görseller
soren kierkegaardsoren kierkegaard
soren kierkegaardsoren kierkegaard
belki ilginizi çeker
  1. · kahkaha ben yana
  2. · tanrı mı insanı yarattı insan mı tanrıyı
  3. · absürdizm
  4. · egzistansiyalist
  5. · soren
  6. · aabye
  7. · soren aabye kierkegaard
  8. · baştan çıkarıcının günlüğü
  9. · kahkaha benden yana
  10. · noi albinoi
gündem
  1. · the twilight saga new moon
  2. · giyotine yolladılar gitmedim
  3. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  4. · zongul ducks
  5. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  6. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  7. · ezel
  8. · diş macunu yemek
  9. · her eve lazım

soren kierkegaard  

  1. danimarkalı varoluşçu filozof, acayip depres büyük düşünür...
    kahkaha ben yana diye dehşet bir kitabı vardır
    (sizofrenkedi, 01.07.2004 19:59 ~ 19:59)
  2. karamsar adam, ama yine de en mutlu gününüzde bile "ulen doğru diyo harbiden len" diye düşünebilirsiniz.
    (hepten aykırı, 01.07.2004 20:01)
  3. özetle "hayatın o kadar içinde,uyanık olmalısın ki, varoluşunu bir an bile hatırlamamalısın. boşluğa düştüğün an varoluşun hortlayıverir ve büyük acı çekersin" diyen düşünür. bazıları onun filozof olmadığını düşünür çünkü fikirlerini sağlam bir disiplin halinde derlememiştir. kesin olan varoluşçuluğun temellerini atmış olmasıdır.
    (zaht, 25.01.2007 00:41)
  4. tam adı soren aabye kierkegaard'tır. hegel'e karşı geliştirdiği varoluşçuluk düşüncesi ile heidegger, sartre gibi filozofları peşinden sürüklemiş fideist ( katı imancı ) filozof. düşünceleri hayatından sonra edebiyat alanında meyvelerini vermiş, bir çok yazar ondan etkilenmiştir. doktora tezi sokrates'in ironi metodu üzerinedir. genç werther'in acıları tadında baştan çıkarıcının günlüğü adlı çok güzel bir romanı da vardır. "kaygı kavramı", "ölümcül hastalık: umutsuzluk" "felsefe parçaları" diğer eserleridir.
    (open your heart i am coming home, 25.01.2007 00:47)
  5. önemli adamdır.

    19. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır. popülaritesini 20. yüzyılda kazanan varoluşçuluğun atası sayılır.

    hegel'le çok uğraşmıştır. voltaire gibi hem felsefeci hem de yergi ustasıdır. hegel'i eleştirirken bazen işi dalga geçmeye kadar götürür. hegel'in görüşlerine katıldığı zaman ismini zikretmesine karşın, katılmadığı fikirlerine "şu şu şekilde kurnazca dile getirilen gülünç düşünceye göre" gibi sözlerle atıfta bulunur.

    her ne kadar sistem eleştirileri hegel üzerine yoğunlaşsa da yapıtında çok sayıda sistemi kendi üslubuyla yerin dibine sokmuştur. hegel'in bireyin devlet ideasındaki bir "moment" olmasına ve dolayısıyla tikel özgürlüğün de tümel idea gerçekleşmeden mümkün olamayacağına dair savına, etik yaşamın tümel ideanın gerçekleşmesi gerekmeksizin pekala bireyin inancı doğrultusunda yaptığı seçimlerle oluşabileceği düşüncesiyle karşılık verdiği düşünüldüğünde, kierkegaard'un zaman zaman kontrollü bir sistemsizliğe bile göz kırpabileceğini söyleyebiliriz.

    kendisi dindardır, bununla birlikte hıristiyanlığın sadece pazar günü kiliseye gitmekten ibaret olduğunu düşünen bağnaz kesimi şiddetle eleştirir.

    kierkegaard'un varoluşçu damarı bu noktada olanca görkemiyle kendini gösterir. spinoza'nın tanrı'nın varlığını kanıtlama çabasına karşılık kierkegaard dogmatik bilincin çok fazla dışına çıkılmaması gerektiğinin farkındadır ve lokal analizler yapma peşindedir. örneğin; havva'nın adem'in kaburga kemiğinden yaratılmasının ve adem'in havva ile olabilecek en yakın ilişkiye girmesinin altını çizerken bu ilişkiyi "harici" olarak niteler ve adem ile havva'nın sadece sayısal bir yineleme olduğunu vurgular. bu yüzden ademler'i çoğaltmanın anlamı yoktur. nitekim doğa, anlamsız bir fazlalığa izin vermez. bu yüzden insan türünün birkaç çiftten oluştuğunu varsayarsak doğa, "anlamsız fazlalığa" sahip olacaktır. kierkegaard burada insanın niteliğine atıfta bulunur. zira spinoza'ya göre "kendi cinsinde sonlu" olan insan, kierkegaard'a göre aynı zamanda hem kendisi, hem de türün kendisidir. böylelikle konuyu mevrus günah kavramına getirebiliriz.

    mevrus günah; tevarüs edilmiş anlamına gelir. ismet özel'in "tevarüs edilmemiş asaletim" diyerek kendi soyu sayesinde değil de sonradan kazandığı edimlerle kendisini asil olarak nitelediğini düşünürsek işimiz kolaylaşır. bu kavram, adem'in cennetten kovulmasına yol açan "ilk günah" yerine kullanılır. kierkegaard'un "mevrus günah" kavramını kullanmasının sebebini, şu anda adını hatırlamadığım bir yazarın "insanoğlu hala o elmayı yemekte" sözüyle açıklayabiliriz herhalde.

    teolog olarak da sıfatlandırabileceğimiz kierkegaard'un dindar yönü, asla öneminden bir şey kaybetmemekle birlikte mantığın bir sınırı olduğu gerçeğini kabul ettiğini bize zaten verir. yine de altını çizmek için kendisinden bir alıntı yapabiliriz: "günahın mantıksal bir açıklamasını vermek, ancak bir açıklama bulmak için gülünç bir telaşa kapılanların yapacağı bir aptallıktır."

    kierkegaard'un "kaygı kavramı" ile ilgili düşünceleri , belki de sözlük yazarı olsaydı onun "sanatının doruk noktaları"nı oluşturacaktı. o'na göre kişi ne kadar yeteneğe sahip olursa olsun, şayet kişiyi doğru yoldan, tanrı'nın ve imanın yolundan alıkoyacaksa onu bir kenara bırakmalıdır. acı, pişmanlık ve ıstırap dolu bir yola girse de, kişi eğer sabrederse huzura kavuşacaktır. her şeyini bu uğurda kaybetse bile yılmamalıdır çünkü en kötü anında bir ses duyacaktır: "devam et. her şeyi yitiren, her şeyi de kazanır." (matta)

    bu kişi başına gelecekleri düşünmeksizin kendini "kaygı"nın içine bırakmalıdır. yalnız unutulmaması gereken bir nokta vardır:

    kaygının niteliği çok önemlidir. özellikle "kötüye ilişkin" kaygı çok tehlikelidir. bu tür kaygı, "hayvani yıkım"ı beraberinde getirir ki bu tanım aslında bizim ucuz psikologların ve psikiyatrların her bunalıma giren kişiye "çağımızın hastalığı: depresyon" tanısı koyarak tedavi yöntemleriyle afedersiniz adamın ağzına sıçtıkları duruma benzer. elime geçen metinlerde adler ve freud'un bile hayvani yıkım konusunda kierkegaard kadar özenli bir tespit yaptığına rastlamadım. tespit şudur:

    ilk olarak kierkegaard'un "hayvani yıkım"a uğramış kişilere demonik tanımını yaptığını söyleyelim. bir ukalalık yapıp kelimenin köküne inmeye çalıştığımızda bu kelimenin "damien"la akraba olduğunu, "şeytani" anlamına gelebileceğini ve hatta dilimizde "zındık" olarak kullanılabileceğini de ekleyebiliriz. demonikler öncelikle kurtuluşa ilişkin "seninle ne yapacağım?" sorusunu sorarlar. bu soru beraberinde "beni yıkıntımla başbaşa bırakın!" düşüncesini getirir. bu durumda demonik, içinde bulunduğu durumu kapsamayan geçmişine atıfta bulunur ve en tehlikeli cümleyi sarfeder: "o sırada kurtuluşum mümkündü!" böylelikle ne ceza, ne de tekdir onu kaygıya sevketmez; bunu yapacak olan, altı oyulmuş özgürlüğe ve dibine inilmiş özgürlük - olmayana ilişkin sözcüklerdir. kierkegaard'a göre böyle demonikler arasındaki sarsılmaz ve kaygılı bağlılık çok önemli boyuttadır"

    "iyiye ilişkin" kaygıda ise kişi ebediliği arzulamalı ve buna ulaşmak için uyanmalı, cesaret göstermelidir. kişi doğru yolda kendine işkence eder. dünya zevklerinden arınmak durumundadır çünkü "sonlu" hiç bir şey ona fayda getirmeyecektir. aksine afyon etkisi yapacaklardır.

    insanlar genelde kierkegaard'un yazdığı belli bir paragrafa rastlar ve "ne diyor bu adam" diyerek onun dünyasına girer ya da aynı sebepten ondan uzak durur:
    "evlenirsen pişman olursun; evlenmezsen yine pişman olursun; evlen ya da evlenme, pişman olursun; ister evlen ister evlenme pişman olursun. dünyanın aptallıklarına gül geç, pişman olursun; gözyaşı dök yine pişman olursun; dünyanın aptallıklarına gül geç ya da gözyaşı dök pişman olursun; dünyanın aptallıklarına ister gül geç ya da gözyaşı dök pişman olursun. bir kadına inan, pişman olursun: inanma yine pişman olursun; bir kadına inan ya da inanma pişman olursun, bir kadına ister inan ister inanma pişman olursun. kendini as pişman olursun, kendini asma yine pişman olursun; kendini as ya da asma pişman olursun,; kendini ister as ister asma pişman olursun."

    aslında kierkegaard için her şey babasının çılgınca bağnaz ve katı hıristiyanlığından imanı için gerektiği kadarını almasıyla başladı. sonra aldıklarını "iyi de niye lan?" sorusuyla birlikte varoluşçu düşünceyle harmanladı. böylelikle 42 yıllık hayatına "modern anlamda varoluşçuluk kavramını ilk kullanan filozof" ünvanını sığdırdı. adorno, nietszche gibi 20. yüzyıl fikir adamlarının esin kaynağı oldu.

    mekanı cennet olsun.
    (evrimdışı, 10.03.2007 21:16 ~ 30.06.2007 00:28)
  6. kişi uzun bir yalnızlık yolundan geçerek olgunlaşır ve bu şekilde insanlar bir araya gelerek gerçek bir topluluk oluşturur demiştir. sartre' ın varoluşçuluğundan daha ateşli bir varoluşçudur.
    ona göre kişiliğin başladığı yerde aile bile insanı dıştan sarar. *
    (depresif enfeksiyon, 06.09.2007 15:19)
  7. yalnızca soyutluğa dayanan felsefe yöntemlerini yetersiz bulan, sorunları dinsel bir çerçeve içinde inceleyen fakat kilisenin dogmalarına karşı çıkan, varoluşçuluğun temeli olan "insanın önceden belirlenmiş bir özü olmadığı; varoluşun özden önce geldiği" fikrini ilk öne süren danimarkalı filozof.
    (comtesse de lautreamont, 27.09.2007 19:32)
  8. "en çok yaşamış olan uzun yıllar yaşamış olan değil, yaşamının anlamını en fazla anlamış olan insandır. "
    (adhamdeva, 19.06.2008 10:27)
  9. ''bütün düşüncenin en yüksek çatışkısı, düşüncenin, düşünemeyeceği bir şey bulma çabasıdır.''
    (queenie, 19.06.2008 10:44 ~ 10.07.2009 14:01)
  10. geçen oturduk norveç açıklarındayız ben varım kierkegaard var nasıl yalnızız regine'den ayrılmış sıkıntı üzerine laflıyoruz... özel yapım bir danimarka votkası getirmiş.. bir yandan yukarı aşşağı avluda yürüyor başım da inceden dönüyor ya ve ya dalar üzerine konuşuyor.. soren dedim votka dedim bitirdin dedim.. döndü bana '' insanların hassasiyetleriyle oynamayacaksın'' dedi.. inceden bir titreme yayıldı bünyeme.. o gün bugündür kimsenin hassasiyetleriyle oynamam.. sözün özür can adamdır kierkegaard samimidir..
    (hayatberbat, 19.06.2008 12:18)
  11. "bir hayran kendini vererek mutlu olamayacağını düşündüğünden hayran olduğu şeyleri kıskanmayı seçer.bu nedenle başka bir dil konuşur ,gerçekten hayran olduğu şeyi aptal,tatsız ve acayip olarak adlandırır.hayranlık kendini mutlulukla vermek,kıskançlıksa kendini mutsuzca kabul ettirmektir."
    saygı ile eğiliyorum.
    (bru, 17.10.2008 02:08)
  12. 1813-1855
    ironik tutku,kimi ateşli,kimi belirsiz,bohem ifadelerinde kışkırtırken düşündüren,aslında bunları yazarak asla kendisine ihanet etmeyi istemediğim sadece alıntı yaparak hep anlamaya çalıştığım kişi kendisi.
    buyrun:
    "takma isimli kitaplarda bu açıdan beni temsil eden bir tek kelime yoktur;bunlar hakkında üçüncü bir şahıs olmaktan başka hiçbir fikrim yoktur,bir okuyucudan farklı olarak anlamları konusunda hiçbir bilgim yoktur ve bunlarla iki taraflı sorgulamaya imkan veren bir irtibatı mümkün kılan en ufak bir ilişkim de yoktur."
    (bru, 14.01.2009 15:37)
  13. abimizin adı "söen oğ-büy* kiyekegoğ" diye okunuyormuş. kasamam.
    (orchidaceae, 19.03.2009 19:47 ~ 19:48)
  14. "aşkta,her insan baştan başlar"diye yazmış.aldırmaktan mı bahsetmiş diye düşündüm önce, sonra emin oldum.
    (bru, 19.03.2009 21:29 ~ 21:37)
  15. çok şaşırtıcı bir adam. takma isimlerle kitaplar yayınlıyor ve bunları yaparken birbirlerine göndermelerde bulunup, kendi kendisiyle polemiklere giriyor. bir yandan hristiyanlığı karikatürleştiren resmi kiliseye giydirirken, diğer yandan da hegel in sistematik idealizmine karşı çıkıyor. hayatı boyunca çalışmasına gerek duymayacağı türden bir zenginliğin içinde, bir yandan peşini hiç bırakmamış bir melankoliyle yaşarken, diğer yandan da baştan çıkarıcının günlüğü gibi psikolojik tahlil yönteminin çok ötesine geçebilmiş bir eser bırakabiliyor. artık kalmadı tabii böyle adamlardan. çağın ruhuna isim ver deseler hiç düşünmeden aklı başında yazarlar çağı diyebilirim.
    (ahmak ı hayal, 10.07.2009 13:15)
  16. başlığı kahkaha benden yana olarak çevrilmiş muhtelif denemelerinin toplandığı kitaptaki bazı paragraflarla şahsımı gülmekten yarmış ilginç kişi.
    (meyzen, 10.11.2009 02:24)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil