ayrılırken kullanılan klişe ötesi laf. bu durumdaki insan biran önce olaydan yırtma modunda olduğu için karşısındakinin söylediği şeyler ona kore milli marşı gibi gelir "sürekli hayır sorun sende değil bende" diyerek ayrılığı en az hasarla geçiştirme modundadır
(bkz. george costanza)
- senden bıktım
- başka birisi var
- her seferinde seni boynuzlamış olmanın vicdan azabını yaşamak istemiyorum
- sıktın artık, şimdi sıktır * git
- erken boşalıyorsun
- çok pasifsin
.. gibi düşünceleri barındırmakla beraber; enjeksiyon anında karşıdaki insanı kırmamak, ona verilecek zararı minimize etmek amacıyla söylenen popüler lakırdılardan yalnızca birisi.
"eaaaaaaaahssktir ordan bea!!!" şeklinde cevap vermeyi çok istediğim ama bir türlü beceremediğim hatun kişi repliği... zira bu söyleniyorsa kesin bi bokluk vardır ortada, o yüzden yapabileceğiniz max. pisliği o anda yapıp karşı taraftan bir anda kopmak en iyisidir...
ayrılmak isteyen tarafın karşı tarafta bahane edeceği birşey bulamaması sonucu terk edişinin yaratacağı muhtemel gerilimi kendince azaltmada kullandığı standart repliktir. söyleyende geçici bir rahatlama yaratabilir ancak söylenen kişinin bu mavraları yemeyeceği herkesin malumudur. bu yüzden ayrılmak isteyenlerin bu gibi standart kalıpları kullanmamaları tavsiye edilir.
"hayatımda ilk kez hiçbir şekilde bahane üretme amacı gütmeden söyleyebiliyorum:
sorun sende değil bende.
seni çok sevdim; ve seni hala çok seviyorum.
(burada 'ama' ile başlayan bir cümle kuracağım; ama bunu bir bahane olarak göreceksin biliyorum...)
ama ben kendimi sevemiyorum. üstelik bu durum yıllardır böyle.
içimde üzerini örtemediğim, içini dolduramadığım derin, ve zehir saçan bir kuyu var. bu kuyudan aklımı kemiren, karanlık duvarlar örüp ruhumu ve kalbimi bu duvarlar arasına hapseden dipsiz bir karanlığın özü çıkıyor ve damarlarıma karışıyor. bundan kaçamıyorum. hiç kaçamadım... kaçabildiğimi sandığım bir anda karşıma çıkmış olmamanı dilerdim...
böyle bir yalnızlığın ne demek olduğunu anlamanı beklemiyorum. hatta umarım bunun nasıl bir şey olduğunu asla öğrenmezsin.
her farklı gün, her farklı yerde, her farklı insana karşı kullandığım maskeleri** bu gece yakıyorum. ama gerçek yüzümü, bu karanlığı görmeni; beni mutlu edebileceğin yanlıgısına düşüp ben senin iyileştiremeyeceğin bir hastalığın etkisiyle çürürken yanımda olmanı istemiyorum.
evet, seni çok seviyorum; ama daha ne kadar süre 'bir şeyler hissedebileceğimi' bilmiyorum. çürümüş bir ruhun hissedebileceği çarpık şeyleri sana bulaştırmak istemiyorum.
bunları anlamanı bekleyemiyorum; ama üzülmeni de istemiyorum. döktüğün her damla gözyaşı karanlığı bir ton daha koyu hale getiriyor.
bu nedenle 'işin kolayına kaçtığımı' ya da 'bana yardım etmeni istemediğimi ve bu konuyu kestirip attığımı' düşünmeni tercih ederim.
gördüğün gibi; sorun sende değil bende. seni seviyorum."
hayatında ilk kez bahane amacı gütmeden birine sorun sende değil bende diyen insanın o kişiden öncekilere bu lafı bi bahane olarak söylediğini ortaya çıkaran, akabinde o kişiden öncekilerden biri olarak "allah allah bana da valla bahane değil ama bunu anlamanı bekleyemiyorum denmişti, ilginç" şeklinde bi düşünceye kapılıp yine de geç de olsa bu yalancılığa aymama sebep olmuş güzel, özel, nadide başlık. sorun sende değil bende kalıbının sahteliğini kanıtlarla desteklemiş olduk böylece. ne mutlu bize.
son derece kırıcı bir ayrılık cümlesidir.çünkü, bu cümleyi duyan kişi bunun ne kadar klişe bir cümle olduğunu anladığın da çok ama çok üzülecektir. benden kurtulmak için kendini sorunlu göstermeye suçlu göstermeye razı bir insanla nasıl oldu da bu kadar özel şeyler yaşadım, nasıl oldu da ona inandım diye karanlık düşüncelere dalacaktır...bu yüzden ayrılmak istediğiniz de bunun gerçek sebebi ne olursa olsun bunu paylaşın çok da üzücü olsa böyle bahanelerden daha iyi bir sonuç verecektir.ayrılırken dürüst olmak ben bu ilişkiye değer verdim demenin bir yoludur.
sen dayanılmaz ve iticisin, artık tahammülüm yok, yani sorun ben de çekemiyorum artık, amma müsamahasız oldum, yuh banadır... gerçekte, bildiğiniz neyse canım sen kaç kurtul yalanı...