• videolar

  1. internet yokken ve oyun oynanamayacak bir bilgisayar karşısında oturuyorken, saatlerce oynanacak bir oyun. fal olarak ele alındığında, oyunu oynamaya başladığım ilk zamanlar gözlerimi kapatır dilek tutar, gözlerimi açıp kağıt dağıt'a basar, yeni bir desteyle oyuna başlardım. bu da itiraf gibi oldu ama, böyle de bi insandım ben. çok değiştim sonraları, oyunu artık oynamıyorum, çünkü dileklerimin hiçbiri tutmadı. ee naparsın, umut fakirin ekmeğidir. oyunun nerde tıkanacağını sezdikten sonra yapabilecek çok az şey vardır. dandik bi oyun için bu kadar çok şey yazılır mıydı bilmiyorum ama, gençliğimin oyunuydu, hey gidi günler hey.
  2. tam anlamıyla bir cankurtarandır efendim kendisi. şöyle ki, kişi uzun zamandır o oyunun yüzüne bakmaz çünkü interneti vardır, msni vardır, elbet bulur birşeyler oyalanmak için. internetin aslında iyi gün dostu olduğunu unutur, gitgide internet bağımlısı olur. ancak gün gelir o internet çekiip gider. ne kalmıştır geride? evet, kara gün dostu solitaire. o sizi bırakmamıştır ve sıkıntınızı gidermek için hazırdır. en yakın arkadaşı free cell'dir ki solitaire'e göre daha zor olduğundan her zaman üvey evlat muamelesi görmüştür tarafımdan.
  3. şansın yanında biraz da hesap kitap oyunudur. gözler açık, dikkat maksimum olacak. hangi kartı, nerden alacan bunu hesap edecen. o vakit çok da şanssız değilse kişi iyi para yapıyor.
  4. çok güzel bir the notwist şarkısı
    sözleri:

    we're more than
    overwhelmed
    by hundreds of hugs and
    a million good words.

    we are
    satisfied
    from monday til friday
    and on sunday we cry.

    but we like it
    from that point of view,
    so we stay here and bare until dawn everyday.
    and we stay here and bare everyday.

    we never ever lie.
    from ten in the morning
    we are honest til nine.
    we are overcute.
    we never will manage to be rude only twice.

    but we like it from
    that point of view.
    so we stay here and bare until dawn
    everyday. and we stay
    here and bare everyday.
  5. bu oyun piyasadaki en pahalı kart oyunu. çünkü tek başına satılmıyor ve oynamak için windows işletim sistemini satın almanız gerek.

    oyun kartlarımızın tozlanmadan kirlenmeden saklanmasını sağlayan ve annelerimizin bilgisayar başına geçip saatlerce amaçsızca fallarının açılması için bizim bilgisayar sıramızı işgal ettikleri bir kart oyunudur solitaire ("soliter" diye yazılır, "fal" diye okunur). şaka bir yana, bu oyunu incelemek amacıyla (!) oyunu açıp saatler sonra başından kalkabildiğimi farkettiğimde bu oyuna karşı zaafım olduğunu farkettim. grafikleri mi etkiledi artık ne?

    yeşil arka planı ve saçma desenli iskambil kağıdı desenleriyle tam bir poker masası atmosferi yaratsa da solitaire aslında masum bir oyun. tek suçu çok fazla zaman öldürmesi. o kadar fazla ki, işinizi yaptırmak için gittiğiniz yerlerdeki traktör diye tabir edebileceğimiz bilgisayarlarda bu oyunu oynamaktan gözleri şaşı olmuş sorumlu kişiler, sizinle ilgilenemeyecek denli azalmış zamanları yüzünden "bugün git, yarın gel" diyebiliyorlar size. siz de önce homurdanıyor, ardından "kırmızı sekizi siyah dokuzun altına alsana" diyerek onlara oyunu açmalarında yardımcı olurken buluyorsunuz kendinizi.

    oyunun amacı, sayı saymayı öğretmek. 10dan geriye sayarken kırmızıların altına siyahları, siyahların altına kırmızıları koyarak ilerleyebiliyorsunuz. yukarıda bulunan dört boş kareye de as denilen kartları koyarak masayı temizleyebiliyor, elinizdeki uğraşmanız gereken kartları azaltabiliyorsunuz. hatta masadaki açık yada kapalı tüm kartları oraya koyup oyunu direk bitirmenizi tavsiye ederdim ama kurallara aykırı. oyunun bir diğer amacı, kartların zıplayarak oyun alanını terketmelerini sağlamak. bu da kolay değil, kat kat olmuş destelerin yelpaze gibi açılıp zıplaya zıplaya oyun alanını terketmeleri için oyunu bitirmeniz gerekiyor öncelikle.
    (işte size bir hile: alt + shift + 2 tuş kombinasyonuyla o muhteşem zıplama gösterisini oyunu bitirme işkencesini çekmeden izleyebilirsiniz.)

    oyunun bitince "yeniden dağıtılsın mı?" seçeneğine "hayır" diye yanıt vermek çok zor. bunun iki nedeni var. oyun bağımlılık yapıcı olması ilk nedeni. ikinci neden ise, bu seçeneği seçtiğinizde oyunun kendisini kapatmayıp buz gibi boş yeşil ekranı size bırakması ve oyundan kendinizin çıkmanızı beklemesi. bu insanın kendisini çok hüzünlü hissetmesine neden oluyor.

    oyunun ana menüsünü inceleyelim şimdi de. "oyun"a tıklayarak menüyü açınca karşımıza 5 madde geliyor. "dağıt" deyince kartlar karıştırılıyor, kesiliyor ve afiyetle yenmeden masaya dağıtılıyor. "geri al" seçeneği ise dağıtılan kartların geri alınması demek. bu seçeneği seçtiğinizde oyun size küsüyor, tüm kartları toparlayıp masayı terkediyor ve sizle bir daha oynamıyor. "deste" seçeneği ile bu yeşil ve göz bozucu arka planda kart oyunu oynarken gözlerinizin bir miktar daha bozulmasını sağlamak amacıyla 12 farklı deste deseninden birini seçebiliyorsunuz. piyasaya bu aralar çıkması beklenen solitaire v.02'de bu seçeneğe "fotoşop peint" butonu eklenmiş, bu buton ile kendi destenizi boyayabiliyor yada mevcut destelere kaş bıyık çizebiliyorsunuz. seçenekler seçeneği ile (tuhaf oldu) nasıl kağıt çekmek istediğinizi (tek tek, üçer üçer yada kafama göre seçenekleri mevcut), skoru tutmak için hangi tür oyunu istediğinizi (vegas seçeneğinde ekran ışıl ışıl oluyor, yalnız çok para kaybediyorsunuz, bu nedenle standart'ı öneririm.) falan seçebiliyorsunuz. ayrıca fazladan "süreli oyun", "durum çubuğu" ve "sürükleme çizgisi" seçenekleri var ki hepsini açıklayacağım sırayla.

    süreli oyun: oyun annenizi çağırıyor. anneniz başınızda durup "daha bitmedi mi? ne zaman kalkacaksın şu meretin başından?" lafları ediyor. bu seçenek işaretliyken oyunu bitirebilirseniz fazladan 1000 puan+bi çift terlik hanenize işleniyor.
    durum çubuğu: ekranın sağ üst köşesinde durumunuzu belirten bir çubuk çıkıyor. bu çubuk, oyunun kaç saatinizi yediğini, kaç eldir açamadığınızı ve sinir katsayınızı falan belirtiyor. eğer katsayınız yükselirse soliter, makinenize kilitlenmesini söylüyor ve bilgisayarınız kendi kendine kapanıyor. faydalı bir seçenek, sürekli açık tutmanızı öneririm.
    sürükleme çizgisi: oyunun sizi ne kadar sürüklediğini gösteren bir başka gösterge. ama bu gösterge sürekli max seviyesinde duruyor nedense...

    son seçenek "çıkış" seçeneği. en zevkli seçenek olduğu için neler yapabileceğini size söylemeyeceğim, sürpriz kalsın, bu oyunu edinenlere de söyleyip oyunun zevkini kaçırmayacağım ama kesinlikle bu seçeneğe bir kez tıklamalısınız.

    oyunun hileleri
    é'ye basıp konsol ekranını açarak ekrana şu şifreleri girin.

    solıterdegılsolıtaıre: oyunda dilbilgisi seçeneği belirir. kartlar da 1-10 arası değil a-h arası değişir. (bu şifre için bilgisayarınızda türkçe fontlar yüklü olmalı)
    bagyan: oyundaki tüm bayanların "q"ları "b" ile değişir.
    uçvaktekadar: oyunun adı fal olarak değişir. hatta oyunda her yeni kart dağıtılışında "bir dilek tutun" yazısı belirir.
    papazhergunpılavyemez: oyun papazkaçtı'ya dönüşür.
    beetlejuıce: bu şifreyi 3 kez girerseniz, oyundaki tüm sinek kartlarının sembolleri kaçışacaktır.
    valentıneday: bu hile oyunu bozuyor dikkat edin. tüm kalp sembolleri ortadan kırılıyor. ama buna oyundaki bir bug sebep oluyor sanırım. son yama ile düzelteceklerini umuyorum.
    adamol: bu hileyi yapıp oyunu bitirdiğinizde kartlar zıplayarak değil, akıllı uslu bir şekilde ortamı terkederler.
    onerıngtorulethemall: bu hile ile kupa, sinek, maça ve karoların hepsi tek bir türe dönüşür. tek bir as vardır ve hepsine hükmedecektir.