görseller
size kürdistan dan sesleniyorumsize kürdistan dan sesleniyorum
size kürdistan dan sesleniyorumsize kürdistan dan sesleniyorum
belki ilginizi çeker
  1. · bakiyim vallahi gerizekalı
  2. · çıktım taşın üstüne açtım bacaklarımı
  3. · çıkar şu üstündekileri ne dediğin anlaşılmıyor
  4. · ayşe gök
  5. · size atlantis ten sesleniyorum
  6. · kürdistan
  7. · ya bi siktir git am biti
  8. · ahmet türk
  9. · ne içirdiniz lan bana
  10. · yok mu beni siken
gündem
  1. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  2. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  3. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  4. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  5. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  6. · dünyanın en seksi şarkısı
  7. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  8. · ircd
  9. · vize dönemi giri giren yazar modeli

size kürdistan dan sesleniyorum  

 sayfa  / 2
  1. ayşe gök isimli muhtemelen bir şizofreni hastası belediye başkanının hangi ülkede yaşadığını karıştırması, bilmemesi sonucu verdiği bir beyanat.

    http://haber.gazetevatan.com/...

    açıklamanın gerisi daha da hoş. ciddi anlamda doğunun sorunlarına değinmiş belediye başkanı.

    "çok sorunlarımız vardır. küçük yaşta kızlarımız evlendiriliyor, kadınlarımız işkence görüyor, töre diye öldürülüyor. bu sorunların üzerine cesaretle gidilmesi gerekir."

    yalnız tam anlamadığım bir husus var ortada. töre cinayetlerini, küçük yaşta evlendirmeleri de mi devlet yaptırıyor? madem kürdistan olarak nitelenen bölgede konuşuyor kendisi ve aynı bölücü partiye mensup belediye başkanları bunları engellemek için neden adım at(a)mıyor? başından beri söylüyorum, sınıf ayrımı olmadığını iddia eden bir partide ahmet türk gibi aşiretçi adamların ne işi vardır?
    (dünyayı kurtaran adam, 17.08.2009 11:57 ~ 11:57)
  2. ben de sana karadeniz'den sesleniyorum diyerek karşılık verilesi tümce.

    yakında ineceğiz aşağıya korkma sen ayşe hanım.
    (selim pusat, 17.08.2009 12:06)
  3. mikrofona konuşmalısın sesin gelmiyor denmesi gerekir.


    (görsel: size kürdistan dan sesleniyorum/97841)
    (alcoolico, 17.08.2009 12:14 ~ 01.09.2009 04:05)
  4. (saçını boyatan dazlak, 17.08.2009 12:17)
  5. (haarp131, 17.08.2009 12:23)
  6. rambo'nun murdock'a seslenişi mübarek.

    - dinlemedeyiz ayşe! fakat bir yanlışlık var, söylediğin koordinatlar türkiye'ye ait, bi soğuk su iç kendine gel istersen kafan dağılmış sanki.
    (hacktor, 17.08.2009 12:25 ~ 12:26)
  7. "yazıklar olsun bu ülkenin savunucularına, yazıklar olsun bu devletin yargısına.. yazıklar olsun bu hükümete, millete.." diye tepki gösterdiğim cümlecik.. ne demektir o kürdistandan sesleniyorum.. hadi o haddini aşmış bi salak, peki ya neden bu ülkenin yargısı, hükümeti, muhalefet partileri ve en önemlisi vatanını çok seven türk milleti tepkisiz kalıyor bu gerizekalılara?!!

    kana doymayan bu salakların böyle konuşmalarına iizin verenler aslında hatalıdır.. bu aciz varlıklar değil..
    (suursuz, 17.08.2009 12:25)
  8. (bkz: size atlantis ten sesleniyorum)

    (bkz: yok böle bişi)

    gereksiz bir ayrıntı eklemekten kendimi alamıyorum;

    (bkz: ya bi siktir git am biti)

    edit: vikipedia diye çok "bilimsel" bir kaynaktan copy/paste yaparak kürdistan bir coğrafi bölgedir bilmemne gibilerinden böyle bir toprak parçasının var olduğunu ispat etmeye çalışan yeni ergenlere sesleniyorum. daha milli olmadan adam s.kmeye kalkmayın; "kürdistan" kelimesini kimlerin ne amaçlarla kullandığını bilmiyor değiliz.
    (sakıncalı piyade, 17.08.2009 12:28 ~ 14:09)
  9. (fl oz, 17.08.2009 12:30)
  10. (ne uzunu ne kalını makbulu içinde kalanı, 17.08.2009 12:39)
  11. "siz de bana oradan sokuverin gari"... şeklinde tamamlanabilir.
    (ucyuzbesyuz, 17.08.2009 12:40)
  12. * pıhh pıhh nasa ben şizofren astronot kozmo 33...

    - evet kozmo durum nedir marsta?

    * pıh pıh marsta hayat yok abi hep aynı rutin tek düze yaşam o yüzden ben dünyaya döndüm size kürdistan dan sesleniyorum şemmame şemmame gudey estanme...

    - ulan mal değneği, şizofren, seni olmayana ergi metoduyla sikerim. çabuk üste dön. yoksa üstünü başını çıkarıp marstaki taşları tek tek götüne sokacaz...
    (böle açaydım kollarımı gitme diyeydim, 17.08.2009 13:07 ~ 13:08)
  13. büyük usta, rahmetli uğur mumcu'dan alıntı yapacağım; sakıncalı piyade kitabından. bu duruma daha çok uyan bir hikaye yoktur benim için.

    ***
    çelikbaş'ın telgrafı...

    fethi çelikbaş'ı tanır mısınız?. tanırsınız, tanırsınız. çelikbaş, politikada demirbaştır. yirmi-yirmibeş yıldır, çok partili yaşamımızın birçok partisinde ayrı ayrı boy göstermiş olan çelikbaş, birara, kafasını bizim davaya da sokmuştu.

    sokmuş ve hakettiği karşılığı da alıp gitmişti.

    uğur alacakaptan ile birlikte yargılanırken, en büyük suçlarımızdan biri, «anayasa'ya saygı yürüyüşü» düzenlemekti. bizler, anayasa'ya saygı yürüyüşü düzenlemekle, anayasayı çiğnemiştik! yürüyüş, ankara hukuk fakültesi önünde başlamıştı. anıtkabir'de son bulmuştu. bizim suçumuz, anayasa'nın, cebeci ile tandoğan alanı arasındaki bölümünü çiğnemekti.

    neyse, gelelim çelikbaş'a:

    prof. çelikbaş, - profesör dediysek, kitabı, teksiri var sanmayın, üstadın yayınlanmış bir tek kitabı bile yoktur. bir makale yayınlayarak profesör olmuştur - o tarihte, allah geçinden versin, cumhuriyetçi güven partisi'nin istanbul il başkanıymış.

    çelikbaş, bu yürüyüşe katılmış mı?. yok canım, katılmamış. ne yapmış ya?. yürüyüşün, gazetelerde resimlerini görmüş. bu resimlerin birinde, bir kısım öğrenci «halklara kardeşlik» yazılı bir döviz taşıyormuş. çelikbaş. bu resmi görünce, hemen hukuk fakültesi dekanı prof. uğur alacakaptan'a bir telgraf çekmiş ve olayı kınamış.

    «eeee. ne var bunda» diyeceksiniz. demeyin. bu politika demirbaşı, uğur alacakaptan sıkıyönetim mahkemesine
    düşünce, yememiş, içmemiş, savcılığa başvurmuş ve kendisine neden alacakaptan'ın yanıt vermediğini sormuş.

    «yok. bu kadarı olmaz» demeyin sakın!

    haydi çelikbaş, askerî savcılığa başvurdu. savcılığın bunu ciddiye alıp, mahkemeye getirmesine ne gerek var?. var efendim. anayasa ihlâl edilmiş. anayasa ihlâl edilirse, suç büyük. gerçi o günlerde, anayasa, silâh yoluyla, «tağyir, tebdil ve ilga» edilmekteydi amma, ne yaparsınız ki, kör bulduğunu dövüyordu!

    anayasa çiğnenmişse, değiştirilmişse, cebeci'den, tandoğan alanı'na yürünerek çiğnenmişti. demirel, 12 mart muhtırasıyla birlikte, o pek ünlü şapkasını alıp gittiğinden, «sokaklar yürünmekle aşınmaz» da diyemiyorduk.

    çelikbaş da bizi sıkıştırmıştı hani!

    alacakaptan'ın bu suçu, hiç bağışlanmaz. koskoca fethi çelikbaş, telgraf çekiyor, ona yanıt vermiyor.. hani «özel ulak» mektup olur ya, bu çelikbaş da, sıkıyönetim eliyle, telgrafına karşılık alacak. inadı, inat. ne yapacaksınız?

    duruşmaya geldi.

    askerî savcı mustafa akın durumdan çok hoşnuttu. bu kez sahaya, büyük devlet adamı çelikbaş'la «takviyeli» olarak çıkmıştı. kürsünün üzerinden zafer kazanmış komutan gibi bakıyor ve bakışlarıyla «yedim sizi» diyordu sanki.

    savcı mustafa akın ile aylarca, karşı karşıya durduk. «duruşma» sözcüğü buradan geliyor herhalde. o durdu. ben durdum, öteki sanıklar durdu. böylece duruşmuş olduk.

    savcı konuşurken, zaman zaman içimden gülmek gelirdi. esas hakkındaki iddiasını okurken, ceza yasasının 311 ve 312 nci maddeleri birbirine karıştırıldı. bu maddeler birbirlerine çok benzer. savcı, birinin gerekçesini söyleyip, öteki maddeden cezalandırılmamızı istedi.

    bu duruşmada da, ünlü fransız bilim adamı duverger'nin kullandığı «proleter uluslar» kavramından hareket ederek, komünizm propagandası yaptığımı kanıtlamaya çalıştı. bir başka duruşmada da, atatürk'ün sovyet diplomatı aralof'a söylediklerini suç sayıp cezalandırılmamı istemişti. ben savcıdan çok hoşnuttum. «soldan sağa sağdan sola salla bayrağı düşman üstüne» türküsünden komünizm propagandası sonucu çıkarması da, savcının yeteneklerini kanıtlayacak başlıbaşına bir doyurucu örnekti.

    böyle bir savcı, bakalım. çelikbaş gibi dört başı mamur devlet adamını hangi suçun kanıtlanması için kullanacaktı?.

    duruşma yargıcı yarbay saadettin üçüncüoğlu, o ara izin yapıyordu. çelikbaş'ın, tanıklığı da, aksilik bu ya, işte o günlere rastladı.

    savcı söz alarak konuştu:

    —efendim, sayın tanık, prof. fethi çelikbaş'ın dosyada mevcut bir müracaatı var...

    duruşmayı yöneten hava yargıç binbaşı ferşat oltulu, savcının sözünü kesti:

    —evet, okuduk.. okuduk, birşey anlamadık.
    —efendim, izah edeyim.
    —edin.
    —sayın profesör. anayasa'ya saygı yürüyüşü sırasında..
    yargıç ferşat oltulu:
    —yürüyüşe katılmış mı?
    —hayır.
    —peki ne işi var bu dosyada?
    —izah ediyorum. profesör o tarihte. güven partisi istanbul il başkanıymış.
    —ne olmuş?
    —telgraf çekmiş.

    ferşat oltutu bu kez, yerinde, kabineye alınacak bakan gibi sabırsızlıkla bekleyen çelikbaş'a dönüp sordu:

    —siz savcılığa başvurmuşsunuz. demişsiniz ki ben alacakaptan'a telgraf çekip, onu kınadım. ne olmuş kınadıysanız?.

    çelikbaş:

    —kınadım, efendim. çünkü halklara özgürlük, kardeştik gibi sloganlar kullanılmıştı.

    oltulu :

    —bunları alacakaptan mı söylüyordu?.
    —hayır.
    —öyleyse?

    ferşat oltulu. bu kez alacakaptan'a dönüp sordu:

    —bir diyeceğiniz var. mı, böyle diyorlar?.

    uğur alacakaptan'ın yanıtı, çelikbaş'ın pembe yanaklarını mosmor etmeye yetmişti. yanıt şöyleydi:

    anayasa'ya saygı yürüyüşünden sonra, birçok kimseden övgü ve yergi mektupları aldım. çoğuna cevap vermedim. işte o günlerde bir zarf aldım. zarfı açınca, içinden, affedersiniz, dışkı çıktı, yani insan pisliği çıktı.»
    alacakaptan, çelikbaş'a dönerek:

    —bu dışkıya da cevap vermedim. çelikbaş'a da. çelikbaş, yerinde bir adım atmıştı ki, alacakaptan
    yeniden söz aldı:

    —tanık profesörün, siyasî hayatı, çok dalgalı geçmiştir. belki yarın, bakan olmak için, «halklara özgürlük»sloganını ilke yapan siyasî partilere de girebilir. bunu bildiğim için kendisini ciddiye almadım. bir de bu nedenle telgrafına cevap vermedim.

    çelikbaş, bu konuşmanın altında kalmazdı. ağzından birkaç anlamsız söz çıktıktan sonra tam, «komünizm» diye başlayan gündem dışı bir konuşmaya hazırlanıyordu ki, sıkıyönetim mahkemesi yargıcından hiç ummadığı bir karşılık aldı:

    —çık dışarı, çık!

    çelikbaş şaşırmıştı. yargıç oltulu. bağırıyordu:

    —meclis değil burası, çık dışarı!

    ve çelikbaş, yüzü mosmor, başı önünde, köskös, mahkemeden dışarı çıktı. herhalde çıkarken «allah, allah, burası, sıkıyönetim mahkemesi değil miydi yoksa?.» diye söylenmiştir.

    telgrafın karşılığını, geç de olsa almıştı.

    ***

    uzun lafın kısası dışkıya bulaşmayacaksın arkadaşım. dışkıya cevap vermeye kalkarsan başına daha fazla bela alırsın, hem de kendini üzdüğünle kalırsın. boşver o zaman, uğraşmaya, dinlemeye, muhattap almaya değmeyene kulaklarını kapat; tahrik olma.
    (strutter, 17.08.2009 13:20 ~ 13:25)
  14. kimileri diyor ki orası coğrafi bölge o yüzden kürdistan diye bahsediliyor. peki tamam teşekkür ederiz aydınlandık! oranın ismi coğrafi bölge olarak öyle olabilir eyvallah. ama bu bölücülerin burayı hususi olarak "kürdistan" diye telaffuz ettiği gerçeğini saklamayın. komik duruma düşüyorsunuz. bunlar sırf kanı bozukluğundan sırf orospu çocukluğundan "kürdistan" diye telaffuz ediyorlar. yok neymiş coğrafi bölgeymiş ondan öyle diyorlarmış. sanki bu bölücüler coğrafya hayranı manyaklarmış gibi aklamaya çalışmak oldukça gülünç oluyor. zaten herkes farkında bunların ne mal olduğunu gayet iyi biliyor.
    (mokaryus, 17.08.2009 13:27)
  15. baskın oran'ın 2008 kışında dtp grup kürsüsünde dtp'li vekillere karşı söyledikleri: "biz sizi buraya türk milliyetçiliği yapanlara karşı gönderdik;siz de kürt milliyetçiliği yapın diye göndermedik." daha da yazmaya lüzum görmüyorum.
    (oradaydım, 17.08.2009 13:30)
  16. kemalistlerce çokça eleştirilen cümle. ironik boyutu ise şurada gizli:

    “kürdistan’da bulunmaktan kivanç duydum!”

    mustafa kemal’in adana’dan 24 mart 1919 günü kendisi ve arkadaşlarıyla ilgili olarak ortaya atılan bir iddiaya karşılık istanbul’a savaş işleri bakanlığı’na gönderdiği mektuptan:

    “arkadaşlarımın bu alçakça suçlamaya karşı ne diyeceklerini bilemem. yalnız kendi adıma açıklıyorum ki; benim anafartalar’da kürdistan’da suriye’de başlarında bulunmaktan kıvançz duyduğum kahraman ordular haydutların değil osmanlı ulusunun namuslu çocuklarından kurulmuştur..”

    (öyküleriyle atatürk’ün özel mektupları sadi borak çağdaş yayınları istanbul 1980 sayfa: 139)

    ***

    “kürdistan’l a ilgilenmek gerekiyor”

    9. ordu birlikleri müfettişi mustafa kemal havza’dan 29 mayıs 1919 günü genelkurmay başkanlığı’na çektiği telgraf:

    “bağımsız kürdistan görüşünü savunan diyarbakır’daki kürt kulübü ile hükümet yandaşı olan öteki kulüpler arasındaki çelişkinin arttığını araştırmalarımdan öğrendim. kürtler’e ve kürdistan üzerinde etkili savaş sırasında yakınlık ve sevgilerini çok iyi kazandığım kürt ileri gelenlerinden bazılarına doğrudan bazılarına kolordu aracılığıyla telgraflar çekerek devletin gerçek durumunu ve kendilerince alınması gereken önlemler için gereği kadar bilgi vererek etkili öğütlerde bulundum.

    son günlerde edindiğim bazı bilgilere göre kürdistan bölgesiyle de ilgilenmek gerekiyor bunun için bağımsız kürdistan olmak üzere ingilizlerce de desteklenen hangi bölgelerdir ve ileride çok...(bu cümlenin sonu okunamıyor.) yine ingilizlerce kışkırtılan bölgeler hangileridir? bu konuda yüksek başkanlığınızdaki bilgilerin bildirilmesi için emirlerinizi dilerim...”

    (har tarihi vesikaları dergisi sayı: 4)

    ***

    “kürtler’le uzlaşin!”

    mustafa kemal’in 15 haziran 1919’da diyarbakır valiliği’ne gönderdiği telgraftan:
    “bütün milletin hayat ve bağımsızlığını kurtarmak için birleştiği şu önemli günlerde bir yabancı devletin korumasına sığınarak düşük ve esir yaşamayı tercih eden her türlü ilkenin ülaaai parçalayarak her türlü derneğin kapatılması çok hayati ve gerekli bir görev olduğundan kürt kulübü konusundaki uygulamanız tarafımızdan da uygun görülmüştür..
    .......
    bu nedenle diyarbakır ve bağlı yörelerde müdafaa-i hukuk ve redd-i ilhak derneklerinin oluşmasına ve kurulmasına yardım edilmesini önemli salık veririm. ve özellikle kürt kulübünün üyeleriyle bugünkü telgrafım kapsamında görüşerek uzlaşmak uygundur...”

    (söylev hıfzı veldet velidedeoğlu sayfa: 10)

    ***

    “kürdistan’i ayaklandiriyorlar!”

    mustafa kemal’in nutuk adlı eserinde yer alan ve 6. kolordu komutanı’nın padişah’a gönderdiği mektuptan söz ettiği bölümden:
    “...komutanlar mektupta hükümetin savaş yoluna gidep kongreyi basarak müslümanlar arasında kan dökmeye kalkıştığı ve kürdistan’ı ayaklandırarak yurdu parçalatma planını da para karşılığında yüklenmiş olduğu belgelerle anlaşıldığından hükümetin bu işte kullandığı adamların bozguna uğrayarak kaçmak zorunda bırakıldıklarından söz ediyorlar...”

    (nutuk inkılap yayınevi ankara 1996 sayfa 100 )

    ***

    “kürdistan’a otonom yönetim!”

    altında “büyük millet meclisi ve mustafa kemal” imzası bulunan ve el-cezire komutanıtuğgeneral nehat paşa’ya gönderilen masaj:
    “kişiye özel.

    el-cezire cephesi komutanı tuğgeneral nihat paşa hazretlerine

    1-aşamalı olarak bütün ülkede ve geniş ölçekte doğrudan doğruya halk gruplarının ilgili ve etkili olduğu bir biçimde yerel yönetimlerin oluşturulması iç politikamızın gereğidir. kürtlerle dolu bölgede ise hem iç politikamız ve hem de dış politikamız açısından ölçülü yerel bir yönetim kurulmasını savunmaktayız.

    2-ulusların kendilerini yönetmeleri yetkisi bütün dünyada benimsenmiş bir ilkedir. biz de bu ilaaai benimsiyoruz. kürtler’in bu döneme kadar yerel yönetime ilişkin örgütlerinikurmuş ve başkanları ile yetkilerini bu amaç için bizce kazanılmış olması ve oyladıklarında kendi kaderlerine gerçekten sahip oldukları bmm (büyük millet meclisi) buyruğunda yaşam istekleri yayınlanmalıdır. kürdistan’daki bütün çalışmaların bu amaca dayalı politikaya yöneltilmesi el-cezire cehpesi komutanlığı’nın görevidir.

    3-kürdistan’da kürtler’in fransızlar ve özellikle irak sınırında ingilizler’e karşı düşmanlığını silahlı çarpışmayla durdurulamaz bir düzeye vardırmak ve yabancılarla kürtler’in birleşmesini engellemek aşamalı olarak yerel yönetimler kurulmasının zeminini hazırlamak ve bu yolla yürekten bize bağlılıklarını sağlamak kürt yöneticilerinin sivil ve askerlik görevleriyle görevlendirilerek bize bağlılıklarını pekiştirmek gibi genel yollar benimsenmiştir.

    4-kürdistan’ın iç politikası el-cezire cephesi komutanlığı’nca belirlenecek ve yönetilecektir. cephe komutanlığı bu konuda büyük millet meclisi başkanlığıyla yazışmalar yapar. iller tarafından izlenecek yolu düzenleyip uyumu sağlayacağı için sivil yöneticilerin de bu konuda bağlı oldukları yer cephe komutanlığı’dır.

    5-el-cezire cephe komutanlığı yönetim adalet ve maliye (parasal) konularda değişiklik ve düzenlemeye gerek gördükçe bunun uygulanmasını hükümete önerir.
    bmm başkanı
    mustafa kemal.”

    (tbmm.gizli celse zabıtları türkiye iş bankası kültür yayınları ankara 1985 cilt: 3 sayfa: 550)
    (onurene, 17.08.2009 13:34)
  17. (fastjunkie, 17.08.2009 13:37 ~ 13:38)
  18. benim de anlamadığım bir nokta var; madem atatürk size sahip çıkmış, ne demeye o adamın sayesinde kurduğumuz cumhuriyeti parçalamaya çalışıyorsunuz? başkalarının galeyanına geliyorsunuz? kaldı ki; kürdistan bizim için yok, yoksa ırakta pasaportta kürdistan yazısı zaten geçiyor, demek burda değil orda bahsettiğiniz ama bizim bilmediğimiz, saymadığımız, tanımadığımız topraklar.

    artık nereye gitmeniz gerektiğini biliyorsunuz. hadi bakalım.
    (buzdan yıldız, 17.08.2009 13:40)
  19. (bkz: böl parçala yönet politakasına alet olmak)
    saddam ve mahdumları gibi kukla olur çıkarsınız. eninde-sonunda skertirler adamı.
    ulan senin-benim gibi üçüncü dünya ülkelerine ekmek mi yedirir bu mâlum yavşaklar?
    (sinirliyim ezelden, 17.08.2009 13:48 ~ 14:27)
  20. olmayan bir olay..şunu söyleyeyim küfürlü şeylere karşı olsakta görsellerdeki resmi beğendiğimi söylemeden geçemiyeceğim.(bkz: hi hi)
    (asllll, 27.08.2009 21:22)
  21. (zetina kocamış singerin maskarası olmuş, 27.08.2009 21:29)
  22. zamanında fransızca rüyalar görerek, ağrı dağından seslenenler gibi, kullanılıp atılınca çüküm kadar mekana kısılıp kalmayın da..

    diye sesleniyorum size.
    (fastjunkie, 27.08.2009 21:45 ~ 21:46)
  23. kürdistan genelde coğrafyacılar veya tarihçiler tarafından gerçekten de belirli coğrai bir bölgeyi tanımlamak için kullanılır. eğer öyle olmasaydı, akademik ders kitaplarında da bu şekilde yr almazdı. onun dışında kürdistan devleti var mı yok mu diye kurcalanırsa, bana kalırsa bugünkü anlamıyla olan tanrı da yok ama insanlar tanrı ugruna günlrce aç kalıp adına da oruç diyolar, başlarını örtüyorlar, örtmeyenleri öldürüyorlar. tc istediği kadar var veya yok desin buna karar verecek olan tc değildir, orada yaşayan halktır. kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. tc kürdistan diye br yer olmadığını söylüyor. tc kadar köklü ve sistematik bir kadrolaşma (devlet anlamında) tabiki de yok. ancak tc istediği kadar yok diyebilir. bunun gerçekleşip gerçekleşmemesi o halka bğlıdır ve öyle olmalıdır. tc yok dese de demekki orada yaşayan insanlar için bir kürdistan varmış, hem de bizim algılamak istediğimiz şekilde, coğrafi anlamda değil.ki onların da belirttikleri gibi amaçları bir devlet kurmak değil çünkü ulus devlet anlayışını ve buna bağlı din olgusunu yani kısacası milliyetçiliği desteklemiyorlar. zaten devletin gelmesiyle bir çok sorunun da beraberinde geleceğini düşünüyorlar. biz türkler olarak bizim adımıza karar verilmesine ne kadar tahammül edebilirdik, şimdi bile başkasının haklarına engel olduğumuz için karşı tezleri duymaya tahammülümüz yokken..
    (my name isobel, 27.08.2009 21:55 ~ 22:26)
  24. bunu diyen bunu da dedi;
    (bkz: katil türkiye kürdistan'dan defol)
    (elpinoras, 27.08.2009 22:03)
  25. bunu diyen bunu da dedi;
    (bkz: kürdistan'a hoş geldiniz)
    (elpinoras, 27.08.2009 22:10)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil