belki ilginizi çeker
  1. · siyasetten korkmak
  2. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  2. · öğretmenler günü
  3. · yılmaz özdil
  4. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  5. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  6. · prison brake
  7. · kurban bayramı vahşeti
  8. · eşofman altına bot giyen tipler
  9. · santiago

siyasi içerikli girilerin çok gereksiz oluşu  

  1. sözlük olayıyla şeyetmeye başladığım günden beri düşündüğüm, son zamanlarda da iyice oturan fikir. bilgisayar başında vatan kurtarmak gibi klişe mallıklar yapmayacağım. çünkü milyonlarca kez yapıldığını biliyorum. yaratıcı olmuyor. herhangi birşeyi değiştirmiyor bu giriler. konu hakkında fikir sahibi olmayanların kafasını karıştırmaktan öteye de geçmiyorlar. işte farklı görüşlerden en çok kendisine yakın olanı seçsin düşüncesi de başlığın birsürü abuk subuk fikirle dolmasına engel olmuyor. sonra biri gelip münir özkul oluyor herkese ayar veriyor, birlik beraberlik filan diyor haftanın en beğenileni oluyor.

    kahvehanede dönen vatan millet tartışmalarının çok uzağında olmuyor asla. burada sesler değil giri sayısı, paragraf sayısı yükseliyor. ama yine hiçbir şey değişmiyor.

    aslında herkes siyasi görüşünü kendine saklasa ya da siyasi görüş denen bişey olmasa. boşa yormasak bünyeyi. herkes kendi işini yapsa. güzelinden getir'e bastığım zaman bu tür giriler görmesem. ne bileyim.

    apolitik gencim ben. belirteyim de.
    (hebele, 09.01.2009 18:00)
  2. (bkz: ybsg)
    (closer, 09.01.2009 18:11)
  3. kendi halini konuşmaktan ve hayatının iplerini eline almaktan aciz ve bu ipleri ellerinde bulunduranların yönetiminden pek bir memnun, etliyle sütlü olayında bir gram protein olamayan, düşünmeyi, tartışmayı, fikir paylaşmayı, fikre karşı çıkmayı hor gören cahil cuhela çıkarımı.
    (lieutenant3803, 09.01.2009 18:15)
  4. haklı önerme. (durun lan vurmayın)
    ne gerek var siyasete ayol? siyaset sizin neyinize godikler?
    bu ülkede siyasetle sadece siyasi kimliği olan milletvekilleri, partiler, parti başkanları, çeşit çeşit bakanlar, başbakan ve cumhurbaşkanı ilgilenir. kendi aralarında bürokmatik oluştururlar. büroksatik miydi? aman herneyse. kimlikleri vardır bunların evet. 23 nisan 1923 te kurulan tbmm ye girerken "bakın ben siyasiyim buraya siyaset konuşmaya geldim" diye gösteriyorlar bekçiye.
    bekçi? o siyasi sayılır mı ki? yok sanmam. sanırım kendisi komünüst. o sebepten almıyorlar. komünüst diye çete örgütleri var. halk katılabiliyor, fakat suç oluyor. bi de ocaklar falan varmış. içeri siyah sivri burun ayakkabılı insanlar giriyor. saçma.
    biz atatürk ün çizdiği yolda yürüyelim yeter. ne mi? ya işte dersimize çalışıcaz kendi kendimize yani? hani ilim bilim fen falan? işte kahrolsun akp? bi arkadaş var o da kahrolsun chp diyor. diyorum ki çok siyasete girmeyelim saçma yani. ne gerek var. tamam diyor o da. neden kahroluyor bu partiler bilmiyorum.
    neyse yani saçma saçma tartışmayın burda. siz tartışınca ülke mi kurtuluyor? beni tav etmeyin! halk dediğin susar, devlet baba ne veriyosa onu yer! siyaset dediğin televizyonda amcaların bağırıştığı programlardır sadece.

    hadi dağılın şimdi!!
    (onbeşdakikareklammıolurbekardeşim, 09.01.2009 18:46)
  5. (gvz, 09.01.2009 18:47 ~ 18:47)
  6. kişisel gerekliliklerini herkesin gerekliliği, kişisel gereksizliklerini de herkesin kişisel gereksizliği haline getirmeye çalışan bünyelerin beyan ettiği görüş.

    bu bünyeler siyaset kaka filan deseler bile insanlara siyasetin gereksizliğini dayatmaya çalışarak farkında olmadan siyaset yaparlar.

    bir filozofun dediği gibi:

    "en kötü siyaset siyasetin gereksizliğini anlatan siyasettir."

    siyasetin her şeyin içinde olduğunu düşünürsek siyaset karşıtı önermeleri ortaya atanların insanı ve dolayısıyla kendini tanımadığını rahatça anlamış oluruz.

    "ilim ilim bilmektir
    ilim kendin bilmektir
    sen kendini bilmessen
    bu nice okumaktır."
    (onurene, 09.01.2009 18:51 ~ 18:52)
  7. bence muhteşem bir oluş.
    (scherzi, 09.01.2009 18:52)
  8. sözlüğün hayatın bir yansıması olduğunu varsayarsak -ki çok uzak bir varsayım değildir- yanında "siyasetin çok gereksiz oluşu" gibi bir anlam taşıyan önermedir. bu ise önerme sahibini kendini hangi çobanın güttüğünü umursamayan bir koyundan ayıran farkı ortadan kaldırır. bu ise sözlüğü ya wikipedia gibi salt bir objektif bilgi kaynağına ya da eski sevgili-futbol-komikçilik eksenine indirgeyecektir.

    ortada siyaset gerçeği varsa herkes onunla bir şekilde ilgilenmelidir. aksi takdirde yönetenlerle yönetilenler arasındaki sınır keskinleşir ve toplum en basit şekliyle yönetenler-askerler-köleler diye bölünme yoluna girer.

    tabi bu kadar ayrıntılı düşünmek -ki bu üzerinde durulmamış bir karalamadan ibarettir- o nadide beyin kıvrımlarınızı yoruyorsa "yaa bu siyaset filan boş iş hacı hep aynı şeyler hepsi gereksiz ben takılmaya bakarım" deyip işin içinden çıktığınızı sanabilirsiniz. evet ortada bir gereksiz var ama bana bu gereksizliğin kaynağı siyasi giriler değilmiş gibi geliyor.
    (bulletproof, 09.01.2009 19:00 ~ 19:02)
  9. herkes birşey söylüyor, birşey istiyor, birşeyler savunuyor, birşeylere doğru/yanlış diyor.görüşlerin burada yazılması gereksiz değildir.hayatın içindeki, dışındaki, ortasındaki, kenarındaki, kıyısındaki hemen herşey hakkında fikir, bilgi, açıklama bulabileceğimiz bu interaktif ortamda neden siyasetle ilgili fikiler yazılmasın?siyaset hayatın içinde hatta tam ortasında özellikle türkiye'de belki yanağımızda tokat gibi hissedebileceğimiz bir yerde değil midir?
    (misstick, 09.01.2009 19:07 ~ 19:53)
  10. öncelikle (bkz: 12 eylül 1980 darbesi/@2955508) bu düşünceyi savunanın meydana geliş nedeni.

    bir bilim haline gelmiş tuğla gibi kitaplar yazılmış bir konuda böyle bi halt bilmeden gereksizliği vurgulanmış siyasi içerikli girilerin kimi siyasi misyon sahibi kişilerin "gereksiz" oluşunu vurgulamasıdır.

    şimdi bir kere siyasetin tartışılmamasını istemek bile başlı başına siyasi bir duruştur. tabi bunu anlayacak kadar kapasite sahibi ise birey. siyaset bir yaşama karşı duruş biçimidir. bir taraftan toplum seni şekillendirirken, bir taraftan toplumun verdiği bu şekille kendine bir yol çizersin. evet hayat belki salt siyasetten ibaret görünmüyor olabilir. ama kazın ayağı öyle değildir. kapitalizmin en temel vurgusu bireyciliktir. dikkat edin bireysellik demiyorum. bireysellik daha özel bir alan iken, kişinin bir ışın duvarı gibi çerçevelenmiş yaşamını ve bu yaşama müdahale edilmezliğini vurgularken, bireycilik ise toplumu oluşturan öğeler olan insanın parçalanarak zayıf bir konuma düşürülmesi ve kapitalizmin adaletsizliğine karşı koymasını engelleyecek güçsüzlüktür.

    homo economicus olan birey aklınca rasyonel davranır. ve tek derdi en az maliyetle karını/faydasını maksimize etmektir. ama işte insan aynı zamanda homo social'dir, homo religious'tur. gerçi siyasetten hazetmeyenler bunları da anlamayacaktır. kapitalizmin derdi insanı örgütsüz bırakarak sermaye karşısında güçsüz duruma düşmesini sağlamaktır. birey olarak örgütlenmesinin önüne geçerek kollektif bir hareket oluşturup kendisine tehlike oluşturmasının önüne geçmektir kapitalizmin derdi. çünkü birey ne kadar güçsüz olursa sermaye sahibi, girişimci daha rahat hareket edebilecek, daha kallavi sömürecek, daha fazla artı değer elde edecektir.

    senin cebine giren parayı ne belirliyor acaba siyasetin aptal işi olduğunu belirten siyasetsiz? senin mevcut olduğun toplumun koşullarını kim belirliyor homo social insan? senin dinini kim belirliyor homo religious insan? senin arabanı sürdüğün yol hangi siyasetin eseridir? senin gittiğin okul hangi zihniyetin ürünüdür?farkında değilsin siyasetin gereksiz oluşunu vurgulayan ama siyaset seni hayatın her anında yakalar. mal mal, bir ot misali kendi hayatını değiştirecek bilgisizliğe ve cehalete sahip olman senin tercihin değil istemli birşeydir. bir siyasetin ürünüdür.

    siyasi görüşüm yok, siyasetten nefret ediyorum demek bile başlı başına bir siyasi düşüncedir. ama bu siyasi düşüncenin sahibi sadece kendi çevresini kavrayabilecek yetenekte olduğu için bunu da anlamakta zorlanacaktır.

    hay a.q yine siyasi içerikli bir yazı oldu. kusura bakmayın
    (asayisberkendal, 09.01.2009 19:17 ~ 19:20)
  11. yazılan girilerin niteliğine göre değişecek durumdur. çünkü mevzu siyaset olunca ortaya tuhaf kümeler çıkıyor. benim anlamadığım; bu siyaset nerede konuşulsun efenim? okullarda konuşulmaz, konuşana ters ters bakılır. aaa şuna bak militan. komşular arasında konuşulmaz. herkesin görüşü ayrı efenim tatsızlık olmasın. arkadaşlar arası durum ise şu şekilde, "aa ııı ben siyasetten hoşlanmıyorum". siyasetten hoşlanmamak ne demek ya? siyaset dediğin senin şu ülkede yediğin ekmeğin de fiyatını belirler, içtiğin suyun da. ama 18 yaşına kadar çocuklara asla siyasi bilgi verilmez."anlamaz" gözüyle bakılır. o önce derslerini yapsındır. yapsın da kardeşim yaş 18 olunca da götürüyorsunuz sandık başına. evlat ne biliyor siyaset hakkında? ne öğrenmiş? siyasetten hoşlanmıyorum demeyi öğrenmiş ama seçme hakkını kullanmayı da okulda "demokrasi" diye öğrenmiş. bu nasıl iştir? nerde konuşulsun tartışılsın bu siyaset.
    (mangalina, 09.01.2009 19:24)
  12. eğer siyasi giriler gereksiz diyorsak, sözlükte gerekli giri bulmak bir hayli zor olacak.
    mesela şarkı sözleri, yada wiki den, tdk dan alınmış tanımlar gerekli mi? ya da mesela ben 2 aydır hep diyalog yazdım onlar mı gerekli?

    açıkcası sözlük olayına girdiğimden beri "gerekli giri" kavramını oluştururken, benim için kriter fikir içermesi olmuştu.
    siyasi içerikli giriyi de bu gruba alıyorum. "şu güzel fikir özgün, şu kötü fikir başkasından alınmış" deme gibi bir lüksüm de yok. o kadar seçici olacak donanıma sahip değilim.

    apolitiklik konusunda,
    siyasetle ilgilenmemeyi tercih etmek yani.
    mesela ben çok tarafsiz bir şekilde faşizimin tanımını yapsam, siz bu konuda bir görüşe sahip olmaz mısınız?
    bir görüşe sahip olmanız sizin apolitik kimliğinize ters düşmez mi?

    öyleyse apolitliği bilgisizlik olarak niteleyebilir miyim?
    bunu bir seçim şeklinde sunarsanız, bunu bilinçli şeklide bilgisizliği istemek şeklide tanımlandırabilir miyim?

    kim bilir?
    (hopeless, 09.01.2009 20:02 ~ 20:04)
  13. siyasi içerikli girileri diğer girilerden ayırmak da neyin nesidir. bu girilerin tamamı insan beyinlerinin düşünce ürünleri değil midir? onları siyasi, kültürel, sanatsal, toplumsal, kılsal yünsel diye gruplandırarak ve bunlardan birini (siyasi olanları) seçip, "bu konuda giri gereksiz ya" diyerek yapılmak istenen şey nedir?

    bu benim anlayamadığım şeydir. tartışılmasını dahi yersiz bulduğum, devamının "sözlüğe siyasi giri girmeyelim o zaman gereksiz çünkü" olmasından korktuğum düşünce biçimidir. siyasi görüş bildirecek çok daha ciddi yerler de vardır elbette, ama değil mi ki bir sözlükte bile yapmıyoruz bunu "gereksiz" diye, ileride bizim için sesini çıkaracak kimse kalmadığında ve sıra bize geldiğinde de "zaten gereksiz ya" diyebilecek miyiz acaba?
    (siz hepiniz ben tek, 09.01.2009 23:34)
  14. gereksiz olmasından öte, ilkokul seviyesi ayarlaşma ve foruma kayan uslüplara yönelinmesi sonucu girilerin öyle görülmesi ki bu durumda doğruluk payı vardır evet gereksiz oluyor oldukça.
    (ykrog, 09.01.2009 23:36 ~ 23:36)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil