|
|
- şehrin göbeğinde görmek her zaman mümkün olmadığından adamı tribe sokar. kırsal alanlarda yaşayanlar içinde şoktan ziyade yok etme hissi uyandırır. gözümle görmedim ama köyde bir gelincik kovaladık birader hikayelerini çok dinledim. her halde durum bu olsa gerek.
ben bir kere gördüm camdan bakarken gece. ulan köpek desen diil, fare desen diil. dedim bu ne lan? dabbe mi çıktı acaba dedim kafamda güzeldi... neyse, normalden uzun bir kuyruğu var. çok ilginç bir vücüt yapısı var. yere yakın. duyduğum kadarıyla tarla, bağ, bahçe, kedi, tavuk, horoz ne varsa tarumar ediyomuş ibne.
(bkz: ukte)
- yanında damatcıkta var ise önünü kesip paracık istenmeli, o parayla elvan gazoz ve topkekcik alınmalı ve afiyetle yenilmelidir.
(yaqui, 22.07.2008 09:17)
- (bkz: izmir)
- (bkz: sokakta gelin görmek) *
(fular, 22.07.2008 09:30 ~ 09:30)
- çok içildiğinin gösergesidir.
- özellikle ucla civarında olağan bir olaydır.
- özellikle karşıyaka civarında olağan bir olaydır. yani her allahın günü gelincik görmüyoruz ama bi kere gördüyseniz olağandır o zaten.
- üç vakte kadar hayrılı bir olaya işarettir. hamile kişi görürse nur topu gibi oğlan sahibi olacaktır. sevgili ile kavga etmiş genç kız için yeni ve mutlu sonlu bir beraberliğin haberdarcısıdır. götü açıkta uyuya kalmış kişi dikkatli olursa mutlu olacaktır.
salladım tabi ki...
(bkz: rüyada gelincik görmek)
- insanın azıcık tırsmasına sebep olan olay. " bu nasıl kedi be böyle?" diye düşündürüyor. sonra anlaşılıyor ki ne kedi ne köpek.
(billy, 22.07.2008 10:19 ~ 10:20)
- (bkz: sansar)
- iki gündür uykusuzum..kafaydı, gözdü, midesiydi allah ne verdiyse dağıttım. yarım saat içinde tam 14 kez mutfağa gidip, buzdolabının kapağını açıp, bi kaç saniye boş bakışlarla içine bakıp, hiç bi şey almadan geri kapattım. açım, öyle aç ki açlıktan başım dönüyor bir şeyler yemem lazım, yok sadece asit depoluyorum bünyeme..
sabahın dördü, anlıyordum ki bütün herkes kafamı itmek için sözleşmiş, el birliği içerisinde yürütüyorlar işlerini. bi şarkı açtım içinde mike ların bişeyler gevelediği, kaçıncı defa başa sarışı, bi yerden sonra saymayı bıraktım, hayır değiştirmeye halim yoktu, birilerine laf anlatacak sabrı nereden bulacağım kendimde.. vurun dedim gelenlere, zaten çekiliyorum, sorun yok manasında mimiklerle onay verdim üstüme üstüme gelirlerken. sorun yoktan kastım 39 saat 23 dakika süreyle uykusuz ve aç alduğum.. hesaplayın işte, hayati önem taşıyanlar dışındakileri pek önemser davranmadım.
bekliyordum, tam manasıyla ne zaman kusacağım hayatımın tam ortasına diye. baktım pisi pisine ölüp gideceğim buzdolabı önünde, sokağa attım kendimi. sabah saatleri, serin hava. oh mis diyemiyorum, hissetmiyorum ki ciğerlerime gittiğini havanın. son gücümü kullanır gibi sağ elimle varlığından emin olmak için akciğerlerimi yokluyorum, göğüs kafesi çıkıyor bu seferde önüme.. ona da bi selam edip yürümeye devam ediyorum. yürümek değil ama benimkisi, sağa sola sendeliyorum, zig zaglar çizerek ilerliyorum.
derken iki teyze çıkıyor karşıma, nerden baksan elli vardır yaşları. tam seçemiyorum yüzlerini, sokak dar çarpacak gibi oluyorum bi an bi zig ile yanlarından geçip, öfkeli bir 'sabah sabah ne zoru varsa içmiş meymenetsiz!' zagıyla olmam gereken paydaya geliyorum. ardından öfkeli bir 'töbe estağfirullah, yürü yürü uzaklaşalım' fısıldaşmaları..
şaşırıyorum kendime, garibime gitmiyor çünkü bu tepki, gidip arkalarından koşsam, kenenin asıl kaynağı benim nidalarıyla kovalasam ne yaparlar diye düşünüyorum bi an, gülmeye başlıyorum..
o da nesi.. bir karartı giriyor görüş alanıma. kahkalarımı bıçak gibi kesiyor, ne ki bu? duvarla çeşme arasında kıpırdayan uzun boyunlu bir hayvan. kuyruğu da var hem. uzun süre ne olduğunu seçemiyorum, arkası dönük görmüyor beni. tırsmasın diye kıpırdamıyorum bile.. gelincik dedikleri bu mu lan, ne işi var hayvanın allahın sokağında.. bi ara döndü yüzünü, göz göze geldik. zor duruyorum ayakta, bir korku saldı içimi, ürperdim resmen. içmediğimden eminim, aklmın bir oyunu mu bu bana yoksa hayatımın tam ortasına kustuğumun resmi mi? emin olabilsem, delirdiğime kanaat getireceğim o derece sersemledim. kenenin kaynağına rastlamış biri gibi koşmaya başladım, ardıma bile bakmıyorum..
olum, hayatını editleme vakti çoktan geldi diyorum içimden. köşe başına vardım, sakinleşmeye çalışıyorum, pabucumun nefes egzersizleriymiş, hiç bir halta yaramıyor. midemden gelen seslerle farkındalığım artıyor, bi simitçi bulsam saldıracağım.
- gecenin bir köründe istanbul'un göbeğinde sur içinin dar sokaklarının birinde fare olamayacak kadar büyük, kedi olamayacak kadar kalın kuyuklu bir yaratık görmek insanı başta ürpertiyor. sonra olsa olsa gelincikdir diyor insan ama nasıl olur da istanbul'da böyle bir yerde gelincik yaşar diye düşünüyor. sonra üşenmiyor itü sözlük'e bir ukte veriyor...
(minero, 23.07.2008 01:08 ~ 01:09)
- ben de dahil olmak üzere bazı insanlar için mutluluk kaynağıdır.
rutin koşuşturma içinde her gün gidip geldiğiniz, kafanızı kaldırıp bakmaya tenezzül bile etmediğiniz sokağın yan tarafında boynu bükük bir gelincik fark edilir bir gün. olup bitenleri sessizce izliyor gibidir, boynunun büküklüğü utangaç tavrını yansıtıyordur sanki.
bir dış dünyaya bakar, bir de kendine. acizdir, güçsüzdür, çok geçmeden yok olacağının da farkındadır üstelik. sonra yanından bir araba süratle geçer, kırmızı yaprakları havaya karışmıştır artık. buna rağmen fark edilir, gövde hala dimdik.
|