“[…] türkiye’nin klasik ve kurulu sol/sağ denklemi de çöküyor. otoriter sağ ile kaynaşan “sosyal demokrasi” ve büyük sermaye ile eklemlenen siyasi islam arasındaki karşıtlaşmanın demokratik ve halkçı bir dinamik yaratmasının olanaksızlığı nesnel olarak kendini gösteriyor. emekten ve özgürlükten yana bir ‘üçüncü kutup’ ihtiyacı kendisini bütün gücüyle toplumun ezilen, sömürülen, dışlanan, susturulan kesimlerine dayatıyor.”
"elbette, seçilmiş bir hükümeti, seçimler yoluyla alaşağı etme kapısı siyaseten ve hukuken açık olduğu halde gözlerimizin önünde darbeyle devirmeye kalkışan, bunun için tedhişe, cinayete, sabotaja girişen “ergenekon” çetesi cezasını çekecek. elbette “sol” herkes için olduğu gibi onlar için de adil yargılamanın garanti edilmesini isteyecek, ama hak ettikleri gibi cezalandırılmaları için... içine düştükleri açmazdan onları nasıl çıkaracağını avukatları deniz baykal düşünsün!
"apaçık ki, “ergenekon”u bugünkü çöküşe sürükleyen “ihbar” ve “iftiralar” değil yaşar büyükanıt ile tayyip erdoğan arasında oluşturulan 4 mayıs 2007 “dolmabahçe mutabakatı”ndan sonra silahlı kuvvetlerin “avrasyacılar”a verdiği taktik desteği geri çekmesiydi."
"üçüncü bir kutba işte tam da bunun için ihtiyaç var: sırf var olan askeri vesayet rejimini sürdürebilmek adına bütün bu “ergenekon” faciasını milletin başına musallat eden asıl failleri, yani son 10 yıl boyunca, ellerindeki gücü kötüye kullanarak, görevlerini savsaklayarak binlerce insanın hayatının sönmesine, sonsuz büyüklükte maddi ve manevi kaynak ve enerjinin israf edilmesine yol açan bütün askeri ve politik kudret sahiplerini yargıç önüne dikmek için.
"bunu ancak hiçbir hükümetin sorumluluğuna ortak olmamış olanlar, siyasi islamın da 'ergenekon' milliyetçiliğinin de zulmüne hoşgörüsü olmayanlar, bir sosyal cumhuriyet talebiyle mücadele edenler yapabilir"