belki ilginizi çeker
  1. · sisifos söyleni
  2. · hades
  3. · persephone
  4. · kısır döngü
  5. · sizifos
  6. · ether
  7. · sysyphus
  8. · sonsuza kadar mutlu yaşamak
  9. · sisifos
  10. · los alamos
gündem
  1. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  2. · öğretmenler günü
  3. · yetenek sizsiniz türkiye
  4. · ugg
  5. · aşk
  6. · beşiktaş
  7. · asla birlikte olunamayacak birine aşık olmak
  8. · telefon sapığı
  9. · ilk sevgili

sisyphus  

  1. yunan mitologyasının en kurnaz karakterlerinden bir tanesi. ölüm onu almaya geldiğinde ölümü kandırıp onu yakalamış ve esir tutmuştur. hikayenin geri kalanı şu şekilde cereyan eder:

    bir hafta kadar ölüler diyarına kimse uyumayınca hades kıllanmış ölümü bulamayıncada durumu zeusa bildirmiştir. en son ölecekler listesinde sisyphus adının geçmesi tanrıların ilgisini direk sisyphusa çevirir. tanrılar müdahele ederler ve ölüm kurtarılır. sispyhus'un canı alınmadan önce sisyphus karısına cenaze düzenlenmemesini, tam tersine eğlence düzenleyerek ölümünü kutlamasını ister.

    karısı sisyphus'un dilediği gibi cenaze yerine eğlence düzenleyince sisyphus hades'in huzuruna çıkar, persephone'yi de kendine acındırarak 1 haftalık müddet ister. bu sürede yeniden dünyaya çıkacaktır, karısına haddini bildirip uygun bir cenaze töreni hazırladıktan sonra hades'in krallığına geri dönecektir. ama tabiki bu da sadece bir oyundur. sisyphus en korkunç tanrıyla oyun oynar ve ancak yıllar sonra geri döner.

    tabi ki hades bu önemli zat-ı muhteremi kapıda karşılar. kendisine çok sıcak bir hoşgeldin der. kendisini çok taktir ettiğini söyler fakat sonuç itibariyle o tanrıları kandırmıştır ve ölümlüler bu tutumun cezasız kaldığını görürlerse azacaktırlar. o yüzden hades, sisyphus'un göstermelik bir cezaya çarptırıldığını söyler. ceza çok basittir. yuvarlak bir kaya hades'in gösterdiği tepenin üstüne çıkarılacaktır. sispyhus sevinçle cezayı kabul eder. lakin bu basit göstermelik ceza sonsuza dek süren bir işkenceye dönüşür çünkü kaya tam tepeye çıkacakken yeniden aşşağı yuvarlanır ve bu sonsuza kadar devam eder.
    (tuygun, 28.04.2006 12:20)
  2. (chixculub, 27.06.2006 18:31)
  3. çok sağlam ve seri ukte veren yazar.
    (aquila, 20.02.2007 06:01)
  4. (genius kusagami, 08.04.2007 13:25)
  5. kendisi yerine akıllıca davranarak uktelerini bize doldurtan ve bu sayede öğrenen yazar. bu okul hayatında sınavlardan önce arkadaş çevresinden not alıp son gece çalışmaya benziyor. tebrik ederim kendisini
    (guenhwyvar, 14.04.2007 03:37)
  6. zenon'un sisyphus mitini kullanarak geliştirdiği paradoksun fizik dünya yüzeyinde çarpıtılmış akıl yürütmeler sonucu oluşturulduğu, bir anlamı olmadığı gösterilebilinir.ancak zizek yamuk bakmak'ta, lacan üzerinden, işin psikoekonomisinden dem vurarak paradoksu şu şekilde açar;

    "bu paradoksta, psikanalizdeki dürtü kavramının doğasını, daha doğrusu lacan'ın dürtünün amacı ile hedefi arasında yaptığı ayrımı görmüyor muyuz? hedef nihai varış yeridir, oysa amaç yapmak istediğimiz şey, yani yolun kendisidir...dürtünün nihai amacı dürtü olarak kendini yeniden üretmek, dairesel yoluna dönmek, hedefe gidip gelen yolunu sürdürmektir.asıl keyif kaynağı bu kapalı dairenin tekrara dayalı hareketidir...."
    (düzgün kayar, 19.11.2007 10:41 ~ 11:02)
  7. sisyphos'un bezginliği

    gördüğüm o muydu, inanamadım!
    oysa 68 kuşağındandı.
    70´li yılların öğrenci eylemlerinde;
    en zor, en umarsız zamanlarda
    davudi sesiyle kâh nazım hikmet, kâh ahmet arif,
    kâh hasan hüseyin´den okur
    pekiştirirdi çevresindekilerin inancını.

    yaşı bizim kadar olmakla birlikte
    ben onun bütün zamanlarda ve bütün direnişlerde
    varolduğuna vehmederdim.
    spartaküs´le birlikte romalı lejyonerlerin üstüne yürüdüğüne
    paris komünü´nde, barikatların dibinde ateş yaktığına
    1905´te ve 1917´de
    yani kavganın tam ortasında
    kalbinin bütün dünyanın işçileri ve
    ezilen halklar için attığına
    inanırdım her nasıl ve her nedense.

    benim tanıdığım on yıllar içinde, inanç ve düşüncelerine karşı olan
    hiçbir kurum ya da gelenekle; uzlaşmadı, barışmadı.
    birçoğumuzun aksine,
    "bahçesinde ebruli hanımelleri açan ev" için kafası karışmadı.

    her adımı acıyla sınanan bir yol çizmişti kendine
    ve o yolun üstünden hiç ayrılmamıştı.

    oysa şimdi?!.. yol kenarında bir banka oturmuştu.
    elinde yarısı içilmiş bir kola şişesi vardı.
    şişenin üstünde yazanları okuyordu,
    bir zamanlar almancasından das kapital´i okuduğu dikkatle,
    ancak gözlerinin arkasında kendisi yoktu.

    yanına iliştim "merhaba" dedim, "ne oldu sana?"
    beni tanıyıp, tanımadığını belli etmedi.
    hoş kim olsam ve hangi soruyu sorsam,
    aynı şeyleri söyleyecek gibiydi.
    nitekim, kutsal bir kitaptan, ezbere aldığı bir metni okurcasına,
    hiç teklemeden şunları söyledi:
    "bezginlik, beyaz bayrak göstermeni beklemez senden
    bir bir düşürür bütün siperlerini.
    cephelerinde direnen tüm inançların ıslak,
    yorgun ve az önce vurulmuş erkekler gibi
    sessizce yığılır birbirlerinin üzerine
    öfken, karşı çıkışın ve en kötüsü inançların
    ölümcül bir yaranın kaybettirdiği sıcak kan gibi azalır.
    bacakların titrer ve parmakların karıncalanır...

    insanları korkutmayın, bezdirin.
    zira zaman, korkunun aleyhine, bezginliğin lehinedir.
    korkan, bir gün korkularıyla yüzleşmeyi, onları aşmayı göze alabilir
    ve korkusunun üstüne yürüyebilir.
    oysa bezginlik; insanları içten içe boşaltır.
    korku, süreç içinde, karşıtı olan cesareti güçlendirir.
    bezginlik ise sadece, daha fazla bezginliğin mayasıdır.
    unutma ki insanoğlunu kayıtsız, şartsız ve tartışmasız
    teslim alacak tek duygu bezginliktir.
    ve sadece yine bezginlik ruhun kimliğini siler..."

    sonra elindeki yarılanmış şişeyi bana doğru uzattı ve
    "kola içer misin" diye sordu.
    yapabileceğim tek şey de buydu zaten...


    fikri nazif ayyıldız
    (danko, 11.12.2007 07:06)
  8. mitler ve masallar pek çok kez farklı yazarlarca kendi görüşlerini canlandırmak için başvurulan simgeler olmuştur. örneğin albert camus'nün canlandırmasında sisifos, sırf dünyanın karşısına geçip bir kerecik onu seyredebilmek için sonsuza dek aynı yükü sırtlanmaya ve çıkardığı tepeden aşağı yuvarlanışını seyretmeye mahkum olmuş bir umutsuzdur. camus bu sisifos'u, modern çağ insanını tarif etmek için kullanır.
    (ali kamber, 06.09.2008 17:48 ~ 17:50)
  9. yunan mitolojisinde bir titandır. efsaneye göre, tanrı zeus tarafından ağır bir taşı bir dağın tepesine taşıması emredilmiştir. sisyphus söyleneni yapmışsa da, taş her defasında yuvarlanıp tekrar aşağı düşüyor, zavallı sisyphus da tekrar alıp kayayı tekrar taşımaktaymış.
    hayatın anlamsızlığı ve monotonluğu üzerine kullanılan bir temadır. absürt tiyatro geleneğinde, sıkça başvurulan bir söylence olmasıyla ün salmıştır.
    (sakura, 21.04.2009 14:05)
  10. "sisyphos’ u gördüm, korkunç işkenceler çekerken:
    yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı,
    ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya,
    habire itiyordu onu bir tepeye doğru,
    işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam,
    ama tepeye varmasına bir parmak kala,
    bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri,
    aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya,
    o da yeniden itiyordu kayayı, kan ter içinde..."

    -homeros-
    (haddyn, 14.05.2009 23:16)
  11. evet efendim mitler ve gerçekten taşıdıkları anlam üzerine prometheus'tan sonra durağımız nam-ı diğer sisifostur. sisifos miti herşeyden önce kurnazlık üzerine yazılmış sonrasında sonsuza kadar tekrar edecek (her zaman cezalar öyle değil midir? ) bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. prometheus'ta ki sonsuzluk kavramı ile burdaki sonsuzluk kavramı arasında bir fark yoktur görünse de, sisifos'un sonsuz cezası aktiflik üzerine kurulmuştur. mesela promete güç ve haraket açısından pasiftir. sadece bir kaya üzerine bağlanmış ve kendi ciğerlerini yiyecek akbabayı beklemektedir. daha önce bunun zamanı sembolize (bana göredir) ettiğini söylemiştik. prometenin pasifliği ve buna karşı hiçbirşey yapamaması bunun kanıtıdır. kim zamana karşı durabilmiş ki zaten.

    sisifos ise aktiftir kayayı yukarı taşımak için belli bir güç harcaması gerekmektedir. camus'nun ileri sürmüş olduğu gerçekleşecek olan gelecek ya da kaderin sembolü olan sisifos varoluş saçmalığının vücut bulmuş halidir. eğer her şey aynı şekilde sürüp gidecekse yaşamanın da bir anlamıda yoktur. hatta temelde ölümün bile bir anlamı kalmamaktadır. ancak hayatın monotonluğu ve tekrarını düşündüğümüz zaman, sembolik olarak kaya yerine güneşi, sisifos'u da güneşi sürekli bir yerden bir yere sürükleyen tanrısal bir şahıs olarak kabul edebiliriz.

    yunan mitolojisinde zaten bir çok kahraman ya da karakter güneşsel özellikler taşır (yunanlıların saçları sarı değildir ama mitolojideki bukleli ve sarı saçlar bu güneşsel anlamını vermektedir.) sisifos bu açıdan günü başlatan ve ve sona erdiren sonra yine başlatan ve erdiren kişidir. bu nedenle yaptığı iş oldukça monoton ve sıradandır çilecidir bir nevi. hepimiz bir anlamda sisifos'un kader ortağıyız onun taşıdığı güneşi yuvarladığı kayayı bizde her gün itmekteyizdir ertesi gün yeniden itmek üzere...
    (genius kusagami, 27.09.2009 19:18)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil