|
|
- son dönemlerde göze çarpan, ne siyaset ne de spor klübü taraftarlığı mantığına uygun olan, genellikle klüplerin futbol taraftarları arasında yaygınlaşan durum.
herhangi bir futbol klübü taraftarları, o ülkede yaşayan her dinden, her dilden, her cinsiyetten, her ırktan,her kültürden ve her sosyal sınıftan insanlardan oluşur. bu anlamda taraftarlığın birleştirici bir yönü olduğu düşünülebilir. ancak bu farklılık, kişilerin olaylara bakış açılarında da farklılıklar yaratır doğal olarak. örneğin, ben bir taraftar olarak, gündemdeki sorunun çözümünün savaş olduğuna inanmıyorum. tuttuğum takım taraftarlarının genel iradesi olarak yansıtılan durumu kabul etmek zorunda mıyım? bu nedenle, tuttuğum takımın taraftarı sayılmayacak mıyım? futbol klüplerinin bu durumlarda yaptırım uygulamaları konusunda bir mevzuat mı var? elbette ki yok..altı üstü bir futbol klübünün taraftarı olmamla, yaşamımı asıl belirleyen unsurlara ilişkin bu yaşıma kadar binbir çabayla geliştirdiğim bakış açımı değiştirmek zorunda mıyım? bir klübün taraftarı oldum diye, olaylara karşı bakışımı belirlemek hakkını nerden alıyor bu insanlar?böyle bir hak var mıdır?
siyasal tepkiler geliştirmek, stratejiler geliştirmek ne futbol klüplerinin işlevleri arasındadır, ne de taraftarlığın mantığıyla örtüşmektedir. siyasal iradelerin yansıtılacağı pekçok siyasi platform zaten mevcut..bu platformların işlevleri bu çünkü..buralarda din, dil, cinsiyet, ırk, kültür ve osyal sınıf farklılıklarından kaynaklı farklı bakış açıları konusundaki çelişkiler de yaşanmaz üstelik..su akıp yatağını bulmuştur oralarda..eğer siyaset konusunda ya da daha basit ele alalım, herhangi bir duruma tepkigöstermek konusunda yalnız ve yalnızca futbol taraftar kitlesinin arasında olmak gibi bir seçim, ne kadar sığ ve temelsiz bir irade gösterimidir.bunun anlamı,karanlıkta kurşun sıkmaktır, sesin sahibinin sen olduğunu belli etmekten korkarak konuşmaktır. kolaycılıktır açıkçası..
yok, eğer tek tek kişiler bazında gerekli platformlarda da mücadele yürütülüyorsa, bir sürü çelişki taşıyan bu yönteme neden dahil oluyorsun ki?
futbol takımı taraftarlarının siyasallaşması, başka bir şeye hizmet etmesi şöyle dursun, futbolun asıl işlevinin de yitirilmesine neden olur ancak..
edit: yapılan yorumlar üzerine burada önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek zorunluluğu hissettim..futbol klüplerinin başka ülkelerde görülen siyasallaşma durumu, o ülke klüpleri arasındaki siyasallaşmadır. şehirlere ait olan klübün o şehirse yaşayan taraftarlarının, o şehrin sosyo-ekonomik, kültürel v.b. özelliklerinden kaynaklı olarak, bir siyasal bakışa daha eğilimli görülebilir. bu eğilimler siyasallaşabilir ama ülke dış siyasetini, üstelik savaş konusunda bir stratejiyi belirlememektedir yine de..genel bir ortak payda oluşturmaları ve genel bir bakış açısı geliştirmeleri mümkündür. yukarıdaki giride incelenen durum ise; bir ülkenin klüpleri arasında değil, tüm klüplerinin taraftarlarının siyasallaşmasıdır.
- sonuca ulaşmış başarılı bir uygulaması için; (bkz: barcelonismo)
(baschar, 02.11.2007 03:57 ~ 04:03)
- ülkedeki hakim sosyal aktivitelerden birisinin (burada yazar futbola sesleniyor) ülkedeki diğer çok konuşulan hadiselerden birisine (burada da siyaset) bulaşmasıdır.
çok uzunca bir şeyler anlatmak abesle iştigal olacak kanısındayım, ancak belirtmek gerekir ki, "hepimiz hrant'ız" ifadesi kitlelerden önce, futbol taraftarlarının dilinde türemiş bir tezahurat tarzıydı. "hepimiz zenci'yiz" ifadesi, eto'o ve pascal nouma için kullanılmıştı. aslında bu durum o kadar ironik ki, futbol aktivitesi, gündelik yaşamamızı oldukça fazla etkiliyor ve çok önemli mevzularda bile futboldan güç alabiliyoruz.
taraftar gruplarının kendi içlerindeki "fedakarlık esaslı" oluşumları ve özellikle de "ölüm" gibi güçlü ögelere verdikleri referanslar (korkutamaz bizleri musalla taşı...) ile görünen o ki, ülkedeki en "sağlam" örgütlerin başında da bu taraftar grupları geliyor. örgüt denilen şeyin, kimlik gibi bireye yapıştığını düşünürsek de, kimliğin bireyi etkilemesi yanında bireyin de kimliği etkilemesi düşünülmelidir.
işte tam da bu noktada, bireyler ne kadar politize olurlarsa, kimlikler de o kadar politize olmaya meyleder. üstelik böylesi güçlü gruplarda birbirini etkileme ağı daha gelişmiştir. yani grupta önemli güç dengelerine sahip olan birisi ya da birileri politize olmuşluğunu gruba aktarmaya başladığında, hiyerarşik olarak aşağıda olanların bundan etkilenmemesi neredeyse imkansızdır.
demem o ki, taraftar oldukları için siyasallaşmıyorlar da sanki ülke giderek siyasallaştığı için, taraftarlar da siyasallaşıyor. çarşı'da yer alan pek çok tanıdığımın, kişisel anlamda bireyliklerinin bittiği noktada en yakın çemberde çarşı'yı koyduklarını görüyorum. bu da demek oluyor ki, siyasal düşüncelerini ilk planda oraya taşıyacaklardır. 1970'lerde görülen marksist fraksiyonların en önemli amaçlarından birisi de buydu zaten, fraksiyon demek öncelikle bir çember demektir ve insanların bireysel düşüncelerini oraya taşımak demektir.
belki taraftar grubu bu amacı gütmüyor ama bunun etkilerinden kaçınması da neredeyse imkansız gibi. üstelik türkiye'de bu duruma prim gösteriliyor ve gazetelerde manşet bile olabiliyorlar. böyle bir eyleme katılmış olmanın verdiği kişisel haz da tabi yadsınamaz. o nedenle futbol belki de ülkedeki havayı anlayabilmek adına en güzel alanlardan birisi. zeki demirkubuz'un, tanıl bora'nın futbolla ilişkilerinin onlara entelektüel bir fayda sağladığı da aşikar.
(bkz: makale yazarken başlığı görüp giri girmek)(şiirbaz, 02.11.2007 04:16 ~ 05:45)
- ikisi de sabun köpüğü gibi sallabaş tırt konular olduğundan mıdır nedir yoksam fanatizm rüzgarının o yeri doldurulamaz bir gruba aidiyet hissiyatından mıdır anlayamadım ancak, toplumun harbiden de giderek daha bir benimsediği durumdur bu. iyi veya kötü olduğu zaten tartışılagelse bile sözkonusu eğilim içindeki insanlara laf anlatmak durumunda kalmak bile başlı başlına bir meseleyken varacağı nokta kestirilemez. çünkü zaten insanoğlu her boku doğru olduğuna inandığı şeyi yaptığı için yiyor, bu da tartışılamaz. asıl problem de kanımca bu "doğru yapmak" ve fikir esnekliği olgularından bir mozaik yaratma düşüncesi içinde olmayan daha ziyade kendi inandığı bir takım doğruları evrensel genel-geçer doğrular haline getiren ve bunu dışavuran yapıdır. kendidir.
- yalnızca türkiye sınırları dahilindeki örneklere değil, diğer ülkelerdeki örneklere de bakılırsa temeli oldukça derin olan, ve varlığına bu kadar şaşırılmaması gereken durum.
(bkz: celtic fc)*
(bkz: glasgow rangers)*
(bkz: boca juniors)
(bkz: river plate)
(bkz: fc barcelona)
(bkz: real madrid)
bu takımlar arasındaki ezeli rekabetin temeli incelenirse, siyasetin ve siyasi geçmişin toplum üzerindeki etkisinin, o topluma dahil olan futbol taraftarları arasında kendisini nasıl gösterdiği açıkça görülebilir.
|