|
|
- çocukluğumuzu yiyen bitiren bir fenomendi..
son günlerde moda olmuş 80'lerde çocuk olmak konsepti içine dahil edebiliriz herhalde, son anda kıl payı yakalasa da..
çoğu zaman okullarında yanındaki kırtasiyelerde beşerli ya da onarlı paketler içinde satılırdı..sanki çok matah şeyler ya, bir de bol şekerli, patlayınca oraya buraya yapışan yavşak bir sakız çıkardı içinden..bu o yaşlarda bile anca avuç içimizi dolduran kartları alır, mühim bir iş yaparcasına sıralar (taktik yapanları da var bu sıralamada) ve karşımıza geçip de bizlerle oynayacak arkadaşlarımızı beklerdik..
garip bir heyecan, garip bir stress kaplardı oyun başladığında..
kartlar üzerinde o zamanın türkiye liginde oynayan futbolcular falan vardı..kartların önü o futbolcu hangi takımdan ise o takımın renkleri ile döşenmiş olurdu..arkası ise sabit bir desen..
kartlar üzerinde yine yanlış hatırlamıyorsam, o futbocuya ait bazı bilgiler bulunurdur; bunlar boy, kilo, atak, defans diye ya dört, ya da beş tane özellikti..
hangi futbolcunun neyi baba ise onla iş yapardı o kart..birimiz birşey söyler, diğeri ise söylediği özellik yanında yazan 100 üzerinden verilmiş rakamı okurdu..kiminki yüksek ise rakibinin kartını alırdı..kazanan bir daha sorardı..
a: boy?
b: 1,82!
a: ha ha! 1,88..
b: hakan şükür mü yine o??!
a: tabiki de oğlummmm!
böyle kritik adamlar vardı mesela, direk onlar gelince söylenmesi gereken keskin özellikleri olurdu..örnekteki hakan şükür gibi..yıllardan beri futbolundan çok uzun boyu ve şaban suratı ile ün yapardı..bir de gel görün, bu sporcu kartı oyunlarında işe yarardı..
türkiye'nin 90'lı yıllarında durum böyle idi..öyle amerikan kültüründe olduğu gibi renkli, parlak beyzbolcu-basketbolcu kartlarımız olmamıştı..bunlar direk 3. kalite karton bozması kağıtlara yapılmış, yanında bir de boktan bir sakız ile satılan kartlardı..onlarla büyüdük, onlarla kumar heyecanını tattık, onlarla yaşadık resmen..
bu devirden sonra bir magic the gathering hadisesi çıktı ama onun hiç mi hiç sportif yanı yoktu..böyle başka bir alemden kopup gelmişti o olay..
- "kepmek" fiilini hayatıma katan oyunun kartlarıydı; "oyun sonrasında birinin kartlarını kazanmak" anlamına gelirdi bu eylem.
futbolcu kartı demek daha doğru olur zannımca bu kartlara, çünkü futboldan başka hiçbir sporsal faaliyetle uğraşan abilerin kartlarına denk gelmemiştim ben. saçlı-sakallı bi uğur tütüneker* portresi vardı ki, hala dün gibi aklımdadır.(finch, 08.09.2006 14:54 ~ 14:54)
- bu oyun kartları dünyanın en ağır kolpasını bünyesinden çıkarmış, k.çına şaplak atmak suretiyle ilk gözyaşını döktürmüştür.
"ayarlamak"...
evet, ayarlamak.
bazı çocuklar vardı, hitler'in bıyık bıraktığı nahiyede kurumuş sümük sahibi, kısa saçlı ve kesinkes kafalarının belli ufak bölgelerinde saç çıkmayan garip çocuklar.
bir sürü kart vardı, tomar, deste deste.
işte bu iki kavram yanyana geldiğinde bir cumartesi günü, akşamüstü vaktinde, bir okul bahçesinde, bir kumar müsabakası için; "ayarlamak" lafı peydah oluverirdi.
şahıslar ellerindeki deste deste kartı ayarlarlardı. bu onları başarıya sevkedecek diye inanırlardı.
çocukluğumun belli bir evresini, karşındakinin kartlarını görmeden alttan üç kartı üste, üstten beş kartı ortaya sokmakla başarıya ulaşmanın tesadüften öte gidemeyeceğini açıklamakla geçirdim.
yalan lan yalan, ne geçireceğim öyle, ben de ayarlamaya çalıştım bile bile.
bazen denyonun birinin şansı 2-3 kere yaver gider, o en iyi ayarlayan adam olurdu. mahalle çocukları bu elemana 3-4 kart karşılığında destelerini ayarlatırdı. hatta bazen oyunun bazı evrelerinde ayarlamak için süre istenir oyun durdurulurdu.
hey allah'ım. sporcu kartı işte, aynısı gelirse kaparım kartını, budur özeti.
- (bkz: takımına mı sayısına mı)
(finch, 12.03.2007 22:27)
- ele mi yere mi repliğini beyinlere kazıyan kartlar. en çok halilagiç ve sellami'yi severdim.
- ilkokul yıllarında bizi bizden alan,tenefüslerin vazgeçilmez aracıdırlar kendileri.çocukların uğruna bir ekmek az alıp bir paket sporcu kartı aldığı sonrada evde azar işittiği kartlardır.büyük bir iştahla oynanırken bi süre sonra okulun bahçesinde kapış yapılan kartlardır.
(bkz: alttan çekmek)
farklı bir versiyonu için
(bkz: taso)(marv, 06.04.2007 02:23 ~ 02:50)
- küçükken her çocuğun en az bir kez biriktirdiği 5bin liraya satılan kartlar. kutu şeklinde olurdu. bir de bunların içinden yapışkan* çıkardı. çocukların aralarında aşşağı yukarı aynı diyaloglar geçerdi.
a- olm benim albüme az kaldı mutluyu da buldum mu tamamdır alıcam futbol topunu
b- şşt ünal çıkmıyo bana yaa ünal la högh ü deişelim mi
a- olmaz bana lazım iki sıra tamamlıcam biriyle forma alcam biriyle top
a- rıdvan bi de bülent ?
b- ı ıhhh olmaz
a- yanında da hami ?
b- bi de selamiyi isterim
a- tamam oldu ver
b- al. beşerlik oynayalım mı
a- olmaz bebe misin en az 10 arlık oynarım ben.
b- tamam ben birim ama. tamam oyna
a- ismine mi numarasına mı ?
b- numarasına.
a- son rakama oynuyoz tamam mı
b- tamam olur
a- kazandım bitti elin.
b- bi daha oynicaz dur bu sefer 20 lik ismine
a- olmaz eve gitcem ezan okundu annem beklio
b- banane olm mızıkcılık yapma yok öyle kazanıp gitmek
a- gitçem ben (bunu dedikten sonra eve kaçılır arkadan köööktüüm kööötüüüm* diye bağrılır nanik yapılır.)
b- sen yarın çıkmıcan mı sokaaa görüşüüz o zaman.
şöyle bir hatırlıyorumda ne günlerdi o günler yepyeni cillop gibi 1996 ajandası vermiştim trabzonsporlu ünal a. çok zor çıkıyordu ve hiç oynayamayan bir çocuğa çıkmıştı şans bu ya. mahallede bir kız vardı kökülünce hep ağlardı annesi gelirdi "verin kızımın kartlarını" derdi alıp giderdi. sonra yarın kız yine gelirdi. köktükleri onda kalır kökülünce annesi gelir kartlarını alır giderdi. yani her halukarda kazanırdı. ilk futbol topu olan 4 lü çıkartmayı tamamladığımda kırtasiyeci hayrullah amca kırtasiyenin camına yapıştırmıştı topum gelene kadar. çünkü herkesin dilinde dedikodu vardı
- çok güzel nan* ben tamamlıcam alcam topu
- nah alırsın naaaaah
- olm onlar bi tanesini eksik koyuyolar çıkmıyo hiç bak ünal varmı hiç kimsede diğerlerinden sürüyle çıkıyo ama ünal yok.
hayrullah abi kart almaya gelen çocuklara benim ilgisi olsun olmasın bizim eve gelen tüm akrabalarıma gösterip bulursanız getirin diyerek tamamladığım albümümü almış camına yapıştırmış bakın şu çocuk benden aldı bir hafta geçmeden tamamladı diyerek hava atıyor kendine müşteri çekiyordu. futbol topumu ise ha bugün gelecek ha yarın gelecek diye erteliyordu. maksat top gelince albüm gidecek söylentiler yine ortaya çıkacaktı. nihayet top geldi. çile bitti. mahallede karttan futbol topu kazanan bir kahramandım artık. herkes zile basar bu kartlardan oynamaya çağırırdı çokta iyi oynardım ufaktan hile çalışırdım evde çok hızlı alttan kart çekerdim kimsenin ruhu duymazdı. beni yenenler olurdu arada şansa
- nan* ben dün x i üktüm çok feci hemde
- hadi nan* yalan söyleme
- valla bak işte kartları burda (o kartlardan herkeste tonlarca var nasıl bir ispat şekli ise çocuk aklı işte)
hala o kartların ayrı bir yeri vardır bende. bir yerde oynayan görsem utanmam ağlarım o derece. ama artık cafelerde getea* oynamaktan sokakta beş taş, dokuz aylık, alman kale, taso, kart oynayan çocuk kaldı mı ki?(dna, 06.04.2007 03:28 ~ 03:30)
- (bkz: itü sözlük yazarları oyun kartları)
|