genel anlamda osmanlılar'da süvari birliklerine verilen isimdir.
3.osmanlı padişahı
murat hudavendigar zamanında başlatılan
devşirmeusulüyle osmanlı ordusunun en bilinen birimi haline gelen kapıkulu askerlerinin yeniçeri ocağının ardından en güçlü ocağını oluşturan birimi olarak da anılır.
ancak kapıkulu süvarileri ile
tımar lı sipahi'ler arasında ayrıntıda da olsa farklar bulunur.
şöyle ki:kapıkulu sipahi'leri ilk dönemlerde padişahın özel ordusunu oluşturan hassa birliklerinde kapıkulu sistemine göre devşirmelerden oluşan , maaşlı kuvvetler şeklindeyse de türkler'de orta asya kültürüne dayanan ustaca ata binme işinde zorlandıkları için fatih sultan mehmet zamanında tamamıyla yörük türkmen çocuklarından oluşan bir yapılanmaya gidilmiştir.sayıca tımarlı sipahilerden azdırlar.
tımarlı sipahilerse taa orta asya'ya dayanan klasik türk atlı göçebe tarzının osmanlı'nın anadolu'da giderek güçlenmesiyle ve yerleşik hayatı benimsemesiyle dönemin şartlarına göre modernize edilmiş şeklini temsil eder.
tımarlı sipahiler; savaş zamanı cephede bulunmakla,savaş olmayan zamanlardaysa hem bulundukları bölgenin güvenliğini sağlamakla,hem de tımar sahibi olarak bulundukları bölgeye ve tımarlarının büyüklüğüne göre vergi toplayıp bununla yeni asker yetiştirmekle yükümlüdür.
devlet kademesinde ve halk arasında yeniçerilerden daha fazla itibarlı olmalarına rağmen toprağa bağımlı olmalarından ve at beslemek durumunda kalmalarından ötürü
payitaht tan uzakta kalmak zorundaydılar.
bu sebepten neredeyse tüm ocakları istanbul'un göbeğinde bulunan yeniçeriler osmanlı tarihinde daha baskın bir rolün sahibi olmuşlardır.
tüm süreç boyunca yeniçerilerle ciddi bir rekabet yaşamışlar(bunda yeniçerilerin
bektaşi ,sipahilerin
melami tarikatına bağlı olmaları da çok önemli bir etkendir)devşirme değil türkmen kökenli oldukları için yeniçeri ocağında sıkça rastlanan ve özellikle osmanlı'nın güçten düştüğü vakitlerde giderek yoğunlaşan kazan kaldırma eylemlerinden uzak durmuşlardır.
''atlı er başkaldırmaz'' sözü sipahi ocağı tarafından yeniçeri ocağına bir gönderme olarak o dönemlerde sıkça kullanılmıştır.
(1644 ya da 48 yıllarında - yıl konusunda bir netlik olmamakla birlikte bu iki tarihten biri olduğu belirtilir tüm kaynaklarda- sultanahmet meydanında sipahi ağasıyla yeniçeri ağası arasında temelinde iktidar mücadelesinin uzantısı olarak başlayan ağız dalaşı çok ciddi bir kapışmaya dönmüş başta denk kuvvetler şeklinde geçen kapışma yeniçeri ocaklarına giden haber ve ardından tüm şehirdeki yeniçerilerin meydana akmasıyla adeta bir sipahi kıyımı halini almış ve şehirdeki tüm kapıkulu sipahileri kıyımdan geçirilmişlerdir.)
osmanlı'nın giderek çaptan düşmesi sonucunda en son abdülmecit'in 1841 tarihli fermanıyla son kalan sipahi ocağı temsilcileri de ölene dek tımarlarına sahip olmak kaydıyle emekliye sevk edilmişler ve askeri anlamda sipahi ocakları tamamen tarihe karıştmıştır.