sosyalizmin milliyetçilik ile imtihanı 

adana çık aradan

  1. bugün sosyalistlerin ideolojik olarak milliyetçilik ya da ulusalcılık yapmalarıdır.
    sosyalizm değil, ya ahmaklıktır ya da nasyonal sosyalizme doğru savrulmalarıdır.
    (gajo, 28.09.2007 13:26)


  2. önsözünü tanıl bora'nın yazdığı, ferhan umruk'un hazırladığı, versus kitaptan çıkan mayıs 2007 tarihli kitaptır. kitapta bulunan yazıların bir çoğu daha önce çeşitli tarihlerde www.soldansite.org adlı internet sitesinde yayınlanmış olup incelenmesi gereken kitaplardandır.

    1. azınlıklar ve sosyalizm
    2. ulusalcılık ve sosyalizm
    3. anti-emperyalizm ve sosyalizm
    4. militarizm ve sosyalizm
    5. kürt sorunu ve sosyalizm
    6. avrupa birliği ve sosyalizm
    7. aydınlar ve sosyalizm

    başlıklarından oluşan yedi bölüm mevcut. ayrıca; kitapta yazıları bulunan isimler: ferhan umruk, demir küçükaydın, yıldırım onat, ali dehri, orhan koçak, şaban iba.
    (aglaures, 09.12.2007 19:09)
  3. sosyalizm, içinde milliyetçilik ya da (bazılarının söylemiyle) ulusalcılık içermeyen bir kavramdır. sosyalizm teorik olarak da, pratik olarak da milliyetçilik/ ulusalcılık tanımlamalarından uzaktır. türkiye'de de gördüğümüz gibi kendini sosyalist olarak nitelendiren kimilerinin ulus devleti savunduklarını, buna paralel olarak da sosyalizmden uzaklaştıklarını gözlemleyebiliriz. bu durumu olsa olsa nasyonal- sosyalizm olarak adlandırabiliriz, belki de.

    milliyetçi dalganın şiddetle arttığı günümüzde, sosyalistlerin ve de kendilerini bu şekilde tanımlayanların yapması gereken, güncel örneklerini her daim gördüğümüz gibi bu şiddetli dalganın karşısında eğilmek olmamalı. bu şekilde kitlelere ulaşabileceği düşüncesi yanılgı olup, sosyalizmin tarihi sorumluluklarına da ters düşmektedir. şu anda ve bundan sonrası yapılması gereken tek şey bu milliyetçi dalgaya karşı dimdik ve taviz vermeden durmak olmalıdır. aksi bir durum demek sosyalizmden uzaklaşmak demektir.

    oysa türkiye'de üzülerek izlemekteyiz sosyalizmden uzaklaşan çevreleri ve hala kendilerini sosyalist olarak nitelendirenleri. milliyetçilikle sarmaş dolaş olup hala kendilerini solda tanımlayanları, en ulusalcı/milliyetçi kim yarışını, sonundaki sol kelimesi ile dalga geçermişçesine en köktenci söylemlerini izliyoruz utanarak, sıkılarak bu durumdan.

    yine de biliyoruz ki her daim umut var...

    "... sınırların da kalktığı bir dünya için enternasyonalist sosyalizmi seçenek haline getirmek gerekiyor. gerçekçiler için bu bir hayal olabilir, ama hayalleriniz yoksa yok oluşun da bir seçenek olduğunu hatırlamak gerekiyor. (bkz: ferhan umruk)
    (aglaures, 15.12.2007 15:23 ~ 15:23)
  4. sosyalizmin, enternasyonalist bir ideoloji olduğunu düşünenlerce (yine 19. yy.dan kalma akılla) dil,din, etnisite, tarih ile tanımlanan ulus reddedilir. bunun başlıca nedenlerinden biri de, bu şekilde tanımlanan bir ulus tanımının dışında kalan her kesimin katlanılması gereken birer arıza gibi oldukları ya da kültürel zenginlik veya esnekliğe yol açtığı savunularak korunması, tolerans gösterilmesi gereken bir süs olduklarının düşünülmesidir.

    ve enternasyonalist- sosyalizm ulusalcılık/milliyetçilik içermez. içerdiği takdirde örnek verilen çin, rus devrimlerinin sonunun ve geldiği noktalarının incelenmesi gerektiğinin üzerinde durulması gerekir.

    lafı dolandırmaya hiç gerek duymadan ülkemizde kendisini ulusalcı- sosyalist olarak tanımlayan kesimlerin örneklerini verelim:
    -işçi partisi "ulusal kanal" kurar, tüm gün etnik kökene dayalı ayrımcılık propagandası yürütür. (sosyalizm ile ilişikisi ne boyutta ise.)
    -ırkçılar "türk solu" isimli bir dergi çıkarır ya da "türk solu" ırkçılık yapar her neyse, ki bu kesimin yaptıkları zaten ortadadır. (yine sosyalizmle ilişkisi nedir çözümlenememiştir tarafımdan.)

    marksizm görüşü sadece milliyetçiliğe değil, milletlere de karşıdır.

    "bir devlet kendini bir dille, dinle, etniyle, soyla, tarihle tanımladığında bir ezilen ulus ve ezilen ulus üzerindeki tahakküm ortaya çıkar.
    ve bu ezilen ulus üzerindeki tahakküm iki şekilde ortadan kalkar. ya o ezilme ilişkisini yaratan egemen ulus yok edilir, ulusun tanımından o ezme ezilme ilişksini yaratan ayrımlar çıkarılır ya da ezilen ulus, yine kendisini tıpkı ezen ulus gibi tanımlayarak ayrı bir devlet kurar. ama bu durumda da, dünyada hiçbir ulus saf olmadığından, ulusal baskı başka biçimlerde sürer." *

    bir de aklıma takılan bir nokta kaldı: yine bu ulusalcı sosyalist kesimin yürüttüğü propaganda düşünüldüğünde (alışverişimi türkten yapıyorum, türkiye bir düşmanını kaybetti vs.) türkiye topraklarındaki ezilen haklara tahammülsüzlüğünü nasıl açıklamak gerekir acaba. zira ezilen hakların tam bağımsızlık şiarıyla uluslaşma sürecini tamamlamalarını ve sosyalizme geçme mücadelerini savunduklarını söylüyorlar.
    (aglaures, 15.12.2007 17:47)