görseller
somewhere in time 
  
belki ilginizi çeker
  1. · the haunting
  2. · ağlatan filmler
  3. · değeri azalmayan albümler
  4. · piece of mind
  5. · sea of madness
  6. · streets a rock opera
  7. · bruce dickinson
  8. · caught somewhere in time
  9. · alexander the great
  10. · deja vu
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  2. · beşiktaş
  3. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  4. · annenin gençlik fotoğrafları
  5. · google wave
  6. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  7. · sözlük yazarlarının hayalleri
  8. · ukte doldururken orgazm olmak
  9. · hücre

somewhere in time  

  1. iron maiden'ın 1986 yılında çıkardığı albüm:

    (bkz. caught somewhere in time)...
    (bkz. wasted years)...
    (bkz. sea of madness)...
    (bkz. heaven can wait)...
    (bkz. the loneliness of the long distance runner)...
    (bkz. stranger in a strange land)...
    (bkz. deja vu)...
    (bkz. alexander the great)...
    (8844455, 28.04.2004 03:17)
  2. iron maiden'ın en iyi albümü.*
    (empedans, 29.04.2004 10:24)
  3. 1986 tarihli muhteşem iron maiden albümü,benim de favori maiden albümümdür ayrıca.yukarıdaki parça isimlerinden de anlaşılacağı üzere boş parça bulunmamaktadır.bruce dickinson albüme söz-beste gibi bir katkı yapmamış olmasına rağmen vokaliyle albüme yön vermiştir.
    (floydzede, 19.11.2005 18:01 ~ 18:33)
  4. iron maiden'ın en garip albümlerinden bir tanesi. iron maiden dinlemeye bu albümle başladıysanız (benim gibi), diğer albümlerine alışmakta oldukça zorlanırsınız. şarkılar biraz yamalı bohça gibidir, çoğu iki-üç ilgisiz görünen bölümden oluşur. aksak ritimler, kalın akorlar, çok sesli vokaller ve tabiî ki muhteşem sololar... albümü altmış dakikaya tamamlamaya yarayan alexander the great'i saymazsak, hiçbir şarkı boş geçilmemiştir. hepsi birbirinden lirik sözler, rifler ve sololar barındırır. wasted years'ın nakaratında, sea of madness'in prechorus'unda, the loneliess of the long distance runner'ın solosunda gözünüzden yaş gelmezse paranız iade edilir. stranger in a strange land ise başlı başına bir kafayı duvarlara vurma sebebidir.

    insan bu albümü bir kez sevdikten sonra daha güzel bir heavy metal albümü yapılamayacağına inanmaya başlar...
    (ali kamber, 11.09.2006 20:27 ~ 31.10.2006 18:10)
  5. vokalde bruce dickinson, gitarlarda dave murray ve adrian smith, basta steve harris, davulda nicko mcbrain ile kaydedilmiş iron maiden albümü.
    (ali kamber, 11.09.2006 21:02)
  6. (bkz: kamelot)
    (bkz: the haunting)
    (stone cold, 31.10.2006 12:24)
  7. kendine özgü bir soundu olan, zaman temasının işlendiği, bruce dickinson'ın operatik vokallerde doruk noktasına ulaştığı(ki seventh son of a seventh son'da da aynı performansı sergilemiştir) gitar tonlarının harika olduğu, adrian smith'in şarkılarda öne çıktığı efsane albüm. ayrıca iron maiden bu albümde ilk defa synthler kullanmıştır. bruce dickinson bu albümde akustik birşeyler yayınlamak istemiş lakin ulu insan steve harris izin vermediği için hiç bir şarkının yazımına katılmamıştır. içindeki fotoğraflarda grup elemanlarının birlikte poz verdiği pedicab (zamanda seyahat tarzı yapmaya çalışmışlar) benzeri araçlar biraz komik dursa da kapak tasarımı ve kapaktaki gizli sürüyle göndermeyle mükemmel bir tasarıma sahiptir. şarkılar mı? iron maiden bu; fazla söze ne hacet.
    (çok da nickimde, 17.02.2007 03:23 ~ 03:28)
  8. 1986 çıkışlı bu albüm pek çok açıdan iron maiden tarihinde dönüm noktasıdır. synth kullanımı, daha melodik yapılar en önemli noktalardır. bu durumun oluşmasında da en büyük pay, albümün iki single'ının (wasted years ve stranger in a strange land) bestecisi adrian smith'e aittir. (ayrıca sea of madness da onun bestesidir.)

    adrian smith zaten her daim hard rock'a daha yakın bir çizgiye sahipti. örneğin 22 acacia avenue'da ve flight of icarus'da bunu rahatça gözlemleyebiliriz. (flight of icarus ilk çıktığında eski fanlar tarafından tepkiyle karşılanmıştı.) nitekim smith'in etkinliği seventh son of a seventh son'da da sürecek ve grubun bence 86-88 arasında yakaladığı progressive havayı oluşturacaktır. bilhassa bu iki albümde de** gerek sololar, gerek de rifflerde smith'in etkisi rahatça hissedilebilir. ancak smith'in bu bakış açısı 90'da steve harris'in eskiye dönüş kararı sonucunda çatışma yaratacak ve bu olay da adrian smith'in gruptan ayrılmasıyla sonuçlanacaktı.

    klasik olarak adlandırılabilecek wasted years ve stranger in a strange land'in yanı sıra albümde the loneliness long distance runner, deja vu, konserde bir sürü insanın sahneye doluşup söylediği heaven can wait ve alexander the great gibi mükemmel bir kapanış parçası mevcuttur.

    wasted years bir çok grup tarafından coverlanmıştır, alexander the great maiden hayranlarının tüm ısrarına rağmen asla canlı çalınmamasıyla ünlüdür.

    kapak tasarımı fütüristiktir, maiden elemanlarının uzay yolu ortamlı pozları vardır arka kapakta. wasted years'ın klibinde grup üyeleri nostalji yapmaktadırlar. klipte steve harris ve kızı, kafayla gol atan adrian smith, mikrofona kafa atan bruce dickinson gibi detaylar görülebilir.

    bu dönemde de grubun altın kadrosu diye adlandırılan ekibi görüyoruz. (1983-1988 dönemi kadrosu)
    bruce dickinson - vokal
    steve harris - bas gitar, geri vokal
    adrian smith - gitar, geri vokal
    dave murray - gitar
    nicko mcbrain - davul
    (iao, 01.06.2007 23:05)
  9. henuz 11 yaşında ufacık bir çocuktum. yaşıtlarım ’’tayfun-hadi yine iyisin, hakan peker-hey corç versene borç’’ şarkıları ile büyürken ben biraz da annem sayesinde joan baez, bob dylan, janis joplin, edith piaf, the who, yes, beatles, pink floyd gibi efsanelerle büyümüştüm. evet henuz bok kadar bebe olmama rağmen bu şarkılar beni daha çok mutlu ediyordu. belki de annemin bana hamileyken sürekli bunları dinlemesinden kaynaklanıyor.

    sonra zamana engel olamadık ve 12 yaşıma bastım ve yan daireye yeni bir bayan taşınmıştı. uzun siyah saçları, girdiği yeri aydınlatan bir siması ve harika bir ses tonu vardı.(tamam memeleri de kocamandı) daha ilk geldiği günden itibaren herkesin dikkatini çekmiş olmalı ki, her daim mahalle arkadaşları ile toplanıp nice oyunlar oynadığımız basketbol sahasının altına handan seni seviyorum yazılmıştı. evet adı handan idi. o yazıyı yazan ben değildim fakat herkes gibi ben de tutulmuştum handan ablaya, aramızda 12 yaş fark olmasına rağmen.

    ve günler geçti handan abla tam olarak yerleşmiş, neredeyse hergün bize gelip gitmeye başlamıştı. kimse ile konuşmayan bu insan sadece annem ile muhabbet ediyordu. giyim tarzı olarak haddinden fazla aykırı olması, sanırım buna en büyük etkendi. bir gün evlerine gittik annem ile. tabi onlar annemle konuşurken ben direk koca müzik setinin yanına gittim. oradaki kasetlere bakmaya başlarken, gözüme değişik kasetler takıldı. üzerinde iron maiden yazıyordu. evet daha evvel bu ismi duymuştum ama hiç dinlememiştim. handan abla benim iron maiden kasetlerine bakmış olduğumu farketti ki, yanıma geldi ve; istersen alıp dinleyebilirsin,
    dedi ben sanki böyle bir lafı bekliyormuşcasına hemen kasetleri aldım.. eve gittiğimizde kaset kapağı en çok hoşuma giden somewhere in time albümünü taktım. bastım play tuşuna.

    aman allahım o da neydi, giden bir ses tonu ile bana göre inanılmaz bir hızda şu dizeler söyleniyordu. müzikal açıdan da fena etkilemişti zaten.


    a phrygian king had bound a chariot yoke
    and alexander cut the ’gordian knot’
    and legend said that who united the knot
    he would become the master of asia

    helonism he spread far and wide
    the macedonian learned mind
    their culture was a western way of life
    he paved the way for christianity

    marching on, marching on

    the battle weary marching side by side
    alexander’s army line by line
    they wouldn’t follow him to india
    tired of the combat, pain and the glory

    alexander the great
    his name struck fear into hearts of men
    alexander the great
    he died of fever in babylon

    evet alexander the great ile karşılaşmıştım bir anda. vakit kaybetmeden oturup bütün albümü dinledim. sonra başa alıp tekrar dinledim, tekrar dinledim. bıkmadan günlerce dinledim. inanılmaz güzel şarkılardan oluşuyordu, dinledikçe dinleyesim geliyordu. tabi, acaba diğer albümleri nasıl diye düşünmeden de edemedim. handan abla’dan aldığım killers, the number of the beast albümlerini de baştan sona dinledim ve artık dedim ki evet ben bir iron maiden hayranıyım. işte benim iron maiden ile başka bir deyişle heavy metal ile tanışmama sebep olan albüm bu. ha handan ablayı da unutmamak gerekir tabi. eski aşkıma çok teşekkur ederim buradan. şu anda 37 yaşında kendisi ama olsun ben gene de evlenirim onunla.hatta iki çocoğu varmış gene de evlenirim, olmadı kocasıyla birlikte gelsin gene de alırım nikahıma ulan.(lütfen bu konuya fazla girmeyelim kuzum)



    şimdi gelelim albüm üzerine ufak bir açıklama yapmaya. efendim bilindiği üzere maiden’nin bu albümü 1986 senesinde çıkmıştır. bu albümde bruce abinin hiç sözü olmasa da vokal performansı harikadır. hele ki alexander the great, deja vu gibi kilit şarkılarda fena yardırmıştır. sözler genelde steve abi ile adrian abi tarafından yazılmıştır. ha unutmadan synthesizer kullanılan ilk albümdür ama olsundur.
    (h376, 25.09.2007 04:06)
  10. 1980 yapımı duygu yüklü romantik bir film. superman christopher reeve başroldedir.
    (markopaşa, 06.11.2008 21:04)
  11. caught somewhere in time ile müthiş bir girişi olan, daha sonra gelen parçalarının hepsi bu girişin hakkını veren ve girişi kadar muhteşem olan alexander the great ile son bulan iron maiden baş yapıtı.hele birde wasted years gibi bir şaheser bulunur ki bu albümün bünyesinde değmeyin gitsin.
    (powerslave, 07.01.2009 19:45)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil