun kazandırmış, risk almadığı iş yaşamı torunlarına gönül rahatlığıyla devrin en yüksek banknotunu bayram harçlığı olarak verebilmesini sağlamıştır.
standart adamın evliliği ilk yirmi yılı devirdiği andan itibaren taraflardan biri vefat edene kadar sürecek bir anlaşma halini alır; bu yönüyle katolik tıynetli insanlardır standart adamlar.
bu yaş ile ilgili bazı detayları vermek gerekirse:
sayısal loto, beş artı bilmem kaç gibi şans oyunu kuponları, göbeğe kadar çekilmiş pantalon, beldeki muhafazasına yerleştirilmiş eski model bir cep telefonu, beyaz saçlar, tercihen akşam gazetesi, yüzlerce anahtar barındıran anahtarlık ve mendil...
standart adam ille de bir reyi olmayan adamdır. yani taraf tutmaz demiyorum, taraf tutar ama taraf olduğu için değil standartlar öyle icap ettirdiği için taraf tutar. standart insan mesela orta yolun yolcusu olamaz, olamaz çünki yolu daima ortalayabilmek için standartların çok üstünde olmak gerekir.
mesela çok farklı da olabilir standart insan, maceraperest, küfürbaz, kavgacı, dangalak da olabilir ama ne olursa olsun standartlarına uygundur. bir yeşilçam karakteri gibidir yani,sevinmesi, sinirlenmesi, üzülmesi, ezilmesi hep standartlarla belirlenmiştir, kabızsa yüzünü ekşitir.
hayatını çan eğrisine göre düzenleyen, bunu da hiç çaba sarfetmeden yapan standart insan her işinde sabittir. iyi bir adamsa iyi adam standartlarına uyar, şerefsizse şerefsiz standartlarına. serseriliği belli bir standarta bağlamanın güçlüğündendir standart adamlardan pek serseri çıkmaz, ekseri beyefendi adamlardır. aslında hayata bir adım önde başlar standart insan, denenmişleri kabul eder, standart üstü insansa bir çok şeyi tekrar tecrübe ederek kazık yer durur hayatta. standart insan ofsayta düşmekten en çok korkandır.
hayallerinde her daim bir roman yazmak vardır. ömrü hayatını paso geyik muhabbetleri ile geçirmesinden kelli resim yapmak ya da enstruman çalmak (akdeniz akşamları tarzı gitaristik hareketler hariç) gibi zaman ve yüksek sabır isteyen şeyleri yapamadığı ve okuma yazmayı da bildiği için roman yazmak ister. kafasında her daim çok şey yaşadığını ve gördüğünü tahayyül eder bir yerde de haklıdır, sonuçta "görebildiğiniz" en uzak yer sizin için en uzak yerdir. kafasını yastığına koyduğu zaman platonik aşkını düşünmeyi derinliklerde kaybolmak olarak algılar ve bundan sağlam roman çıkar diye düşünür.
am göt muhabbetlerinin düşüklüğünün farkındadır bunlardan hoşlanmaz ancak ciddi meselelerden de aman aman hazetmez. eğer ki kırk yılın başı ciddi bir mesele konuşuyorsanız geyiğe sarmaya çalışan ilk kişi muhtemelen standartlara uygun arkadaşımızdır.
çocukluğu bol bol incelenmiş durumda olan bu vatandaşımızın bir özelliğini de ben beyan etmek isterim. standart adam karate kursuna gitmişliği olan adamdır, ve karate kursu diye gittiği yerin esasında tekvando kursu olduğunu öğrendiği gün kişisel gelişiminde büyük bir adım atmış demektir. kursun üçüncü gününde mahallenin/okulun kabadayısını pataklamayı düşünmeye başlamıştır her kuşak atlayışında hedefe bir adım daha yaklaştığını düşünür. arkadaşından sarı kuşağını bağlamasını isterken burçile gibi nunçaka sallamayı hayal eder.
standart adamın annesi çocuğunu akşam ezanı okunurken eve çağıran , ders çalışmayıp fuzuli kitap okuyosan ışığı söndür diyendir. baskıcı değildir ama standartları korumak ister çünkü o da standart bir annedir tıpkı babanın da bir standart baba olması gibi.
güzeldir standart adam. iyi aile babası olur aç kalmaz hatta doyar da. başkaaa, başka da pek bi boku yoktur açıkçası.
çocukluğunda mahalle maçı yaparken '' çalım yok! çalım yok! tek pas oynayın! '' diye bağıran, diğer arkadaşlarını azarlayan adamdır. ronaldinho, sekiz kişiyi çalımlayarak gol atınca '' gool '' diye bağırır ama. olsun yine iyi adamdır.