sürekli öğrenen, sürekli kendini geliştiren ve algı kapıları açık bir nesildaş yazar. cemal süreya'nın kaybolan '' y '' sini nickinin sonunda taşır. netekim yakışmaktadır.
tanıdığım en sıcak, en tatlı insanlardandır kendisi. hayata pozitif bakabilme gücüne sahiptir her şeyden önce ve bunu en güzel şekilde kullanabilmektedir. hayat bir oyun hamuru gibidir onun için. elleri temizdir hep bu hamurla oynarken... yapar, olmadı mı bozar; yine yapar. eğlenir yaptığıyla da yapamadığıyla da. güzellerini en üst raflarında saklar kitaplığının. çirkinlerini avucunun içine alır ve bakar onlara. konuşur. kimi zamansa şiirler okur onları güzel dünyasına katmak adına. kendi yaptıklarını reddetmemesindendir olan bitene sevgi dolu yaklaşımı...
günden güne, yazdıklarında artık kendini aşmaya başladığını gözlemlediğim yazar arkadaşım. kötü gün dostu, muhabbeti hoş bir tat veren, kimi zaman ayakları yere basmayan ve kimi zaman da sımsıkı tutunan bir gönül insanı.
edit: he bir de trafik canavarı.
yeni bir yaş, daha bir olgunluk getirir insana derler ya; hep bu yaşta kalmasını istediğim, yaşlansa da çocukluğundan ödün vermeyecek bir yazar. doğum gününü bir gün önceden kutlayarak 'bugünün işini yarına bırakmamalı' felsefesiyle beni karambole sürükleyen değerli biri. eee, insanoğluyuz. bugün varız, yarın yokuz...
geldi geçti seneler. peki ben hep böyle mi kaldım? kalabilseydim keşke, tek temennim o olurdu yaşlanmaya karşı. büyümenin verdiği o rehavet ile çok düşünceli zamanlar da geçirsem, alaturka kahraman çekti tetiğini dedi ki; " geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer ". ben de izin verdim tetiği çekmesine.
sonra kaleydoskop'um oldu. hayat denen şu oyun hamurunu birlikte yoğurmaya başladık. anladı beni bir " iyiyim " dememden. paylaştı benimle elindeki en değerli oyuncağını da. renk dünyasını bana da gösterdi hiç saklamadan.
sonra bir de gerçeküstü durumlar vardı anlam veremediğimiz. sürrealist dedik biz onlara. ne kadar gerçeküstü olsa da yaşamın ta kendisiydi aslında. yalnızca yolları farklıydı kafasında. bir iki yoldan benim de gitmeme izin verdi. aydınlattı yollarını benim için.
bugün doğmuşum ben. çocukluğum almış başını gitmiş. korkar olduğumu da bugünlerde farkettim. büyümek hiç bana göre değilmiş. ama yolumuz çizilmiş. nereye gittiği belli olmayan ama yanında yoldaşların verildiği büyük bir yol...
hep hüzünle eş tutar kendisini. oysa içinde bitmek bilmeyen bi mutluluk kıvılcımı olduğunu unutur çoğu zaman. işte böyle günlerde ona hatırlatmak gerekir o kıvılcımı. etrafa ışığından daha da saçsın diye güzel gülümsemesiyle. iyi ki doğdun, iyi ki varsın... nice senelere hep "birlikte". daha çok yollarımız var arşınlanacak... gökyüzüne bakıp şarkılar mırıldanarak... gülerek, kimi zaman hüzünlenerek... ama meydan okuyarak hayata. biliyosun ki bu su hiç durmaz... dinle hadi.
son günlerde yazdıklarını takip etmeye başladığım, yazdığı birçok şeyi desteklediğim yazar. bazen olabildiğince optimizm, bazen de hüznün mührü var yazdıklarında. dileğim, sürekli böyle yazması.
şiirler sayesinde tanıştığım*, cemal süreya hayranı yazar. sadece şiirleri koklamayı sevdiğini sanmıştım onun ama yanılmışım. düzyazıyla da harikalar yaratan sanatçı eli ile duygularını birleştirip muhteşem şiirleriyle de beni şaşırtmayı başardı kendisi. bana okuttuğu için onur duyduğum parmaklarından çıkan her dizeyle beni alıp götürdü bilmediğim o yere.
yine de melankolik halini çok sevsem de mutlu hallerini de pek bi sevdiğim, hep gülücükler saçsın istediğim yazar. hayat omuzlarına yüklense de, atacaktır o ağırlığı en yakın zamanda. ayrıca şiir kitabı çıkarırsa da hemen alıcam.**
an itibariyle biten radyo programım anksiyete bozukluğu nda , sorduğum soundtrack i ilk doğru tahmin eden ve benden o filmin * vcd sini kazanan , hoş sohbet yazar.
çok güzel yazan duygu insanı, cemal süreya'nın kim olduğunu sayesinde öğrendiğim yazar. muhabbetini dinlemekten her zaman zevk aldığım, sanatsal yeteneğiyle de gönlümüze seslenen yazar. kendisine edebiyat konusunda ve de direksiyonda başarılar dilerim*
2001 space odyssey'deki yıldız çocuk,a clockwork orange 'taki alex ve full metal jacket'taki jocker. hepsini bir aaraya getirdiğimizde oluşan yazardır kendisi. sinema-kitap-müzik üçlemesindeki muhabbetlerine aç olduğum kişidir ayrıca.köyden indim şehire meselesinden bana oldukça yararı dokunan şehre inmek için benim 10 sebebimden biri.tutunamayanların tutunmaya çalışan insanı. yaladım yuttum karışmayın lan.
bu haftasonu istanbul'da geçirdiğim 20 saati olabildiğince güzel geçirmemin sebebi, istanbul'un tadını olabildiğimce çıkarmamı sağlamış olan insan. kendisine bu istanbul hatırası için bu dizeleri armağan ediyorum:
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
kalbinin vuruşundan anlıyorum;
istanbul'u dinliyorum.
bir martı gibi hür, pembeye boyalı panjurları olan bir ev gibi renkli, bir çehov eseri gibi anlamlı olan yazar.
ne kadar duygusalım, kahretsin.
şaka bir yana, şu sıralar kendisini lepistes üretmeye adamıştır hazret.
zamanında tuzağıma düşürmüşlüğüm vardır kendisini.chat yaparken her daim kullanılan *olm,*hacı vs erkek unvanlarını kullanarak bezdirmişliğim vardır kendisini sonradan söylemese hep öyle kalacaktı gözümde.ne var ki ''ben erkek değilim allahsız'' diyrekten tuzağıma düştüğünden bihaber çırpınmıştır. tabi sonradan çok geç olmasına rağmen iyi ki tanışmışım diyorum kendisine tabi bunda bana ısmarlayacağı sinema biletinin etkisi yok denecek kadar az*.