bir psikoloji öğrencisinin staj deneyimi, öğrencide
görünmez olduğunu zannetmeyesebebiyet verebilir kanımca. şöyle ki:
sevgili öğrencimiz içindeki merak ve salak sevinçle staj yapmaya çok heveslidir zaten. bir hastanenin psikiyatri servisinde staj yapmak bulunmaz bir fırsat olur ellebte ki. hele ki ilk staj yeri affektif bozukluklar servisi gibi ciddi bir yerse. kapılar sürekli kilitlenir, hastalar dışarıya rahatça çıkamazlar vs.
tam bu noktada başka bir yanılgı da öğrencinin kendini
the others filminde gibi hissetmedsi olabilir. ( izleyenler bilir, filmde de anne kişi sürekli tüm kapıları kitlitli tutardı) bu gereksiz ayrıntıyı da verdikten sonra dönelim konuya.
genellikle ünv. ya da devlet hastanelerindeki staj işleri şöyle yürür: sorumlu psikiyatrist haftanın belli günleri polikliniğe gider, kontrole gelen hastaları da görürür. her defasında da bir öğrenciyi yanında götürür ki çocuk şöyle gerçek bir vak'a ile tanışsın di mi ama?
odada doktar masanın önünde siz de mümkün olan en kenar köşe yerde oturursunuz sabit biçimde. psikiyatrist hastalarla görüşür, klasik sorularını sorar, notlarını alır. siz de gariban bir psikolog adayı olarak öyle durusunuz. bazen içeri hasta girince şöyle bi kafa hareketi ya da hafif bir gülümsemeyle selamlaşılabilir arzuya göre. ki bu genelde, öğrencimizin iyiyce kendini yok gibi hssettiği noktada
ben de burdayım heeey! mesajı veren bir atak olarak yorumlanabilir. biraz can sıkıcı bir durumdur. herkes
sen de nerden düştün buraya yahuhavasına girer bazen. sonra insan düşünür gerçekten yahu yaz günü ne işim var burada? diye...