|
|
- osmanlı imparatorluğunda bir dönem vezir. bir devşirme, üstelik (eğer yanılmıyosam) vezir olabilen (ki en fazla vezir olabilirlerdi) ender devşirmelerden bir tanesi.
- osmanlı imparatorluğun en kudretli sadrazamı. ayrıca devşirme olmasına karşın geçmişi ile bağlarını koparmamıştır. kardeşini sırbistan partiği yaptırmıştır.
- ankara'nın dikmen semtinde bir caddeye adı verilmiş ve bu sayede o muhitin sokullu olarak anılmasını sağlamış osmanlı sadrazamı.
(tricky, 16.04.2006 19:16 ~ 19:16)
- osmanlı için çalışmış ve bazı yeniliklerini onaylamayan ulemanın "osmanlı seni iyi devşirememiş galiba" şeklinde dönemin en ağır hakaretlerinden birine tabii tutulan vezirdir.
- bosna' nın sokolovic kasabasından devsirme eminleri tarafından alınıp devşirilen, bir döneme adını veren osmanlı'nın en meşhur ve en uzun boylu veziridir.
köklerini ve doğduğu toprakları hiç unutmamıştır. devsirme emirleri tarafından daha çocukken, küçük bir kayık üzerinde, geçtiği drina nehri üzerine bir köprü yapılmasını hayal etmiş, sadrazam olunca da döneminin en görkemli köprülerinden biri olan drina koprusunü yaptırarak bu hayalini gerçekleştirmiştir.
(bkz: drina köprüsü),
(bkz: ivo andriç)
(bkz: 1961 nobel edebiyat ödülü)
don ve volga irmakları' nı birleştirmek ve süveyş kanalı' nı açmak gibi çok önemli, o döneme göre fantazik projeler düşünmüş ama gerçekleştiremeden 1579 yılında öldürülmüştür. mezarı eyup' tedir
- "sırp devşirmesi" değil öz be öz türk olan sadrazamdır.
sokullu mehmet paşa, bosna'ya tabi vişegrad'ın sokul köyündendi.
sokul, "şahin" demektir. sadakat cesaret ve mertlikle şöhret bulmuş olan bosnalılar aslında oğuzların yakın soydaşı peçenek türklerindendi.
karadenizin kuzeyinden geçerek balkanlara inmişler ve bu bölgede bir devlet kurmuşlardı. ancak tüm komşuları hristiyan oldukları halde ve tüm baskılara rağmen, onlar orta asya'dan getirdikleri eski dinlerini muhafaza etmiş bulunuyorlardı.
fatih sultan mehmet han 1463 yılında bosna'yı büyük bir direnç görmeden feth edince ise hepsi birden kitle halinde müslüman olmuşlar,buna karşılık gençlerinin saray ve ordu hizmetine alınmasını rica etmişler ve bu istekleri kabul olunmuştu.
işte 1505 yılında, sokul köyünde doğmuş olan mehmet adlı bir çocuk, bu kurala uygun olarak adaşı "yayabaşı yeşilce mehmet bey" tarafından alınıp, 1520 yılında edirne sarayına getirilmiş, bir süre tahsil ve terbiye gördükten sonra payitahta, topkapı sarayına gönderilmiş burada dikkat çekerek kısa zamanda hazine odasına, sonra da has oda'ya alınmıştı. kanuni bu pek terbiyeli gencin hizmetlerinden memnun kalarak, rikabdarlık, çuhadarlık gibi ileri saray hizmetlerine tayin etti. sonunda, kendisine silahtar seçti.
sokullu bu sırada babası ve kardeşlerini ve amcazadelerini istanbul'a getirtti.
gençler galata ve atmeydanı saraylarına alındılar. ancak iki kardeşi de yaşamadı, amcazadeleri ferhat, ali, mehmet ve derviş bey'ler ise zamanla yetişip önemli görevler aldılar. aynı aileye mensup hüsrev ve kara mustafa bey'ler de zamanla yükselerek önemli devlet görevlerinde bulundular.
istanbul'a gelenlerden amcasının kızının üç oğlu daha sonra devlet hizmetine alındılar ki, meşhur tarihçi ibrahim peçevi efendi de bunlardan biridir...
anekdot kaynak: yıllarboyu tarih mecmuası, 1980/3.yıl/sayı7.
- 3. murat tarafından öldürüldüğü yönünde rivayetler olan kudretli osmanlı sadrazamı.
3. murat babasının vefatı üzerine alelacele istanbul'a gelip saray kapısının önünde kendisini tanıyarak kapıyı açan sadrazam sokullu mehmet paşa'nın elini öpmek istemişti...
osmanlı tahtına çıkan genç padişah, boş bulunarak yaptığı bu hareketten ötürü sokullu'ya her daim kin gütmüş o'nun her hareketinden rahatsız olmaya başlamıştı.
günlerden bir gün paşa ikindi divanı sonrası devlet işleri ile meşgul iken içeriye meczup görünüşlü biri girdi. bu paşa'nın yarı kaçık bir memleketlisi idi. zaman zaman sokullu'dan para istemeye gelir, paşa'da o'nu boş çevirmezdi. paşa'nın konağındaki görevliler bu adamı tanıdıklarından paşa'nın yanına kadar çıkmasına müsaade ederlerdi.
sokullu o gün de o'nu görünce gülümsedi ve huzuruna kabul etti. elini cabine soktu ve o an meczup çevik bir hareketle kaftanında sakladığı hançeri çıkararak bir anda paşa'nın sol göğsünün üzerine sapladı. bunun üzerine görevliler katilin üzerine atlayarak onu etkisiz hale getirdiler ve dışarıdaki askerlere teslim ettiler. askerler de o'nu parçalara ayırmak suretiyle öldürdüler.
bu sırada sokullu'nun göğsünden hançer çıkarılıp odasına taşınmıştı. cerrah yaraya ne kadar müdahale ederse etsin artık çok geçti. akşam ezanı okunurken ihtiyar vezir kelime-i şehadet getirmek suretiyle şehitlik mertebesine ulaşmıştı.
bu suikasti kimler neden ve nasıl düzenlemişlerdi peki?
3. murat'ın babası 2. selim şaraba düşkündü, lakin ölümünden 2 ay evvel tövbe edip içmeyi bırakmıştı. bir gün sarayın yeni yapılan hamam dairesini gezerken ayağını bir yere çarpıp düştü. vücudunun bir yanı mosmor kesilmişti. hemen götürüp yatağına yatırdılar.ızdırabı çoktu. ertesi gün ateşi yükseldi ve hekimlerin tüm uğraşlarına rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini kapadı.
"sarı selim" son nefesini verdiği sırada eşi haseki nurbanu sultan yanıbaşındaydı.hemen sokullu'yu çağırarak hünkarın vefat ettiğini ve manisa sancakbeyliğinde bulunan büyük oğlu murat'ın çağrılmasını, murat gelip tahta çıkana dek de padişahın ölümünün gizli kalmasını istedi. zira o sırada murat'ın 5 erkek kardeşi daha vardı ve hepsi o an saraydaydı. 2. selim'in öldüğü haberinin duyulması pek çok tatsız olaya sebebiyet verebilirdi.
sokullu'da bu görüşe katılarak hemen manisa'ya ulak göndertti ve sarı selim'in cesedini saray buzluğuna kaldırttı.
haberi alan şehzade murat derhal hocası saadettin efendi, silahtarı ibrahim paşa, çuhadarı cerrah mehmet paşa ve rikabdarı tiryaki hasan paşa ile manisa'dan yola çıktı ve mudanya iskelesinde kendisini bekleyen kaptan-ı derya kılıç ali paşa eşliğinde payitahta doğru yelken açtı.
genç padişah sarayın kapısına geldiği anda sarayda bulunan şehzadelerden biri tahta geçti diye düşündüğünden pek rahat değildi. böyle birşey oldu ise kendisi ölecekti zira. lakin saray kapısında kendisini sokullu'nun karşıladığını görünce rahatlayarak ve çaresizce sokullu'nun önünde eğilerek elini öpmüştü. ertesi gün ise şehzede murat padişah 3. murat olarak tahta geçmiş ve 2. selim'in diğer 5 şehzadesi sarayda boğdurulmuştu.
3. murat tahta geçmişti geçmesine de el öpme olayını da bir türlü unutamamıştı. zevk ve sefaya düşkün olduğundan o da babası gibi işleri sokullu'ya bırakmış lakin bir yandan üveys ve şemsi paşa gibi vezirlerin sürekli kışkırtmalarının neticesinde de paşa'ya karşı hasmıhane bir tutuma girmişti.bu şer alayına şeyhülislam şemseddin efendi de katılmış ve padişah'a sürekli "vezire itimat buyurmayın" diye telkinde bulunmaktaydı.
3. murat da sokullu nun kellesini istiyor lakin bir açığını bulamadığından ona dokunamıyordu. bunun üzerine paşa'nın yakınlarından hıncını almaya başladı. ilk olarak sokullu'nun kethudası idam edildi, kapıcıbaşısı sinan ağa azledildi, amcazadesi budin beylerbeyi mustafa paşa suçsuz yere idam ettirildi,yeniçeri ağası sinan ağa azledildi, arap ahmet paşa kıbrıs'ta öldürüldü, bunlardan başka 19 ağa'nın dirlikleri kesildi. lakin sokullu bunların hiçbirinden yılmayarak vazifesine devam etti.
bunun üzerine diğerleri sokullu'dan kurtulmanın tek seçeneğinin o'nu öldürmek olduğunu anladılar ve bu iş için fırsat kollamaya başladılar.
nitekim öldürüleceğini anlayan sokullu mehmet paşa her gece olduğu gibi kendisine osmanlı tarihini okuyan haldun ağa'ya o gece birinci kosova savaşı'nı tüm ayrıntılarıyla okutup dinlemiş. padişah hüdavendigar'ın şehit edilişinin okunması bittiğinde ise;
"ya'rab bana da böyle şehitlik nasib eyle" diyerek o gece uyumuştu.
ve ertesi gün aynı hüdavendigar gibi görevinin başında iken o da hançerle vurularak şehit edildi. katili ise konuşmaması için hemen oracıkta öldürüldü.bu suikastın 3. murat ve sokullu karşıtları tarafından yaptırıldığını herkesin bilmesine rağmen kimse bir şey yapamadı ve "şehit" sokullu mehmet paşa kanlı esvapları ile defnedilerek son yolculuğuna uğurlandı...
- hırvat asıllıdır. sürekli yetenekli insanlar çıkaran ailesinden özel izinle alınmış ve devşirilmiştir. kardeşi hırvatistan kardinaliği yapmıştır.
(soyut, 20.06.2008 20:43)
- inebahtı yenilgisi nden sonra gelen venedik elçisine 'biz kıbrıs ı almakla sizin kolunuzu kestik.siz donanmamızı yenmekle sakalımızı kesmiş oldunuz.kesilen kol yerine gelmez ama kesilen sakal daha gür çıkar' demiştir.
|