--
spoiler içerebilen bir yazı—
300 filminin aldığı yorumlardan sonra:
simbiyot vesilesiyle amerika’nın uzaya saldırmasını meşrulaştıran filmdir. hiç beğenmedim.
çok saçma. bir kere kumdan adam mı olur? çok saçma. kumdan kale olur abi başka da bir şey olmaz. doldurursun kovayı ters çevirirsin mis gibi kale olur. ayrıca kum adamı alt etmenin yolu bir torba çimento ve belli ölçekte sudan geçerken neden böyle abidik gubidik atraksiyonlara girişilir anlayabilmiş değilim. çok saçma.
örümcek adam niye o kadar kaslı anlamıyorum zaten. mutasyona uğramış bir örümcek tarafından ısırıldı diye böyle şişirilmesi çok saçma. bir kere örümceklerin kası bile yok nasıl oluyor anlamış değilim. çok saçma.
hepsini geçtim o simbiyot nereden geldi öyle? hangi gezegen? uzayda yalnız olmadığımıza dair bulgular var evet ama çok saçma yani. 51. bölge işi ve uzaylıların bize düşman olduğunu meşrulaştırmışlar. böylelikle uzaya yapılacak herhangi bir saldırıyı da meşrulaştırmış olmuşlar. çok saçma yani.
ayrıca hadi
peter parker’ı örümcek ısırdı da örümcek oldu peki kendi başına bile hayatta kalamadığı iddia edilen bir simbiyot nasıl olur da
eddie brock’a örümcek yetenekleri kazandırabilir ki? çok saçma.
şeklinde yorumlar beklediğim dünyanın en ünlü çizgi roman karakterinin son filmidir. şimdi bunun bir çizgi roman uyarlaması olduğunun farkında olarak geçeyim kendi yorumlarıma.
film-çizgi roman çizgisini bir araya getirip karşılaştırmadan önce çizgi roman uyarlaması bir hollywood filmi olarak ele alırsak eğer:
-görsel efektler son derece baş döndürücü derecede mükemmeldi, hatta kalite olarak ilk iki filmden bile iyiydi. öyle ki bazı yerlerde dövüşü takip etmek bile zorlaştı.
-örümcek adamın kendine has espri anlayışı bu filmde kendini fazlasıyla hissettirdi ancak filmin asıl komedi unsuru kesinlikle
jay jonah jameson idi.
-bir filmde üç kötü adam birden olması da filmin sürükleyiciliği açısından çok iyiydi. bazı anlarda nefes almayı unuttuk salonca.
-her hollywood filminde olduğu gibi bu filmde de amerika bayrağı gözümüze sokuldu.
-kostümler, karakterler ve özellikle
venom gerçekten iyi seçilmiş ve tasarlanmıştı.
şimdi geçelim işin “çizgi roman uyarlaması” kısmına. örümcek adamı az çok takip etmiş bütün sinemaseverler bu filmden boynu bükük ayrılmıştır büyük ihtimalle. çünkü örümcek adam serisinin en sevilen karakteri olan ve hatta sadece kendisi için bile ayrı bir film çekilebilecek venom sadece 20 dakika gözümüzü şenlendirdi. ayrıca harry osborne’u filme dahil etmek için de çizgi romanın dışında yepyeni bir “kaykaylı çocuk” tarzı karakter yaratılmış. olsun green goblin kadar olmasa da yine de performansı iyiydi. ayrıca simbiyot’un dünyaya gelişi peter’ı ele geçiriş süreci ve venom’un oluşum aşaması da çizgi romandan farklı olarak işlenmişti ve bana göre de her şey çok hızlı gelişti.
filmi ve çizgi romanı birbirinden kilometrelerce uzaklaştıran ve filmin kanımca en salakça yanlarından biri ise örümcek adama new york halkı tarafından duyulan sevgi ve örümcek adamın da buna gösterdiği tepki. şehrin altın anahtarının verilmesi ve bu tören sırasında örümcek adamın bir popstar edasıyla yaptıkları bu filmin çizgi romanseverlerin kalbindeki yerini kaybetmesine sebep olabilir. en nihayetinde örümcek adam yaptığı iyiliklerin karşılığını göremeyen gariban kahraman olarak kalplerde yerini bulmuştur.
bu tarz uyuşmazlıklar dışında akrobatik hareketlerden vakit bulduğu anlarda fazlasıyla devreye giren aşk, meşk, sorumluluk gibi duygusal öğelerin dozu da biraz kaçmış gibiydi ancak bu filmin bir iç hesaplaşma şeklinde olacağı belliydi.
yine de her şeyi bir kenara bırakırsak örümcek adam 3 serinin kesinlikle en iyi filmidir. eğlenmek için birebirdir, her ne kadar
venom’a ayıp edilse de.