manisa taraflarından iç anadolu soğuğunun tadına bakmak için kayseri'ye kadar gelmiş ama yılmamış yazar. üniversite hayatının son demlerinde başarılar diliyorum kendisine. hoşsohbet bir kişi olduğu fikrine hemen varılabilir.
bir aralar hem eskişehir'i hem de ankara'yı görmesini dilerim.
şanssızlıkta bana rakip olabilecek yazar. gece gece tüm hayat enerrjimi yok etti desem yeridir, su an lanet olsun bu adaletsiz hayata dye nidalar atasım gelmiyor değil. ve fekat hoş sohbet insan, seviyeli, konuskan ozaman ben sohbet güzeldi, misafir perverliğini sevdim, gözlemleri yerindeydi diyor ve kendisine 9 puan veriyorum.
benim izmirlilerle ilgili bir saptamamı (ki kesinlikle bir art niyet yok) onları düşman bellediğim sonucuna bağlayan, benimse onun (bkz: @3454677) gibi gayet masum bir girisini aynı şekilde suçlamama zemin hazırlayan yazardır.
bir ara kendisinden gerekli işler üzerine özel bir ders talebim de olacaktır.
(bkz: tanım yapacağım derken tansu çiller olmak)
işbu entry boyunca spitzer kişi artık hızır olarak anılacaktır.
efendim hemen anlatıyorum küçük çaplı hikayemi. malumunuz fotoğraflarla ilgili alakalı bir insanım ben. amma ve lakin bugünlerde müzikal dürtüler yaşamaktayım bünyemde. içimde birşeyler "kap mikrofonu, çıkar orgunla gitarını tozlu raflardan... otur başlarına yarat!" deyur. herşeyi çıkardım iyi hoş ama benim virtual dj arıza vermekte... "imdat!" dedim sözlüğün duyuruları kısmından, hemen yetişiverdi hızır!
sonra yönlendirdiği dosya hata verince bu sefer de msn üzerinden back-up'ına devam etti. o da kesmedi, bilgisayarımdaki mevcut sorunları tespit etti, o da yetmedi bilgisayarıma yapışıp kalan ve kaldırılamayan programlar için çözüm sunuverdi önüme... bu da yetmezse artık ne yapar bilmiyorum!
sayesinde artık hem müziğimi yaratabileceğim, hem radyo yayınlarını virtual ile havalı havalı yapabileceğim, hem de bilgisayarıma kene gibi yapışan programlardan kurtulabileceğim!
bu "yazar"(!) arkadaşımız iki senelik bölüm okuyan kişiler için ayakçı takımı onlar zaten yakıştırmasını yapmış: (bkz: @3451623 )
yirmili yaşlarımın ortalarını yaşadığım bu dönemde, bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. ve bu zamanlar da bi' şeye daha fazla dikkat etmem gerektiğini görüyorum. evet, bi' insanın egosu, bir insanın kibri, bir insanın yüksekten bakması, bir insanın karşısındakinin insan olduğunu unutması vb. gibi hallerin, bağıra bağıra belli platformlarda kusulması; cidden içinde bulunduğumuz çağ ile mi ilgili, yoksa, bazı kişilerin kişisel bozukluklarıyla mı ilgili, merak ediyorum. ailesel bi' şey olmadığını biliyorum. en azından buna inanmak istiyorum..
ben de, arkadaşın bahsettiği "ayak takımı" içindeyim. ama o'na bilmediği bi' şeyleri söylemek istiyorum:
evet bu iki senelik bölüme giden bir adam dersaneye gidememiş olabilir. ve planını şuna göre kurmuş olabilir: "ben makine mühendisliği istiyorum. ama ben bir yandan çalışırken(tas kebap yerken değil) bir taraftan dersaneye gidemem. ailemin durumu zaten belli iken, dersane ile bir de onları güç durumda bırakmak istemem. bari elimden geldiğinin en iyisini yapıp, kendimi makine mühendisliğine geçiş için bi' bölüme atayım"
evet böyle bi' planlama şekli olabilir. "hayır adam gibi çalışsaymış arkadaşım, biz osura osura ders çalışıyorduk" derse, bi' şey diyemem..
daha bi' çok planlama şekli kurulmuş olabilir. anlatmak istediğim aslında bu değil. en başta belirttiğim gibi, bi' egonun kusma hali çok fenadır. belki ben herkesi kendim gibi biliyorum-görüyorum bilemiyorum. birisi son model arabaya binen birisini gördüğünde; "vay orospu çocuğu kim bilir nasıl milletten aşırdı da o arabaya biniyor şimdi" diye düşünebilirken, ben; "vay be! ayak takımına mensup kardeşime bak benim. nasıl didik didik etmiş de, hayallerine kavuşmuş" gibi bakabilirim. belki de olgunlukla gelen yetiler bunlar. üç sene önce sanırım ben de "vay orospu çocuğu, kaçakçı pezevenk" diyebilirdim. yedi sekiz sene önce okumadan, düşünmeden, kulaktan duyma bilgilerle vatanı kurtardığım gibi!
bakış açıları değişmeli. değiştirebilmeliyiz! çok iyi yerde okuyan birinin emeğine saygı duyarken, az iyi yerde okumuş birine böğğğ ya da insanımsıya bak hele dememeliyiz!
küçümsediği bu adam, eminim ki, bazılarından daha adamdır. adamdırlar. asıl laf etmesi gereken kişi, iki seneliğe gidip küçümsenen adamlar olacağı yerine, belki de tas kebap yiyip, bi' de özel dersler alıp, ayrıca dersaneye gidip üstüne özel üniversiteye giden kişiler "belki" olabilir. ama onlara da denmemesi gerekir ki, aklımıza o nadide kelime olan bananeyi getirebilmeliyiz..
ne yazık ki, ayak takımına mensup bu adamlar, kendisini adam sanan kişilerin nefesini, egosunu, kibrini çekecek..
neden ülkemizde kimse mesleğinden zevk almıyor? sanırım cevabı da işbu entryde biraz verilmiş oldu..
beni gördüğü anda ingilizce çeviri için yardım isteyen yazar...
tamam başım gözüm üstüne, elimden geldiğince de yardım etmeye çalışıyorum ama ingilizcemi ibo show sayesinde geliştirdiğimi öğrenecek diye de korkmuyorum değil hani... neyse, foyamız ortaya çıkana kadar it iz kaunt it iz dı bord diyorum gerisini düşünmek bile istemiyorum; andırsteeend*
zirveden 1 hafta önce görüştük. feci yağmur yağan bir günde çok konuşamasak da aşı tuttu. msn falan muhabbet. memleketime bekliyorum canon fotoğraf makinesiyle.