orijinal ismi "
ayrılığın hediyesi" olan bir ahmet kaya eseridir. şiir çoğu kere olduğu gibi hazımsız şarapçı yusuf hayaloğlu'na ait olup müzik ahmet kaya tarafından yapılmıştır, en sevdiğim eserlerden biridir. işin özü kelimelerle beş taş oynama yolunu seçen şair, hem kelimelere olduklarından daha fazla ağırlık yüklemekte ve hem de buna bağlı olarak yarattığı gizem ve karmaşa ile dinleyene, okuyana farklı ve olağan dışı bir lezzet ikram etmektedir. yoksa düzden bir şeyler karalamak herkesin harcı olmakla kelimeleri alışılanın dışında dizmek bir babayiğitlik işi olsa gerektir.
hemen sözleri de yazayım da tam olsun bari:
şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
birben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamıs ben.
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun.
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine sezebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu arasıra, biliyorsun
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun, son olsun.
şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında gecenin
hiç uyumamış ben
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynun kolyesi olsun
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun.
kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek ve
yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öyleyce
dondurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun
artık sigarayı üç pakete çıkarttım günde
olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun...