sosyalist türkiye sancılı günler sonrasında kurulacaktır. ama iktidarın ilericilerin, aydınların ve işçi sınıfının eline geçmesi ile süreç daha da sancılı olacaktır. yıkılacak, yapılacak, üretilecek, tartışılacak ve inşa edilecek o kadar çok başlık var ki. ama inanın zevkli olacak. inanılmaz zevkli. insanı çalışmanızın, düşünmenizin ve üretmenizin bu ülke için bir işe yaradığını farketmek kadar ne mutlu edebilir.
hayata geçecekler ütopyanızdır.
1) nato, ab, imf ve dünya bankası ile olan antlaşmalar tek taraflı olarak feshedilecektir. ülkenin giderek artan dış borcu artık ödenmeyecektir. abd, israil, barzani, talabani ve tüm emperyalist güçler ile yapılan gizli askeri ve ekonomik antlaşmalar tek taraflı olarak feshedilecektir. bütün bu gizli antlaşmalar topluma en ayrıntısına kadar duyurulup tartışılması sağlanacaktır.
2) sağlık ücretsiz olacaktır. tüm kapasitelerinin altında çalışan özel hastanelere kamulaştırılacaktır. özel muayenehaneler kapatılacaktır. aşı fabrikaları açılacak ve hepatit b gibi kanser yapabilen ve hepatit sonrası öldürücü olabilen hastalıklar eradike edilecektir. malnütrisyon kavramı tıp fakültesi ders kitaplarında öğrencilerin okurken nasıl olabilir diye şaşkınlık duyacakları bir kavram haline getirilecektir.
3) eğitim ücretsiz ve nitelikli hale getirilecektir. yatılı bölge okulları, öğretmen okulları ve köy enstitütüleri tekrar açılacaktır. çocuk gelişimciler, sanatçılar, aydınlar ve bilim insanları eğitim başlıklarını tartışacak ve müfredatlar ona göre hazırlanacaktır. aktif eğitim modeli tüm eğitim kurumlarında uygulanır hale gelecektir.
4) çocuk işçiliği yasaklanacaktır. ülkenin kat ettiği belirli bir süre sonrasında kademeli olarak çalışma süreleri kısaltılacaktır. 6 saat olacaktır öncelikle. gönüllü çalışma zamanları olacaktır. bir kooperatifte çalışmak veya oyun parkı inşa etmek gibi. sendika tüm işçilere yaygınlaştırılacak ve işçiler işyerlerinin yönetiminde söz sahibi olacaklardır. iş yeri hekimliği ana bir tıp dalı olarak eğitim verecek ve yaygınlaştırılacaktır. kadınlar için erkekler ile eşit ücretler sağlanacak ve doğum ve süt izinleri bilim insanlarının gerek gördüğü ölçüde sağlanacaktır.
5) depremde yıkılması muhtemel ve tarihi değer içermeyen bütün konutlar yıkılacaktır. gecekondular yıkılacaktır. yerlerine merkezi planlama ile toplu konutlar sağlanacaktır. merkezi çamaşırhaneleri, bilgisayar sistemleri sağlanacaktır. okuma salonları, spor tesisleri yaygınlaştırılacaktır.
6) ev kadınlığı, vücudunu para ile satmak, 14 yaşında kızların evlendirilmesi ve cinsel ilişkiye zorlanması yasaklanacaktır. çok eşlilik kaldırılacaktır. töre cinayeti kavramı tarih olacaktır. kadınlarımızın evlerine kapatılması ve cahil muamelesi görmesi engellenecektir. bu ülkede ev kadınlarımızın yapabileceği milyonlarca iş vardır. hayata ve yaşama akıllarını, emeklerini koyma hakkını kadınlarımızın elinden kimse alamaz. sosyalist türkiye’de kimse kimsenin kıyafetine karışmayacaktır.(ama sosyalist türkiye’de)
7) askerlik her vatandaş kadın ve erkek için zorunlu olacaktır. kadın ve erkekler sosyal yaşamdan, üretimden kopmadan ve eğitimlerinden uzaklaşmadan ülkeleri için askerlik yapacaklardır. askeri dışa bağımlılık ortadan kaldırılacaktır. incirlik üssü kapatılıp ortadoğu ormanı olarak ağaçlandırılacaktır. her yetişen ağacın üstüne yaşanan acılar hatırlansın diye ırakta, filistinde ,iranda, suriyede ve türkiyede emperyalistlerin öldürdüğü insanların isimleri yazılacaktır. barış ormanı kurulacaktır.
8) siyaset kapalı kapılar ardında değil herkesin işyerlerinden, okullarında, kışlalarından ve tarlalarından katılacağı bir süreç halinde yapılacaktır. insanın insanı sömürmesi en önemli suç olacaktır.
9) yeni insan için uğraşılacaktır. 14 yaşında bir kızı çocuk olarak gören bir nesil veya adet görmeye başlayan bir kızın sadece fizyolojik bir değişime uğradığını düşünen bir nesil. sokaklarda dans etmek, tiyatro oynamak, bağıra bağıra söylev vermenin serbest olacağı bir günlük yaşam kurulacaktır. sokaklar 4x4 jeeplere değil bisikletlere ve insanlara terk edilecektir. insanın insana kul olması kavramı ortadan kaldırılacaktır.
10) türkleri, kürtleri, lazları ve arapları aşağılamak veya daha kısacası ırkçılık yapmak en önemli suç olacaktır. bu ülkenin bölünmesini istemek en ağır suç olacaktır.
11) tarikatlar, kumarhaneler kapatılacaktır. büyük satranç merkezleri ve kütüphaneler kurulacaktır.
bu yazılanlara farklı tepkiler verilebilir...
-ütopyanda çok sınırlıymış. şunlarda var diyerek yapıcı eleştiriler getirilebilinir.
-bunlar hiç bir zaman hayata geçmez ben kayser sozer olacağım denilebilinir. hayatımı kendim için yaşayacağım başka kimse benim için önemli değil denilebilinir.
-ben 14 yaşındaki kızların cinsel obje olmasından yanayım yazılanlara karşıyım
denilebilinir.
ama belki de en önemlisi bazılarınızın dedikleridir. duyamıyorum?
bunların hayata geçmesi için ne gerekli mi? bağımsızlık, yurtseverlik mi? örgütlenmek mi?
bağırın duyamıyorum...
doğuştan gelen tüm ayrıcalıkların kaldırılması muhtemelen ilk yapılan şey olacaktır.
ertuğrul özkök "gelin paylaşmanın tadına varalım" başlıklı bir yazı yazacaktır. hatta önce o yazacaktır sonra sosyalizm kurulacaktır diyesim var. o kadar erkenden yazacaktır bu yazısını.
yok yok, sosyalizm kurulmadan yazmaz böyle birşeyi ama yani artık saniye mi diyeyim, salise mi diyeyim... o kadar çabuk!
enteresan şeyler tabii!...
bilim kurguya olan ilgi azalacak! "biz olmuş bilim kurgu" diye düşünecek insanlar...
ama bunların hepsi ertuğrul özkök'ün yazısından sonra olacak.
önce yazı!...
sosyalist olmayanlar hapse atılacak bir bölümü de sürgüne gönderilecektir.
ayıplamıyorum. çünkü her devrim karşıtlarını safdışı bırakmak zorundadır.
bu arada 14 yaşındaki kızlar dört gözle sizleri bekliyor. kurtarılmak için.
bilimsel sosyalizmin gereği 3+1 modelinin derhal hayata geçirilmesi gerekir.
uygulamaya konacak sosyalizm modelinin tutarlılığını anlamamımızın yolu insanlığın ulaşabileceği en üst nokta olan 3+1 modeline geçip geçmediğidir. geçmiyorsa o sosyalizm sosyalizm değildir. en azından tutarlı değildir. zulüm bitmelidir.
ayrıca sünnet törenlerinde kesilen başların ve gerdek gecelerinde akıtılan kanların hesabı sorulmalıdır. saygı, sevgi, ışık sizinle olsun.
evimizin balkonuna çıkıp yaşadığımız semte, yaşadığımız semtten yaşadığımız şehre, yaşadığımız şehirden yaşadığımız ülkeye yeniden , yeniden ve bambaşka gözlerle bakacağız.
kalbimizin ritminde hafif bir değişme, bacaklarımızda yorgunluk.. vücutlarımızda bir önceki düzen koruyucularının işkence izleri..
sol gömlek cebimizden sigaramızı çıkartacağız. içimize derin bir nefes çekerken insanlığa, halkımıza olan borcumuzun bir kısmını ödemiş olmanın iç ferahını duyumsayacağız. uzun ve meşakkatli bu yolda dövüşerek düşenleri, dövüşmekten korkup gidenleri anımsayacağız..
sonra bir hıçkırık gelip boğazımıza dayanacak .. ama bırakmak yok kendini, işin kolayı idi bu. şimdi en zor dönem başlıyor. ezilenlerin ezen olma eğiliminden kurtulmalarını sağlamak.
(gajo, 10.05.2008 09:37 ~ 09:39)
benim gibi sosyalizm yanlısı olmayanlar cezalandırılacaktır, fikirlerini açıkça söylemeleri durumunda.
(bkz:
sosyalist türkiye de göte girecek giriler)
sonra bir ara çocuklarını da yer devrim illa ki!...
çok kişi ölecek ilk günlerde. sonrasında da ve sonrasında da. önce devrim kadroları birbirini öldürecek sonra sağ kalanlar bir şekilde devrimciliklerini beğenmediklerini öldürecek. ne zaman ki korku devrilenleri ve de devrim nedir merak edenleri sarana kadar.
abaza erkek kalmayacak. bu uğurda sosyalist olanların yüzü gülecek.
sabah kalkıp eli yüzü yıkamak ve tuvalete çıkmaktır. aksatılan sabah tuvaletleri yüzünden böbreklerin yorulması ve hastalanması göz ardı edilemeyecek bir sorun. böbrek hastası olmak istemiyorsak sosyalist türkiyede sabah ilk iş olarak tuvalete çıkmalıyız.
katkı zekice ve yaratıcıdır ama türkiye'yi ülkemizi ve insanımızı hafife almaktadır.
1. sağlık alanında kendi alanım olduğundan biliyorum öncelikle piyasa anarşisi ve düzensizlik hakimdir. tüm ingiltere deki mr sayısı kadar sadece istanbul'da mr mevcuttur. gereksiz kullanılan teknoloji mevcuttur. türkiye patent yasalarını küba gibi tanımayabilir. hepatit b dahil bütün aşılar küba'da o dalga geçilen ülkede üretelibilirken ülkemizde aşı fabrikasının kar hırsına ve özel sermayeye terk edilmesi kapitalizmin tercihidir.
insanları tedavi etmek üstüne kurulu bir sağlık sistemi mevcuttur. sağlık ocakları kapatılmakta ve aile hekimliği denen özel muayene kavramı ortaya atılmaktadır. aşılamayı bu sistemde kimin yapacağı tartışmalıdır.
bizim kuracağımız insanı hasta etmeme modelidir. daha ucuz maliyetli ve işlevseldir.
yüksek teknoloji kanser, transplantasyon hastalarına zaten uygulanacaktır.
kar ve para sağlığın alanına girince yolsuzluk, bireysel sahtekarlık(bıçak parası) kaçınılmazdır. bunlar başta engellenecektir.
ankara'da devlet hastaneleri %100 doluluk ile çalışırken özel hastanelerin bir çok yatağı boştur ve ortada plansızlık mevcuttur.
dal hastaneleri ve teknolojisi türkiye'de üretilebilecek düzeydedir. mühendisler, mimarlar, inşaat mühendisleri ve genetikçileri vardır bu ülkenin...
2- eğitimin içeriğinin değişmesi ile başlanacak değişim yeni insanın yaratılmasında önemlidir. ilk yıllar sorun olacağı açıktır ve kaçınılmazdır. işsiz öğretmen ordusu ve görev bekleyen çocuk gelisimciler ve psikologlar vardır bu ülkede...
bina yapmak, havuzlu spor salonlu yatakhaneli okul yapmak hele içinde de kendi çocukları okuyacaksa bu ülkenin mühendisleri ve işçileri için güle oynaya yapılacak bir eylemdir.
eğitim sisteminin içi kof bilgilerle dolu iken en güzel en özel okulda da bugün deney yapılmamaktadır.
emin olun özgür bırakılan beyinlere, haylazlıkları belirli düzeyde özgür bırakılan genç kardeşlerimize güvenmek gereklidir.
3- dış borcu kabul etmek tecavüzden zevk almayı istemek gibidir. anlamsızdır.
venezüella ve bir çok latin avrupa ülkesi ımf ile ilişkilerini dondurmaktadır.(lütfen venezüellanın petrolü var demeyin) tek enerji kaynağı petrol mu?
bu ülkenin dört bir yanı denizler ile çevrili olduğunu biliyoruz.
uçsuz bucaksız topraklarını da biliyoruz.
tarım ülkesi olabileceğini en verimsiz kısımlarının ise sanayileşmede kullanılabilceğini biliyoruz.
sokaklardan anlamsız jeepler, özel araçlar azalıp ülkenin her tarafı toplu ulaşım ağına(hızlı ve güvenli) katıldığında sağlanacak enerji tasarrufunu unutmamak gerekmektedir.
ayrıca dış dünyadan yalıtılmak nedir?
bugünkü abd ve ab ilişkisinden mutlu mu olacağız. sömürge ilişkisinden kurtulmaktır önerilen...
dünya üzerinde ilişki kurulabilecek ve ambargonun delinebileceği onlarca ülke vardır.
birlikler vardır.
askeri müdahale sosyalist iktidarın halka anlatıldığı ve toplum tarafından benimsendiği durumda imkansızdır.
işgal olmadan askeri emperyalist müdahale yapılamaz.
askeri işgal olması bu ülkeye emin olun emperyalistler açısından acı sonlanacaktır.
4- çalışma sürelerin kısaltılması belirli bir sürenin sonundaki hedeftir. insanın çok çalışması entellektüel yetenekleri için cinayettir. çok çalışmak öldürür. kanıtlanmıştır.
insan çalışmalı üretmeli ve dinlenmelidir.
kitabını okumalı ve başka işler ile spor, sanat vb uğraşacak zamanı olmalıdır.
gönüllü çalışma denen bu ülke için bir şeylerin yapılacak olması açıkcası insanlarımızı nasıl çalışkan ve üretken kılacaktır.
( not: ben oyun parkı inşaatında bana direktif verecek bir ustabaşının veya mühendisin emrinde çalışırım. yok bu işçi parçası nasıl bana emir verecekmiş demem. bilirim orada bu ülkenin çocukları oynayacaktır.)
ham madde ve üretim karmaşası ilk kurulan sistemlerde kaçınılmazdır.
ama üretim planlama üzerine kurulacaktır.
çamaşırhaneler kurulacağı için gereksiz üretim malzemesi parçalar başka ihtiyaçlara aktarılacaktır.(en basit örnek)
otomotiv sektöründe gereksiz ham maddeler başka alanlara aktarılacaktır.
çimento fabrikaları kapatılan bir ülkede yaşıyoruz.
tarım ürünleri ithal edilen bir ülkede...
hayvancılığı öldürülen bir ülkede yaşıyoruz.
5- çocuk işçiliğine, 14 yaşındaki insanın çocuk olduğuna cinsel kimliği olmadığına veya aydınlanmaya inanıyorsak ve kapitalist yasaların mülkün hakimiyetine dayandığını biliyorsak kaçınılmazdır bu değişim...
kapitalizm, sosyalizm tehlikesi ve sosyal patlama korkusu ile koyduğu yasaklardır bunlar.
çocukların seks işçiliğinin yasal olduğu ve turistik geziler yapılan ülkeleri hatırlayın.
alıştırıyorlar toplumumuzu bunlara...
6- makine üretmek bu ülkede çok basittir.
türk traktör, aselsan, roketsan, silah fabrikaları ve demiryolu fabrikası (marşandiz ) ankara'dan en basit örneklerdir.
inanmayan arkadaşlar benimle temas kursun bu fabrikalardan işçiler ve mühendiler ile tanıştırayım imkansız denilenlerin nasıl mümkün olduğunu göstermek açısından...
depremde insanların ölmesini kabul etmekten belki daha yorucudur ama imkansız değildir kalıcı ve yaşanılabilir konutlar...
istanbulu (tarihi dokusunu koruyarak) yıkıp ve yeniden kurmak sosyalistlere kalmıştır...
ölümden korumak sosyalizmin ve merkezi planlamanın işidir.
6- en önemli unutulan insan faktörüdür.
yeni insan...
yaptığı işin kendisine, komşularına ve çocuklarına yaradığını gören insan...
içinde oturabileceği konutları inşa eden işçi...
yaptığı işte önce karı değil, insanı düşünen ve "-bir bina yapıyorum doktorlar hasta bakacak insanlar iyileşecek ve mutlu olacak ve bilecekler bu binayı da benim yaptığımı" diyen işçileri ve mühendisleri düşlemek lazım..
bu ülkede akıl selim sahibi bir iktidarın yapacağı ilk şey,ideolojiler hükumeti değil halkın hükumeti olmak ve imf yi bu ülke ekonomisinden atmaktır.elbette atılacak çok adım alınacak çok yol vardır ancak en ivedilikle hareket edilmesi gereken konu budur.
her sağlam devrimde olması gerektiği gibi karşı devrime karşı önlemler alınacaktır. ya da birkaç ay içinde karşı devrim olacaktır.
din tüccarları sabun yapılmalıdır, bilemedin kısırlaştırcanki üreyip çoğalmasınlar.
katkı güzeldir. ama bazı şeylere ikna olabilmek için önce ankara davetim kabul edilmeli marşandiz işçileri ile çay içilip,
"- lan bu yurtsever işçiler nereden çıktı denmelidir.?"
1- sağlık alanı..
aşı fabrikası ve diğer meselelere ikna olduğu görülüyor.
açıktır. ota boka mr istenmektedir. mr döner sermaye karını artırmakta(doktorlara ek döner sermaye ödemesi olmakta) veya özel merkezlerden de devlete fatura edilmektedir. özel merkezler parası olan hasta ile değil ssk, bağkur ve emekli sandığı hastaları ile ayakta durmaktadır. anlatılmak istenen devleti dolandırmaktır. öğretmenlerin maaşlarını özel sermayenin çalmasıdır.
küba da doktorun 1 dolar aylığı tartışmalı bir bilgidir.
türkiye'den az olduğu kesindir ama pakistan'dan, bolivyaya, venezüelleya, afrika ülkelerine bu doktorlar çalışmaktadır.
küba büyükelçisinin doğuya gitmeyen doktorlar tartışmasında hekim açığını doğu'da kapatabileceklerini söylemiş olduğunu hatırlamak gerekir.
2- ham madde meselesindeki problem çözülmüş ise...
enerji meselesi çözülecektir.
iran ile ambargo kırılabilir.
başka alternatif yolllar denenecektir. kısırdöngü kırılmalıdır. dünyanın en pahalı petrölü ödenmektedir. tarımsal gelişmeyi ziraat mühendisleri planlayacaktır. işsizdir onlar. kapitalizm hastanelerinde bilgi işlemci yapar onları...
asgari ücret verir. planlama nedir diye sorulur?
3- eğitimin merkezi olarak yeniden inşası öneriliyor. görev almaktan neden kaçılıyor. sayı az veya köyler öğretmensiz demeyin...
(ben malatya'nın pütürge ilçesinin bakımlı köyünde çalıştım. hacettepe'den mezun oldum. uzmanlık kazandım. istifa ettim ve gittim. çok zevkliydi. köyleri öğretmensiz olduğu tespitini yapanlar gönüllü olacaktır ellerinden geldiği kadar okuma yazma öğretmeye)
özel okullara, dershanelere, özel derslere, jeeplere, sosyete partilerine, çırağan düğünlerine, porschelar olmayacak... maliyet analizni siz yapın...
4- ordu'nun köylerini gezin görün ıssızlığını...
gidin ulubey'in köylerine genç nüfus bulabilecek misiniz?
tarım hamlesi ne ile sağlanır...
cesaret demek lazım..
tecavüze bile direnmek şarttır.
yaptıklarımızı birlikte yapacağız. yapamadıklarımızı birlikte. birllikte gülüp birlikte ağlayacağız. tartışacağız daha iyisi için. kovacağız abd askerini sopalaya sopalaya. dışa kapanmak denilen bir şey olmayacak. turizm mi yasak olacak. turistler olacak. tarih olacak. ama büyük tatil köyleride olacak hayatı boyunca akdenizi görmemiş işçileri ağırlayacak.
bu kısım olmadı ustaya bırakalım.
yaşamaya dair
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
küba'da olduğu gibi hiç kimsenin ambargo tehditlerine kulak asmadan arge çalışmalarına odaklanılacak ve yerli ilaç sanayi kurulacak.
sağlıkta dışa bağımlılık bitecek. hiç bir eczane, vitrinini siyah bezlerle kapatmak zorunda kalmayacak.
arkadaşlara kıllık olsun, asilik olsun diye günümüz türkiyesinde koltuk altında taşınmaktan eskimiş
das kapital i acilen bırakıp
wealth of nations taşımaya başlamak.
sigara yakılır.
bir nefes deniz'e, bir nefes yusuf'a, bir nefes hüseyin'e, bir nefes mahir'e, bir nefes ibrahim'e, bir nefes erdal'a çekilir.
senelerdir çekilenler içinse, karton alınması gerekir.
bir de,
deniz baykal a ömür boyu siyaset yasağı konur. ne olur ne olmaz.
(burju, 14.05.2008 23:17 ~ 23:20)
kahvaltı.
dünya yansa yıkılsa, kahvaltısız başlamam sosyalist bir güne..
kimilerinin, ilkel karşıdevrimlerle karıştırdıkları için yamamaya çalıştıkları şiddet yaşanmıyacaktır. eşitlik, kardeşlik, paylaşım duygularını gösteren insanca bir dünya adımları atılmaya başlanacaktır.
sokakta soğuktan donarak ölen yaşlı, aç kaldığı için dilenen çocuk, yaşayabilmek için fuhuşa itilen kadın kalmıyacaktır.
elbette, birilerini sömürerek elde ettiği paraları ne yapacağını bilemiyen kapitalist zihniyet de kalmıyacaktır.
herkes emeğinin karşılığını alacak ve insan olarak saygı görecektir.
bugün küreselleşmiş dünyanın %15 i gelişmiş ülke olarak kabul ediliyor. bu ülkelerin en belirgin ortak özellikleri sömürücü olmalarıdır.
bugün küreselleşmiş türkiye'nin %15 i ekonomik ve sosyal olarak iyi standartlara sahip. bu %15 in ekonomik olarak en güçlülerinin en belirgin ortak özellikleri, kalan %85 i sömürüyor olmalarıdır.
kimse kendisini kandırmasın. küresel düzende birey olarak %15 in içine girebilirsiniz ancak siz bu gruba dahil olduğunuzda, birisini de %85 in içine iteceksiniz.
demek istediğim şu ki; önemli olan topyekün kalkınma. bunu sağlamanın tek yolu küresel argümanları elimizin tersiyle itmek, var olan alternatifleri görüp değerlendirmektir. küresel dünyada %15 i genişletmenin olanağı yoktur.
sosyalizm, komünizm, liberalizm, kapitalizm, faşizm, teokrasi, emperyalizm vb. siyasal sözcüklerin ne olduğunu bile bilmeden "ağzım var konuşurum" diyenlere dahi sadece insan olduğu için saygı gösterilecektir.
emperyalist ülkeler dışındaki, kuzey avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ülke yönetimlerinin çoğu zaman, siyasi terminolojideki adının sosyalizm yani toplumculuk olduğu cahillere öğretilecektir. sosyal adalet ağırlıklı bu ülkelerde paylaşım emek üzerindendir. komünizmi proleterya diktatörlüğü ile deneyen ülkeler tamamen farklıdır ve oralarda paylaşım ihtiyaca göre yapılmıştır.
üç kitap okuyup, beş önyargı ekleyerek içindeki kini ve nefreti karmakarışık laf salatası şeklinde kusanlara sadece gülünecektir.
türkiyede kurtuluş savaşından sonra elde edilenleri anlayamadığından dolayı, tam bağımsızlığı ütopya sananlara acıyarak bakılacaktır.
sosyalizme, faşizmdeki toplama ve çalışma kamplarını monte edenlere ise, ilgisiz kalınacaktır.
kapitalizmdeki bankamatik memurlarına, emeğe dayalı sosyalizmde barınmalarının mümkün olmayacağı gösterilecektir.
yani; sadece tarihin ileriye doğru akışı için çalışılacaktır. zevkle...
sanırım elimizde kalan az buçuk özgürlüğü de kaptıracağız. demekki sosyalist türkiyede atılan her adımda devlete bağlı kalacağız, herşeyin hesabını devlete vereceğiz. herşeyimizi başkaları belirleyecek. arı gibi çalışıp, karınca gibi takılacağız. kendi kafamıza göre ticaret yapamayacağız. küresel dünyadan kopacağız, yeni bir gezegene taşınmış gibi olacağız.
bu ülkede sadece sosyalistler mutlu olacak. zaten ilk başta diyanet kaldırılır, sonra ezan sesinden rahatsız olanlar dava açmaya başlar filan. doğuştan gelen tüm kazanımlar elden alınır. ülkü ocakları yasaklanır. iyi de bunca insan ne yapacak? herkesin bir anda sosyalist olmasını mı bekliyorsunuz?
şu an türkiyede bunu isteyen %2 ye yakın insan var. bu da demek oluyor ki sosyalist türkiye halkının %98 ini hazmecedek. elde kalan kaynaklar da geri kalan sosyalistlere fazlasıyla yeter zaten. geçelim.
hep 1 mayıs kutlanacak. ne güzel. öbürü turan bayramı kutlamak isterse ne yapılacak. devletin sosyalist polisi biber gazı sıkmayacak mı onlara? ya da resmi eğitimden din dersi kaldırılınca dindarlar sokağa çıkıp izinsiz gösteri yapınca polis panzerlerle boya sıkmayacak mı onlara? o zaman tukaka polis olmayacak mı? ama olmaz. o polis sosyalist. iyi yani, çok başarılı. ama polise de gerek kalmayacak.
yok abi ya böyle iyi valla. halkın %98 i polisten dayak yiyeceğine şimdiki gibi %2 si yesin. en azından daha fazla huzur var. ulan ben karımı kızımı askere yollar mıyım ya. sikeler öğle işi. neymiş neymiş kadınlar askere gidecekmiş. oldu. isteyen şimdi de yollasın.
türkiyenin sosyalist olması için stalin ya da mao gibi bir sosyalizm sever diktatörün gelip önce halkın çoğunu öldürmesi sonra da tarım reformu adı altında halkın elindek,i mahsüle el koyması, halkın devletten kaçırmak için zulaladığı mahsüllerin askerler tarafından yapılan ev ve ambar aramalarında bulunması gibi sonuçlar çıkabilir.
sosyalizm bir diktatörlüktür. teorik açıdan insanlara cazip gelir. film gibidir. ya da kantır oyunu gibi. ama iş uygulamaya gelince memleketin çivisi kayar. denenmemiş politikalar insanları deneme tahtasına çevirir. o ara en az iki nesil yok olur. herkes sosyalizmden bahsederken güzel şeylerden örnek verir. ama kimse çıkıp rusyada devletin tarım araşlarınandan tohumluğa kadar el koymasının ardından aç kalarak birbirlerini yemeye başlayan milyonlardan bahsetmez.
dünyada bir insanın kişisel mal varlığı edinememesi ve bu mal varlığını çocuğuna aktaramaması kadar büyük bir dikta yoktur. böyle bir uygulamanın olduğu ülkeden hızla uzaklaşılması gerekir. ömür boyu çalış elde yok avuçta yok. ne güzel. nere gitti? başkalarına. yemişim başkalarını. herkes çalışıp geçinsin işte gül gibi.
sosyalizmin mutluluk getireceği bir ülke yok. çünkü insanlar o kadar iyi varlıklar değil. kimse öyle bir düzenin içinde dürüst çalışmaz. şimdiki gibi kimse böyle bir şeye sadık kalmaz. herkes kendini düşünür. öyle de olmalıdır.
tabi ki insanın insana kulluğundan ve yoksulluktan mutlu olanlar sosyalizme saldıracaktır.
saldırmak zorundalar.
onların uyduruk bir yabancı üretim arabaları, lap topları, kredi kartları ve işyerlerinde köpek çektikleri yanlarında çalışanları ile küçük mutlulukları vardır.
öyle zavallı düşleri vardır ki kendi mutlulukları dışında bir şey düşünmezler.
tek gözyaşları kendi acıları için dökülür.
%98 özgürlükten bahsedilmiş.
kimin özgürlüğü bu...
nasıl hesaplanmış bu oran...
uydurma olduğunu anlatmak için oranlar verelim... hem de kendi "özgür" ve "mutlu" kapitalist ülkesinin kurumlarından oranlar...
tüik açıkladı işsizlik oranlarını...
tüm türkiye'de kurumsal olmayan nüfusta %11 olarak açıklandı.
genç nüfusta işsizlik oranı her geçen gün artıyor. oran %21 olarak basına duyuruldu.
5 gençten biri "özgür" ve "mutlu" olarak işsiz. aç da olabilir?
anadolu hayat reklamından bir alıntı yapalım. 6 dakika da bir eve hırsız giriyor.
suç oranlarındaki patlama neyi ifade ediyor.
çeteler ve mafya nedir?
özgür bir türkiye'yi mi anlatıyor??
aç nüfusun oranlarını onlar versin?
hayır yıkılan ve mahvolan bir ülkeden bahsediliyor.
3-4 kadınlı evlilikler... 14 yaşında kızlara tecavüz.. terör...
6 dakika da bir hırsızlık...
şiddet... cahillik...
istenen budur. özgür kapitalist türkiye ne yazık ki budur. değişmesi gerekmektedir.
eşine kızına güvenmemek ve üstlerinde ben göndermem şeklinde otorite kurmak ne komiktir.
bayanları sokağa salmamak ve türbana kapatmak da böyle başlar.
namus bekçiliğinin komik yüzüdür. erkekler üstündür ya...
problem "bugünün kapitalist türkiye'sinde işsizliğin, suçun, yoksulluğun ve terörün yarattığı hayattan mutluyum" denmektedir. ben "insanların mutsuzluğundan mutluyum " denmek istenmektedir. bir yerde psikiyatrik bir yanı vardır. acı çekenlerin hissettiklerinden zevk almak patolojiktir.
bu arada sosyalist türkiye'de sosyalist olmayan milyonlar yaşayacaktır.
milyonlarca dindar yaşayacaktır.
dinlerine kimse karışmayacaktır. ama töre cinayeti, din cinayeti de kesinlikle olmayacaktır. 4 eşlilik veya 9,11,14 yaşında kızlar ile evlilikler gündem bile olmayacaktır.
sosyalist türkiye kimse kimseyi öldürmeyecektir.
hem de kimseyi...
rejim karşıtı dediğiniz kim?
s. demirel mi? bence sosyalist türkiye'de yaşadığı her gün emekçilerin mutluluğunu görmek ona daha da çok eziyet verecektir.
sosyalist türkiye dejenere olan yıkılan ve kendine zarar veren bir toplumun yegane kurtuluşudur.