kendi içinde dramatik soprano(hafif ve yumuşak ses rengi), lirik soprano(güçlü ve tok ses rengi) ve koloratur soprano(kıvrak ve parlak ses rengi) olarak sınıflanan kadın sesi
ister operada ister rock müzikte her şekilde kendine hayran bırakan en ince kadın sesi.
genelde soprano olarak doğulmazmış, sadece ince bir sese sahip olunurmuş. insan çalışarak bu mertebeyi hak edermiş
operada en çok rağbet gören bayan sesi.en incesidir.bu insanların ses şiddetleri çok fazla olduğu için kulaklarda geçici sağırlığa neden olabilir ancak acayip de rahatlatıcı bir tondur.operada ayakkabımın bağını bağladım cümlesini söylerkenki ses tonuyla allah belanı versin figaro ortada bıraktın beniiii diye bağırırken çıkan ses tonunu en iyi ayarlayabilen sestir aynı zamanda.
sol anahtarında do'dan do'ya 2 oktav çıkabilen kadınlar sopranodur.dramatik,lirik,koleratür,mezzo şeklinde türlere ayrılırlar.kadınlarda en çok görülen ses rengidir.doğru eğitilmediği takdirde dinleyenlerin baş ağrısı çekmesine sebep olabilir.
dramatik soprano: çoşkulu tonda
lirik soprano: yumuşak tonda
koleratür soprano: en ince sopranodur,inanılmaz gırtlak cambazlığı yaparlar
mezzo soprano: alto ve soprano arasındaki ses
en tiz kadın sesine verilen teknik isim.soprano olan kadınlar sağlam bir eğitim sonucunda çok başarılı işler çıkarabilmektedirler.ayrıca soprano,genel anlamda orkestrada en ince sesleri veren müzik aletleri için de kullanılır.
koloratür lirik ve dramatik lerin dışında soubrette(parlak ve hafif) ve spinto(üzgün(pushed) lirik: yüksek ve parlak lirik) diye de iki farklı çeşidi olduğu unutulan, en ince kadın sesi. ayrıca lirik soprano; light(hafif) ve full lirik olmak üzere 2ye ayrılırken,dramatik; wagnerian soprano diye bir kola sahiptir. hatta koloratür de dramatik koloratür ve light(hafif)koloratür olmak üzere 2ye ayrılır.
sonuç itibariyle ses, yaklaşık 22 yaşında oturur ve uzun çalışmalar sonunda ses rengi tam olarak ancak o yaşlarda anlaşılabilir.
baba (james gandolfini), anne (edie falco) ve çocuklardan (jamie lynn sigler, robert ıler) oluşan; argo ve vahşetin sınır tanımadığı kara mizah serpiştirilmiş agresif dizi.
bazen dünyanın en ünlü sopranolarının özellikle de güneydoğu'daki analarımızdan bir tanesi olabilecekmiş gibi geliyor. yıllardır ses açıyor olmaları ise beni kuvvetle destekliyor.
1- zılgıt çekmek (en önemli faktör)
2- fazla sayıda çocuk doğurmak ve dolayısıyla o çocuklara hakim olayım derken zamanla sesin açılması, gürleşmesi...
3- doğasında da zaten ince sesli olmak var analarımızın.
4- birbirlerine seslenirkenki isimlerine uyguladıkları kısaltmalar. ör: çocuğun ismi mahmut'tur, ama 'mahooooooooooooooo!' diye bağırır mesela. halbuki 'mahmut' dese t'de bitecek seslenme.
daha sürüsüyla madde ekleyebilirim tabi bunlara. hep dikkat çekmek istemişimdir türk insanının ses karakterinin ince olduğuna. içimdeki ukteydi. doldu.*