son seviştiğimde buralar hep yeşillikti   

adana çık aradan

  1. yaşı geçkin bir kimsenin hızlı şehirleşmeye ve cinsel yaşantısına yaptığı atıflar silsilesi.
    -evlat, dondurma yemek ister misin? eğer cevabın evet ise gel ve yanıma otur. zira sana anlatacaklarım olacak.
    -şam fıstıklı cornetto değil mi o? hemen geliyorum.
    -kaç yaşındasın?
    -beş buçuk.
    -güzel. anlattıklarımı çözemeyeceğin bir yaştasın . ve bu da seni iyi bir dinleyici yapar. dondurmayı yavaş ye yalnız. zira sözlerim uzun. zira boğazının ağrımasını ikimiz de istemeyiz. her neyse, ne diyordum ben? evet, insan bazen açılacak birilerini arıyor. içini dökmek istiyor . yavaş ye ama! bak kime diyorum?
    -tamam amca.
    -bir zamanlar bir sıkıntım oldu benim. içime attıkça da büyüdü. bizim berber muhsin vardır mahallede. samimiyetimize güvenip ona açtım ilk önce mevzuyu. kimseye anlatma diyerek de sıkı sıkıya tembihledim. ama gel gör ki her gelene anlatmış deyyus. kahvehaneye gidiyorum. fenerbahçeden bahsediyorum "hepimizin başına gelebilir" diyorlar. hükümeti eleştiriyorum "üzülme geçer" diyorlar. şüphelendim haliyle. son zamanlarda ettiğim küfürlere hiç kimsenin alınmıyor oluşu emin olmamı sağladı. boynumu büküp eve döndüm .ama sokağı dönerken de berberin camını indirmeyi ihmal etmedim. kevin costner diye bir artist vardır, bildin mi? yuh! ne çabuk bitirdin lan öyle?
    -ben sıkıldım amca. gidiyorum.
    -dur lan daha mevzuya giremedik. al şu beş lirayı. hangi dondurmadan istiyorsan kap gel. bekliyorum ama. gelmezsen oyarım.
    -tamam amca. teşekkürler.
    -hah geldin mi? duvarlarla konuştuğum da çok oldu. sır tutmayı hiç sevmem ben. rahatlatmak isterim kendimi. duvarlara haykırdım hep. ama gel gör ki bizim müteahhit malzemeden çok çalmış. meğer bizim duvarlar çok inceymiş . öyle yeşil şeyleri yeme ama. hep boya onlar. paranın üstüne gazoz alacağına artanını geri getirseydin daha şık bir davranış olurdu kesinlikle. neyse ben devam edeyim. binada nasıl duvar varsa artık sanki kendi evimde değil de komşunun salonunda anlatmışım gibi olmuş. çöp dökmeye giderken kemal beye rastlayınca anladım durumu. iyi akşamlar dedim. karşılık verdikten sonra ekledi: "kuruyemişi ihmal etme azizim. genç değiliz artık. yağlı da yememek lazım." yuh diyorum başka birşey demiyorum sana evladım. 10 dakkada iki dondurma bitirdin. nasıl bir oburluktur o öyle?
    -amca , annem beni merak eder. ben gidiyorum.
    -şu cebimdeki şişkinliği görüyor musun? hiçbir yere gidemezsin. bir dolu şamfıstığı...üstelik kolay açılan cinsten...tüketici dostu şamfıstığı...
    -biraz daha kalabilirim aslında.
    -o halde devam ediyorum. kemal bey sağolsum mevzuyu benim katılmadığım bir apartman toplantısında da açmış. gülücükler arasında tüm sakinlerle paylaşmış bu çok özel konuyu. ee , ev alma komşu al demişler ne de olsa.
    -amca yine kızacaksın ama şamfıstıkları da bitti. annem ezandan önce gel demişti bana.
    -ah zamane gençliği. ama belki bu naneli şekerler fikrini değiştirir .
    -güneşin batmasına daha var aslında. iyisi mi sen devam et amca.
    -kafa mı bıraktın lan? hapır hupur ... neyse dialog ortamını bozmamak gerek. sözün özü benim ereksiyon sorunum var evladım. derdim odur. iktidarsızlık var.
    -ereksiyon sorunu ne demek amca?
    -anlamayacağın için anlatıyorum ya. yaşlanınca öğrenirsin işte. hani balonları güneşte bırakırsan söner ya öyle birşey işte. öyle bir sıkıntı. bak ,teker teker ye ama şekerleri. hepsini birden atma ağzına.
    -tamam .
    -aslında hatayı hep kendimde aramamam lazım. bizim hanım da hiç çaba göstermiyor. fantazi olsun diye mutfakta yapıyoruz ; onda da tam orta yerinde "dur bi çay koyayım da bitene kadar demlensin" diyor. banyoya gidiyoruz ; tam orta yerinde "aa rıfkı , görüyor musun? kör olasıca 7 numaranın tesisatı yine sızdırıyor. baksana tavanda iz olmuş" diyor .konstantrasyonun canına okuyor. tabi bu bahsettiklerim bir on sene öncesi falan. uzundur bu seviyeye bile gelemiyoruz . son seviştiğimde buralar hep yeşillikti. kır çiçekleri açardı ovalar boyunca.
    -amca, benim midem bi garip oldu.
    -o kadar abur cubura mide mi dayanır evladım? derin derin nefes almaya çalış. az kaldı. ben de bitiriyorum zaten. kulağıma ayıp birşeyler fısılda diyorum "altı numaradaki nazan hanımın dostu varmış" diyerek yanıtlıyor. açık seçik konuş benimle diyorum mutfak bütçesinden arakladığı paralarla kendisine yeni fiskos takımları aldığından dem vuruyor. yani anlayacağın , hani karşıda bi çınar var ya bizim hanım da aynı öyle birşey.üf, hep bina yapmışlar buraya da ya. bir zamanlar bakmaya doyamazdın bu kırlara. bir zamanlar...ne yaptın lan sen?
    -of, ne biçim kustum. amca bak, şimdi de yeşillik oldu buralar.
    (nebiros, 24.04.2008 19:27)