kırmızı-beyaz renklere ve yiğido tabir edilen taraftara sahip takım. senelerdir birinci lige parasızlık yüzünden çıkamamış, ancak bu sene kopmuş gitmiş, neredeyse şampiyonluğu garantileyecek hale gelmiştir.
memleketimin takımı..eğer maç satmazlarsa ligi şu anda olduğu konumda bitirebilecek potansiyele sahiptir.ayrıca gol attığı hemen her maçtan puan çıkararak(mümkünse 3 olanından) gollerini çok verimli kullanmaktadır.
gerçekten de son 8 haftada 6 galibiyet 1 beraberlik 1 mağlubiyet aldığına bakılırsa istatiksel olarak fevkalede ölçüde başarılı olmuş takımdır.ama bu maçların %95ini şansa,düzensiz ve abes-i iştigal bir futbol mentalitesiyle kazandığı düşünülürse gerçekten türkiye liginin düştüğü futbol kalitesi açısından ibret verici bir örnektir.onun olduğu yerde antalyaspor olmalıydı dedirten takımdır.korkarım ki antalyasporu da 1-0lık bir galibiyetle yenecek(ne kadar bu maçı antalyanın almasını dilesek de.)ve türk futbolunun kalitesi bir adım daha,antalyaspor yenildiği için gözlerimde yaş düşmeye devam edecektir.
12 ağustos 2007 trabzonspor sivasspor maçında çıkan olaylar sonucu sahaya inen taraftarlara karşı profesyonel bir futbolcu olarak kendilerini korumak veya en fazla bir iki kere ittirmek dışında bir tepki vermemeleri gerekirken, büyük bir hırsla kovalayan yakalarsa da hiç acımadan kramponlarının çivili kısımlarıyla vuran bazı futbolculara sahip olan kulüp...
trabzonspor taraftarları her ne kadar ayıp etmiş olsalar da, tribündeki insanlar sayesinde futbol bir endüstridir ve futbolcuların paraları da bu insanların futbola olan düşkünlüklerinin değerlendirilmesiyle sağlanır. bu insanlar futbola sadece duygusal olarak "amatör" bir ruhla bağlı oldukları için bu tür mantıksızca şeyler yapabilirler. ancak sivasspor'da oynayanlar "profesyonel futbolcu" sıfatına sahip olan ve profesyonelliğin en büyük gerekliliklerinden olan mantıklı düşünüp sinirlerine hakim olmayı her zaman uygulaması gereken insanlardır...
tabii ki, beklenmeyen bir anda tribünden gelen birinden umulmayan bir anda yumruk yenirse tepki olarak vurulabilir, ancak yumruk yemeyen bazı futbolcuların işi hangi takımda olursa olsun profesyonelce o kavgayı ayırmak mıdır, yoksa sonuçta o da bir rakip diye tekme tokat dövmeye çalışmak mıdır...
maçtan sonra "saha içinde yaşanabilecek tartışmalardı, olayla hiç alakası olmayan hatta takımı da önde olan taraftarların karışması kötü oldu" şeklinde demeçler veren sivassporlu idarecilerin, kendine hakim olamayıp sahaya atlayan bir taraftarı -sırf takım arkadaşlarına vurdu diye- araya alarak tekme tokat dövmeye çalışan bazı futbolcularına tepkisi nasıl olacağı merak konusudur...
görüntülerde net bir şekilde görülen ve "profesyonelce" hareket edip yakaladığı taraftarı dövmek yerine, koruması altına alarak çevredekileri uzaklaştırmaya çalışan sivasspor kalecisi petkoviç örnek alınmalıdır...
sivasspor gibi lige renk katabilecek ve anadolu takımlarının gücünü iyi gösterebilecek bir takımın bu tür profesyonellikten uzak hareket eden futbolcularını en yakın zamanda uyarması gerekmektedir. aksi takdirde onların da "tribünlerde şiddet istemiyoruz" diye ortalıkta dolanırken şiddeti önleyecek profesyonellikten uzak davranışlarda bulunanlardan pek bir farkı olmaz, bu durum da kesinlikle istenmemektedir...
madem yanından bile geçmeyen taraftarlara saldıran oyunculara sahip olan kulüptür,o zaman o taraftarların!?? sahada ne işi vardı diye sorması gereken kulüptür aynı zamanda.
yanından bile geçmeyip takım arkadaşını dövmek için sahaya atlayan "taraftar!"'a karşı koymak için saldıran, yani kendini ve takım arkadaşlarını savunması gerektiği için taraftara müdahale eden oyuncuları olan takım. bu kafayla giderse ne trabzonspor adam olur ne trabzon halkı. hala suç başkalarında aranıyor.
bir akraba ziyareti sonucu stadına (bkz: 4 eylül) gidilmiş ve diyarbakırspor maçı izlenmeye koyulmuştur...
bir an yanınızdaki kişinin yan hakeme ihtiras dolu sözler ettiğini duyup kafanızı çevirirsiniz..malum kişi kafadan yarım dakika saydırmıştır yerine tam oturacakken yan hakem döner , bayrağı 'lan olm bunu gelir sokarm sana' demeye getirerek sallamaya başlar...
o derece samimi , sıcak bir ortama sahiptir bu güzide klübümüz...
türkcell süper ligi'ndeki üçüncü sezonunda taşların bir hayli yerine oturduğu takımdır. bu sezon 9. hafta itibari ile sağlanan başarı, bülent uygun'un teknik direktörlüğü devralması, sağlanan kadro istikrarı, iç saha maçlarının kazanılması gibi etmenlerin üstüste konmasıyla elde edilmiştir. sivasspor, ilerleyen haftalarda geçtiğimiz sezon manisasporun yaşadığı hüsranı yaşamazsa uefa hedefini kovalayacakmış gibi görünüyor.
şampiyon olmasını tuttuğum takımdan daha çok istediğim anadolunun bahrından kopup gelmiş güzide futbol klubü. şampiyon olma ihtimali sıfıra yakındır şöyleki daha önce pek çok anadolu takımı ilk haftadalardan fazlasıyla gaza gelip sonlara doğru baskıyı kaldıramamışlardır.
süper lige ilk çıkışı esnasında ailemin memleketine duyduğu müstesna duyguları fazlasıyla kabartp bir apartman boyu bayrak açmasına vesile olmuş, bu sezon sergilediği başarı sonucunda hepimizn göğsünü kabartmış ve milyon dolarlara sahip olmayan bi takımın da başarıya koşabileceğini bir kez daha kanıtlamış, yıllardır tüm sülale içerisinde varolan beşiktaş, galatasaray,fenerbahçe çatışmalarını bir nebze durdurup futbol konusunda aynı noktada birleşmemizi sağlamış kulübümüzdür.
iyi bir çıkış yakalamış takımdır. böylke gitmesini, hatta şampiyon olmasını istiyorum. kadrosu gerçekten iyi, aynı oyunculara giydir galatasaray veya fener formasını açık ara şampiyon olsunlar. ancak bülent uygun ısrarla "şampiyon olmak istemiyoruz, tüm oyuncularımız satılıktır" diyor. belli ki yönetim başarıdan ziyade para istiyor. parayı bırakın, 2 topçu satsan 5-10 milyon dolar para kazanırsın, bunun yerine lige asılın, en kçtü ihtimalle 2. bitirin, seneye 1-2 takviyeyle şampiyonlar ligine çok raha katılırsınız. ordan 5-10 milyon dolar arası para kazanırsınız. alacağınız 6 puan, lige katılım parası, reklam ve tribün gelirleri rahat rahat ulaşıyor bu rakama.
ama ben geleceği görebiliyorum. devreyi iyi bir konumda kapatacaklar. devre arası en iyi 2-3 topçusunu satacak ve 2. yarı düşüşe geçecekler. eğer topçu satmazlarsa ve yükseliş devam ederse ne olur? büyük takımlar en iyi topçularına transfer teklifi yaparak kafaları karıştıracak, medya her gün bir sivaslıyı başka bir takıma satacak, bunlar başarısız olursa federasyon araya girecek, sivas aleyhine hakem hataları, haksız kırmızı kartlar, penaltılar, cezalar verilecek. bu arada yayıncı kuruluş da boş durmayıp şampiyonluğa en yakın büyük takımın yanında bir duruş sergileyecek, sivas aleyhine verilen kararları kamuoyunun gözünden uzak tutmaya çalışacaktır.