belki ilginizi çeker
  1. · sosyoloji okuyup sosyalist mi olacaksın
  2. · sosyal antropoloji
  3. · augusto comte
  4. · sözlük ve blog yazarlığının sosyolojisi
  5. · yeni başlayanlar için msgsü
  6. · sosyolog olup sosyalist olmayan orospu çocukları
  7. · refika
  8. · toplum bilimi
  9. · dinsel bilgi
  10. · sokaklarda oyun oynamak
gündem
  1. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  2. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  3. · rasim ozan kütahyalı
  4. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  5. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  6. · author gibi erkekler
  7. · alex hagi den daha iyidir
  8. · osurmak
  9. · asım can gündüz

sosyoloji  

  1. insanların grup içi davranışlarına ilişkin bilimsel çalışmalar yapan ve bireylerin davranışlarını etkileyen toplumsal güçleri inceleyen ağaç dalı.
    (azureel, 24.03.2004 17:23)
  2. mucidi saint simon, vaizi augusto comte olan bir batı ideolojisi. (bkz: bilim değil ideoloji)
    (organometallic complex, 06.09.2005 23:12)
  3. (bkz: durkheim)
    (marooned, 06.09.2005 23:31)
  4. toplumun oluşum işleyim ve gelişim yasalarını inceleyen, hatta benim bititdiğim bölümünde adı olan, fakat 4 yılda sevmediğim, keşke felsefe okusaydım dedirten bir bilim ve üniversitdede bir bölüm
    (coty, 15.10.2005 14:46)
  5. gaza gelen insanların birden kendisini uzmanı zannettiği bir bilimdir. hakikaten sosyoloji ve psikoloji insanlara çok kolay gibi gelir. her yeni doldurulan yaşla insan aslında "bi bok bilmediğini" anlar.
    (hell guardian, 16.10.2005 03:20)
  6. bir felsefe grubu dersidir.
    (lethromar, 20.03.2006 20:17 ~ 18.07.2007 01:54)
  7. ne olduğunu pek çok kimsenin bilmediği ve hatta bazen küçük gördüğü temel bilimlerin en temeli. bölümün ne sorusunu kabusunuz yapar. en basit anlamda unsurlarıyla birlikte toplumu ve toplumsal ilişkileri anlamaya ve açıklamaya çalışır. konusu toplumun ta kendisi olduğundan, bilen bilmeyen konuşur bu konuda kulağina çalınmış bilgilerle. bu yüzden saygı duymaz bazısı, boşanma oranları artıyor dediğinde sosyoloji yapmış sanır kendini çünkü.
    ama cidden çok faydali bir bilim dalıdır, resmen kafa açar. bilinen veya inanılan birşeyin aslında temelde nereden geldiğini gösterir. çok yönlü olabilmeyi sağlar, sloganlarla, klişelerle konuştuğunuzu hissettirir. derinleşme arzusu duyarsınız bu noktada, ya da mavi hapı alır evinize geri gidersiniz.
    (gelirsemkal, 24.03.2006 01:23 ~ 01:23)
  8. - nerde okuyorsun?
    - .. üniversitesi
    - bölüm neydi?
    - sosyoloji... (bomba soru birazdan gelir)..
    - ordan mezun olunca ne olacan peki? ( bu soru, karşı tarafta hiçbir şaşkınlık yaratmaz, çünkü herkes aynı soruyu sorar..)
    ..
    sevgili öss mantığı içinde boğulan herkesin, az puan alınca girilen yerler olarak sosyoloji,felsefe bölümlerini benimsemeleri normaldir. benimsetilmiştir. halbuki bir sosyoloji öğrencisi olarak, sosyoloji bölümünün ilk tercihim olduğunu, bilerek ve isteyerek bu bölümü seçtiğimi göğsümü gere gere söyleyebilirim..
    bu bölümde okuyabilmek için hakikaten isteyerek seçmiş olmak gerekli, ve okumayı, araştırmayı sevmek lazım.. aldığınız dersler ile genel kültürünüz her geçen gün, okuduklarınızla orantılı olarak artıyor.. ve ciddi olarak sosyoloji yapmak herkesin harcı değil; neden değil? bir tarihsel bütünlük içine koymadığınızda olayları, yanlışlıklara sebep olursunuz..
    bu nedenle sevgili ülkemizde gün geçtikçe daha çok önem kazandığını düşündüğümüz mesleğimizi, böyle tarif ediyoruz..
    sosyoloji, insandır; toplumdur; geçmiştir; gelecektir..
    (celebrian, 26.06.2006 21:44)
  9. (bkz: ibni haldun)
    (başımı koyduğum yer evimdir, 05.01.2007 14:09)
  10. (bkz: sosyoloji okuyup sosyalist mi olacaksın)
    (kerkerte, 16.01.2007 23:10)
  11. okuduğum bölüm. genelde buradan çıkan insanlar ya akademik yola saparlar ya da gurmelik, fotoğrafçılık, gazetecilik gibi birbirinden alakasız mesleklerde bulurlar kendilerini. öğretim görevlisi olanlar oldukça idealistlerdir. zaten sınıfta üç kesim vardır. sosyoloji için gelen insanlar, psikoloji yazıp tutturamayan insanlar bir de benim gibi ne olduğunu öss formu doldururken bile ne istediğini bilemeyen, mezun olmaya yakın hala bu belirsizliği koruyan insanlar vardır. weber'in ruhu bütün sosyologların yanında olsun.
    (elise, 18.03.2007 22:01)
  12. ülkemizde kıymeti bilinmeyen, hatta aslında daha tam olarak ne olduğu dahi anlaşılamayan bir bölümdür. bu yüzden pek tercih edilmez, istenerek girilmez. fakat okumaya başladıktan sonra insanı saran sarmalayan ve ufkunu genişleten bir bölümdür. hayatı algılayış biçiminiz değişir. iş olanaklarının kısıtlı olduğu günümüz türkiye'sinde bir gerçekse de, insan kendisini geliştirdikten sonra çok iyi şeyler başarabilir ve topluma faydalı olabilir. bunun için ilk önce önyargılardan kurtulmak ve artık okuduğunuz bölümün adını gururla söylemeyi öğrenmek gerekir. günlük hayatta sürekli karşılaştığımız olayların ve olguların çoğu sosyolojiyi yakından ilgilendirir. bu da böyle bir bilimle uğraştığı için insanda heyecan uyandırır. araştırmaya okumaya yönlendirir. mezun olduktan sonra başka bir konuda uzmanlaşmak isteyenler için oldukça önemli bir altyapı oluşumunu sağlar.
    (foundeep, 25.03.2007 01:04 ~ 01:08)
  13. ülkemizde pek de önem verilmeyen, özellikle açık oturum programlarında kendi yetiştirdiği elemanların uzmanlık alanı olan konularda ne alakaysa gidip sade gazetecilere danışılan, üzerinde bilip bilmeyen herkesin ahkam kestiği sosyal disiplin... (bkz: ama olmaz ki)

    eğitimini gören insanların aşağıdaki diyaloglarla sıkça iç içe olduğu bilim alanı...

    + ne okuyon?
    - sosyoloji...
    + okuyup da napacan? manyak mı olacan?

    ***

    + sen ne iş yapıyorsun?
    - üniversite öğrencisiyim.
    + peki hangi bölüm?
    - sosyoloji okuyorum.
    + yaa öğretmen olacaksın demek...
    + bizim mustafa'nın kız arkadaşı da sosyal bilgiler öğretmeni

    ***

    + okul bitince öğretmen mi olacan?
    - yok sosyolog olacağım.
    + yani öğretmen olmayacaksın?
    - evet öğretmen olmayacağım.
    + peki öğretmen olmayacaksan ne iş yapacaksın?

    (bkz: vah benim güzel ülkem)
    (eudaimonist, 02.01.2009 22:35)
  14. yüksek lisans yapılası bölüm
    (balkanlardan gelen soğuk hava, 24.02.2009 19:41)
  15. biyoloji değildir.
    (tatar, 19.06.2009 10:57)
  16. lisans okunası bölüm.okunması zor bölüm.yüzeysel ilk tanımları geçtikten sonra 2 yıldır hayatımda olan bir bilim dalı olaraktan kendisini yer yer övecek, yer yer yerin dibine batıracağımdır,ki bu da hakkımdır.gün gelip "niye okuyorum lan ben bu bölümü,gençliğim mi harcanıyor ulan paper yazayım diye sabahlerken, teori kasarken?" diye dönemsel kıllanmalar\ depresiflikler yaşasam da dönüp geriye bakınca kazandıklarımı görüp rahatlıyorum. yüz kişilik amfide allahın kışında sabah sekiz kırkta yirmi kişi oturup tartışırken , tartışmanın bazen kililitlenip bazen ateşlenmesini , hocalarla olan diyaloğun üstad-çömez tadında ve resmiyete uzak arkadaşlığa yakın kıvamını , sürekli insanı tartıştırmasını, tarihin, felsefenin, politikanın psikolojinin sürekli kapısını tıklatıp komşuluk ilişkisi kurmayı ,
    ahkam kesmeyi,bu ahkamlardan paper oluşturmayı ve en önemlisi özel sektör denen vahşi cangıla katılmadan vakıflarda , akademik çevrede barınarak az paralı ama mutlu mesut bir hayat yaşayacak olmanın verdiği sevinci , huzuru seviyorum.kötü yanları yok mudur? vardır.göz numaranız kesinkes ilerler.bu sosyoloji okumanın kanıtlanmış bir yan etkisidir.kahve bağımlığınız varsa yükselişe geçer. bu da kanıtlanmıştır.uyku düzeni bozukluğu diyesim geliyor ama şimdi bu giriyi okuyup tercih listesi yaparken sosyoloji yazmaktan cayan genç arıları korkutmama adına böyle bir iddiada bulunmayacağım.o benim salaklığım olsun. son olarak diyorum ki sosyoloji iptiladır ,müptelalara selâm olsun!
    (düttürü dünya, 19.06.2009 11:48 ~ 11:49)
  17. sosyolojinin felsefeden bağımsızlaşarak kendi başına bir alan olması fransız ihtilali ve sanayi devriminin `sonuçları üzerine 19. yy.’ın başlarına rastlar. düşünce tarihi boyunca birçok filozof, toplum yaşamını ele almışsa da toplumsallığı bugünkü biçimiyle ele alan kişi ibn-i haldun, terimi ilk kullanan ise auguste comte dur. ama yine de sosyolojinin tanınması ingiliz herbert spencer tarafından sağlanmıştır. bu yönüyle sosyoloji “en genç bilim dalı” ünvanına sahiptir.
    batı’da 19. yy.’da büyük bir kargaşa ortaya çıkmıştır. özellikle, büyüyen kentlerde yaşayan işçilerle aristokrat kesim arasında ciddi uçurumlar oluşmaya başlamış, bu ise toplum içerisinde önemli bir hareketlilik ve değişim yaşanmasına neden olmuştur.
    sosyoloji ilk olarak bu dönemde, “toplumsal değişimi ve bu değişimin nedenlerini” açıklamaya çalışmıştır. ancak sonraki dönemlerde, insanlar arasındaki tüm ilişki biçimlerini araştıran, bu ilişkilerin arkasında yatan nedenlerle birlikte sonrasında ortaya çıkan sonuçları konusu içerisine alan bir bilim dalı haline gelmiştir. sosyolojinin amacı; toplumsal ilişkileri açıklayarak genel bir toplum kuramına ulaşmaktır.

    sosyolojinin özellikleri:
    • toplum içerisinde olanı inceler; olması gerekenle ilgilenmez. bu nedenle, kural koyan (normatif) bir alan değildir.
    • olayları neden-sonuç bağıyla birlikte inceler.
    • toplumu bireylere göre değil, bir bütün olarak değerlendirir.
    • kendine özgü araştırma yöntemleri vardır. deney yapmaz.
    (mornemeses, 23.08.2009 16:17 ~ 16:22)
  18. yüksek lisansını yapmak arzusuyla yanıp tutuştuğum sosyal bilim dalı.
    (acil pizza sipariş hattı, 23.08.2009 16:45 ~ 24.08.2009 22:53)
  19. eğer toplumda ki anomiyi neden-sonuç ilişkisi içinde tespit ettiğiyle kalacaksa, çözmek için hiçbir yol bulamayacaksa entel bilimidir. gereksiz uğraştır, toplumdaki anomiyi kahvedeki abiler hergün tespit ediyorlar zaten iş onu çözmek.

    işte bu noktada, sosyolog insanının bilim anlayışı ortaya çıkar. weber gibi, "bilim bilimdir, çözüm bulma aracı değildir." diyebilir, elinizde viskinizle çeşitli isabetli tespitlerinizi anlatabilirsiniz...

    ya da durkheim gibi, sosyoloji toplumdaki patolojiyi buluduğuyla kalıp, onu çözmeyecekse entel uğraşıdır, hiçbir değeri yoktur diyip, beyninizin ve kendinizin ve doğal olarak toplumun sınırlarını zorlamaya çalışabilirsiniz.
    bunların her ikisini yaparken ister bireyden yola çıkıp toplumu (sembolik etkileşim) yahut toplumdan yola çıkıp bireyi ele alabilirsiniz (çatışmacı, işlevselci vs...)

    ya da sosyolojiyi baştan hiçe sayıp, okuyosun, oovv öğretmen olcan yani diyen malların arasına da karışabilirsiniz.

    gördüğünüz gibi her şekilde kararı size bırakan bilim dalıdır.
    (cant a thing with ashes, 02.09.2009 12:19 ~ 12:21)
  20. karl marx, max weber ve durkheim'ın babaları olduğu bölümdür. felsefe, mantık, psikoloji ve tarihle çoğu zaman iç içedir. güzel bir analitik düşünme kazandırır.işlevselliği tartışılır.akademik çevre dışında pek bi saygı duyulmaz, bilinmez, anlaşılmaz. hocaları pek bi değişik olur.
    (sosyolojist, 03.11.2009 16:58)
  21. binasının girişinde "çok uyumayı sevenler yazmasın." deyü tabela asılması gereken bölümdür.yahut ters açıdan "az uykuyla yetinenler yazabilir."nokta.
    (düttürü dünya, 04.11.2009 02:01)
  22. kadir has üniversitesin'de öğrencilerine seçmeli ders altında,ingilizce olarak okutulan delice bir ders.
    (massiveattack, 04.11.2009 02:19)
  23. sosyal antropolojinin can düşmanı.* şaka maka, gözlemlediğim kadarıyla, günümüzde antropoloji öğrencilerine devamlı hatırlatılan şeydir sosyoloji öğrencisi olmadıkları. nitel araştırma yöntemlerine verilen ağırlık bir yana, sorulan sorular dahi farklıdır ki cevaplar nasıl olmasın.
    her iki disiplin de başlangıcını durkheim'a götürürken sosyal antropoloji mauss'tan sonra başka bir yol izlemiştir. (tabii bu dediğim özellikle fransa için geçerli.) ingiltere'de malinowski'yle filan fransa ekolünden daha başka bir yerlere kaymaya başlamıştır. amerika'da ise zaten kültürel antropolojiye dönüşüvermiştir hemencecik boas sonrasında.
    sosyoloji nicel araştırma yöntemleri kullanması sebebiyle daha bir "takdire şayan" gibi düşünüldüğünden ve antropolojinin biraz etliye sütlüye karışmaması ve biraz daha yerel hak hukuku tanıması pabucunun dama atılmasına sebep olmuştur. halbuki biz antropoloji öğrencileri "500 kişiye sordum bunu dedi, ahanda bu doğrudur" deseydik para içinde yüzüyorduk şimdi. aaaah ahhh...
    şaka maka, kişisel fikrim nitel ve nicel araştırma yöntemlerini birlikte kullanan bir sosyal antropolojinin sosyolojinin yanında sapasağlam durabileceğidir. enteresandır ki günümüzde kendileri duayen, kitapları ise kutsal kabul edilen pek çok sosyal bilimci aslında antropologdur.
    bu giri de sosyoloji örtüsü altında sosyal antropoloji anlatmıştır ya, gecenin bu saatinde yazılmasına veriniz. yok sosyoloji düşmanı da değilim, kaleyi içten çökertmeyi de düşünmüyorum. neyse bunlardan çok daha fazlasını çok yakında şu başlıkta uzun uzun yazmayı planlıyorum: (bkz: sosyal antropoloji)
    bizden ayrılmayın.
    (meyzen, 19.11.2009 01:22)
  24. ingilizce okumanın başlı başına eziyet olduğu bir ders, hoca da okuyun gelin mantığında olunca iyice çekilmez oluyor. yarın da vize var, yarın 0, finalden 85 alıp geçmeyi planlıyorum . sosyolojiyi sevemiyorum!
    (lady viola, 19.11.2009 17:00)
  25. august comte'a göre bilim dalları arasında en komplike olanıdır.haklıdır da.türkiye'de hatta dünyada da pek kıymeti bilinmeyen bilimdalıdır.adı üstünde toplumbilim.politikanın da ekonominin de kültürün de kavranabilmesi sosyoloji biliminden geçer bir hukukçu da bir politikacı da bir ekonomist te sosyolojiden ciddi bir şekilde yararlanmalıdır.bir sosyolog kadar değilse bile sosyoloji bilmelidir.biliyorlar mı ? hayır.ama bolca ahkam kesilen bir bilim dalıdır maalesef.politik liderlerin, basın yayın kuruluşlarının ve tüm kamu kurumlarının öncelikle sosyolog danışmanlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ben.sosyoloji nosyonunun hangi meslekten olursa olsun her düşünen kafaya olumlu bakışaçıları getireceğini düşünüyorum.
    (isilisilisil, 19.11.2009 17:29)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil