insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. rezil olursunuz çevredekilere. insanlar size acıyarak bakarlar. ama zamanla herşeye olduğu gibi buna da alışıyor insan..
havaalanında sevgiliyi uğurladıktan sonra eve gelene kadar yapılabilecek eylem. dünya tatlısı bir teyze yanınıza gelip;
-yavrum ne oldu sana niye ağlıyorsun?
+hıck... gitti teyze... beni bıraktı gitti.
-ağlama yavrum.. ağlamak hiç erkek adama yakışır mı?
+ama yüreğim onda kaldı teyze. uçağa binmeden önce geri verecekti. unuttu herhalde...
-vah yavrum...
+ühü ühü..
ağlak insanların ağlamak için yer ve mekanda sınır tanımamasına en güzel örneklerden biri. otobüste ağlamak ,sınıfta ağlamak gibi versiyonlarıda mevcuttur.hemen kaçası gelir insanın ortamdan...
eğer yanınızda öküz sevgili varsa '' ne ağlıyosun bee insanlar ben ağlattım sanıcak'' cümlesiyle karşılaşmanız muhtemeldir.teselli edilmeyi beklemeyin.
hergün yaptığım eylem,özellikle kulağınızda kulaklık ve emanet bi şarkı çalıosa kaçınılmaz durum.dışardaki insanların bakışı pekte tınlanmaz böle bir durumda.
anneanneniz, canınız, hayatta en sevdiğiniz insan öldüğünde; bir parkta banka yığılıp gerçekleştirdiğiniz eylem. arka tarafta o ana kadar hiç farketmediğiniz umumi tuvalet bekçisi size "kızım bi elini yüzünü yıka istersen" dediğinde bile uyanamazsınız. ağlarken sarsıldığınızda insanların nasıl baktığı önemsizdir artık. öylece ağlarsınız işte...
sokak ortasında gülmek kadar içten bir davranıştır.tabii cevre ınsanlarının o zamana kadar aglayan ınsan gormemıs öküzümsü bakışlarıyla kendınızı kotu bır sey yapıyormus gıbı hıslerine yol açsa da,çekinmeden ağlayın hatta sesli bir şekilde 'hüngür hüngür' efektlı yaparsanız eve donuste acaip rahatlamıs genişlemiş hayatın anlamını çözmüş bir bilgin havasına giriyorsunuz ki sormayın.
bir sonbahar akşamı, beşiktaşta kazandan çıktıktan sonra istemsiz bir şekilde gerçekleştirdiğim bir olay. istemsiz oluyor ama o havada gözyaşı dökmek pek bir ferahlatyor insanı.
bir kadın; gerçek olmayan bir aşkın, sona eren bir yalanın ve bir başka kalbin ardından ağlayabilir sokak ortasında. oysa bir erkeği sokak ortasında ağlatabilecek tek şey, kendi kalbinin sokak aralarında kaybolduğunu hissetmesi olabilir ancak. bir erkeği bir kadın ağlatırsa, o hiç yaşamamış bir kadındır; bir erkeği bir kalp ağlatırsa, o kalp erkeğin kendi kalbidir; bir erkeği bir sokak ağlatırsa, o sokak aynı zamanda erkeğin ağladığı sokaktır.
ve bir erkek sokak ortasında ağlarsa, kendiyle beraber sokakları da ağlatır.
çevrede insanlar olsa da, olmasa da insan kendini çok yalnız hisseder. insanlar yoksa, "ben burada ağlıyorum ve yanımda kimse yok"tur ruh hali, doğaldır. fakat, yolda insanlar yürüyorsa, iki kız sizi birbirlerine gösterip bununla da yetinmiyor, uzaylı görmüş gibi bakıyorlarsa, arada insanlar yanınıza geliyor, "iyi misin?" diye soruyolarsa ya da daha kötüsü hiçbir şey sormuyorlarsa.. o zaman her şey çok daha zor gelir, yolun ortasında ağlatan olay daha da bir üzer sanki..
bu arada, bir zamanlar sevgilim beni terketmişti ve bana kalan bir kaldırıma çöküp ağlamaktı.. işte o yalnız gecede, yanıma gelip bir şeye ihtiyacım olup olmadığını soran kişiye çok teşekkür etmek istiyorum.. bir daha karşılaşmayacak olsak da..
taşkışla'dan çıkıp beşiktaşa kadar yürürken devam ettirip beşiktaş sahilde sınır noktasına ulaşmışken sokak ortasında ağlama olayı, falcı teyzenin ısrarlarla dolu tacizini engelleyip, ağlamaya devam edebilmek için 'ya teyze benim derdim bana yetiyor, zaten başım da ağrıyor git başımdan' serzenişinize 'kafan kopsun' diye bir cevap alındıktan sonra gözyaşlarınız artık gülmekten akmaya başlayabilir. (bkz: sinirden gülmek)
sokak tren otobüs gibi ortamlarda ağlamak tek başına ağlamaktan pek farklı değildir aslında, zaten kimse sizi farketmez, ya da ilgilenmez... o durum da zaten ah anam benimle ağlıyorum diye ilgilenen var mı diye etrafınızı inceliyorsanız ağlamayın daha iyi
sevgilinin gidişine bakarken, uzunca bir süre aranızda yüzlerce kilometre ve tek iletişiminizin telefon yoluyla olacağını bildiğiniz andır.
daha da kötüsü ise o şehre bir daha gelmeyeceğini bildiğiniz an..
herşeyinizi orda yaşadıktan sonra o şehri size bırakıp giderken, başka bir yere, "siz"den hiç bir izin olmadığı bir yere , en azından nefes alabileceği bir yere giderken; o anda size kalan onca şeyin içinde yapabileceğiniz tek şey ağlamaktır.. etrafta kim var, ne oluyor bitiyor göz görmez, görmesin de zaten..