yumurta kapıya geldiği zaman başarabileceğine şartlanmıştır beyin. halbuki, zaman zaman rastlantı eseri gelen başarılar, hocaların "geçirmesem ne olacak, nefretini kazanmaya değmez, zaten adam olsa da ülkede işe yaramayacak" demesiyle gelir.
hatrı sayılır bi kitleye has olan bi özelliktir. ulan ben bu güne kadar naptım diye kendine sorarken , sınav sonrası iyi ki günlerce çalışmamışım be denir.
özellikle tarih gibi okunarak çalışılması gereken derslerde başa gelen olaydır, akşam olur hala canınız çalışmak istememektedir, zaten hiçbir zaman istemeyecektir, ancak vicdan rahatlatılmak zorundadır, okunmaya başlanır lakin göz kapakları ağırlaşmakta uyku bastırmaktadır. eh sonuç bellidir ertesi günü sınavda yine saçmalanacaktır.
ders çalışılıcak masa temizlenir, kitaplar dizilir, kalem, not defteri vs tarzı araç gereçler temin edilir, yeterince oyalanılmış mıdır? tabii ki hayır. hemen mutfağa gidilip, çalışma esnasında yenilecek abur cubur özenle hazırlanır, yanına bi acı kahve yapılır ki zihnimiz açılsın yoksa kendisi açılmak için sınav sonunu bekleyecektir. son bi hamleyle gidip el yüz yıkandıktan sonra kitap başına oturulur. ki bunlara ayırdığımız zamanda ders çalışsak sınavda 100 çekmek işten bile değildir. şöyle bi göz ucuyla saate bakılınca görülürki sınav günü dahilindesinizdir.
şu anda yaptığım şey.mesela sınav yarın değil sonraki gün,ama ben sadece yarınki sınavlara çalışırım.bu yüzden şu anda çalışmakla yükümlü olduğum bi sınavım yok ve şimdi buradayım
yaz okulundaki fizik 2 finali için 10 gün öncesinden serway,fishbane artık ne varsa vadideki çalışma odasına yığmıştım.odamdan da masayı ve kitapları görebiliyordum.yaz
sıcağında ne fiziği be dedikten 9 gün sonra gece üçte uykudan gözlerim kapanırken içimden geçen tek şey pişmanlığımdı.ama olmuyor işte bazı insanlara göre değil bir hafta öncesinden çalışmaya ezbere başlamak.
son gece çalışmanın avantajları da vardır dezavantajları da , örneğin hiç bir şeyi yetiştiremeyecek gibi hissetmek ve sınav sabahı hiç bir şey bilmiyormuş gibi hissetmek dezavantajlar grubuna girerken sadece gerekli, çıkabilecek kısımıları çalışmış olmak (ki bu ancak sınava girdiğinde anlaşılabilen bir şeydir) avantajıdır bu işin. tabi uykusuz kalıp o gün için de zombi gibi gezmek zorunda kalmayı unuttum.
bir kaç gün evvel sonuçlarına bir kez daha acı verici bir biçimde katlandığım eylem, yıllanmış alışkanlığım. millet matematik vizesine bir kaç gün önceden tutuşmuş bir şekilde çalışmaya başlamış. soruyorum insanlara "ne kadar çalıştınız evladım?" diye; biri diyor sadece beş konu çalışabildim, bir diğeri der şöööyle bir okudum baştan sona, öteki daha soru çözmeye başlamadım... ama allah öyle bir tınmaz sarsılmaz bünye vermiş ki bana, bütün bu cengaverler sağımda solumda bilumum integral ve yüzey alanı hesaplarına gün be gün daha bir vakıf olmakta iken zerre kadar gidişatımdan şüphe etmiyorum; özgüven binbeşyüz. be insan evladı, çan eğrisi diye bir sistem var değil mi, biraz işkillen bari. son gün millet arşiv yalar, ben ise konu çalışmamı sınava 10 dakika kala anca bitiririm. kağıtlar gelir, sorulara bakılır; soru aynen hatırlanır (zira üç saat evvel kitapta rastlanılmıştır). mutlu olunur ve çözmeye girişilir, aynı anda içten içe son dakika çalışmanın faydaları diye geçirilir. ancak bir şeyler rahatsız etmektedir ve bakınız o da ne, kalem oynatamamaktasınızdır. akabinde yavaşça gözler dolar; ne kadar zorlarsanız zorlayın, soruyu hangi mekanda saat kaçta çalıştığınızı, sorunun kitabın hangi sayfasının hangi köşesinde olduğunu hatırlamanıza rağmen nasıl çözüldüğüne dair hiç bir fikir yürütememektesinizdir. sınavdan kös kös çıkarsınız sonuç olarak... çok pis oturdu içime, bir dahaki sınava adam gibi önceden oturup çalışmaya karar verdim; budur, çok kararlıyım... valla...
canlı yayının bant yayından ayrıldığı noktaya benzer. sınavdan günlerce önce başlarsan çalışmaya meşakkatli olur defalarca tekrarlayarak en mükemmelin yakalanmasına gayret edilir. fakat sınava son gün çalışırsan günahı ve sevabıyla çalışırsın ve biter. canlı yayın her şartta tercih edilesidir.