|
|
- spider-man serisinin ikinci filmi. "spider-man: no more", "the amazing spider-man" isimleri düşünüldü ilk başta fakat sonra sadece "2" yazıp kolayına kaçtılar. yine başrollerde tobey maguire ve kirsten dunst var. ilk filmdeki olaylardan yaklaşık 2 yıl sonrası. bu sefer kötü adam doctor octopus. doc ock rolünde alfred molina var. ilk filmde green goblin yani norman osborn (willem dafoe) ölmüştü. ama oğlu harry osborn (james franco) bu filmde babasının ruhunu şad etmek için uğraşıyor. bu arada peter parker, spider-man kimliğini bir kenara bırakmayı düşünüyor tabii olaylar istediği şekilde gelişmeyince işe geri dönüyor. mary jane yakasında ise hatırlarsanız önceki filmde peter mj'i mezarlıkta biz arkadaş kalmalıyız diyerek bırakıp gitmişti. şimdi mj, peter'a soruyor beni gerçekten sevmiyor musun diye. sonra da j. jonah jameson'ın astronot oğlu john jameson ile evleniyor. ya da trailer'da öyle düşünmemizi istiyorlar. franchise'ın sonraki filmlerinde lizard olarak seyredebileceğimiz dr curt connors da bu filmde gözüküyor.
fragmanı dowload etmek için:
http://www.apple.com/...
tobey maguire, kirsten dunst, sam raimi ve diğer ekibin 2007'de gösterime girmesi planlanan üçüncü film için de anlaşması var.
- ilk filmde hikayeden ufak da olsa belli sapmalar vardı inşallah bu filmde olmaz da ağız tadıyla izleriz filmi
(okang, 09.05.2004 08:43)
- serinin ikinci filmi olan bu bölümde hepimizin tanıdığı doktor octopus devreye giriyor ve işler yine karışıyor bu arada ilk bölümde spıder manin kim olduğunu anlar gibi olan marry jane bu bölümde kesinleşmesi için uğraşıyor ayrıca film şirketiyle kavga etmiş olan tobey maguire bu büyük ünü kaybetmemek için bir kez daha anlaşmış ve film çekilmiştir.
- büyük ihtimalle kingpin'i!:daredevil'da gözüktüğü için diğer filmlerde kingpin kullanılamıyor!:** yine göremeyeceğimiz o sebeple ağzımda yine ve yine buruk bir tat bırakacak film.
- tobey maguire, 2 spider-man filmi arasına seabiscuit'i sıkıştırdı fakat bu pek akıllıca bir iş değildi. zira spider-man filmi içi vücut çalışıp kilo alırken, seabiscuit'teki jokey rolü için çok fazla kilo verdi. sonra yeniden 2. spider-man filmi için ağırlık çalışmalarına başlayınca sırtını, belini incitti. ilk başta prodüksiyon zora girdi, tobey'nin yerine donnie darko'dan hatırlayacağımız jake gyllenhaal düşünüldü. aslında tobey franchise'dan çıksa yerine jake'den daha iyi bir tercih olamazdı. çünkü hem tobey'e aşırı derecede benziyordu, hem de çok daha gençti. neyse ki tobey bu büyük hollywood projesinden kolay kolay kopacak kadar salak değildi (belki de sadece fiyatını arttırmak için bir oyundu bu) ve sadece çekimlerin birkaç hafta geciktirilmesine karar verildi. tobey'nin daha fazla para kazanma ve ününe ün katma sevdası nerdeyse franchise'ı baltalıyordu anlayacağınız.
bu arada jake'in kirsten dunst ile alenen çıkması, davetlere katılması işin ilginç tarafıydı. basın jake ve tobey arasında sürtüşme yaratmak için uğraştı ama bir şey elde edemediler.
- spider man 1 çok beğenilince devamını çevirmişler heralde düşüncesine kaynaklık eden film
- peter parker'ı küçük emrah olarak gördüğümüz film olmuş bu. acıların çocuğunu oynamış. bi tek peter parker koş halanı sikiyolar diye bağırmadıkları kalmış filmde. konunun işlenişi olarak ilk film kadar olmasada yinede başarılıydı. efektlerde ilk filme göre baya gelişmiş. özellikle ses efektlerine bittim.
- ilk olarak filmin amerika'da açılış gününde (30 haziran çarşamba) zaten kendisine (ilk filme) ait olan açılış günü rekorunu $40.5 milyon ile kırdığını belirtmekte fayda var.
gelelim yüzeysel mevzulara. görsel efektler şahane, özellikle new york semalarında spider-man'in ağ sallamasını, ordan oraya uçusunu seyretmek çok zevkli. doctor octopus ile kapışma sahneleri de inanılmaz. doc ock demişken onun kollarını es geçemeyiz tabi. her ne kadar çizgi romandan belirgin farklılıklar gösterse de sinema uyarlamalarında bunlara alıştık artık. en azından ilk filmdeki power rangers maskesi diye taşak malzemesi olan green goblin'den çok daha iyi. sadede gelirsek önceki filme göre bayağı bir gelişme var bilgisayar animasyonlarında. filmin başında ıvır zıvır yazılar geçerken alex ross'un şahane çizimleriyle ilk hikayeden önemli sahneleri hatırlatıyorlar ki bunu düşünerek isabet etmişler. birkaç küçük enteresan olay: stan lee her karakterinin filminde gözükme adetini sürdürüyor. dikkatli gözlerden kaçmayacaktır. sam raimi'nin tüfek arkadaşı evil dead serisinden hatırlayacağınız bruce campbell yine alakasız bir rolde karşımızda. ilkinde güreş sahnesinde sahne sunucusuydu, şimdi tiyatroda uşak. bir-iki sahne özenle çizgi romandan aynen yansıtılmaya çalışılmış. örneğin fragmanda da görülen kostümü çöpe atıp, bu işleri bıraktım tribi attığı sahne (spider-man no more, amazing spiderman* #50).
biraz senaryo ve uyarlama kısmına değinirsek, ilkinde olduğu gibi bunda da çizgi romansı havayı filmin büyük kısmında verememişler. herşey çok sinemasallaştırılmış, birçok hollywood klişesi görmek mümkün. dev bir prodüksiyonun yan etkileri olsa gerek.
beni rahatsız eden ama spoiler sayılabilecek birçok olayı daha sonra uygun bir dönemde aktaracağım.(spyder, 03.07.2004 00:52 ~ 05.07.2004 22:56)
- $180.1 milyon dolar ile ilk altı gün rekorunu, $152.6 milyon ile de ilk 5 gün rekorunu kırdı. ilk filmin haftasonu rekorunu ise geçemedi.
ayrıca filmin şahane de bir oyunu var. yine ilk filmin oyununu üreten activisiondan.
http://www.activision.com/...
- 8 günde $202 küsur milyonla 200 milyon barajını en kısa zamanda geçen film oldu. eski rekor ilk filme aitti yine.
- güzel bir çizgi romanın kalıplaşmış bir uyarlaması. çıkışta sanat duyarlısı insanı derin düşüncelere daldırır, şöyle ki: tasarım ve sanat iki farkli şeydir*, doğru tasarlanmış birşeyin sanatsal olması gerekli değildir, hatta birşeyin tasarim amacı para kazanmaksa sonuç her zaman sanattan uzak olacaktır. holywood filmleri başarılı tasarımlardır çünkü insanlari hiç düşündürmeden eğlendirirler, insanlara hiçbirşey yaşatmadan mutlu ederler, salondan çıktıklarında hayatlarına hiç afallamadan devam edebilmelerini sağlarlar ve böylece insanların geneline istediklerini verip paramızın karşılığını aldık diye düşünmelerine neden olurlar...kısaca sinemaya gitmekten çok rollercoaster'a binmek gibi birşey yani. kısaca: insanlik cgi teknolojisinde ilerledikçe sanatsal anlatim geriliyor.
- spiderman i küçük emrah ile kıyaslanabilecek düzeyde acıların çocuğu ve salak yapan film
- çizgi roman gözüyle bakılırsa güzel bir film. zira spider man'in yayınlanmakta olan 4-5 versiyonu olduğu için hikayeden sapma var diyemeyiz. bizim televizyonda izlediğimiz çizgi filminden farklıdır doğrudur ama çizgi roman açısından türkiye'de bir tek amazing spider man yayınlandığı için asıl hikayeden farklı denilmez. birinci filme gitmemiş olmakla birlikte sevdicek askısıyla gittiğim bu filmde tobey maguire'ın peter parker rolü için ve kirsten dunst'ın mary jane rolü için fazla süt olduğunu düşünsem de görsel açıdan aşmış kopmuş gitmiş güzel olmuş. örümcek adamın çevikliği ve hareketleri oturmuş. dr. octavius'un karizması görmeye değer. peter parker'ın peter parker kimliğindeyken ne kadar kaybeden bir insan olduğunu güzel bir şekilde sermiş film önümüze yani hiç de öyle söylendiği gibi acıların çocuğu değil. film izleyicisi böyle düşünebilir ama çizgi roman okuyucusu için tat alınabilecek bir filmdir denebilir. yine de filmdeki en sevimli insan stan lee'dir derim ben. dikkat eden etmiştir.
(nienna, 15.07.2004 10:02 ~ 10:02)
- octavius'un karizmasına hayran olunası, ilk filme göre daha esprili yapılmış olan film
- bol efektli basit konulu bir film olmakla beraber spider abimizin kendisini bir güzel deşifre ettiği filmdir..ayrıca sonunda green goblin olaylarına geri dönmekle, eğer film tutulursa, 3. filmin de çekileceği hakkında bize mesajı gönderen film..trilogy hesabı..
ayrıca birinci filme oranla biraz daha fazla çocuklara hitap ediyor..ilk film daha başarılıydı..ama tabiki su götürmez bir gerçek var ki o da sinema olaylarında çocuklara hitap eden filmler çok kazanıyor..marvel'de bunu iyi bellemiş gözüküyor ki hem bu filmde biraz daha basitleştirmiş konuyu* hem de diğer çizgi romanlarını da beyaz perdeye geçirmeye başlamış..
(bkz. hellboy)
(bkz. film olsun torba dolsun)
- bir süper kahramanın bu kadar ezik olmaması gerekir diye düşündüren devam filmi. spiderman'in yüzünü mary jane'in görmesi ayrı, şehir ahalisinin ise spiderman'e yüzünü gördüğümüzü kimseye söylemeyeceğiz demesi apayrı bir durumdur.
- dvd'si 30 kasım 2004'de piyasada olacaktır.
- ankebütefendi ıtneyn (bkz: arapça)
(sidar, 07.04.2005 01:25)
- spider-man'in sinema macerasının ikinci filmi. ilkinin gişe başarısından alınan cesaretle 200 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi. 2005’te vizyona girdi ve ilk filmin kırdığı “açılış günü gişesi” rekorunu kırarak daha da yukarıya çıkarttı. seyircilerden çoğu filmden çok memnun ayrıldı. eleştirmenlerin büyük kısmının ise hemfikir olduğu bir nokta vardı: “spider-man 2” en başarılı çizgi roman uyarlamasıydı.
ilk filmdeki oyuncu kadrosunun hepsi ikinci film için kamera karşısındaydı. gerçi tobey maguire’ın kronik sırt ağrıları sebebiyle rolü jake gyllenhaal’a bırakması söz konusu olmuştu. hatta gyllenhaal rol için çalışmaya bile başlamıştı ancak son anda maguire filme devam etme kararı aldı. gyllenhaal kardeşlere olan sevgim nedeniyle maguire’ın dönmesine pek sevinmesem de üçlemenin devamlılığı açısından bu önemliydi. sam raimi ise yine yönetmen koltuğundaydı ve “aksiyon filmi nedir, nasıl çekilir” dersi verdi herkese. michael chabon’ın yazdığı hikayeyi alvin sargent senaryolaştırdı. filmin kötü adamını ise başarılı oyuncu alfred molina canlandırdı. çizgi romanlarda daima elthon john’a benzerliğiyle dikkat çeken doc ock, seriden beklenecek güzellikte beyazperdeye yansımıştı. sam raimi’nin hemen her filminde gözüken bruce campbell ve ted raimi yine iş başındalardı. özellikle sürekli kadraj dışından filme dahil olan ve ted raimi tarafından canlandırılan hoffman fazlasıyla güldürmeyi başardı. stan lee ise yine yüzünü göstererek çizgi roman fanatiklerini yalnız bırakmadı.
----spoıler------
spider-man 2’de iki ayrı hikaye iç içe anlatılıyor. “the amazing spider-man”in 50. sayısında yer alan “spider-man no more” macerası ile doc ock adlı süper kötünün macerası bir arada seyirciye sunuluyor. ikinci filme “spider-man no more” hikayesini dahil ederek her zaman okunması veya izlenmesi zevkli olan bir olaya el atıyorlar: süper kahramanın sürekli karşılık beklemeden yaptığı iyilikler sonucu özel hayatının mahvolması sebebiyle canına tak ederse ne olur? ayrıca ilk filmde dışlanan “aniden ağ atamayarak hayatı tehlikeye giren” spider-man seyirciyle buluşuyor. hayranlar, organik ağ fikrinden vazgeçilip peter’ın ağ formülünü icat edeceğine dair umuda kapılsalar da; peter’ın gücünü yeniden kazanmasıyla ilk filmdeki spider-man de geri dönmüş oluyor. kötü adam olarak doc ock’un seçilmesi ise, sam raimi’nin isteği doğrultusunda gerçekleşiyor. raimi, karakteri sinemaya çok iyi aktaracağından emindi. çizgi romanda da en ilginç dövüş sahnelerinin doc ock ile gerçekleştiği düşünülürse, çok iyi bir seçim yapıldığı görülebilir.
spider-man 2, ünlü çizer alex ross tarafından çizilen ve ilk filmden sahnelerin resmedildiği harika bir jenerikle başlıyor. böylece seyircilere hikaye hatırlatılıyor ve serinin ilk filmini izlemeyen biri düşük bir ihtimalle de olsa kaldıysa, hikayeyi kavrayabilmiş oluyor. filme, ilk filmin ardından mary jane ile birlikte olmaktan kaçınan ve norman osborn’la yaşadıklarından dolayı en yakın arkadaşı harry’den uzaklaşan peter’ın yeni hayatına tanık olarak başlıyoruz ve hiç de iyi bir durumda olmadığını görüyoruz. aynı anda hem daily bugle’da, hem de pizzacıda çalışan peter yine de yaşadığı dairenin kirasını bile çıkartamıyor. okuldaki derslerine, çalıştığı ve aynı zamanda spider-man olduğu için yetişmekte zorlanan peter; arkadaşları ve may hala’sına da yeterince vakit ayıramıyor. kafası, doğum gününü bile hatırlayamayacak kadar dolu. fakat kendisi için verilen küçük çaplı partide arkadaşları ile yeniden bir araya geliyor. harry’nin spider-man düşmanlığı tavan yapmış durumda, mj ise bir tiyatro oyununda oynamaya başlamış başarılı bir manken. peter, harry’nin yardımıyla; doktor connors’ın dersi için üzerinde ödev hazırladığı doktor otto octavius ile tanışma fırsatı yakalıyor. hatta octavius’un eşi rosey ile olan müthiş uyumu ve aralarındaki aşk, ona bir gün kurmak istediği ailenin birebir yansımasını sunuyor. octavius’un üzerinde çalıştığı projenin ilk halka açıklandığı günde de orada olma şansına erişiyor. bu proje oscorp. tarafından finanse ediliyor. oscorp.’un yeni başkanı harry, babasından görmediği takdiri başkalarından görme çabası içerisinde olduğundan böyle projelere kendini ve parasını adamış durumda. ancak deney ters gidiyor ve spider-man’in de müdahalesiyle octavius’ın karısı dışında kimsenin hayatını kaybetmesine sebep olmadan, deney sonlandırılıyor. tabii bu arada laboratuar da yok oluyor. dr. octavius deneyde kullanmak üzere icat ettiği kendi yapay zekalarına sahip kollarla bütünleşiyor ve kaldırıldığı hastaneden kaçarak, klasik süper kötü sığınaklarından birinde deney mekanizmasını yeniden kurmaya başlıyor. peter ise halasına ben amca’sının ölümü ardındaki gerçeği açıklıyor ve beklemediği bir tepki alarak may tarafından da yalnız bırakılmış oluyor. bu olayla birlikte hayatından iyice bıkmış olan peter, örümcek güçlerini kaybetmeye başlıyor. bu ilk başta onu epey sevindiren bir olay oluyor ve spider-man olmaktan tamamen vazgeçiyor. bu kararı vermekte bugüne kadar yaşadığı ikilem ise mj’in oyununa giderken gardırobundaki iki askının birinde takım elbise, diğerinde de kostümünün asılı olduğu sahnede görülebiliyor. film, peter’ın süper kahraman tarafının ortadan kalkmasıyla, depresif havasından kurtuluyor. renkler aydınlanıyor, güneş parlamaya başlıyor. peter ise lisedeki “inek” haline geri dönüş yaparak, spider-man’in karakterine kattığı tüm özelliklerden kendisini soyutluyor. arkadaşlarıyla yeniden vakit geçirebiliyor, derslerine yetişebiliyor, çalışma hayatı da düzene giriyor. may halasıyla barışıyor. mary jane ile ilişkisi düzene giriyor. ancak güçlerini kullanamadığı için bir masum insan ölünce büyük güçle büyük sorumluluğun geldiğini hatırlayarak bireysel fedakarlığın dibine vurup rayına oturmuş hayatına elveda diyerek güçlerini geri kazanmanın yollarını aramaya başlıyor. bunun için doktora bile gidiyor ve öğreniyor ki “bir arkadaşı” rüyasında spider-man olduğunu ve güçlerini kaybettiğini görüyorsa, istediği şeye odaklanarak sorununu çözebilir. peter başta odaklanmakta zorlansa da mary jane, deneyini mahveden ve yeniden mekanizmayı kurmak için gereken parayı bankadan çalarken işine karışan spider-man’i hem kendi intikamını hem de harry’de bulunan ve ele geçirmek için böceği öldürmek üzere anlaştığı deney malzemesini almak için yok etmeyi kafasına koymuş doc ock tarafından kaçırılınca gereken motivasyonu sağlayarak güçlerine kavuşuyor. deneyini tekrar gerçekleştirmeyi başaran doc ock’u durdurmak ve sevdiği kadını kurtarmak için savaşan peter, mj’i kurtarmayı başarıyor. ancak deneyi durdurmak, aklı başına gelen dr. octavius’a kalıyor. bu yolda ölen doktorun ardından, maskesi düşmüş peter ve mj karşı karşıya geliyor. gizli kimliğinin ortaya çıkması ile birlikte aradaki duvarı gerçek anlamda da (!) mecazi anlamda da kaldıran peter, mj’e ilan-ı aşk ediyor ancak mary jane j. jonah jameson’ın oğlu john ile evlenmek üzere. ne var ki john ile spider-man’le yaptığı efsanevi “tersten öpüşme”yi yeniden canlandıran mj, onu sevmediğini zaten anladığından (ne kadar şıpsevdi olduğunu söylemiştim) en sonunda düğün günü kendisinden bekleneni yapıyor ve evlenmekten vazgeçerek peter’a kaçıyor. bu arada harry de babasının gizli odasını bulup onun green goblin olduğunu öğreniyor ve üçüncü filmde bu konunun da işleneceği açıkça belirtilmiş oluyor. film peter ile mj arasındaki bir sahneyle bitiyor. söz konusu sahne, bütün çizgi roman fanatiklerini coşturabilecek ve zevkten ağlatabilecek güçte bir replikle sona eriyor: “go get ‘em tiger!”
film, her anlamda ilk filmin başarısının üstüne çıkıyor. “spider-man”in, karakterin komikliğine yeterince yer vermediği eleştirisi karşısında ikinci film adeta bir komedi filmine dönüşüyor. çizgi romanlarda olmayan bir şekilde, diğer karakterlerden de doğan durum komedileri filmde büyük bir yer tutuyor. yeni karakterler dr. connors, ev sahibi bay ditkovich ve kızı ursula filme zenginlik katıyorlar. çizgi romanlarda daima bir sorun olan kirayı ödeyememe durumu, işlevsizlikle eleştirilen ditkovich karakterinin filme getirdiği artı aslında. mızmızlıkla itham edilen mary jane ise çizgi romandaki haline biraz daha yaklaşarak filmin sonundaki büyük kavgada doc ock’a saldırmaya yelteniyor. başarılı olamasa da hiç olmazsa üçüncü filmdeki final dövüşünün kaderini değiştirecek “tuğla atışı” için yeterli cesarete artık sahip olduğunu gözler önüne sermiş oluyor. film çocuklara da hitap ettiği için şiddet sahnelerinde asla kan kullanılmıyor. doc ock’un laboratuardaki saldırı sahnesi teorideki tüm vahşetine rağmen gölgeler aracılığıyla ve ahtapot kollarının gözünden anlatılmasıyla korku oranı azaltılmış ve karikatürize edilmiş bir şekilde seyirciye sunuluyor.
filmde yine çizgi roman sıkı sıkıya takip edilmiyor. ancak bu sefer de yapılan değişiklikler çoğunlukla olumlu yönde. peter parker’ın güçleri, olaya odaklanmasına bağlanmış. odağını kaybettiği, kahraman olma isteğini yitirdiği anda güçler yok oluyor. böylece çocuklara “yaptığınız işe yüzde yüz kendinizi verin” mesajını vermekle birlikte, ilk filmde peter’ın ilk başta neden ağ atmayı beceremediği de açıklanıyor. filmin süper kötüsü doc ock ise daha insani bir karaktere bürünüyor. çizgi romanda eşini kaybedince kötülük yapmaya ve spider-man’den intikam alma girişimlerinde bulunmaya başlayan karakter, filmde insanlığa iyiliği dokunacak deneyini başarabilmek amacıyla suç işliyor. spider-man’e olan düşmanlığı da yoluna çıkmasından kaynaklanıyor sadece. filmin sonunda ise adeta peter gibi o da büyük güçle büyük sorumluluğun geldiğini anlıyor ve insanlığa zarar gelmemesi için deneyinden de canından da vazgeçerek tehlikeyi kendi sonlandırıyor. doc ock’da yapılan bir diğer değişiklik ise kollarına yapay zeka verilmesi ve octavius’la iletişime sokulmalarıydı. doktorun kişiliğinde bölünme yaratılmıştı. transformasyon ilk tamamlandığında octavius hala iyilik peşindeyken, bankayı soymayı onu ikna eden “canavar” kollar oluyordu. bu yapılan değişiklik, doc ock’u daha “insan” yapmak yolunda atılan bir adımdı. o aslında iyi biri olmak istese de, kontrol edemediği yaratıklarca yönlendirilmiş oluyordu.
ikinci film, göndermeler açısından da ilk filme oranla çok daha doyurucuydu. özellikle spider-man hayranlarını fazlasıyla mutlu edecek şeyler filme yerleştirilmişti. örneğin 1967 tarihli animasyonun jenerik şarkısı “spider-man spider-man/does whatever a spider can” dizelerinin icrası keyif verirken, kostümünü çöpe atan peter’ın çıkmaz sokaktan boynu bükük bir şekilde uzaklaştığı sahne derginin en meşhur maceralarından “spider-man no more”un en meşhur çiziminin ete kemiğe bürünmüş haliydi. doğum günü partisinden sonra çöpü atmak için may halanın arka bahçesine çıkan peter’ın mj’le yaptığı arkadaşlıklarını yeniden başlatan konuşma, ilk filmde ikisini yakınlaştıran konuşturmayla benzer bir şekilde kurgulanmıştı. gömleğini açarak kostümü ortaya çıkartma suretiyle superman’e bir kere daha gönderme yapılırken, ev sahibine ditkovich soyadı verilerek spider-man’in yaratılmasına katkıda bulunan steve ditko hatırlatılmış oluyor. peter’ın gücünü geri kazanıp kazanmadığını test ederken yaptığı atlamayla “matrix” filmine gönderme yapılırken; düşüşü esnasındaki “ı’m back! ı’m back!” ve düştükten sonraki “my back! my back!” replikleriyle tobey maguire’ın neredeyse rolünden vazgeçmesine yol açan sırt ağrılarıyla dalga geçiliyor. filmde maguire ile uğraşılan tek sahne o da değil üstelik. “spidey and doc ock robs a bank!” manşetli daily bugle’da sür manşet olarak da "can chronic back pain lead to brain shrinkage?"cümlesi yer alıyor. çekimler esnasında tiyatro oyunu “fiddler on the roof”ta da rol alan molina, filmde “ıf ı were a rich man”i mırıldanıyor ve kolları onunla birlikte hareketleniyorlar. spider-man ile doc ock’un binalara tırmandığı sahnelerde daire sakinlerinin pencereden sarkıp yukarıya bakmaları ile klasik batman dizisine gönderme yapılıyordu. çizgi romana yapılan bir diğer gönderme ise derste canı sıkılan peter’ın yüzünün yarısını çizip, diğer yarısını spider-man olarak resmetmesiydi. bu çizim yıllarca çizgi romanda örümcek hislerinin devreye girdiğini anlatmakta kullanılmıştı. büyük bir sinema klişesi olan, başına büyük kötülükler gelen karakterin ellerini havaya açarak “hayır” diye bağırması sorunsalı doc ock’a uygulanarak kolların hepsinin havaya kalkması ile seyirciyi güldürmeyi başarıyordu. daily bugle’da mutasyon geçiren octavius’a isim ararken önerilen adlardan biri olan “dr. strange” aslında bir diğer marvel süper kahramanı olduğundan jameson “that’s taken,” diyor. tüm çizgi romanlarda görülebilen zor anlarda süper kahramanın asıl kimliğinin ortamdan kaçmasının diğer karakterlerce korkaklık olarak yorumlanması filmde iki sahnede canlandırılmıştı. meşhur tren sahnesinde spider-man’ın ayağını raylara koyarak treni durdurmaya çalışmasıyla superman’in daha önce pek çok kere kullandığı yöntem uygulandı. tabii işe yaramayınca trendekilerden birinin “anymore bright ideas?” sorusuyla aslında zekasıyla günü kurtarabilen tek kahramanın spider-man olduğu yeniden hatırlatıldı. doc ock’a yapılan ameliyat sırasında gerçekleşen katliamda kollardan biri elektrikli testereyi silah olarak kullandı ve bu bir gölge olarak gösterildi. gölgeye dikkatli bakan seyirci bunun eli elektrikli testere olan bir adama benzediğini görebilirdi. sam raimi’nin “evil dead” filminde bruce campbell’ın canlandırdığı adama örneğin. film göndermeler konusunda o kadar zengindi ki, seyircilerin hayatlarına bile bir gönderme barındırıyordu. may hala’nın taşınırken peter’ın küçüklüğünden kalan tüm çizgi romanları çöpe atmış olması, dergi okuyucularının çok derin bir iç geçirmelerine sebep oldu.
film teknik açıdan ilkini de gölgede bırakarak teknolojinin sınırlarını zorluyor. cgı spider-man’in ilk filmdeki animasyonvari görüntüsü, yerini gerçekçi bir canlandırmaya bırakıyor. şimdiden kült statüsüne erişmiş tren sahnesiyle efekt kullanımı mükemmelliğe erişiyor. spyder cam adlı bir kamera tekniğiyle spider-man’in new york’da ağ atarak dolaşma sahneleri insanın nefesini kesebilecek bir gerçekçiliğe bürünüyor. spider-man’in ağ atarken aldığı pozlar çizgi romandaki çizimleri birebir yansıttığından, kamera da o pozlarla birlikte sahne hiç kesilmeden açı değiştirdiğinden; seyircinin bazen mutluluk ve heyecandan başı dönebiliyor. doc ock’un kolları bazı sahnelerde cgı ile yaratılırken, bazı sahnelerde kukla misali ekran dışındaki görevliler tarafından iple oynatılıyorlar. bu da onlara inandırıcılık sağlıyor. hele deney esnasında gerçekleşen kazadan sonra paslanan, demirleri eriyen ve adeta derileri soyulan kollar; mükemmel hareketleriyle gerçekçiliğin sınırlarını zorluyorlar. spider-man serisinin teknolojiyi geliştirecek güçte olduğunu belirtmiştim. 2. filmle gerçekten de bu başarılıyor. filmin sonunda doc ock’un suyun dibine battığı sahnede, neredeyse mükemmel bir cgı alfred molina izliyoruz. bir çok kişinin bunu anlamadığına eminim. ilk defa gerçek bir insan, bu kadar yakın çekimle cgı olarak beyazperdeye yansımış oluyor. bu kadar emekten sonra alınan oscar ödülü de şaşırtmıyor elbette.
amerikan halkı 11 eylül sendromunu kısmen atlatmış olsa da, çizgi romanlarda görülen amerikan milliyetçiliği filmde de varlığını sürdürüyor. trendeki amerika’lıların kahramanlarını korumaları ve gerçek kimliğini görmüş olmalarına rağmen kimseye söylememeyi taahhüt etmelerinden bunu anlayabiliyoruz. peter parker’ın yeniden kahraman olması gerektiğini fark etmesine neden olan yangın olayında kurtardığı çocuğun bir asya’lı olması işi doruk noktasına ulaştırıyor. ayrıca o dönemdeki yaklaşan seçimler ve iç politika gereği filmde kullanılan bayrak görüntüleri, amerikalı olmayan seyircileri rahatsız edecek seviyeye ulaşıyor diyebiliriz.
film, her ne kadar çok beğenilse de bazı kimseler tarafından acımasız eleştirilere maruz kalmaktan kurtulamadı. en çok dile getirilen eleştiri peter parker’ın fazlasıyla duygusal, ezik ve kaybeden olarak gösterilmesiydi. bir diğer eleştiri de filmin fazla mesaj kaygısı taşıdığını belirtiyordu. verilen mesajlar arasında başkalarının iyiliği için kendi hayallerinden vazgeçmek, erdemli olmak, çalışkan olmak, ülke ve millet için her şeyin feda edilebilecek olması ve benzerleri vardı. fakat yapılan bu iki eleştiri de belli ki çizgi romanı bir kere bile eline almamış kimselerden geliyordu. birazcık spider-man okumuş insanlar, hele şanslı olup ilk sayıları ele geçirebilmiş olanlar bilirler ki peter parker aynı evrelerden geçmiştir. onu diğer süper kahramanlardan ayıran ve bu kadar sevilmesini sağlayan aynen bu yaşadıklarıdır üstelik. çünkü hepimiz hayatın bir döneminde üst üste gelen dertlerden muzdarip olmuşuzdur. belki de seyircilerin şikayet etmesine yol açan da, kendilerini bu kadar gerçekçi bir biçimde perdede görebiliyor olmaktır. ayrıca filmde o durumdaki peter, sadece iki yıl önce hayatındaki tek baba figürü olan ben amcasını kaybetmiş, bakmakla yükümlü olduğu yaşlı may halası borç harç içerisinde olan yirmili yaşlarında bir gençtir ve başka türlü bir ruh halinde olması düşünülemez. filmdeki mesaj kaygısı marvel comics’in yapıtaşlarından birinin sinemaya aktarılmış halidir sadece. çünkü tüm marvel çizgi romanlarında, onları okuyan çocuk ve gençleri doğru yola sokmak, ülke sevgisi aşılamak, uyuşturucudan uzak tutmak gibi amaçlar vardır. filmin de aynı zamanda çocuklar için yapıldığını düşünürsek, çizgi romanın bu yönünü de başarılı bir şekilde yansıttığını söyleyebiliriz. son ciddiye alınabilecek eleştiri ise spider-man’in maskesinin ilk filme oranla çok daha fazla sayıda çıkartılmasına dair olanlardır. gerçekten de filmdeki tren ve son dövüş sahnelerinin neredeyse tamamında spider-man maskesizdir. bunun sebebi seyircinin karakterle kolayca özdeşleşebilmesini sağlamaktır hiç kuşkusuz. unutulmamalıdır ki çizimle kolayca anlatılabilen şeyler, sinemaya geldiğinde bazı sorunlar doğurur. spider-man’in mimiklerin görünmesine ve oyuncunun seyirciyle iletişim kurmasına engel olan maskesi de bu sorunlardan biridir. bunun çözümü, maskenin zor bir durumda derhal parçalanmasıdır. tren sahnesinde fren kolundan sıçrayan kıvılcımla, son dövüşte de deneyden yayılan ışınla yırtılan maske seyircinin karakterin özünde olan genç peter parker’ın yaşadıklarını görmesine olanak verir. böylece hem empati kurulması sağlanır, hem de çizgi romanlarda bir baloncukla verilebilecek iç dünya oyuncunun mimikleriyle yansıtılmış olur.
------spoıler----
“spider man 2” gelen tüm eleştirilere rağmen, özellikle tren sahnesiyle bu güne kadar yapılmış en iyi aksiyon sekanslarını barındıran; çizgi roman uyarlamalarının ise mükemmelliğe ulaştığı film olarak tarihe geçti. gişe başarısı da bunu destekler nitelikteydi.
|