the sea's evaporated
though it comes as no surprise
these clouds we see in
their explosions in the sky
it seems it's written
but we can't read between the lines.
hush
it's ok
to dry your eye
dry your eye
soulmate dry your eye
dry your eye
soulmate dry your eye
cause soulmates never die.
this one world vision
turns his hand to compromise
what good's religion
when it's each other we despise
damn the government
damn their killin
damn their lies.
hush
it's ok
dry your eyes
dry your eyes
soulmate dry your eyes
dry your eyes
soulmate dry your eyes
cause soulmates never die
soulmates never die
never die
soulmates never die
never die.
soulmates never die
soulmates never die
soulmates never die
soulmates never die.
her giden bir parça götürür sizden.kattıkları da vardır götürdüklerinin yanında.şimdi elinizde kalan gece uykunuzun bölünüp yanınızda onun hayalini görmek,onun hayaliyle sevişmektir.marketlerde gizli gizli parfümünü bileğinize sıkıp onu koklamak,kokladıkça ona sarılıyormuş hissine kapılmaktır yapabileceğiniz tek şey.
yüzlerce kez arka arkaya dinlendiğinde, parçanın başında ve parça boyunca çalan o tiz tınının, birlikte uyuduğunuz hayaletlerin ezgisi olduğunu anlıyorsunuz ki o vakit geriye dönüşü olmayan bir bunalıma girdiğinizi anlıyorsunuz. elde avuçta eksik bir kaç tahta ve yanmış bir conta kalıyor.
hiç bir zaman en sevdiğim placebo şarkısı olmamıştır kendisi ama gelin görün ki aylarca dinlememiş olduğum bir anda dahi "hush, it's ok.. soulmate dry your eyes" diye kendi kendime söylenmeye başlanıp, kendisini açıp defalarca dinlememe sebep olan aynı isimli albümün 4 numaralı parçası.
bu albümün kapağını tasarlayan şahsiyetin ellerinden öpmek istemişimdir hep. her gördüğüm yerde bir 10 saniye takılı kalıyorum. "sleeping with ghosts" daha güzel resmedilemezdi...
insanın aklına vakti zamanında berna laçin'in sunduğu sınır ötesi adlı reality show'daki bir bölümü getiriyor. bir kız vardı. bu kızcağıza bir hayalet musallat olmuştu. yalnız bu hayaletin özelliği çok azgın olmasıydı. bu ızla sürekli cinsel ilişkiye girmeye çabalıyordu o hayalet haliyle... kız da hani bundan zevk alıyordu. sonra gene öğrendik ki böyle başka vakalar da varmış. hatta gerçek bir olaydan yola çıkılarak bununla iligli bi film bile yapılmış...
peh peh peh...
yalnızken dinlenmesi sakıncalı parçalardan biridir. bunalıma itmekle kalmaz, bir müddet çıkamamanıza sebebiyet verir. ama yalnız dinlemediğinizde o acı tadı aynı şekilde vermez. karanlık bir odada tek başına dinlenilesidir.
kimseyle kavga edemeyecek denli yorulduğunuzda başlar bu şarkı. gün fırsat saçarmış kollarından.. güneş yaşam verirmişmiş.. nerden çıkıyor bu laflar!?
these clouds we see in
their explosions in the sky
it seems it's written
but we can't read between the lines
bir öykü var daha hiç yazmadığım, her şeyi anlatacağım ve sonunda dilekleri gerçeğe dönüştürecek olan ki, bir daha kimselere kendimi anlatamama sıkıntısı çekmeyeceğim yazılacak bir öykü daha.. kitap ayracı niyetine renklere bürünmüş tatlı birisinin fotoğrafı kullanılan.
damn the government
damn their killin
damn their lies
başkalarının sözlerini kakalıyorlar başımıza. hiç tanımadığımız herifler yüzünden deliriyoruz. hiç söylemediğimiz yalanlar yüzünden suçlanırken, susmanın güzel bir şey olduğuna inanıyoruz sadece.
hush
it's ok
dry your eyes
dry your eyes
soulmate dry your eyes
birisi var arkada. üzdüğümüz, üzmek zorunda kalarak uzak düştüğümüz. imkan olsa, "seni asla üzmek istememiştim.." demek istediğimiz bir soulmate geride. saçma sapan nedenler yüzünden kırılan kırılan kırılan kıran kıran kıran.
soulmates never die
soulmates never die
soulmates never die
soulmates never die
en son buluşmada kendisi absinth içerek beni kendine bağlamış yazardır. sempatik mi sempatik, şirin mi şirin olan yazarımız yavaş yavaş içkisini içmiştir. zaten bir bardak içtiği için eve taşımamış gerekmemiştir.