iyidir hoştur, hayatta en çok kendisini sever, tribal diyarların cüceleri tarafından kraliçe bellenmiştir, halkına kırmızı şarap sunmaktan, çikolatadan ve dolunaydan çok hoşlanır pek sever.
büyüyünce 11 tane çocuğu ve sayısız kitabı olsun ister.
18ini dün itibariyle geçmiş sözlük pıtırcığıdır. nice yıllaradadır. küçülmüş de büyümüş bir yazardır kendisi. uçlarda dolaşmayı seven yapısını geçtim, çok kafa biri sleeplessbeauty. zannediyorsun ki hiç bir şey alakası yok ama müzik, edebiyatsever, ekşisözlükte yazar olan ebeveynleri ile ilginç profil çizen, kendini de fazlasıyla seven biri o. sleepless olması ise tamamen yarasa gibi yaşamasından kaynaklanabilir ama evet gecelerin kuşu aynı zamanda. okumaktan sıkılıpta bir ara kaldığı muhitte rezzan kirazlık yapıp bir çok kişiden sebeplense de bu faaliyetlerine de ara verip, gotiklikten de istifa ederek hak yolunu bulmuştur. kendini sözlük tespitlerine vermiş, alaycı diliyle dikkati çekmiştir. valla biz ailecek severiz kendisini gerisini bilmem ben.
not: halen bana bir şehir gezdirme sözü vardır, yerine getirmezse aynı alaycı dil onu yerden yere vurup, " ama ama" demesine sebep olacaktır. sevgiler.
"evlenilecek kız/eğlenilecek kız" geyiği vardır ya; işte bu bayan da benim için arkadaşı olunacak, misafiri olunacak, tavla oynanacak, beraber film seyredilecek, kütüphanesinden kitap kurcalanacak, muhabbet edilecek, edebi yazıları okunacak, onun zevkinden şarkı keşfi yapılacak, acı-tatlı anıları dinlenilecek bayandır.
ayrıca dekorasyon zevkini zevkime yakın bulduğum fetiş insan, yeteneğine şapka çıkardığım bir yazardır: http://www.uyuyanquzel.com/
özellikle türkiye'de, bir ton makyaj yapıp, iç çamaşırına kadar siyah-dantelli giyinip, siyasetten, felsefeden, gündemden bir haber gezinip bir alt kültüre aitmiş gibi, özgürlük yanlısıymış gibi görünen bir ton insanın içinde nadir bulunan elmaslar gibi parıldayan az sayıdaki gerçek rock'n roll karakterlerden biridir bana göre, benim tanıdığım. "shine on you crazy diamond"..
müridlerine karşı epey iyi davranan bir tarikat lideridir. yani öyle ahım şahım müridi yok ama olsa öyle davranırdı eminim. ev, mutfak vs. konularında da pek bi zevkli kendisi.
canım biraz sıkılmışsa yine balkondan o tarafta olmayan evlere bakıyorumdur kesin. sonra geçer zaten çok sürmez. sen beni bilirsin. çok sıkılırsam aramam çünkü ben kapıya bacaya resim çizerken tarantino da yeni filmler çeker. sıkılmayınca ararım hep. "ay!" derim "olsan da kahve yapsan. olsan da canımız sıkılmıyorsa da birlikte sıkılmasa ayol!" çünkü yaşlanmışım o zamanlar. "ayol" diyorum. gözlük takıyorum. saatlerce ve saatlerce uyuyorum. kedilerimden korkmuyorsun çünkü kedileri seviyorsun. ama uzaktan. onlar da seni seviyor, yanına yaklaşmıyorlar. kapısına deniz kızı çizdiğim kutu gibi evim var. güçlü kadın olmuşuz biz. ağlıyoruz ama gurur diye de bi' şey var, hemen susuyoruz. ben sana bardaklarca su getiriyorum. çünkü sürahileri hep kırıyorum. her şey sürpriz olmuş bize. ben hala beyazmışım. sen hala kırmızı sandığın pembe ruju sürüp, yeşil bantını denizde kaybediyormuşsun. yaşlanmışız ama yaşlanmamışız. çünkü biz sadece istediklerimizi yapmışız. babam hala “dkfıowedıaşrofnıaqşoırhi” diye konuşuyormuş benimle. syd barrett gelince bahçeye çıkmak şart oluyormuş. bi’ garipmiş her şey. çünkü evim sobalıymış! yine de mutluymuşsun. öyle bi’ evmiş çünkü. onu öyle seviyormuşuz. sana şarkılar dinletiyormuşum yazılarınla uyumlu. tamam, belki sadece benimkilerle ama sen yine de mutlusun. çünkü böyle biriyim. beni de böyle seviyorsun. şiirler var duvarlarda.. sonra perdelerde notalar.. “rüzgar esiyor.şarkılar çalıyor” bi’ evimiz var. bukowski içkisini bizim şerefimize içiyor. limonata yağsa kahkaha atıyorsun. üzülünce çilek reçelleri düşünüyorum. yıllardır duran çilek reçellerim var. biri ne zaman “veni vidi vici” dese, “sen onu nerden biliyorsun be!” diye çemkiriyorum. ben sana hep güzel şairlerden, güzel şeylerden bahsediyorum. güzel şeyler hiç bitmiyor. benim yanımda iyi değilsen de iyisin. çünkü güvendeyiz. ”hüzünlü olamayan, kızamayan, kıyamayan sleeplessbeauty”yi sadece ben görüyorum. katıla katıla gülüp, balkon yıkayan, ucuz diye bim’den alışveriş yapan çocuklarız. çünkü ben “she’s like a rainbow”um. sen renkleri sevmiyorsun. ben hem renkleri, hem seni seviyorum. ve seninleyken patatese para bile vermiyorum!
çakır ustalı, mavi lambalı arabalarda, canberkli, ördüklü, bimli yaz tatilleri düşüyor başımıza. her dakikanın fotoğrafını çekmişim meğer. hep tüpsüz ve parasız kaldığımız, canberk’in evimizin erkeğinden de çok “evimizin her şeyi” olduğu, eski arkadaş görmeli, düşmeli kalkmalı, mafyalı, şaraplı danslı, balkonlu fotoğraflarımız var.
yıkayamadığım onca süzgeç arkamdan gülüyor..
bütün bunların dışında, iki balığız o kadar.sen ek olarak alışveriş yapıp, kahvaltı masasında oturuyorsun.
sonra komşular fısıldaşıyor..
işte hepsi bu.
pek güzel yazar kendileri , okunası bir bloga sahip olmakla beraber gerek zekası gerekse kişiliğiyle on numara hatundur. sıkı dostumdur. severim uyuyan güzeli.
"
photoshop ricası
(19:24)
1 sene önceden kalma bi çekimin fotoları var elimde, hepsinin arkası da kırmızı kumaş fon, editlnmek üzere çekilmişler, ancak o zamanki fotoğrafçımla şimdi görüşmüyorum ve bu işlere de o bakıyordu. fotoları kullanabilmem için, arkaplanlarının düzenlenmesi gerekiyor. bu işlerden anlıyorum, çok da vaktim var bütün gün boş boş oturacağıma senin fotolarını düzenleyebilirim, sorun olmaz diyen varsa, bi mesaj atıversin sevabına.
(sleeplessbeauty)
"
samimiyetine söz yok bu yazarın. otur konuş sabaha kadar. sıkılmazsın. sözlük sayesinde tanıdığım müthiş hatundur kendisi. " bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü " gibi olacak ama yazasım geldi.
kendisinin hayranıyım; herşeyiynen. umarım sıkılmaz benden. sıkılma lan tamam mı ? zira msn açma sebebimdir kendisi. görmek için de can atıyorum. ama gel gör ki mesafeler ayırdı bizi. dasdsasa. o hiç sevmediği ama sürekli bir şekilde gitmek zorunda bırakıldığı taksimde, bir de benle buluşsun istiyorum. öyle lüks mekanlara götüremem param yok. hesabı da ben öderim. anadolu delianlısıyız şurda.