şu an 20' li yaşlarını sürenlerle beraber yavaş yavaş ortadan kaybolacağını düşündüğüm olgudur efendim. sokakta oyun oynamak öyle bir olgudur ki kendi kültürünü, kendi sosyolojisini ve terminolojisini geliştirmiştir. nacizane düşüncem şudur ki; sokakta oyun oynamak erkek olsun, kız olsun bir çocuğun karakterini geliştirir; ona ileride karşılaşacağı zorluklarla baş etme gücü verir. dizlere atılan her dikiş, her düşme ve burundan sümük akıtarak ağlama kişi için ruhu sağlamlaştıran bir deneyimdir. sokakta oyun oynama- gözlemlerime dayanarak- zannımca 1980' ler de son altın dönemlerini yaşamıştır; günümüzde sokakta oyun oynamak yerine çocuklarımız küçük yaştan kral tv seyretmeye, ailelerin ekonomik durumuna göre micro genius veya pc oynamaya alıştırılmakta bu sayede beyinleri dumura uğratılmaktadır. sokakta oyun oynama deneyiminin içerdikleri arasında özellikle 1980'lerde çıplak kadın resimli iskambil kağıtları sayesinde baskıcı trt ortamına rağmen kadın biçimi hakkında bilgi sahibi olmak, arkadaşlardan yaşça büyük olanlar sayesinde cinsellik hakkında yalan yanlış bilgi sahibi olmak (bkz: kızların da pipisi varmış olm) ve böylece yıllar sonra bu bilgileri hatırlayıp eğlenme imkanı edinmek, apartmanların kuytu köşelerinde kutu oyunu deneyimi sırasında cevval çocukların mutlaka banka olmak üzere ısrar etmelerinin hikmetini anlamak-böylece banka oyun sırasında girişimci oyuncu-bankacı tarafından ufak ufak tırtıklanırken; diğer oyuncular da türkiye ekonomisinin işleyişi hakkında bilgi sahibi olur-, inşaat artığı plastik borulardan üfleme ile kağıttan ok atma teknolojisini kendi başına üretebilen son kuşak olmak gibi görüngüler sayılabilir.
hala bazı şehirlerin bazı semtlerinde sürse de, pek çok yerde sona ermeye başladı. pek çok ebeveyn güvenlik tehtidi nedeniyle izin vermese de aslında o çocuklar pek çok şeyden mahrum kalarak büyüyor maalesef.
biz sokakta kız erkek hepberaber futbol oynayarak saklambaç oynayarak koşuşturup biyerlerimizi sakatlayarak büyümüşüz.birçoğumuzun diz kapakları yara izi dolu.bütün gün evde oturup bilgisayar ps falan oynayan çocuklara acıyorum.mahalle arkadaşı kavramı yok bu çocuklarda.ben hayatımın en güzel yıllarını her gün biyerlerimi kanattığım ama inadına sokakta oynamaya devam ettiğim çocukluk yıllarım sayıyorum.en yakın dostlarımı o zamanlar tanıdım ben.amerikada bir adam kitap yazmış 'dangerous book for boys' diye sırf evde oturup asosyal olan sokakta eğlenmek ne demek bilmeyen üşengeç çocuklar dışarda koştursunlar diye..eskiden annem camdan bağırırdı eve geeel artık diye ne hale gelmişiz be. şaşırtıcı..
o sokak bir de çıkmaz sokaksa, araba geldi motor geçti derdi olmaz ki daha ne olsun di mi. okuldan geldikten sonra önce tüm mahalle arkadaşlarıyla başlanan oyunlar, akabinde ilerleyen saatle beraber oyun arkadaşlarınız azalır ve nihayetinde bir arkadaşla başbaşa kalınca konu sevilen kıza gelir, karşılıklı sırlar verilir.. oyunla başlayan birgün dertleşmeyle devam eder ve sona erer..