afişte de görüleceği üzere spidey yorgun, spidey yıpranmış, spidey gelecekten ümitsiz ama bir yandan da spidey savaşa hazır, spidey güçlü, spidey pipisine bakıyor..
şu karalara bürünmüş poster bile insanın içinde bir venom heyecanı yaratıyor, x-men 3'te gambit'i göremeyeceğim için yeterince moralim bozuk zaten, bari şu filmden venom'u esirgemeyin..
burdan stan lee amcaya sesleniyorum ey amca sen olsan zamanında örümcek adamdan bile daha fazla ilgi görmüş venomu esirger miydin şu filmden?
senaristin çılgın değişiklikleri ile daha arabesk bir spider man izliyeceğimiz bir film. bu filmde spider man'in "yemişim venom'u da sandman'i de, dertliyim zaten." diyerekten kendini alkole verişi anlatılıyor. afiş için: http://img228.imageshack.us/...
ilk iki filmden farkı spider- manin çok daha komik olması. 90 larda televizyonda animasyon olarak çıkan ve dergilerden tanıdığımız düşmanlarıyla sürekli konuşan ve espiri yapan spider- man sonunda filmlere de yansımış ve iyi de etmiş. filmde bir çok klişe var ama yönetmeni sam raimi bu klişeleri o kadar iyi zamanlamış ki sinir bozucu olmaktan çok eğlenceli oluyor. oyunculara gelince topher grace venom karakteri için çok yanlış bir seçimdir ama onun haricinde herkes rolünü iyi yapmış. bir de beni bir film hastası olarak en çok mutlu eden nokta bruce campbell'in bir fransız garson olarak filmde gözükmesi (filmlerle ilgilenmeyenlere belirteyim bruce campbell sam raiminin ilk filmi olan evil dead'in başrol oyuncusu)
tek sinir bozucu nokta "yaratığın" peter parkeri ele geçirdikten sonraki peterin tipi. adamı resmen emo yapmışlar (saçlar siyah ve gözünün önünde, gözlere de makyaj) her an arka planda my chemical romance şarkısı çalacak diye bekledim.
son olarak da yapımcılara bir lafım var... tobey maguire filmlerde ağlamasın!! bir insan bukadar mı çirkin olur ağlarken?
tam bir türk filmi tadında olmuş. hani filmin sonuna doğru m.j. elinde bir küçük çocuk ile spiderman'e gelip: 'bu spider senin baban! tükür suratına' dese daha bir komik olacakmış. hele o spiderman kardeşimin şehrin anahtarını almaya geldiğinde yaptığı bir şov var ki tam sirk maymunu olmuş kendisi.
vizyona girer girmez hemen gittiğim sam raimi'nin baş yapıt niteliğindeki filmidir. bir spider man hayranı olarak hiç sıkılmadan izlediğim ilk spider man filmi olma niteliğine sahiptir.
filmin en yarıcı sahnesi fransız garsonun fransızca konuşma sahneleridir; çünkü evlenme teklifi yapacak olan peter parker'a gayet türkçe olarak bol şans demiştir.
edit: 'bonne chance' demiş efendim. bütün salon kulak yanılsamasına gelmişiz. teşekkürler ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi.
film iyiydi genel olarak bakarsak.ama kostüm konusu gerçekten saçmaydı bence.yani kostümü giyiyorsun simbiyot etkin hale geliyor,sonra çıkarıyorsun kendine geliyorsun falan o bölümü pek beğenmedim...ayrıca koskoca venom'ı 20 dakkada patlatmaları,en büyük hayal kırıklığıydı benim için.umarım ölmemiştir o patlamadan kurtulabilmiştir.villain kalmadı anasını satayım filmde,bir eleman vardı süpergüçlerini emiyordu falan böyle morlun diye,onu koysalar olabilir ama bakalım.
ayrıca harry ile peter'ın sırt sırta dövüşmesi epey hoşuma gitti benim.ama harry bok yere öldü,üzüldüm...
deney sahasındaki kumların içinden sandman'in ilk defa ayağa kalkışını ve kendini tanıyışını gördüğümüz sahne (plan sekanstı yanlış hatırlamıyorsam) hem teknik hem de sanatsal olarak sinema açısından çok başarılı olmuş, adamın hissettiklerini hissettiriyor, ilgili ilgisiz herkes izlemeli. öyle ki 2 saate binbir olay sıkıştırmış filmde daha güzel bir şey göremeyeceğimi o sekansı izlerken anlamıştım. bir de venom'a örülen ses kafesi belki.
"aman sadece bir prodüksiyon harikası olarak kalmasın" diye düşünülmüş ki her yerinden metafor fışkırıyor, simgeler süper kahramanlarla birlikte havada uçuşuyor. en ilginçlerinden biri, peter'ın, herşeyiyle tam bir uyuşturucu metaforu olan simbiyottan kilise çanı yardımı ile kurtulması, ki yanlış hatırlamıyorsam bu asıl hikayede de böyleydi, filme özel değil.
tamam, çocuklar izleyecek, onlar da anlasın diye bazı şeyleri göze sokma ihtiyacı duyulabilir, ancak simbiyotun "agresif" olduğunu mikroskop altında yanındaki hücrelere omuz atan bir siyah hücreyle göstermiş olmaları biraz fazla eğlendiklerine işaret ediyor. dans ederek sokaktaki kızlara iş atan kendiyle barışık peter sekansı neydi öyle, bitmek bilmedi, date movie mi bu? spiderman çekiyorsun kendine gel sam.
bir de, doğal sarışını kızıl, doğal kızılı sarışın yapmanın ne alemi var? ondan sonra vay efendim 500 milyon dolar bütçe.
simbiyot vesilesiyle amerika’nın uzaya saldırmasını meşrulaştıran filmdir. hiç beğenmedim.
çok saçma. bir kere kumdan adam mı olur? çok saçma. kumdan kale olur abi başka da bir şey olmaz. doldurursun kovayı ters çevirirsin mis gibi kale olur. ayrıca kum adamı alt etmenin yolu bir torba çimento ve belli ölçekte sudan geçerken neden böyle abidik gubidik atraksiyonlara girişilir anlayabilmiş değilim. çok saçma.
örümcek adam niye o kadar kaslı anlamıyorum zaten. mutasyona uğramış bir örümcek tarafından ısırıldı diye böyle şişirilmesi çok saçma. bir kere örümceklerin kası bile yok nasıl oluyor anlamış değilim. çok saçma.
hepsini geçtim o simbiyot nereden geldi öyle? hangi gezegen? uzayda yalnız olmadığımıza dair bulgular var evet ama çok saçma yani. 51. bölge işi ve uzaylıların bize düşman olduğunu meşrulaştırmışlar. böylelikle uzaya yapılacak herhangi bir saldırıyı da meşrulaştırmış olmuşlar. çok saçma yani.
ayrıca hadi peter parker’ı örümcek ısırdı da örümcek oldu peki kendi başına bile hayatta kalamadığı iddia edilen bir simbiyot nasıl olur da eddie brock’a örümcek yetenekleri kazandırabilir ki? çok saçma.
şeklinde yorumlar beklediğim dünyanın en ünlü çizgi roman karakterinin son filmidir. şimdi bunun bir çizgi roman uyarlaması olduğunun farkında olarak geçeyim kendi yorumlarıma.
film-çizgi roman çizgisini bir araya getirip karşılaştırmadan önce çizgi roman uyarlaması bir hollywood filmi olarak ele alırsak eğer:
-görsel efektler son derece baş döndürücü derecede mükemmeldi, hatta kalite olarak ilk iki filmden bile iyiydi. öyle ki bazı yerlerde dövüşü takip etmek bile zorlaştı.
-örümcek adamın kendine has espri anlayışı bu filmde kendini fazlasıyla hissettirdi ancak filmin asıl komedi unsuru kesinlikle jay jonah jameson idi.
-bir filmde üç kötü adam birden olması da filmin sürükleyiciliği açısından çok iyiydi. bazı anlarda nefes almayı unuttuk salonca.
-her hollywood filminde olduğu gibi bu filmde de amerika bayrağı gözümüze sokuldu.
-kostümler, karakterler ve özellikle venom gerçekten iyi seçilmiş ve tasarlanmıştı.
şimdi geçelim işin “çizgi roman uyarlaması” kısmına. örümcek adamı az çok takip etmiş bütün sinemaseverler bu filmden boynu bükük ayrılmıştır büyük ihtimalle. çünkü örümcek adam serisinin en sevilen karakteri olan ve hatta sadece kendisi için bile ayrı bir film çekilebilecek venom sadece 20 dakika gözümüzü şenlendirdi. ayrıca harry osborne’u filme dahil etmek için de çizgi romanın dışında yepyeni bir “kaykaylı çocuk” tarzı karakter yaratılmış. olsun green goblin kadar olmasa da yine de performansı iyiydi. ayrıca simbiyot’un dünyaya gelişi peter’ı ele geçiriş süreci ve venom’un oluşum aşaması da çizgi romandan farklı olarak işlenmişti ve bana göre de her şey çok hızlı gelişti.
filmi ve çizgi romanı birbirinden kilometrelerce uzaklaştıran ve filmin kanımca en salakça yanlarından biri ise örümcek adama new york halkı tarafından duyulan sevgi ve örümcek adamın da buna gösterdiği tepki. şehrin altın anahtarının verilmesi ve bu tören sırasında örümcek adamın bir popstar edasıyla yaptıkları bu filmin çizgi romanseverlerin kalbindeki yerini kaybetmesine sebep olabilir. en nihayetinde örümcek adam yaptığı iyiliklerin karşılığını göremeyen gariban kahraman olarak kalplerde yerini bulmuştur.
bu tarz uyuşmazlıklar dışında akrobatik hareketlerden vakit bulduğu anlarda fazlasıyla devreye giren aşk, meşk, sorumluluk gibi duygusal öğelerin dozu da biraz kaçmış gibiydi ancak bu filmin bir iç hesaplaşma şeklinde olacağı belliydi.
yine de her şeyi bir kenara bırakırsak örümcek adam 3 serinin kesinlikle en iyi filmidir. eğlenmek için birebirdir, her ne kadar venom’a ayıp edilse de.
- film bence sgüzel kotarılmış, bu hikayeyi 2,5 saatte bilenine bilmeyenine bundan daha güzel zor anlatırsınız.
- örümcek adamın esprili anlatımına diğer filmlere oranla bir nebze daha yaklaşılmış, iyidir bu da.
- keşke gwen stacy yerine felicia hardy olsaydı. kronolojik sıralama spagetti oldu.
- amerikan bayrağı da cgi'dı.
- peter'ın bad boy versiyonuna hasta olmadım desem yalan söylemiş olurum.
uzun bir aradan sonra sinemaya gitmeme değen ve mutlaka sinemada seyredilmesi gereken bir film...
film başlıyor aksiyon, bitiyor aksiyon... sam raimi koyabileceği ne kadar efekt varsa koymuş filme... böylece şimdiye kadar seyrettiğim en güzel spider man filmi çıkmış ortaya...
- garson, peter'a her ne kadar "bonne chance" dese de ben de "bol şans" diye duydum o lafı...
- peter parker sarışın hatunu alıp m.j.'in çalıştığı jazz bara götürdüğünde oturdukları masanın arkasındaki masada willem dafoe'yi görür gibi oldum ve "ahaa şimdi green goblin tekrar ortaya çıkacak" dedim...
- edit (saat: 17:50): genelde film izlerken filmle ilgili fazla kafa yormayıp, film bittikten sonra kafa yoran biri olduğumdan bugün kafama bir şey takıldı.. önceleri kırmızı kostümü ve siyah kostümü kafasına göre değiştirerek giyen peter parker nasıl oluyorda kilise de siyah kostümden zor bela kurtuluyor?... bu, ya büyük bir film hatası ya da simbiyo şeysi çok akıllı; peter'ın kendisinden tamamen kurtulmak istediği için çıkardığını anladı ve güç kullandı... doğru cevabı hala bulamadım...
öncelikle söylemek gerekirse siyah kıyafet kesinlikle orjinal kıyafetinden daha güzel daha karizma bir görüntüye sahiptir. şahsen marvele gidip önünde örümcek siyah kostümlü olsun eylemleri yapılacak kadar güzel bir manzara... her ne kadar siyahın kötünün, nefretin, ölümün ve kibirin simge rengi olsa da bu görüşümü değiştirmem. filmin aslında ana teması şeytanın en sevdiği günahın kibir olduğunun söylenmesi. nitekim filmin başından itibaren örümcek adamın egosunu şişirecek öğeler ard arda geliyor. herkes seviyor, herkes beğeniyor, herkes tarafından oooo aaaa nidaları ile karşılanıyor. şehrin anahtarı veriliyor. sonunda artık olaylara tamamen benmerkezci bir yaklaşım ile yaklaşıyor. nitekim mj ile aralarında oluşan kırgınlığın temelinde bunun yatması var. sonrada simbiyotun bulaşması ve karşılaştığı ilk yenilgide bu duygularını kullanarak içindeki agresifliği kamçılayarak ele geçirmesine neden oluyor. diğer vurgulanan bir noktada insanın suça iten nedenlerin irdelenmesi gerektiği * ve de yanlışın yeni yanlışlar doğurduğu **. e tabii bi de intikam tatlı birşeydir ama insanın gözünü kör edebilir *. vay be aslında ne kadarda ders veen bir filmmiş aslında. işin aksiyon tarafına değinmeye zaten gerek yok. yeterince aksiyon mevcut. grafikler ise özellikle kumadamın ilk insan şekline geçerken ki o süre ve görüntüler gerçekten ziyafet ötesiydi. (kumların hücrelerinin içine girip birleştiklerini gösteren kısmı müstesna tabii).
sonuç olarak gidilesi bir film tavisye edilir. yalnız örümcek adamın küçük hayranları rahatsızlıklar verebilir. koltuğun tepesine çıkan bir kaç örnek filme olan dikkatinizi dağıtabilir. o yüzden gündüz seansları tavsiye edilmez.
pc platformunda oynamaya çalıştığım oyunu oldukça kötü. emülasyonu aktarırken sanırım pek üşengeç davranmışlar ve oynanabilirliği oldukça düşük bir oyun çıkmış karşımıza. istediği sistem gereksinimi bir hayli yüksek, ayrıca o kadar konfigürasyonu oyunun altına çekmeme rağmen hala takılıyor, hatalar oluşuyor ben bir şey diyemiyorum.
filmini bilmem de oyunu kötüüğ pis kakaa eiiiy
ilk iki filmini yarım yamalak televizyondan izlediğim halde çok keyif aldığım, spider man'in kendisinin farkına varışı güzel bir mizahla anlatıldığı; romantizm, komedi, kurgu, aksiyon, nerdeyse herşeyi içinde başarılı bir şekilde barındıran, spider man serisinin üçüncü filmi..