hayattayken hiç bir kitap yazmamış olmasına rağmen günümüze kadar adını taşımayı başarmış ilkçağ filozofu
o öldükten sonna öğrencisi platon onun adına sokratesin savunmasını yazmıştır
bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdirdemiş kendini bir at sineğine benzettiği tanımlamayla akıllara yerleşmiştir
çelişkisiyle (ironi) meşhur filozof. sokrates ironisi bir çeşit eğitim metodudur. filozof bu yöntemde cehaletini itiraf eder ve bir eğitmen kişiden eğitim talep eder. fakat sonrasında öyle sorular sormaya başlar ki eğitmen kişi de cehaletinin farkına varır. bu yöntem cehaletlerinin farkına varan iki kafadarın önyargıdan uzak bir biçimde sorgulama yapmasına olanak verir.
ilkçağ filozofu. kendisi eşcinseldir aynı zamanda. fakat ipnelik mefhumu o zamanlar bugünkü gibi , "siktir ulan, mına koduum ipnesi" şeklindeki söylemlere konu olmadığından, bu bahiste bir problem yaşamamıştır.
kendisi gıcık bir şahsiyettir aynı zamanda,her şeye soruyla karşılık verir,sinirleri zorlar. karşılıkli oturup, iki çift muhabbet edemezsiniz.
-sokratesim nerelerdesin!! gel otur şöyle!
-neden oturayım?
-az dinlen,iki laf ederiz..beynin sikilecek yakında sürekli düşünmekten
-düşünmemeyi salık veriyorsun. düşünmeyen birey kendini bilebilir mi?
-boşver bunları , memleketi sen mi kurtarıcan be sokrates
-memleket diyorsun.. peki memleket nedir?
-yaw işte oturduğumuz toprak ,memleket
-memleket sadece bir toprak parçası mıdır?
-tamam, çoluk,çocuk,eş-dost,komşu akraba da var.
-peki bunlar yeterli mi?
-(bundan sonrası dayanılmaz hal alır,ya kaçarak uzaklaşmak gerekir ya da tekme tokat dalıp stres atabilirsiniz)
dayak yerken bile hala soru sorduğunu duyabilirsiniz:
ironi yöntemiyle adamı yerin dibine sokarken mayotik ile de kendi deyimiyle "bilgi doğurtmak"tadır
bunu da"annem ve ben ebeyiz, o çocuk doğurtur, ben bilgi" şeklinde ifade eder
gençleri kötü yola sevketmek ve tanrıya inanmamak suçlarıyla mahkemeye verilir ve idama mahkum edilir, o da "en adaletsiz düzenin düzensizlikten daha iyidir" der ve baldıran zehirini içerek hayatına son verir
kendisinin hiçbirşey öğretmediğini, sadece "erdem"i aradığını söyleyen, ve "erdem"i ararken diğer insanlarla yüzleşen filazof. kullandığı yöntem "elenchus" yöntemi olup, soru sorup, cevap almaya dayanmaktadır. diyalog kurarak "erdem"e* ulaşmaya çalışmaktadır. atina'da yargılanıp idama mahkum olduktan sonra, baldıran zehirini içip kendi hayatına son vermiştir. felsefecilerin ortak yargısı, sokrates diye birisi var olduğudur. ancak platonun kaleme aldığı eserlerdeki düşüncelerin sokrates'e mi yoksa plato'ya mı ait olduğu konuşunda bazı çelişkiler vardır. "erdem" arayışlarını mevlevilikteki "insan-ı kamil" olma inancına benzetebiliriz.
"sorgusuz hayat yaşamaya değmez" sözünün sahibi,socrates'in savunmasından.(bkz: xanthippe) adında geçinilmesi zor (yada en azından socrates açısından) karısı vardır.platon da öğrencisidir...
kendini toplumu rahatsız eden bir at sineğine benzeten bütün gün atina sokaklarında gençlerle lak lak eden, onlarla her konuda konuşup tartışan, o günkü yönetimin gençlerimizin fikirlerini zehirliyor diyerek ölüme makküm ettiği, yazılı hiçbir eseri olmayan zat-ı şahsiyetlerini öğrencilerinin platon, anthistenes vb. den öğrendiğimiz ölümünden sonra çok büyük bir üne kavuşan, yaşamı ve kişiliği konusunda önünde saygıyla eğildiğim filozof.
tarihin belki de ilk stand up sanatçısıdır, zira o ne zaman ahaliyi toplayıp birşey anlatsa millet gülmekten ölürmüş. yani adami iki kişi ciddiye almış diyebiliriz. biri platon diğeri ise onu öldürten kişi.
dışa değil içe dönerek felsefenin seyrini değiştirmiş muammalı kişilik. böyle bir adamın yaşayıp yaşamadığı bile net değildir. nietzsche ise socrates'in tüm felsefenin ta baştan içine etmiş bir sahtekar olduğunu düşünür.
yaşantısını garip bulduğum, çirkin ama zamanının genç erkekleri tarafından çok beğenilen, nietzche'nin uzak durulması gerekenler sınıfına koyduğu, aptallıkla cesaret arasındaki ince çizgide gide gele budala olan bir filozof...
eski zamanların en büyük üç filozofundan biridir sokrates. aynı zamanda atina doğumlu ilk filozoftur. yaşamı boyunca atina dışına çıkmamıştır. felsefe tarihinin belki de en esrarengiz kişisidir. aynı zamanda, ardında yazılı metin bırakmadığı halde, avrupa düşüncesini etkilemiş kişilerden biridir.
sokrates'in öğretisinde asıl önemli nokta, onun insanlara bir şey öğretmeye kalkışmamasıydı. aksine, konuştuğu kişiden kendi bir şeyler öğrenmek ister gibiydi. öğretmen gibi ders verir gibi değil, karşılıklı konuşmalardı yaptığı. konuşmalarının en can alıcı noktası ve sokrates'i filozof yapan şey sorduğu sorulardı. hiçbir şey bilmezmiş gibi görünmeyi tercih edip, konuşma ilerledikçe karşısındaki kişinin düşüncelerindeki zayıf noktaları görmesini sağlayıp, bir nevi ayna görevi üstleniyordu. sokrates gerçek bilginin, kişinin kendi içinden geldiğine inanıyordu. bunun için sokrates, insanların doğru kavrayışını doğurmasına yardımcı olmayı görev edinmiştir.
felsefesini yazmak yerine, yaşamayı tercih etmiştir. hakkındaki yazılı metinleri yada günümüzdeki sokrates portresi, platon'un görüşleri sonucu ortaya çıkmıştır. bilindiği gibi platon, sokrates'in öğrencisiydi.
sokrates toplumun her kesimine seslendiği için; bu tutumu da sert tepkilerle karşılaşmasına ve trajik bir biçimde ölmesine neden oldu. döneminde tiranlar ve demokratlar değişik zamanlarda iktidara gelmişlerdir. sokrates bunların hiçbiriyle iyi geçinememiştir. kendisini suçlayan demokratlar, onu gençliği yozlaştırmak ve yeni tanrılar ortaya atmakla suçladı. atina'dan ayrılmayı kabul etmediği için ölüme mahkum edildi. bundan kısa bir süre sonra da en yakın dostları yanındayken bir kap dolusu baldıran zehirini içip bitirdi.
kabul gören inanışa göre, huzur içinde öldü. sokrates'in huzurlu bir şekilde öldüğüne insanları inandıran platon olmuştur. ama doğrusu böyle değildir. ölümü berbat, korkunç ve dehşet verici olmuştur. baldıran zehirini içtikten sonra kas kasılmaları başladı, midesi bulandı, kustu ve ardından felç oldu.
...
"kendini bil"
"sınavdan geçmemiş bir yaşam insan için yaşanmaya değmez"