1. 1998 dünya kupası'nda üçüncü olan hırvaristan milli takımı'nın stoperi. kariyeri boyunca hajduk split, karlsruher sc, west ham united ve everton takımlarında oynamıştır. 44 kez milli formayı giyip 3 de gol kaydetmiştir. 2006 yılndan beri hırvatistan milli takımı'nın teknik direktörlüğünü yapmaktadır ve takımı 2008 avrupa şampiyonası finallerine götürmeyi başarmıştır. aynı zamanda avukattır ve rawbau isimli bir rock grubunda çalmaktadır.
  2. slaven bilic fatih terime sus hareketini nasıl yaptıysa semih şentürk golüyle, anlamayanlar için de hareketiyle bütün hırvatlara gereken cevabı vermiştir. acaba diyorum slaven bilic maç sonrası da aynı hareketi yapabilir miydi? yoksa evine gidip ağladı mı?
    edit: amma seveni varmış bu adamın ha. aman canım eksileyin istediğiniz kadar. size göre adamın hareket de mükemmeldi, hatta siz onlar yense daha bir mutlu olurdunuz. içiniz soğurdu.


    slaven bilic beşiktaşa geldikten sonraki edit: kötülemesenize ya milli takım maçı için yazmıştım ben onu beşiktaşta gayet iyi adam.
  3. heavy metal dinlemektedir bugün gazeten öğrendiğim üzre.
    ayrıyetten, maçtan sonra mağlubiyete çok içlenip gözyaşlarını tutamayan bir oyuncunun başında durup onu teselli edişi çok enteresandı. ''üzülme evlat!'' dercesine futbolcuya enteresan bakışlar atmaktaydı.. ve bir kulağındaki küpe, kameranın her ona yaklaşmasında daha da parlıyordu.. kendisi atletik, yakışıklı, ergen kızların hayalini süsleyen tüm o 'rocker' tavrıyla benim de beğenimi kazanmadı değil aslında. ehem ehem. bizim fatih hoca beyaz gömleği ve esmer teniyle bir ''baba'' tavrıyla gidip onu teselli ederken içten içe hüzünlenmedim değil hani. kısmet değilmiş slaven'cim..
  4. fatih terim'e ''sus'' yaptığı parmağını semih'in attığı golden sonra nereye koyduğunu merak ettiğim teknik direktör. bir de maçı kendileri gol attıktan sonra bitirmedi diye hakeme uzatmalar sonunda çıkıştı.
  5. fatih terim'e çektiği hareket bir yana, maç boyunca sergilediği deli karakteri ile sempatik bir görüntü çizmiştir. maçın sonunda terim'le birbirlerine sarıldılar zaten. gördüğümüz yerde ağzını burnunu kırmamıza ya da "nası koyduk lan" hareketleri çekmemize de gerek kalmadı.