ice tea *

adana çık aradan

  1. liptonla meşhur olan sonraları nestle hatta uludağ'ın bile yaptığı içecek türü
    (okang, 25.04.2004 01:14)


  2. tikky çayı olarak hayatımıza girmiş,şimdilerde ise halkın içeceğine dönüşmüş ürün.benzeri ama ice tea kadar tutmayanı için (bkz. nescafe ice)
    (yıldıztornavida, 25.04.2004 01:38)
  3. (bkz. lipton ice tea)
    (man on the moon, 26.07.2004 01:35)
  4. "aysbergler gibi gururunu biraz da muhabbet havuzuna atıver" sözü söylenirken aklıma gelen ve günde en az 6 kutu içtiğim, ama aysti olarak dilimize girmesinden de rahatsız olduğum, bugün yine alırken kuruyemişçiye mangolu buzlu çay dediğim ve onun da anlayıp bana 3 tane mangolusundan verdiği,aynı zamanda nestea olarak da çıkarılan ve dün vişnelisini bugünse şeftalilisini denediğim ama beğenemediğim birincil içeçek kaynağımdır. (bundan sonra da buzlu çay diye isteyeceğim. zaten mangolusunu istediğimden genelde anlıyorlar. başka mangolu birşey var mı?)
    (uzay fatihi, 05.08.2004 02:39 ~ 02:42)
  5. türkiyede son bir kaç senede coca cola'ya rakip olmayı başarmış daha önce sprite bu sloganı kullanmasa 'susuzluğunu dinle ice tea iç' reklamını kullanmayı hak eden tapılası içecek.
    (daywalker, 04.10.2004 01:44)
  6. (bkz: lipton ice tea limon)
    (bkz: lipton ice tea şeftali)
    (bkz: lipton ice tea mango)
    (mavio, 18.10.2004 19:31)
  7. (bkz: lipton ice tea green)
    (bettyboop, 20.07.2005 01:17)
  8. finallere çalışırken başucunuzda unuttuğunuz yarım bardak çayın son halidir
    (mavio, 03.01.2006 10:46)
  9. yazın bol bol tükettiğim içecek lipton ice tea şeftali.
    (thyme, 07.03.2006 12:55)
  10. (bkz: lipton ice tea green apple twist)*
    (gxix, 11.06.2006 14:42)
  11. yanılgının aksine kendisi ürün tipinin değil ürünün adıdır iced tea ürün tipidir, ice tea ise lipton'un patentli markasıdır; bu durum aynen selpak, kalebodur örnekleri gibidir.
    (theone, 19.09.2006 15:31 ~ 17:22)
  12. susanılan zamanlarda sudan sonra tek bir dikişte bitirilebilen yegane içeçek.
    (dna, 19.09.2006 16:37 ~ 16:37)
  13. içine kül silkelendikten sonra içmeyin.. aynı tadı vermiyo..

    -mmmkym!-

    edit: bunu bu haftaki ilginçliklerim arasına eklerseniz sevinirim.. haftaya da burnuma sigara böreği sokmayı planlıyorum vizeden önceki gece.. -ayrıca hakikaten insanın kendi kendine koyması da zormuş bilader.. "mmmkym" fazla iddialı olmuş-
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 30.03.2007 03:13 ~ 03:15)
  14. -bi ice tea limon
    -ice tea yok nestea var
    -....
    (pipelette, 15.09.2007 17:44 ~ 18.02.2008 12:52)
  15. kendisiyle tanışmamız tuhaf bir tesadüf sonucu gerçekleşmiş içecektir. nedense kutusuna her baktığımda plajda voleybol oynayan kızların yanında göğsü bağrı açık, elinde tespih, deniz kenarında okey oynayıp, buz gibi tavşankanı ice tea'den yudumlayan insanları görüyorum. tuhaf gerçekten de.

    sonra birgün bunun bir hayal olduğunu kabul edip, köşe başındaki kahvenin yanından geçerken içerideki insanlara acı acı baktım. gözlemledim. tabii o esnada da "ulan ne adamım be. şu tırtoları ibiza adası gibi bir yerde ice tea içip, okey oynarken hayal ediyorum." diye düşünerek ve acı acı tebessüm ederek yoluma devam ettim. bir de o sırada ne kadar olaya odaklanmış, konsantre olmuş, hayal aleminde yolculuğa çıkmışsam hala acı acı acı tebessüm ediyordum ki, çevremde gelen geçen mutlu mesut insanlar da "neye tebessüm ediyor bu .mına koyayım" şeklinde bakışlar attılar. tabii ben de durumun vahametini kavrayıp, mal gibi gülümsemeyi kestim ve yoluma devam ettim.

    neyse efendim. birgün en yakın arkadaşlarımla oturmuş, dünya hakkında fikirlerimi aktarıyordum. onlar da beni pür dikkat dinliyordu. "acaba ne zaman bu şerefsiz götten fırsat gelecek, biz de konuşmaya dahil olabileceğiz." gibi sinsi gözlerle beni inceliyorlardı. ben de o esnada "muhabbet boka sarıyor, az sonra çok fena bir şekilde, sorgusuz sualsiz dayak yiyeceğim." diye düşündüm ve "e bir de çay içelim de sohbet iyice tatlansın" şeklinde bir fikir ortaya attım. "hay hay" cevabını aldıktan sonra odanın içindeki saksıları, dekoru falan incelemeye başladım. bu şekilde hem daha kolay zaman geçiyor, hem de etrafımdaki odunlarla gözgöze gelip, konu kısırlığı çekme gibi bir problemden kurtulmuş oluyordum.

    bir müddet böyle geçti. daha sonra odanın kapısında elinde bardaklarla bize doğru yönelen eleman belirdi. tepsinin içine koymuş olduğu bardakları hepimize tek tek servis yaptı ve yerine oturdu. ben önce bardağın içindeki içeceğin hakkında şüphelenmeye başladım. keza görüntüsü, rengi çok tuhaftı. bir kere tam hayallerimdeki, düşlerimdeki gibi değildi. en mühim olanı da tavşkanı değildi lan bu çay. "acaba içine ilaç mı attılar lan? bana tecavüz mü edecekler" şeklinde düşüncelere daldım ve kederlendim. hemen şahsımın bir erkek olduğunu, odada bulunan selma'nın da tecavüz etme ihtimalinin sıfır olduğunu hatırladım ve çayımdan bir yudum almak için masaya doğru uzandım. şöyle biraz tadayım dedim, ağzıma çay gelir gelmez karşımda duran ve heyecanla bekleyen arkadaşımın suratına püskürttüm. akabinde büyük bir öfkeyle "bu ne .mına koyim" sözleriyle ortamı iyice gerdim. öncesinde kısa bir süre sessizlik yaşandı lakin, bir süre geçtikten sonra bana durumu en ince ayrıntılarına kadar anlattılar. güzel güzel konuştular ve sinirlenmemem konusunda beni ikna etmeye çalıştılar. tabii benim öfkem hala dinmiş değildi. ağzımdan çıkan tek cümle "üzdünüz beni dostlarım, hem de çok." oldu. lakin hiç siklemediler bu tavrımı.

    bir müddet bu eziyete katlandım ama intikam almak zorundaydım. ve o anda aklıma müthiş bir fikir geldi. "bir dakika. hemen geliyorum." diyerek buzdolabının olduğu yere doğru ilerledim. dolaptan birkaç kutu bira aldım ve bir güzel ısıtmaya başladım. bira tam kıvamına gelince bardağa koydum. ayrı ayrı, tek tek bardaklara boşalttım. sonrasında biraları alarak odaya doğru ilerledim. bunlar o kadar tırsak ve ezik bir halde bana bakıyorlardı ki, o an içim acıdı ama benim o çayı içerken neler hissettiğimi, hayallerimin nasıl da bir anda yıkıldığını anlamalarını sağlamak adına "için lan bunları" diye bağırdım. önce itiraz ettiler, kemküm ettiler lakin çaresizce bu durumu kabullendiler. sıcak sıcak biraları bir güzel içtiler ve benim haklı olduğum konusunda birleştiler.

    ulan şu durumu en başta idrak edebilseydiniz, bunların hiçbiri başınıza gelmezdi. ne diye keyifle çayını içmek isteyen bir insana buz gibi bir ice tea ikram edersiniz. neticede pek de sevemediğim bir içecek türüdür.
    (okunandeğilsadeceyazanbiryazar, 08.12.2007 10:33 ~ 11:04)
  16. parasına kıyamayanlar ve tabi ki öğrenciler için reçetesi:

    miktarı:1 litre
    malzemeler:
    -1 adet mersin yatak limonu (başka yörenin limonu o aromayı vermez)
    -3/2 su bardağı toz şeker (ya da 25 adet kesme şeker)
    -küçük bir portakal
    -bir gün önceden demlikte kalan çaydan 1 çay bardağı dem

    hazırlanışı: limonun suyunu sıkın,portakalın kabuğunu rendeleyin diğer malzemelerle karıştırın. elde edeceğiniz şerbeti bir litreyi tamamlayacak şekilde şaşal suyla karıştırın,karışımı bir kaba süzgeçten aktarın ki limon parçacıkları ve çay artıkları içeceğe karışmasın.

    ice tea'nız hazır.karışımı bir gün boyunca buzdolabında dinlenmeye bırakın.

    manitanız yoksa halı saha maçından sonra tv karşısında içersiniz. yok eğer manitanız varsa votka eşliğinde içer,zevkten geberirsiniz.

    afiyet olsun.

    yazarın notu:reçete kopya değil,alın teridir.

    en önemli not:hazırladığınız sıvıyı diğer ev sakinlerinden ısrarla saklayınız.
    (metropolsalagi, 08.12.2007 11:10 ~ 11:20)
  17. yaz gecelerinin vazgeçilmezlerinden. "içmek istemiyorum arkadaşım bu gece!" modundaysanız, bol buzlu ice tea şeftali ile serinlemek ve keyiflenmek mümkün.
    (varolmanın dayanılmaz hafifliği, 08.12.2007 20:02)
  18. long island lipton ice tea
    "vodka, bacardi, tekila, cin, sweet & sour mix ve coca cola"
    (cerquant, 08.12.2007 20:24)
  19. az önce marketteki yaşlı bir kadının, kasiyerden soğuk çay olarak istediği içecek. kasiyere format attık, yeni partition yaratıyoruz.
    (kadın giyinmiş zaman, 17.04.2008 20:34 ~ 20:34)
  20. ne amaca hizmet üretildiğini, insanların ne amaçla içtiğini bir türlü anlamadığım bir içecektir.

    çay değil, meyve suyu değil. üstelik soğuk. hadi meyve aromalı çaylar bazen tercih edilebilir oluyorlar evet ama onların bile sıcağı makbul.

    bu tam bir katır. eşek değil at da değil. katır. üstelik topal.

    bunu içmek kalabalık arkadaş ortamlarında sanki bir statü göstergesiymiş gibi algılanmıyor mu ben bitiyorum. "ben bi ays ti şeftali alayım." diyor adamın biri sen orada bok gibi kalıyorsun. "kola içen kro" konumuna geliyorsun -ki gazoz içenin hali daha da berbat.

    lütfen ya. yapmayın şunu. gidin efendi gibi meyve suyu için limonata için. yeminle o garip agız buruşturma hissinden başka bi farkı yok. onu da yarım kaşık karbonatla ben size sunmaya söz veriyorum.
    (labrie, 29.06.2008 00:53 ~ 00:54)
  21. lipton'un yeni ürünü nar aromalısını denemiş biri olaraktan diyeceğim şudur ki;ice tea'den biraz farklı,biraz daha nar suyuna yakın bir aromadır bu yeni ürün.
    (fular, 29.06.2008 00:58)
  22. özellikle şeftali aromalısı süper olan içecek. kırmızı çay versiyonu da fena değildir.
    (tno, 29.06.2008 01:20)
  23. mango aromalısı oldukça iyi olan içecek.mango nedir? neye benzer? bunu bilmem ama ice-tea'deki gibi bir tadı varsa oldukça hoş birşey olduğu söylenebilir.(bkz: babam pazardan mango aldı)
    (amele mektebi, 29.06.2008 04:41)
  24. üretimi konusunda bazen manyak fikirler eşliğinde çılgın bediş gibi hayal kuruyorum. yani çay denince aklıma demlik, çaydanlık, çaycı, marka gibi şeyler geliyor. birisinin alıp bunlarla ilişkilendirdiğim geleneksel kahvaltı ve iş yeri içeceğini alıp kutulaması, üstüne üstlük bir de soğuk satması pazarlama dehasına büyük örnektir.

    ha, dalıp gidiyorum dedim; aklıma klasik tipte binlerce çaycı abimizin lipton tesislerinde binlerce demlikle çay demledikleri geliyor, hayal ediyorum da bunlar demliyorlar çayı, dinlenmeye bırakıyorlar, limonu ortadan kesip içine sıkıyorlar(ellerine sıkıyor ve çekirdekleri ayırıyorlar falan), kutuluyorlar vs. willy wonka'nın fabrikası gibi düşünün, oompa loompa'lar çaycı rolünde. üfff.

    geyik bir yana beğenmiyorum bu içeceği, çok yavan bir tadı var.
    (sycrone one, 29.08.2008 01:03)