o kadar çoktur ki solak olmanın dezavantajları, hangi birinden başlasam ki...
kasada kredi kartıyla ödeme yaptığınızda imzalanacak kağıdı öyle bir uzatırlar ki (sa(ğ)lak göre) her defasından kasiyerin elinden alıp yönünü değiştirmek zorunda kalırsınız.
sonra da size derler ki;
-ne kaprisli illa eline alıp düzeltecek
özellikle resmi ortamlarda ve sıkışık masalarda masanın en sağına oturmaya çalışmak gibi bir tepki gelişir sağınız boş olsun diye, yoksa kollarınız çarpışır. ha bu arada sağlak durumun farkında değildir, siz bu sorunu bildiğiniz için dikkat etmek zorunda kalırsınız. yuvarlak masalarda çözüm yoktur, mutlaka dikkat etmeniz gerekir, aklınız hep ordadır.
sonra da size derler ki;
- yahu niye konuşmuyosun hiç
(bkz:
ağız tadıyla yemek yiyememek)
okulda bilgisayar lab'larında fareleri hep sağa koyarlar, o da yetmez bunları çalmasınlar diye sabitlediklerinden sola da alamazsınız, kablo yetmez bi türlü.
sonra da size derler ki;
-şu giden var ya, şu giden, hep dağınık bırakıyo labı
ama noldu, biraz sancılı oldu ama sayelerinde şimdi sağ elle de kullanıyorum fareyi, hatta hep sağ tarafta.
(bkz:
her işte bir hayır vardır)
sağlaklara yaranacağız diye "bakın size ergonomik fare" derler, derler de bunu lab, internet kafe, ya da aldığınız sistemin içine zorunlu olarak koyarlar bide. bir türlü uymaz elinize.
sonra da size derler ki;
-satış politikası bu, topu topu kaç solak var ki...
(bkz:
allta kalanın canı çıksın)
kolçaklı sandalyeli sınıfa bir girersiniz hepsi sağlaklara göre. bi türlü düzgün oturamazsınız, hafif sağa doğru kıvrılırsınız, şekilden şekle girersiniz yazarken.
sonra da size derler ki;
-oğlum/kızım doğru dürüst otursana şu saldalyede
bazı sürahiler vardır suyu dökmek için ağız kısmı belirli, onları kullanınca illaki su yere dökülür. aynı şey türk kahvesi yapmaya niyetlendiğinizde de başınıza gelir, bir türlü doğru dürüst koyamazsınız fincana, dökülür, saçılır, sıçrar.
sonra da size derler ki;
-yahu ne becerksizsin
okulda flüt çalmayı öğretirken şimdi sağ elin şu parmağını şöyle koyun, şöyle yapın, böyle yapın derler. oysaki öğretmenin sağ el parmağı dediği deliğe siz sol el parmağını koymuşsunuzdur, komutlar hep karışır.
sonra da size derler ki;
- solakların pek yeteneği yok galiba müziğe
ha bir de makaslar var tabii...
(bkz:
of offf, çok dertliyim çok)
(bkz:
insan nelere alışmıyor ki)