merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

sizin dininiz size benim dinim banadır

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. hoşgörü, inançlara saygı ya da özgür irade ile zerre ilgisi yoktur.

    islamiyet ilk geldiği ve tebliğ edilmeye başlandığı zaman diğer dinlere karşı bir duruşu pek yoktu, çünkü o duruşu sağlayabilecek kadar yandaşı yoktu. biraz korkudan, biraz çaresizlikten sakin ve sessizdi. "sizin dininiz size benim dinim banadır" denmiş o dönemde ki, böylece insanlar "biz masumuz bak herkes istediğine inansın" düşüncesine getirilmeye çalışılmıştır.

    kafirun suresi'nin 6. ayeti bu. daha sonraları ise biraz yandaş topladı, güçlendi. değişti her şey.

    bakara suresi'nin 193. ayeti ne diyor peki? "yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın. eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur. yalnız allah dini kalana kadar onlarla savaşın."

    allah dini hangisi peki? ali imran suresi 6. ayetine bakıyoruz, "allah nezdinde hak dini islam’dır" deniyor.

    yani herkes müslüman olana kadar savaşacağız, müslümanlığa geçenleri öldürmeyeceğiz. "aşırılığa" kaçmama olgusu burada devreye girmiş. şaşırtıcı, zira zaten müslüman olanı neden kessinler ki? garip.

    açıkça bir cihad çağrısı yok mu burada? peki ya, bu durum kafirun suresi'nin 6. ayeti ile çelişmiyor mu?

    çelişmiyor diyorsanız ben bilemem artık, ancak islam'ın dönemin şartlarına göre oluşturulduğu konusu üzerinde biraz düşünmeye davet edilmektesiniz.

    şüphesiz ki bunu yapabilecek kapasiteniz mevcuttur.

    yine de tevbe suresi 5. ayeti ile kapatalım şimdilik. "haram ayları bir çıktı mı" kastı nedir? garip.

    - " şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. muhakkak ki, allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. "
  2. öncelikle,

    "biz kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. zalimlerin ise kur'an, ancak zararını artırır." (isra 82)

    "sizin dininiz size benim dinim banadır." ayeti kur'an-ı kerim'in nasıl okunacağından habersiz sözde bilmişlerin inandıkları şey ile müslümanların kesin olarak inandıkları şeyi ayıran ayettir. nasıl okunacağından habersiz. habersiz, çünkü hiç merak etmemiş. çünkü onlar inatları sebebiyle allah'ın belirttiği şu duruma düşmüşler;

    << kim, rahman'ın zikri'ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. artık o, onun ayrılmaz dostudur. şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! ne kötü arkadaşmışsın!" der. onlara, "(bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. çünkü zulmettiniz. hepiniz azapta ortaksınız" denir. >> (zuhruf 36-39)

    sonra da islam'da özgür irade yoktur bahanesinin ardına sığınmaya çalışırlar. bunu rahman'ın zikri'nden yüz çevirmeden önce düşüncektin.

    "rahman'ın zikrinden yüz çevirmek" ne demek? bir ayetin ne bağlamda geldiğinden habersiz "cahilce" oraya buraya sataşmaktır. böyleleri hazine bulmuş gibi hemen derler ki;

    " şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. muhakkak ki, allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. " ayeti de ne demek? varın gerisini siz düşünün? islam işte böyle bir din.

    anlatayım;

    müslümanların gayr-i müslimlerle ilişkilerini düzenleyen ayet şudur;

    "allah, din hususunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve değer vermenizi yasaklamaz. allah değer bilenleri sever. allah sadece, din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurdunuzdan çıkarmış ve çıkarılmanıza destek vermiş kimselere yakınlık göstermenizi yasaklar. onlara yakınlık gösterenler zalimlik etmiş olurlar." (mümtehine 8–9)

    ayetlere göre gayr-i müslimlerle ilişkide üç kırmızı çizgimiz vardır:

    1- dinimizden dolayı bizimle savaşmaları,

    2- bizi yurdumuzdan çıkarmaları,

    3- yurdumuzdan çıkaranlara destek vermeleri.

    bu çizgileri çiğneyenlerle dostluk kuramayız. aynı şey "yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin" ayeti için de geçerlidir.

    gelelim tevbe 5'e

    bu ayetin, müslüman-gayrimüslim ilişkisinde esas alındığı iddia edilir:

    "haram olan aylar (onlara tanınan dört aylık süre) sona erince o müşrikleri nerede bulursanız öldürün; yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. tevbe eder, namazı kılar ve zekâtı verirlerse onları serbest bırakın. allah bağışlar, ikramı boldur."

    bu ayet, kırmızı çizgilerin tamamını çiğnemiş, hudeybiye barış antlaşmasını bozmuş, mekke’nin fethinden sonra kendilerine bir yıl dokunulmamış, ayrıca dört aylık ek süre verilmiş olan mekkeli müşriklere yapılan son uyarı ile ilgili ayetlerdendir. benzer durumlar olmadıkça bu hükümler uygulanmaz. ayeti farklı anlama çekmek doğru değildir.

    buna rağmen sen hala "yok müşrikleri bulduğumuz yerde öldürelim, allah öyle diyor" dersen ben de derim ki "senin dinin sana benim dinim bana kardeşim. ben kur'an'a inanıyorum. sana değil"

    yeri gelince kur'an'ı didik didik eden gözler neden bu ayetleri görmez ki? tek cevabı var: körlük! ama daha doğru bir cevabı yine kur'an verir;

    "bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. artık onlar anlamazlar." (münafikun-3)
  3. babamın anarşist bir edayla alışılagelmiş fatiha kulfü yada ayetel kürsi okuma repliklerini aşıp, günde 7 kere okumamı söylediği surenin son ayeti. (bkz: valla billa)
  4. cihad diye bir durumun olduğu bir kitapta bana pek inandırıcı gelmeyen söz. bilindiği uzere muhammed mekke deyken put a tapanlara karşi gücsüzdü. bu yüzden cogu ayet hoşgöru ve biribirimize karışmayalım sekildeydi ama mekkeliler tarafindan medineye sürülmek zorunda kalınca medine halkinin cok fakir olmasi ve savaslarda zenginlerden alinacak ganimetle birlikte zengin olma sansi vermesiyle cok sayida medineli musluman oldu ve muhammed cok guclendi. ve yazdigi ayetlerde bu sekilde ezici ve dini herkese zorla yaymaya yonelik olmustur. sizin dininiz size benim dinim banadir ayeti mekkedeyken yazılmış bir ayetir.
  5. sırf hz. muhammede ve onun ilettiği dine inanmaları yüzünden işkence görmüş insanların karşıdakilerle savaşmalarını, kendilerini savunmalarını hoşgörüsüzlük olarak niteleyenlerin anlayamayacağı ayettir. bunun yanında hz. muhammed medineye sürülmemiş göç etmiştir. bilmiyorsanız burdan öğrenirsiniz;
    (bkz: hicret)
  6. hz. muhammede sübyancı diyenlerin, islamda işkence, eziyet gibi kavramların olmadığını bilmeyenlerin, gerçek müslümanları sütü bozuk, şerefsiz kendini müslüman zanneden teröristlerle (günümüzden bahsediyorum anlamakta zorlanmayın diye söylemek istedim) karıştıranların hiç ama hiç anlayamayacağı ayettir. bunun yanında bazı şeyleri öğrenmemiz gereken o sureden alıntılar yapacak olursak;

    41 -ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. onlar öyle kimselerdir ki, allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.

    bunun yanında sure içinde birçok noktada allah'ın affedici özelliğinden bahsedilmiştir. insanlardan inananlara saygı duyması beklenmiştir. kimseye gidin inanmıyor diye işkence yapın denilmemektedir, ama doğal olarak onları doğru yola sevketmek için mücadele edin denilmektedir. bunu işkence yapın olarak yorumlamak bizim kendi uydurma yorumumuzdan başka birşey olamaz. islam hoşgörü dinidir hiçbir şekilde zorlama yoktur. islam dinine mensup kimselerin o dönemde onlara inanmadıkları için birine işkence yaptığına dair bir tane örnek yoktur. ayrıca o inanmayan kimseler o dönemde köle ticareti yapan kimselerdi onların kişilere ve inançlara olan saygısını bu durum daha da iyi anlatıyor sanırım. islamı yaymaya çalışırken sırf iman etmeleri yüzünden işkence görmüş insanları, araştırılıp, okunarak belirli bilgiler ışığında objektif bir bakış açısıyla çekilmiş olan ve birçok din bilimcisi tarafından doğrulukları kabul görmüş olan çağrı adlı filmde görebilirsiniz.

    herkesin birbirinden beklentisi hakaret etmeden, seviyeli eleştiridir. inanç ve fikir özgürlüğü tartışılamayacak kadar hassas ve önemli bir konudur. ancak bu kişilerin dini inançlarından ötürü saygı duyduğu kimselere hakaret etmek anlamına gelmez.

    not: giri içeriğinde bahsettiğim birşeyler öğrenmemiz gereken sure maide suresidir.
  1. 1