sirkeci halkalı banliyö treni   

adana çık aradan

  1. 1952 model jeumont fransa yapımı trenleri ile, çocukluğumun geçtiği hattır.


    sirkeci'den trene binmeden önce gar berberinde traş olmaktır, gar çay ocağında 25 bin liraya çay içmektir tren;

    cankurtaran'da topkapı sarayı'nı ve adalar'ı seyretmektir...

    kumkapı'da cıvıl cıvıl balık pazarına bakıp, restoranlardan gelen keman sesini dinlemektir.

    yenikapı'da inip aksaray'a yürümektir tren, ilk kez görülen fahişelere bakıp birbirini dürtmektir...

    kocamustafapaşa'da samatya kokusu almaktır, ermeni meyhanelerini görüp özenmektir 18 yaşına kadar içilemeyecek
    içkilere.

    yedikule'de tek yönlü istasyon çıkışında yolunu şaşırmaktır.

    kazlıçeşme'de inip dev arazide top koşturmaktır.

    zeytinburnu'nda uğur mumcu parkında yokuş aşağı bisiklete binmektir tren,

    gelik önünde kesilen elektrikten korkmaktır her seferinde..

    yenimahalle'de öğrenci olduğunu teyit ettirmektir askerlik şubesinde,

    bakırköy'deki büfeden sosisli yemek..

    yeşilyurt'ta lüks arabalara bakıp iç geçirmektir, bir gün ben de alacağım demek...

    yeşilköy'de üstümüzden uçak geçsin diye dua etmektir,

    florya'da atatürk ormanı'nda piknik yapmaktır tren,

    menekşe'de koli basili dolu denize girmek.

    küçükçekmece'de inip, tepeüstü'nde lunaparka yürümektir...

    soğuksu'da göle taş atıp karabaş toplamak.

    kanarya'da eğimi 35 derece olan yokuşu tırmanıp, "penguen", "leylek" tarzı sokak isimlerine gülmektir.

    halkalı'da senelerdir orada duran fiat bis'lere bakmaktır...





    ve yıllar sonra artık bu hattın kapanıp, trenlerin değiştirileceğini duyup gözlerin dolmasıdır hafiften...
    (akaydo, 15.07.2006 21:11 ~ 16.04.2008 08:14)


  2. (bkz: banliyö trenlerinde yaşanan garip olaylar)
    (seth mescaline, 15.07.2006 21:13)
  3. 2007'nin sonunda yenileme çalışmaları nedeniyle 2 sene boyunca sefer yapamayacak olan trendir.

    http://www.aksam.com.tr/...
    (finch, 16.07.2006 21:24 ~ 21:26)
  4. marmaray nedeniyle 2 sene boyunca kapanacaktır.sirkeciden bakırköyüne gitmenin en kolay ve en mantıklı yoludur.trende dikkatli olunması gereklidir.
    her durakta binen satıcılar insanı gülmekten öldürür.
    "abicim şu gördüğünüz kalem piyasada.... diye başlayıp,daha bitmedi bir de bunun bilmemnesini veriyoruz diye biten" satıcıları vardır.bu kalemlerden almışlığımda vardır.kalitelidir de.
    istanbulun kıyı semtlerini görmek için en ideal yoldur.ki akbıyık camiisini görürsünüz iç geçirirsiniz.çünkü bu cami istanbuldaki camiler içerisinden kıbleye en yakın olanıdır.
    trenler ilk binenler için korku dolu anlar yaşatabilir.ancak sonra ortama ayak uydurulur.kapılar açık gider.kapıdan sarkan çocuklar vardır.
    ancak güzel yolculuk yapılır.
    binilmediyse hemen gidilip binilmelidir.
    son bindiğimde denizden çıkan çocuklar donlarını tren camlarından sarkıtıp kurutmaya çalışıyorlardı.
    (zogo, 26.07.2007 11:30)
  5. çocukluğumda her gün okula gidip döndüğüm vasıta idi. o dönemler * bu banliyo trenine çocuğu, genci, kadını, yaşlısı herkes duvardan atlayıp yahut açık olan demir parmaklıklardan sızıp beleşe seyahat ederdi. müthiş sistemli bir organizyasyondu aslında. her istasyon için ayrı bir beleş sızma noktası vardı. keşfetmek fazla uzun sürmez, zira o dönemlerde bilen bilir tren istasyonuna doğru yönelen her 10 kişiden 5'i trene binecekse bu 5kişinin 2'si mutlaka beleş sızacağı yere doğru yönelir ve takip edilerek bulunabilirdi. son derece normal bir olaymış gibi insanlar sabahları kalkar uykulu bir şekilde tren istasyonun alt geçitine girmeyip sağa veya sola sapıp duvardan atlayıverir, rayları geçip tümseğe çıkar ve treni beklerdi. bu atlanılan yerlere daha önceden tinerciler tarafından üst üste taşlar koyulmuştur. hatta bir keresinde kazlıçeşme durağında merdiven koyulduğunu bile görmüşlüğüm vardır. bazı istasyonlarda da yine tinerciler tarafından demir parmaklıkların 1-2 tanesi sökülmüştür ve bu istasyonda beleş binecek yüzlerce kişi bu parmaklıklara doğru yönelirdi. tamamen tinercilerin tekelinde olan bir düzendi bu.
    ama herşeyden önemlisi o dönemde bu 1952 yapımı olan demir hurda yığınının insana hissettirdikleri bambaşka anlatılamaz bir olguydu. tinercisi, tikisi, ailesi, sanatçısı, memuru vs. gibi binbir çeşit insanı taşırdı. kapısını açamayan bayana hemen yardımcı olan centilmeni, walkamanin de son ses korn çalan bir gençten gelen a.d.i.d.a.s parçası ile bütünleşen o ray sesleri, dışarıda kapı kollarına tutunarak ölümle buruna gelen tinercisi ve o tinercilere ''oğlum içeri girin düşeceksiz'' diyen hanım teyzesi, o ağır demir kokusuyla karışan insanların parfüm kokuları, daha tren durmadan atlayanları, düşenleri, gülenleri, bir bebeğin trenin sesinden ve sarsıntısından ağlaması ve annesinin susturma çabası, elinde bir raporla ''kızım ameliyat olucak allah rızası için'' diyen teyzesi, takım elbise içindeki memura ''abi boyayım mı?'' diyen ayakkabı boyacısı, ''midiiyeğğcii'' diye bağan midyecisi, ''herkeş alsın herkeş faydalansın'' diyen bilimum ıvır zıvır satıcıları, ''abilerim ablalarım inanmayacaksınız ama bu kibrit 1000 kere yanıyor'' diyen ancak 30-40 kere bile yanmayan bitmeyen kibrit satıcısı, iki sırada ötede oturup birbirini a1018 telefon ile çaldıran insanları ve daha sayamayacağım binlercesiyle bana istanbulu ifade ederdi bu banliyo treni.
    (nophiem, 26.07.2007 12:38 ~ 23:59)
  6. çoçukluğumun tek toplu taşıma aracıdır. çoçukluk zamanlarımda istanbul'u sadece florya-sirkeci hattından ibaret sanmamı sağlayan, beşik gibi sallana sallana gidip gelinen, çam sakızı satan satıcıları ile nostalji tabirini hak eden tren hattıdır.
    (süzek, 26.07.2007 12:46)
  7. hırsızlarının çok yüzsüz olduğu hattır. üniversiteden eve dönmek için bindiğim bir yaz günü şahit olduğum hadisedir: (gerçi iki örnek var elimde)
    istasyon yedikule veya kazlıçeşme tam hatırlamıyorum, bekçi elde silah bir adamın arkasından gömleğini tumuş koşuyor, belli ki adam hırsızlık yaparken suçüstü yakalanmış bekçi "dur ateş edicem" falan diyor ama nafile adam kaçmaya devam ediyor enterasan olanı kaçarken de bekçiye ana avrat küfür ediyor biliyor tabi bekçinin cesaret edip silahı çekemeyeceğini, nihayetinde biraz beraber koştular sonra gömleğin düğmeleri koptu bekçinin elinde kaldı adam kaçtı ama hala arkasına dönüp küfür ediyordu.
    diğeri, malum üzre tren kapıları yaz günleri genelde açık ve kapılarda giden bir sürü tip olur, orta yaşlı bir hanım kapının yanında duruyor boynunda bir kolye (mevzu anlaşılmıştır heralde) kapıda asılı duran adam tren hareketlenince aniden kadının boynundaki kolyeyi koparıp trenden atlıyor ama öyle bir yerde atlıyor ki tren istasyondan ayrılmadan az evvel yani arkasından atlanabilmesi mümkün değil. gayet ustaca
    yine de kötü örnek örnek olmaz derler istanbul'un bir rengidir
    (khaki, 26.07.2007 12:50 ~ 12:50)
  8. çok hızlandığı zamanlarda birkaç saniyeliğine içerideki ışıkların kapandığı trenlerdir. seyehat etmesi zevklidir. 1960ların istanbul'una geri dönüş yaparsanız sanki. o zamanların insan tipleri vardır çünkü genel olarak ancak bir yandan da götü kollama pozisyonuna geçmeniz gerekmektedir, malum yankesicilik, gasp olayları. eğer ayak ve tutacaklardan tutunarak ilerliyorsanız elinizin boya sürülmediğine emin olan üstünüze dokunmayın. zira terini silmek için kendini ayakkabı boyacısına benzeten insanlar sık görülür. sahil hattında ilerlemesi güzel bir olaydır, mutlaka binin.
    (r1g0r, 24.08.2007 16:30)
  9. eski ancak tehlikeli bir ulaşım aracıdır. açık bir camın yanındaki koltukta seyahat etmek çok tehlikelidir. güzergahı üzerindeki yerleşim alanlarında yaşayan azılı primat ve hominidlerin rasgele atacağı taş, kaya gibi objelerle hastanelik olabilirsiniz. bir bayan avuç büyüklüğündeki bir taşla gözlerimin önünde yaralanmıştır. yine belli saatlerden sonra vagonlar tinerci sokak çetelerince işgal edilirler. dört vesait değitirmeye yeğlenilesi bir ulaşım aracıdır.
    (void, 06.11.2007 02:23)
  10. çok eskiden gördüğüm ve hiç unutamadığım bir rüya gibidir.

    babanemin evi kumkapı istasyonuna bakardı. orada kaldığımız gecelerin sabahlarında banliyö treninin o bildik türküsüyle uyanırdık.
    paslanmış rayları, 60'lara ait binaları, kocaman zenith saatleri ve sanki kendileri de o zamanlarda yaşıyormuşçasına sakin ve tasasız görevlileri, istasyon amirleri ile tren istasyonları zaman içinde geçmişe bir yolculuk gibiydi. ve trenler de birer zaman makinesi...

    kazlıçeşme'ye kadar o eski ahşap evlerin arka bahçelerini, küçücük balkonlarını, cumbalı pencerelerini seyrederek gidersiniz. o küçücük ahşap evlerin kutu gibi odalarında hala mualla hanım ile necdet bey' lerin yaşadığını hayal edersiniz. orada yaşanmış ve yaşanmakta olan hayatları düşünürsünüz.

    oysa artık o viran evlerde köylerinden istanbul'a göç etmiş, kötü koşullarda yaşam mücadelesi veren, yoksul insanlar oturmaktadır. mualla hanım ile necdet bey ise oraları terk edeli çok olmuştur.
    ama bunu düşünmek istemeyiz. hayalimizdeki o eski istanbul'u yaşatmak isteriz. sessiz, güzel ve tertemiz haliyle...

    benim banliyö trenimde tinercilere, yan kesicilere yer yok! benim trenlerim tertemiz insanları evlerine ulaştırır. alınteriyle çalışıp yorulmuş, beşik gibi sallanan trenin o bildik ninnisiyle uyuyakalan o insanları...
    benim banliyö trenim hala 1960 larda. hala yepyeni. hala kendi hikayelerini anlatmaya devam edecek. birgün toparlanıp bir hurdalığa atılsalar bile...
    (emigrant, 06.11.2007 07:51 ~ 07:53)
  11. gecenin bir vakti hakkında yazılan giriyi (bkz: akaydo) görüp çocukluğa dönüş yapmaya olanak sağlayan trendir.

    hala gitmektedir içinde göbeğinden kuduz aşısı olmaya bir haylaz çocuk.
    ve hala yurt dönüşü hayatını taşır sırt çantasında ordan oraya.
    izlemektedir tüm vesaitin iptal olduğu bir şehirde inadına çalışan trenden her yeri beyaza boyayan karları.
    böyle gecelerde korkmaktadır tıkır tıkır ilerlerken tren.
    üşümekte ve korkmaktadır
    yürüyüş yolunda karşısına çıkabileceklerden.
    satıcıların hızlı konuşmalarını ve her istasyonda vagondan vagona koşturmalarını takip etmektedir kimi zaman.
    şaşırmaktadır dilinin arasına o jileti nasıl yerleştirdiğine tinerci çocuğun.
    insanlar dolup boşalmakta ve o seyretmektedir hal-i alemi.

    ve gün gelir üzülür hala içinde olduğu bir trenin çalışmayacak oluşuna..
    (volshebnik, 05.10.2008 03:09)