belki ilginizi çeker
  1. · pasif laiklik
  2. · azınlık
  3. · adalet ve kalkınma partisi
  4. · akp nin çiçek ve aksu ile imtihanı
  5. · genç siviller
  6. · akp ye oy veren solcu
  7. · akp bir dönem daha kalırsa yaşanacak olaylar
  8. · akp nin sivil anayasası
  9. · bir ülkenin boka battığının anlaşıldığı anlar
  10. · türkiye deki uygulamalardan rahatsız olmak
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  2. · sözlük yazarlarının hayalleri
  3. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  4. · ezel
  5. · 18 kasım 2009 fransa irlanda cumhuriyeti maçı
  6. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  7. · annelerin yakışıklı anlayışı
  8. · anlasana
  9. · hemencevir com

sivil anayasa  

  1. sivil bir siyasal otoritenin himayesinde, salt hukukçular tarafından değil de toplumun tüm siyasal ve toplumsal kesimlerince şekillendirilen ve böylece bir kitlesel irade yansıması olmayı becerebilen; dolayısıyla meşruiyetini tam da buradan alan, fakat türkiye'de son 25 yıldır esamesi okunmayan anayasadır.
    (neredesin soğuk kış, 07.07.2007 19:17)
  2. ispanya'nın hazırladığı söz konusu sivil anayasa, 1978'de general franco diktatörlüğünün sonrasında kabul edilmişti. bununla beraber bu anayasanın her ne kadar bir resmi din belirleyiciliği olmasa da laikliğe ilişkin ciddi sıkıntıları olduğu, nüfusunun çoğunluğu katolik olan ispanya'da halen tam anlamıyla sekülarist bir devlet yönetimine erişilemediği söylenir. tam ayrıntısını ben de bilmiyorum.
    (wondrous, 07.07.2007 21:05 ~ 21:05)
  3. (fen liselim, 09.07.2007 02:02 ~ 19.09.2007 00:48)
  4. (mücrim, 09.07.2007 02:06)
  5. karikatürize edilmeyi bile hazmetmeyen, eleştiriye, çiftçinin isyanına, esnafın haykırışına tahamümülü olmayan recep tayyip erdoğan'ın "daha özgürlükçü sivil bir anayasa"dan neyi kastettiğini anlayan, bir samimiyet hissedebilen varsa beri gelsin; anayasamızı da alıp gidelim buradan...
    (fantastik karakter, 30.08.2007 14:01)
  6. memleketimizin cahil halkına pek bir yararı olmayacak anayasadır...
    (rosencroix, 05.09.2007 10:58)
  7. askerin devamlı darbe yapması sonucu türkiyede bir türlü gerçekleştirilemeyen anayasa. demokratik bir ülkenin hala sivil bir anayasası olmaması da büyük bir utanç kaynağı. anti-militarist bir yapıya kavuşamadığımız sürecede uygulanması oldukça zor. sivil bir anaysa oluşturulmadığı ve asker elini yönetimden çekmediği sürece yarı-demokratik bir ülke olmaya devam edeceğiz. buna rağmen halkın önemli bir kesimi ne bir sivil anaysaya sahip olma arzusuna sahip ne de anti-militarist bir tutum takınmış durumda. bu kesimin akp önderliğinde bu mecliste ortaya çıkacak anayayasayı, askerin anayasasından daha az istediğini görüyorum. bu da bizim için bir utanç kaynağı.
    (theinvisiblehand, 14.09.2007 16:21)
  8. öncelikle sivil sözcüğü bize ingilizceden gelmiştir. ve sivil sözcüğünün bizdeki anlamı asker ile işi olmayan ama dünyadaki anlamı gelişmiş birey/topluluk dur.

    şu gayet açıklar civil-civilization durumunu

    civilization is a kind of human society or culture; specifically, a civilization is usually understood to be a complex society characterized by the practice of agriculture and settlement in cities. compared with less complex cultures, members of a civilization are organized into a diverse division of labour and an intricate social hierarchy.

    bu durumda sivil anayasa dendiğinde acaba kast edilen "gelişmiş bireylerin oluşturduğu toplumun anayasası" mı yoksa "asker değil biz yaptık kardeşim" mi..

    görüldüğü üzere senelerdir var olan kavramlar bile götten uydurmalar ile istenilen kıvama getirilebiliniyor.

    bana göre bilmemek suç değil, hem artık cumhurbaşkanı ilkokul mezunu bile olabilir yeni anayasa ile.ama doğruyu bilmemek, araştırmamak en büyük cahillik ve kafayı kuma gömüp yaşamak. "civilized" toplum olmadığımızı idda edenlere de büyük koz.

    ben isterdim ki bu işin adı "yeni anayasa" olsun taa baştan beri. ona buna bok atmadan, yorumlar, göndermeler,aba altından sopa göstermeler olmadan.
    (life for rent, 14.09.2007 16:48)
  9. başbakan recep tayyip erdoğan beyin talimatıyla sivil anayasa hazırlama işine girişen bilim kurulunun başkanı prof. dr. ergun özbudun, taha akyol'un cnnturk kanalında yayınlanan eğrisi doğrusu programında sivil anyasa hakkında ki soruları yanıtlamış. programın metnini falan buldum. bulunsun, okunsun falan:

    (bkz: http://www.cnnturk.com/...)
    (chixculub, 22.09.2007 01:31)
  10. şimdiye kadar bu ülkede nasıl yaşamak istediğimiz bize sorulmadığından hepimiz sudan çıkmış balık gibi anayasa tartışmalarının orta yerine düşüvermişizdir. değişen 2 anayasadan sonra ilk defa gerçek usulüne uygun(!) anayasa oluşturulması gündemdedir. sıfat bulma özürlü medyamız sivil deyip çıkmıştır ki biz başımızda rütbeliler olmadan çişe gitmeye alışkın değilizdir..
    burda yapılan diğer ve en önemli yanlışlardan biri de yeni anayasanın yorgan altında adeta bi ayıp işleniyor gibi gizli gizli hazırlanmasıdır ki bence hiç doğru değil. anayasa halkın malıdır. akp s.d. ve t.ö.'den sonra en büyük çoğunlukla eline geçen bu popülizm fırsatını yanlış değerlendirmektedir.
    (süpersonikorjindeli, 30.09.2007 11:29)
  11. yanmış orman alanlarının satışını, ilk sıralara ve garantiye almayı ihmal etmeyen anayasa. bu durumda rant anayasası olarak değişsin adı.
    (kurutulmus kelebek, 03.10.2007 17:27)
  12. sivil deyince aklıma gizli polis / ajan getirdiğinden olsa köşe başındaki simitçi, helvacı, baloncuların hazırladığı anayasa gibi gelmektedir. hakikaten balon gibi şişip patlarsa hiç şaşırmam. umarım uçan balondur da içindeki helyum gazı açığa çıkar.
    (guenhwyvar, 03.10.2007 17:34)
  13. chpnin de 2002 seçim vaatleri arasındadır bir sivil anayasa yapmak..
    (bvrak, 03.10.2007 17:41)
  14. özellikle azınlık hakları ve temel hürriyetler hususunda önemli bir adım olması dilenen, beklenen anayasa taslağıdır.

    anayasa, bir devletin yönetim biçimini, dilini, bayrağını tanımlayan, o devlet bireylerinin devletle olan ilişkilerini genel çerçevesiyle belirleyen, kişi temel hak ve özgürlüklerini tanımlayan yasal metindir. ülke içinde çıkarılacak her türlü yasa, anayasaya uygun olmak zorundadır. başka bir ifadeyle anayasa, normlar hiyerarşisinin en tepesinde yeralır.

    anayasa kısa olmak durumundadır zira "çerçeve" metindir -türkiye, en uzun anayasaya sahip ülkelerden biridir: 1982 anayasası kazuistik yöntemle hazırlanmıştır-. anayasa, genel hatları belirler ve sonradan bu genel hatlar içinde kalan konular, özel yasalarla düzenlenir ve boşluklar doldurulur. bu şekilde yasama erki, anayasa önderliğinde bir yasal sistem oluşturur.

    anayasalar yazılı olmak koşuluna tabi değildir. örneğin, ingiltere gibi bazı ülkelerde anayasa yazılı değil, teamülidir. yani yazılı olmayıp gelenek gibidir ve yaptırımı da yazılı anayasalar kadar katıdir (common law : teamüli anayasa- ingiltere örneği-)

    gelelim sivil anayasaya. yuvarlak ifadelerle yapılabilecek genel tanımda şu söylenebilir : daha çok "insan hakları" , toplumda "öteki" sayılan; genelden bazı özellikleriyle farklılaşan (örneğin başörtülüler, azınlıklar) kişiler için daha fazla "hoşgörü" içeren yeni anayasa. (tabi bu tanım bilimsellikten uzak olup benim kişisel kanaat ve temennimi içerdiği için bir o kadar da geçersizdir; bilginize.). biraz daha bilimsel bir tanım getirecek olursak da şunu söyleyebiliriz : 1982 anayasası tarafından "yöneten" lehine bozulan otorite dengesini, insan hakları ve sivil toplum lehine yeniden yorumlamak ve yönetilenle yöneten arası mesafeyi azaltıp "yönetmek" faaliyetini "yönetişim" haline dönüştürmek üzere oluşturulan -yönetişim daha ziyade yerel yönetimler için kullanılan bir kavramdır ancak burda otoriteyle yönetilen arasındaki dengeyle oynanması sözkonusudur ki bu da yönetişime yakın bir model karşımıza çıkaracağından bu kavramı yersiz de olsa kullanma gereği duydum - , temel hak ve özgürlükler üzerine kurulu yeni anayasa modelidir sivil anayasa. bu açılardan bakıldığında toplumda "öteki" olan her bir birey için bir nevi ümit ışığıdır diyebiliriz bu yeni anayasa için.

    şimdi, sivil anayasayı tanımladıktan sonra ve mevcut anayasayla sivil olanı kıyaslamaya geçmeden önce şu an yürürlükte bulunan 1982 tarihli anayasaya biraz değinmekte yarar görmekteyim. 12 eylül 1982 darbesinin ardından kenan evren ve cuntasınca hazırlatılan yeni anayasa toplumu tektipleştirmeyi kendine adeta görev edinmiş bir devlet çıkardı karşımıza. bu devlet azınlıkların kendi isimlerini almalarını, kendi dillerinde konuşmalarını, kısacası "kendileri" olmalarını yasakladı. bu belki bir kemalist devlet geleneğiydi ve belki 1982 anayasası'nın yaptığı sadece bu geleneğe vurgu yapmaktı. sorun o değil. sorun azınlıkların mağduriyetinde gizli ve hiç de gözardı edilecek kadar basit bir sorun değil bu sözü edilen.

    12 eylül 1982 darbesi'nin nedeni, görünürde ve söylenen haliyle şuydu : otoritenin gücünü kaybetmesi, sonunda ülkeye hakim olan kaos ortamı. bunun nedeni de cuntaya göre basitti : 1961 anayasası'nın türk milletine "bol" gelmesi; daha açık ifadeyle özgürlükçü 1961 anayasası'nın yönetilenlere "gereğinden fazla" özgürlük vermesi. kaosun nedeni bu olduğuna göre yapılması gereken bu nedeni ortadan kaldırmaktı ve gereken de yapıldı ; anayasada yeralan özgürlükler alanı budandıkça budandı ve bireylere "mümkün olanın da asgarisinde bir özgürlük" tanındı. darbe süresi boyunca yapılan gayrı hukuki ve insan haklarına aykırı uygulamalar da anayasaya sindi ve neticede 12 eylül 1980 darbesi'nin meyvesi anayasamız dönemine yaraşır haliyle hayatlarımızın merkezine yerleşiverdi.

    yeni anayasanın bu hali, döneminde yaşanan kaosa bir tepkiydi elbette ve yaşanan kaos hali düşünülünce belki daha özgürlükçü bir anayasa yapılması da mümkün değildi. olayları kendi döneminde ele alarak değerlendirmek -tarihi yorumlamak açısından- hata payını en aza indirgeyecektir ve objektifliği sağlayacaktır. bu nedenle burda anayasayı "niçin böyle yapıldığı" yönünde eleştirmiyorum. eleştirdiğim anayasanın neden böyle otorite yanlısı olduğundan ziyade aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hala o dönemin anayasasının neden yürürlükte olduğudur ki bu da türkiye'ye has uygulamalardan biri olarak tarih sayfalarında yerini almış olsa gerektir.

    velhasılı kelam, nedeni ne olursa olsun, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, özgürlükçü 1961 anayasası - tabi 1961 anayasasına methiyeler dizmek de kastım dışındadır: maksadı aşmayalım - 'ndan sonra "otoriter ve otoriteci" 1982 anayasası farklılıkların üstüne kabus gibi çökmüş ve bu farklılıkları törpülemek ve tek rengi hakim kılmak için elinden geleni yapmıştır. şimdi ise elimize yeni bir şans geçmiştir -ve değerlendirmeyi de istemekteyizdir-.


    hazırlanan taslak metinle mevcut anayasa hükümlerinin azınlıkları ilgilendiren kısımlarını karşılaştırarak sorunu netleştirebileceğimiz kanısındayım. bu cihetle :

    1.
    mevcut 1982 anayasası - madde 2. – "türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."

    görüldüğü üzere burda devlet, insan haklarına sadece "saygılı" olmakla yetiniyor. oysa bundan önceki 1961 tarihli tc anayasasında "insan haklarına dayalı" bir devlet modeli çizilmişti. şimdi, sivil anayasanın taslak metnine bakalım :

    sivil anayasa taslak metin madde 2- "türkiye cumhuriyeti, insan haklarına dayanan, atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."

    görüldüğü üzere burda devlet, 1982 öncesi haline iadeyle insan haklarına dayandırılyor.

    peki nedir bu ikisi arasındaki fark? efendim, "insan haklarına saygılı" demek bir anlamda "saygılıyız ama sadece o kadar" demektir; "yeri geldiğinde insan hakları haddini bilecek" demektir. oysa "dayalı" demek "insan hakları o örgütlenmenin -devletin- temel dayanak noktalarından biridir - sacayağıdır" demektir.

    2.
    diğer bir madde -azınlıkları en çok ilgilendiren madde- : mevcut 1982 anayasası madde 66. – "türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türk'tür."

    anlaşıldığı üzere mevcut anayasa sadece "türklük"ü kimlik olarak kabul etmiş, etnik azınlıkları yok saymıştır.
    sivil anayasa taslak metin madde 35 :
    alternatif 1
    (1) "devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türkiye cumhuriyeti vatandaşıdır."

    alternatif 2
    (1) "türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk farkı gözetilmeksizin türk denir."

    alternatif 3
    (1) "vatandaşlık temel bir haktır. kanunun öngördüğü esaslara uygun olarak bu statüyü kazanan herkes türkiye cumhuriyeti vatandaşıdır."

    burda görüldüğü üzere (2) numaralı alternatif eskisinin aynısıdır. ancak diğer ikisi azınlıkların farklılığımı kabule daha açık ifadeler içermektedir.

    birinci ve üçüncü alternatifler, azınlık kimliğini de kapsayan bir "üst" kimlik oluşturmaktadır : "türkiye cumhuriyeti vatandaşı". yani bu haliyle ele alırsak yeni sivil anayasa etnik azınlıkların haklarını daha önemseyecek gibi görünmektedir. en azından bu haliyle azınlıkları "zımni" -kapalı- olarak da olsa tanıyacağını belli etmektedir ve bu kadarlık bir yol alınırsa devamının gelmesi muhtemeldir; "sarih" -açık- tanımanın da mümküniyet arzetmesi umudedilebilir olandır.

    3.
    mevcut 1982 anayasası madde 72. – "vatan hizmeti, her türk'ün hakkı ve ödevidir."

    sivil anayasa taslak metin madde 40- "vatan hizmeti, her vatandaşın hakkı ve ödevidir."

    "türklük" kavramı ve siyasi aidiyet değiştirilince vatan hizmeti -askerlik- de "türklük önşartlı" olmaktan çıkarılıp "vatandaşlık"a indirgenmiştir taslak metinde.

    mevcut anayasa ve yenisi hakkında azınlıkları ilgilendiren düzenlemeler bunlar. görünen o ki, sivil anayasa, taslaktaki halinden çok uzaklaştırılmadan kabul edilebilirse azınlıklar için yeni ve umut verici bir süreç başlayacaktır. diliyorum iki taraf da -devlet de azınlıklar da- dilediğine ulaşır ve sorunlar halledilebilir.

    istediğimiz, farklı olanların bu farklılıklarını koruyarak yaşayabilmeleridir.
    (meramise, 21.01.2008 09:41 ~ 17:33)
  15. (gebesh, 11.08.2008 15:48)
  16. sivil darbenin son aşaması
    ülkedeki tüm kurumları avuçlarının içine aldılar.
    şimdi her şeye hükmetme iradesi kılacak olan anayasada.

    öncelikle buraya nasıl geldik ona bakalım;
    akp %34 ile 2002 de seçildi.
    tek parti hükümetini kurdu ve haliyle;
    başbakanı da meclis başkanınıda kendinden çıkardı.
    buraya kadar ki olanlar doğal ve olması gereken şeydi.
    önce devlet içinde kadrolaşmak istediler;
    üst düzey bürokrat olmanın ilk maddesini imam hatip mezunu olmak yaptılar.
    hele bir de eşinizin türbanı varsa yeriniz garantiydi.
    hatta bilirim sırf bu sebepten karılarının yükselmasini isteyen bir çok koca kapandı.
    ama önlerinde bazı engeller vardı
    daha doğrusu 4 engel;
    sırayla bunlar cumhurbaşkanı sezer, tsk, anayasa mahkemeleri, yöktü.
    üst düzey bürokrat atmaları sezer sayesinde aslaleti onanmadı, vekeleten bakıldı.
    üniversite rektörlerinin akpli olması sezer ve yök iş birliği ile önlendi.
    anayasa mahkemeleri ve anamuhalefet chp nin sayesinde hukuk dışı yürütmelerden ve yasamalardan dönüldü.
    tsk her zaman baskısını ensesinde hissettirdi, akp nin şımarık tek parti iktidarı davranışları sergilemesinden alıkoydu.
    aslında bunların hepsi akp nin işine yaradı.
    aklınıza ilk geln '' mağduriyet''leri olacak ama değil.
    akp; sezer-yök-tsk-anayasa mahkemeleri sayesinde fütursuz davranışlar sergiliyemedi.
    halkın gözünde yarattığı imaj; iktidarın ağırlığını sindirmiş şımarık olmayan bir iktidar görüntüsüydü.
    ve ekokonomik göstergelerin de iyiye gitmesiyle (ya da öyle yansıtılmasıyla);
    akp 2007 seçimlerinden daha da güçlenerek % 47 ile çıktı...

    ve şimdi kendini denetleyen bu 4 mekanizmadan sıyrılamk istiyor.
    kontrölsüz bir güce sahip olmak istiyor?
    peki bu güç nelere kadir?
    bu güç rejimi değiştirmeye, temel unsurlarımızdan uzaklaştırmaya
    daha açığını söylemek gerekirse; laik cumhuriyetten demokratik cumhuriyete( ılımlı islama) dönüşe kadir.
    sivil anayasadan basına sızanlara göre ( ki bu durumu da birazdan inceliyeceğim)
    yök pasifize edilecekmiş.
    askerin devlet üzerindeki gücü sınırlandırılacakmış.
    ana muhalefetin anayasa mahkemesine götürme yetkisi kalkacakmış.
    akp kendini kontrolsüz güç haline getirmeye çalışan tüm denetim mekanizmalarından sıyrılmaya çalışıyor.
    yök psifleşecek ; sonra ne olacak rektörler akpli olacak.
    askerin gücü sınırlandırılacak; hükümetin hareket alanı artacak.
    anayasa mahkemsei için 110 oy gerecek böylece 23. dönem ana muhalefetinin anayasal muhalefet hakkı elinden alınacak.
    zaten cumhurbaşkanı da sizden.
    sonuç ; tamamen akp eş güdümlü farklı fikirlere oldukça uzak bir türkiye...
    neden; sivil anayasanın sebep olduğu sivil darbe...

    benim akp nin anayasa hazırlamasına tek itirazım az önce bahsettiğim durumlardan dolayı değil...
    inanın chp de anayasayı değiştiriyoruz deseydi itiraz ededim.
    sebeplerime gelince;
    anayasaları kurucu meclisler yapar
    1961 anayasası 27 mayıs ardından yapılmıştır.
    1982 anayasası 12 eylülün hediyesidir.
    1921 ve 1924 anayasaları da aynı mantıktan yola çıkarak hazırlanmıştır.
    çünkü dünyada genel geçer olan şudur:
    ''anayasaları kurucu meclisler yapar''
    ayrıca akp seçim sırasında 1 kez bile sivil anayasa lafını ağzına almamıştır.
    benim izlediğim seçim propagandasını cumhurbaşkanlığı mağduriyeti üzerine kurmuştur.
    seçimlerden önce bunu bahsi bile olmazken;
    seçim sonrası ülkedeki herkesin derinden etkiliyecek bir karar vermek siyaseten ne kadar ahlaklı sorarım size?
    sırf bu görüntü bile akp nin yangından mal kaçırdığının göstergesi.
    ve bu anayasaya son eleştirim ise;
    neden anayasa tümden kamuoyuna sunulmuyor, parça parça, madde madde basına sızıyor?
    ki ben zannetmiyorum basının bunu zorla elde ettiğini;
    düpedüz açık ki akp nabza göre şerbet vermek için böyle bir oyalama taktiği izliyor
    nerden mi biliyorurum?
    yanıt çok açık 22. dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinden...

    son olarak umarım akp bu anaysayı söz verdiği gibi refaranduma sunar.
    yok eğer onu da yapmazsa aşkolsun ona...
    (pembe bir mısradır aşk, 01.02.2009 22:07)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil