(bkz:
bir hikaye)
çapa tıp fakültesi'nde okuyan arkadaşlarım
anatomi öğretmenimiz
sami zan'ın ününü bilirler. sami hoca sırf
üreme organlarını kendi üslubuyla anlatan ve her dersinde 400 kişilik
anfide dışarıdan gelenlerle birlikte yaklaşık 700-1000 kişiyle dolduran çok değerli bir hocamızdı... bu yazıyıyı yazarken de kendisini rahmetle anıyorum... anatomi derslerinin birinde erkek
menisindeki yüksek
glükoz, yani bizim bildiğimiz
şekerin düzeyini anlatıyordu.
o yıl
liseden
mezun genç bir ögrenci
kız arkadaşımız el kaldırdı ve bombayı patlattı. "anladığım kadarıyla, menide çok şeker olduğunu söylüyorsunuz.."
"evet aynen öyle" dedi sami hoca ve dediklerini destekleyen
istatistik oranların tablosunu gösterdi. arkadaşımız gene elini kaldırıp söz istedi.
"o zaman tadı neden şekerli değil?.."
anfide korkunç bir sessizlik oldu... ve sonra tüm anfi gök gürültüsü gibi bir kahkaha koyverdi...
yüzü birden kıpkırmızı olan arkadaşımız, hızla defter ve kitaplarını topladı ve sırasından hızla fırladı. o kapıya koşarken, sami hoca çok ciddi bir yüz ve buz gibi sesle dersini sürdürdü... "şeker tadı alınamaz. çünkü şekeri duyumsayan tad alma
hücreleri insanın dilinin ucundadır...
gırtlak derinliğinde ise,
acıyı ve
ekşi tadı algılayan
reseptörler bulunur...
edit tadı (16.06.2009 11:41): bana gelen bir e-mailden eklenmiştir.