belki ilginizi çeker
  1. · türkiye nin ilk nükleer santrali
  2. · nükleer santral vs hidroelektrik santral
  3. · sinop
  4. · sinopa kurulacak nükleer santral
  5. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  2. · erkekte ses tonu
  3. · darwin i bitiren balık
  4. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  5. · beşiktaş
  6. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  7. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  8. · sakharin adasında itülü olmak
  9. · orospu torunu

sinop a kurulacak nükleer santral  

 sayfa  / 2
  1. gec kalinmis bir kalkinma hamlesi, avrupa ülkeleri elektrik ihtiyaclarinin yarıdan fazlasını nükleer enerjiyle temiz temiz karşılarken(fransa: %70) biz herzaman olduğu gibi domalmaya devam ediyoruz. onlarca senedir avrupada onlarca bulunan bu santrallerde öyle büyük facialar yaşanmadı. tabi yurdum insani kendini bildiği için endişeleniyo, ya oraya homer simpson gibi birini oturturlarsa ne olur halimiz diyor.

    edit: hakikaten çoğu konuda geri kalmış bir milletiz, daha yeni fransız nükleer enerji merkezinde çalışan bir adamla tanıştım, türkiye ye geliyordu; sebep ise yeni kurulacak nükleer santrallerinin kurulumu için ucuz parça almak.
    (kodcanavari, 13.04.2006 17:09 ~ 04.05.2007 03:05)
  2. türkiyeyi bir adım ileri götüğrecek hede. yöre halkının istememesi başka bişidir tabi. ama ülkemize lazımdır. yarın öbür gün irandan ya da herhangi bi yerden gelebilecek nükleer füzelere cevaptır. göz dağıdır. enerji sorununu kökünden çözme potansiyeli de var.
    (cursedpower, 16.04.2006 13:33)
  3. ülkemize enerji lazımdır nükleer enerji de ucuzdur hadi yapalım mantığıyla yapılmaması gerektiğini düşündüğüm santral.

    dünyada şu anda birçok ülkede nükleer santral olduğu doğrudur ama bu kadar sığ bilgilerle bir sonuca varmak ne kadar doğrudur. şu anda enerji ihtiyacının yaklaşık %75’ini nükleer enerjiden karşılayan ve bu açıdan dünyada 1. sırada yer alan fransa’da en son nükleer santral 1991 yılında üretilmiştir. yine dünyada bu anlamda üst sıralarda yer alan almanya ise nükleer enerjiden tedricen çekilme kararı almıştır. yani bir daha nükleer santral inşa etmek bir yana dursun olanların da ömrü bittiğinde yenileme işlemi yapılmayacaktır. bugün dünyada nükleer enerji santralı yapan fransız ve amerikan şirketleri kendi ülkelerinden sipariş alamadıkları için 3. dünya ülkelerine yönelmişlerdir. olayın bir başka boyutu da yine nükleer enerji üretimi bakımından önde gelen birçok ülke de yenilenebilir enerji kaynaklarına ciddi yatırımlar yapmaya başlamışlardır.

    ülkemizde ise yenilenebilir enerji üzerine birçok çaba desteklenmemekteyken, enerji açığının nükleer santral eksikliğine bağlanması ne derece mantıklıdır ya da nükleer enerji ne derece doğru bir çözümdür bilinmez.
    (thorgrim, 16.04.2006 15:54)
  4. sanırsam çekmece'daki ve itü'deki deneysel reaktörden sonra türkiye'nin üçüncü nükleer reaktörü olacaktır.
    (wondrous, 16.04.2006 16:10 ~ 18.04.2006 11:20)
  5. enerji gereksinimi yüzünden yapılmadığı apaçık olan ve yerine çok daha ucuz ve daha uzun ömürlü (rüzgar tribünleri, güneş panelleri..vs..) alternatifleri olduğu halde çevreyi ve insan sağlıını hiçe sayarak inşa edilmesi planlanan santral.. bilmeyenler için söyleyim: amerika fransa ve gelişmiş ülkelerin hiçbiri çok pahalı ve kısa ömürlü olduğu için artık nükleer santral inşa etmiyor ve sadece nükleer silah yapmak isteyen ülkeler bu yönde eğilim gösteriyorlar.. ayrıca dünyada hiçbir büyük sigorta şirketi bir nükleer santrali sigortalamıyor.. çünkü ortaya çıkan felaket sonucu milyarlarca ytk lik zararın yanı sıra yıllarca sonu gelmiyen sağlık sorunları başgösteriyor. rüzgarın istedii yere götürdüü radyasyon yüzündende ölen, sakat kalan, özürlü olarak doğan yüzbinlerce insan ve hayvan ortaya çıkıyor.. çernobilden sonra ortaya çıkan beş boynuzlu koçları iki başlı horozları ve inekleri hatırlarsınız sanırım... ve yapışık ikiz sayısında da inanılmaz bir patlama oluşmuştu aynı dönemlerde.. kanser oranı resmi belgelerde sabit olarak rekor seviyede artmıştı.bütün bunları yaşamış bi ülkede kim nasıl böyle bi riski göze alır ve neden insanlar bukadar sessiz içine sindirir bilemiyorum.. tuzladaki çevre felaketinden aşağı kalır neresi vardır bunun onuda anlayamıyorm..
    (eros, 18.04.2006 00:02 ~ 00:05)
  6. bu santrali iran'dan gelecek füzelere cevap olarak niteleyebilen zihniyetin (eğer bu santral füze üretecekse) bu santralin aynı zamanda bizi amerika karşısında hedef konumuna getirebileceğini nasıl düşünemediğini anlayamamaktayım.

    enerji sorununu yabancı şirketlere santral yaptırıp onlara işlettirerek ucuza çözebileceğimizi söyleyenlere pek akıl erdiremedim.

    türkiye'de nükleer yakıt rezervlerinin bol olduğunu söyleyenler bunu bana da anlatsınlar biraz lütfen. maden fakültesi proflarına uranyum rezervlerinin 10 yıl sonra biteceğini hatırlatıp ne yapacaklarını sorduğumuzda toryuma geçeriz dediler. biz de kibarca "kolaydı" dedik. toryumu kullanan ülke aradık, bulamadık...

    muhtemelen 10 yıl sonra nükleer yakıtımızı ithal etmeye başlayacağız. bu durumda abd, avrupa ya da hindistan uranyumunun rus doğalgazından farkı nedir?

    almanya'da nükleer santrallerin çevresinde kanser vakalarının artıp artmadığı araştırılmış, belirli bir oranda artış olduğu kesin olarak belirlenmiştir.

    teknolojiyi yakalıyacağız diyor birileri çıkıp. kim inanıyor yeni teknolojilerin ülkemize bu yolla geleceğine bilmiyorum. ben inanmıyorum... türkiye'ye bu yolla işletme gelir. klasik bir nükleer santral gelir. ama bu santral sayesinde nükleer teknolojide söz sahibi olabileceğimize hiç inanmıyorum.. bilim araştırmayla yapılır. itü reaktörünün kimin baskılarıyla çalışmalarının engellendiğini sorarım size...

    bütün bunları geçtim. nükleer santrallerin en büyük sorunu atıklardır.

    şu an isveç, italya, belçika ve almanya* nükleer enerjiden bütünüyle ayrılmayı hedeflemektedir. bunun tek nedeni -tek demiyeyim, en önemli nedeni- üretim maliyetinin yüksek olmasıdır. üretim maliyetini arttıran şey ise radyoaktif atıkların üstesinden gelinmesi. fransa ve amerika'nın böyle bir derdi yok. fransa sömürgelerine yolluyor, amerika ise okyanusun derin kısımlarına boşaltıyor. ikisi de çevre felaketlerine yol açacağı kesin olan yöntemler. hatta amerika'da büyük miktarlarda radyoaktif atık yeryüzünde depolanıyor. saçmalığın daniskası diyelim...

    peki biz ne yapacağız radyoaktif atıklarımızı? dry crystallization* yapıp sonra da deep well injection* mı? bunu söyleyenlere kibarca "hahayt" diyorum. bunun olmayacağı kesin. (zaten yapan bir tek japonya var bildiğim) atıklar ya karadeniz'e dökülecek, ya bir belediyenin atık depolama sahasında biriktirilecek. en iyi ihtimalle yapılacak bir kapalı beton bir kutuya konulacak. ben size söyleyeyim ne olacağını; köydeki 12 yaşındaki adem bahçesinde uranyum bulup kameraya gösterecek. sonra haberlerde 12 yaşındaki talihsiz a.x. olarak adı geçecek... yani rezaletler, felaketler yaşayacağız.

    türkiye'de atık yönetimi adına yapılan hiçbir şey düzgün değil çünkü.. siz izaydaş düzgün çalışıyor mu sanıyorsunuz?

    nükleer santrali temiz bir çözüm diye niteleyenler kendileri inanıyorlar mı acaba söylediklerine?

    mühendis bir şeyi onaylamadığında ona alternatif arar. nükleer enerji kesinlikle alternatifsiz değildir. öncelikle %25'e yakın olan kayıplar azaltılmalıdır. sonra amerikan anlayışı olan daha çok üretmek ve tüketmek anlayışı yerine avrupa anlayışı olan daha çok tasarruf fikri benimsenmelidir. almanya'da tasarruf tedbirleri ve kayıpların azaltılması sayesinde 1993-2003 arasında geçen 10 yılda büyüyen ekonomi ve gelişen sanayiye rağmen enerji tüketimi %10 azaltılmıştır. üçüncüsü ise, yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilmelidir. yenilenebilir enerji kaynağı osuruk değildir. almanya 10 yıl içerisinde sadece rüzgardan ürettiği elektrik miktarını toplam elektrik miktarının %7si boyutlarına getirmiştir. danimarka'da bu oran %20'dir. az değildir. üstelik ülkemizin rüzgar potansiyeli almanya'nın ya da danimarka'nın imkanlarından çok fazladır.

    şunu herkes bilmelidir ki nükleer santrali sinop'a kurmak bizim devletimizin kararı değildir. kurmaya çalışanlara yıllardır hükümetler bir şekilde olumsuz cevap verdiler. ama bu basiretsiz hükümet her şeyi bir b.k sanıyor. biz de koyunuz maşallah...
    (neverland, 18.04.2006 00:49 ~ 23.09.2006 04:33)
  7. kıçımıza girecek bir sorun çıkartmamasını ümit ettiğim santral.
    (neverwinter nights, 18.04.2006 01:00)
  8. itu, odtu, ktu gibi köklü kurumların profesörlerini-dolayısıyla mezun mühendislerini- eğitmek için büyük paralar harcayan devletin zihniyetinin değişip değişmediğinin görüleceği projedir. boğaz köprüsünde, tüp geçitte japonlara güvenen devletin -akp yle falan alakası yok- kendi elemanlarına güvenip güvenmiyeceğin imtahanıdır.görünen durum ihaleye girecek herhangi bi ülkenin(abd,fransa,rusya..) nükleer teknolojisinin bi kısmının alınacağı ve elemanların söz konusu ülkede eğitildikden sonra gelip reaktörü çalıştıracağını gösteriyo.
    taek, tübitak gibi kurumların geliştireceği bir projeyle kendi nükleer teknolojimizi üretmemiz, araştırmalar yapmamız, nükleer denizaltı, nükleer uçak gemisi ve hatta atom bombası gibi saunma teknolojileri geliştirmemiz şimdilik ütopya gibi gözüküyo.
    (evdeki ses, 18.04.2006 01:02)
  9. (bulenthus, 18.04.2006 02:38 ~ 19:01)
  10. nükleer santral ve ardından nükleer silahlar ülke olarak sahip olmamız gereken şeylerden sadece ikisidir.sinop tercihi doğru mu yanlış mı bilemem bu mevzuyu osman pepe çook daha iyi bilir.
    (orcinus orca, 18.04.2006 09:02)
  11. her ne kadar grinpiysciler* kadar teknik ve istatistiki bilgiye sahip olamayan biri olsamda naçizane bilgimi paylaşmayi isterim.

    bir ülkede enerji kullanımı denildiginde mutlaka bilinmesi gereken bir şey vardır ki o da şudur: enerji talebi her an değişir. tam şu an 100 birim ise akşama 150 olur. misal falanca fabrika bilmem ne tesisisni devreye alacak olur anlık artış olur. tüm bu talepler enerji santrallerimizin üretimi ile dengelenir.

    enerji üretiminin sabit bir bölümü ve zamana göre sık sık değişen bir bölümü vardir. sabit tüketim hidroelektrik santraller ile giderilir. misal a barajının sekiz türbini varsa çalışan altı türbini bu iş içindir. (diğer iki türbin çalışmaz) bunun üzerindeki değişken talep termik santraller ve doğalgaz santralleri ile karşılanır. arzı hidroelektrik santralleri ile kontrol etmek imkansıza yakın bir zorluktadır. bunun yolunu bulursunuz ama tüm barajlari kısmen yıkıp ek tesisler, kısıcılar* eklemeniz gerekir.

    ayrica hidroelektrik santrallerinin üretimi de neticede su seviyesine bağlıdır. kurak geçen yıllar enerji açısından da kuraktır. bunun yanında türkiye'nin hiroelektrik potansiyeli hesaplanırken "inönü stadyumu boyunca akan yağmur sularının dahi" dikkate alındığını aktarıyor prof. dr mete şen.

    bu açıdan baktığınızda türkiye'nin enerji arzını gerçekleştirebilmek için talebin üzerinde bir hidroelektrik santral kapasiteniz olsa da elektrik çıktısı kolayca ayarlanabilen termik ve doğalgaz santrallerine ihtiyacınız vardır.

    termik santrallerin çevreyi kirlettiğini elbette biliyoruz. ama ihtiyacimiz var diyerek katlaniyoruz. gökova'yi kapatsak şimdi mum satıcıları bayram eder ama mumcuları sevmediğimizden değil elektriksizliği sevmediğimizden bunun olmasını istemeyiz.

    doğalgaz santralleri* göreceli olarak daha düsük kurulum maliyetine sahiptir. enerji çıktısı bir vana ile ayarlanabilecek kadar basittir. ülkemizde mantar gibi bitmeye baslamıştır bunlar. lakin doğalgazı en pahalı satın alan bir ülke için bu derece pahali bir elektrik genel kullanım için pek avantajlı değildir.

    günümüzün modası rüzgardan, güneşten, yeraltı suyundan, dalgadan, vsden enerji üretmek. çatıya koyuyorsun iki tane panel sana sıcak su veriyor. arabanın üstüne üç metrekare döşüyorsun vııınnnnnn vınnnnn. dikiyorsun iki tane rüzgar gülü bütün gece evin ışıl ışıl... çevre kirliliği yok bişey yok. tertemiz.

    güneş enerjisi temizdir. kaynak da muazzam ve beleş. kullanmak akil kârı. ama bir şehrin elektriğini güneş enerjisinden elde etmek ile bir arabayı çalıştırmak aynı değildir. istanbul'un elektrik ihtiyacını karşılamak için neredeyse istanbul kadar bir yere güneş paneli döşemeniz gerekir. saat saat değişen kararsız bir üretim neyse de gündüz ürettiğiniz elektriği gece için depolamanız gerekir.

    günes pillerinin* henüz türkiye'de üretilemiyor olmasi ve pahalş olması da cabası.

    bir diğer tip güneş enerji üretim metodu ışığı aynalarla bir yağ deposuna odaklayıp kızgın yağ ile buhar elde etmektir. bu durumda sadece gündüz çalışan ucuz, verimli ve düşük kapasiteli enerji santralleri elde edersiniz.

    rüzgar türbinleri de çok güzeldir. tarlalara dikersiniz. altta tarım yapılırken üstte enerji üretirsiniz. arada kanatlardan hızla savrulan buz parçaları* ekinleri çiftçileri az rahatsız etse de dert etmezsiniz. lakin bu rüzgar türbini tarlalarını her yere dikemezsiniz. belli bir rüzgar potansiyeli olmasi lazım. ayrıca yüzayin de engebesiz olması gerekir olabildiğince. ciddi bir üretim için orta derece bir maliyetle bunları kurup gayet ucuza elektrik üretebilirsiniz. stocky2001 bunu hesabıyla kitabıyla da bilir. ama bir gün çikarsınız evinizden dışarı, güneş sıcak sıcak parıldamaktadır, deniz çarşaf gibi dümdüzdür. siz tebessüm eder "ne güzel bir gün" dersiniz ama santrallerde insanlar sinir krizi geçirmekte olurlar.

    jeotermal elektrik üretimi de sınırlı yerde mümkündür. gel-gitten elektrik üretimi de türkiye için mümkün degildir...

    gelelim nükleer santrallere. buna yakıtını koydun mu kontrol çubuklarını indire kaldıra reaksiyonu ve ısı üretimini kontrol edersiniz. kontrol çubukları nötronları tutarak zincirleme reaksiyonun hızını azaltır. bilindiği üzere uranyumun parçalanması sonucu üç tane başı boş nötron saçılır. saçılan nötronlar diğer uranyum atomlarına çarparak onları da parçalar. kontrol çubukları* ile bu nötronlar absorbe edilebilir. yüksek miktarda enerji üretirken ayni zamanda çıkışı da çok rahat kontrol edebilirsiniz.

    çevreye zararı yok mudur? vardir. olmaz mi? atıklardan değil ama. atıklarin nasıl imha edileceği biliniyor. onları zararsız hale getirmek mümkün. o değil de bu reaktörlerin soğutma suyu ihtiyacı vardır. elde edilen kızgın buhar borular içinde bu suyun içinden geçirilir ve tekrar sıvılaştırılarak reaktörün etrafina sevkedilir. işte bu su küçük bir gölden alınırsa geri verildginde yavaş yavaş göldeki su sıcaklığını arttırır. gölde gerçekleşen 3-4 derecelik bir artış da bazı canlıların bu göldeki yasamını çok olumsuz etkileyebiliyor. ha ama buna da çareler çözümler bulmuşlar.

    bunun yanında 10-20 km uzağınızda bir nükleer santralin olması insanlarin sağlığını cep telefonu kullanmak kadar etkileyecektir en çok. hatta daha ilginç daha komik bir sey söyleyeyim. çekmece'de** 40 yılı aşkın süredir zaten nükleer enerji üretiyoruz. yıllar boyu çeşitli reaktör tipleriyle deneme ve eğitim amacıyla az da olsa nükleer enerjiyi kullaniyorduk. nükleer enerji santralinde çalişacak, böyle bir santrali idare edebilecek çok tecrübeli insan kaynağına da sahibiz.

    tüm bu sebeplere dayanarak sinop'taki ilk nükleer enerji santralimiz hayırlı uğurlu olsun. akkuyu daha iyi olabilirdi ama olsun.

    * türbin kanatlari üzerinde yoğuşan su buharı kanadin uçlarına dogru savrulur. kanadın ucuna doğru ilerledikçe artan çizgisel hız sebebiyle su damlalari donar. kimsenin aklina kar topu ya da buz sarkıtlari gelmesin. ufacık buz parçaları.

    ** (bkz: çnaem)
    (azwepsa, 18.04.2006 11:34)
  12. (bkz: candu)
    (bkz: pwr)
    (bkz: phwr)
    (bkz: bwr)
    (azwepsa, 18.04.2006 14:35)
  13. yakıt olarak uranyum yerine hamsi kullanılacak santraldir.

    güldüyseniz, neden güldüğünüzü müessemize bildirerek ileride daha kaliteli giriler girmemize katkıda bulunabilirsiniz.
    1) "çernobil şeysinden sonra karadenizdeki balıklar uranyum açısından zengindir diye şeyedip güldüm" diyorsanız şükela 1 yazıp 3492'ye gönderin.
    2) "hamsinin yarılanma zamanı uranyumun yarılanma zamanından uzundur diye şeyedip güldüm" diyorsanız şükela butonuna bastıktan sonra 2 yazıp 3492'ye gönderin.
    3) "ben başka bi şeye gülüyodum, sana ne gülecem ancuk" diyorsanız eksi butonuna bastıktan sonra kına yazıp 3492'ye gönderin.
    (iki blok otede, 20.04.2006 16:11 ~ 16:13)
  14. energy policies of ıea countries 2003 review'e göre avrupa ülkeler gelecekte nükleer enerjiden vazgeçmeyi planlamaktadır. özellikle belçika'nın bu konuda çok sıkı ar&ge çalışmaları vardır. sorulacak soru neden sinop değil, nükleerin yerine hangi kaynak olmalıdır. yoksa bu meret ülke sınırlarında inşa edildikten sonra sinop yada akkuyu hepsi tehlikeli, hepsi saçmadır.
    (hobbitt, 21.04.2006 23:50)
  15. oecd ve iea ülkeleri yenilenebilir kaynaklardan daha verimli yararlanmanın yollarını aramaktadırlar. yenilenebilir kaynakların içinde gözden kaçırılan çok önemli bir kaynak vardır: evsel ve yenilenebilir atıklar.yani bildiğiniz çöpler. ıea ülkeleri bu kaynaklara dehşetli yatırımlar yapmaktadırlar. işin komik yanı adamların enerji politikalarını okuyunca görüyoruz ki yenilenebilir kaynakların her türlüsünün araştırmasını adamlar 70li yıllardan beri, hemde hükümet düzeyinde desteklemektedirler. nükleer enrji ise pek çok ülke için bir alternatif dahi değildir. aynı kaynaklar da türkiye ile ilgili incelemeleri okuduğunuzda ise yazılanlar sadece türkiye'nin düzgün bir enerji politikası olmadığı, kaynaklarını verimli kullanamadığıdır.
    daha detaylı bilgi için
    www.iea.org
    http://renewables.iea.org
    (hobbitt, 22.04.2006 00:01)
  16. (cellman, 22.04.2006 00:04)
  17. (eksiksizuyum, 24.04.2006 02:48)
  18. sinopun seçilme nedeni ukraynaya en yakın türk bölgesi olmasıdır. böylelikle çernobil faciasının öcü daha kolay alınabilecektir. ayrıca bu çevrede yaşayan insanlar zaten uranyum açısından zengin olduğu için nükleer santral kurulmasının günlük hayata herhangibir etkisi olmayacaktır.

    (bkz: gülerim ağlanacak halime)
    (stairway to heaven, 26.04.2006 02:53 ~ 03:06)
  19. başından sonuna karşı olduğum şey. nükleer enerji zaten sapıkça bir şey. ulan sen dünyada daltaşak dönüyodun ikibin sene önce şimdi atomu parçaladın ondan enerji çıkardın da nooldu ne faydan dokunuyo şerefsiz? insanoğlu dünya yüzeyinde varolduğu sürece onu çarpıtacak bozacak kendi kafasına göre embesilce değiştirecektir. bu kesin. ama bu kadar da abartmamak lazım ya. hadi birbirimizi öldürüyoruz da atom bombası yapomasak diyorum. hadi elektriği bulduk taşıdık kullandık depoladık ta buna bu kadar bağımlı hale gelip elektrik üretmek için atomu parçalamak ne ulan. deli etmeyin adamı. atom lan atom maddenin temel yapı taşı. onu bari parçalamasaydık be. bu kadar ileri gitmeseydik insanlık olarak. bakın ulan aslan maymun orangutan fil zürefa gergedan balina su ayısı filan ne güzel takılıyo bunlar hep atomu parçalamadan. hayır hayvanlar gibi yaşayalım demiyorum. sadece biraz daha saygı yav doğaya. iyiyiz zekiyiz düşünüyoruz süpeiz de sonuç olarak nefes alıp nefes veriyoruz ve koca evreni siktir et evrenin içinde yok denilecek kadar küçük olan dünyamızda bile küçücük varlıklarız. saygı duymamız gereken şeyler var. biz napıyoruz hergün biraz daha sikiyoruz dünyayı. radyoaktif atık denilen şeye de dikkatinizi çekmek istiyorum ayriyetten. abd 1979'dan beri nükleer santral yapmıyor efendim. bunun en büyük nedenlerinden biri nükleer atıklara gerekli muameleyi yapmanın maaliyetinin çok çok yüksek olması. bir diğer neden de 1979 three mile island olayı. o olaydan sonra yapmamışlar. nükleer enerjinin yeni iş sahaları açacağı filan da yok. nükleer santralde çalışan adamı işçi pazarından seçmiyorlar. hepsi bu işin eğitimini görmüş 300-400 kişi çalışıyor. başbakanın bakanların filan yeğenini emmoğlunu otunu bokunu sayarsak 500 kişi filan çalışacak nükleer santralciğimizde. güvenli olabilir nükleer santral "patlarsa götümü sikin" diye yırtınanların bolluğundan bunu anlayabiliyoruz zaten de dünyadaki gelişmiş ülkelerin tamamı nükleer enerjiye olan bağımlılıklarından kurtulmaya çalışırken biz ne bok yemeye yapıyoruz bunu anlayamıyorum. bu iş tasarruf politikalarıyla çözülüyor artık dünyada. ama öyle "işin bitince ışığı söndür" dangalaklığıyla değil. abdde her elektrik faturasının yüzde 2'si elektrik tasarrufu için yapılan araştırmalara gidiyor. adamlar bu araştırmalar sayesinde yaklaşık 30 yıldır hersene elektrik ihtiyacını azar azar düşürüyorlar, kendi ülkelerinde nükleer santralin hayalini kurmuyorlar gelmiş bizim ülkemmize nükleer santral kuruyorlar. siktirin lan. deli etmeyi adamı. nükleer santral yapçaklarmış kimbilir nükleer silah ta yaparmış belki bir gün türkiye. götünüzde patlasın bütün nükleer bombalar. o zaman osuruğunuzla evrende bi dolaşır yeni dünyalar bulursunuz işte. (bkz: yazarın kendini kaybettiği an) (bkz: çok sinirlendi efendim durduramıyoruz)
    (ford prefect, 23.06.2006 03:32)
  20. karşı olanların aşağıdaki yazıyı okuyup kurmak için geç bile kaldığımızı farketmelerini umduğum santral.. dikkatinizi çekmeyebilir ama sol üstteki logoya bakarsanız göreceksiniz ki site mit'nin (üniversite olan*).. o yüzden özellikle mühendislerden kat be kat daha dikkatlice okumalarını arz ederim:

    (bkz: http://www.technologyreview.com/...)
    (radula, 22.07.2006 20:01)
  21. nükleer santralin kurulmasının sebebi, hükümet tarafından belirtildiği üzere şunlardır; iş olanağı sağlaması, enerji teminini ucuz hale getirmesi, alternatif bir enerji olması.

    bunların teker teker nasıl saçma olduklarına gelince; iş olanağı açısından bir geleceği yoktur, maksimum 400 500 kişiye olanak sağlayacaktır. bunun haricinde sanayi artacak deniyor sinop yöresinde. halkının büyük çoğunluğu çiftçi olan bir şehirde, hiçbiryere yakınlığı vs olmayan bir yerleşkede, sanayi gelişemez. şahsen ben bir fabrika kuracak olsam bu sebeplerden orayı seçmem.

    enerji temini ucuz hale gelecek. burdan bir bsg diyoruz bunu diyenlere. enerjiyi dışardan sırf birilerinin cebine para girecek diye aşırı fiyatlara satın alan biziz, hidroelektriği geliştirmek yerine, yurtdışından elektrik çeken biziz. kendi imkanımız varken satın almayı seçip, ardından bunu da keriz gibi çok pahalıya yapan biziz yani. böyle bir zihniyetteyken o santral nasıl ucuz olacak? alternatif enerji yerine başta kaynaklarımızı ucuza temini öğrenmeliyiz bence.

    alternatif bir enerji olması. bizim elimizde onca kaynak varken ne alternatifi? az önce de belirttim, yurtdışına satmamız gereken şeyi dışarıdan pahalıya alırken bunun alternatifliği nerede?

    kaldı ki, radyasyonlu çayı içen bir zihniyetin devamındayız. o dönemin radyasyonlu fındıkları avuç avuç ilkokuldaki çocuklara yedirildi. bu zihniyet hala devrede, bunu bilmeyen var mı? hangi teknolojiyi alacağız biz ki güvenli olsun? yeni santraller güvenli deniliyor. bizim daha bir tarafımızı doğrultmaya paramız yok ne en son teknolojisi?

    kaldı ki, elalem nükleer santrali destekliyor diye bizde mi yapmak zorundayız? ona bakarsanız ortadoğuda savaş var, biz de mi girelim? amerikanın birçok yaptığı doğru mu ki onları taklit ediyoruz? bu şekilde onlar da var, biz de yapalım dedikçe kendi benliğimizi korumamız da hayal olarak uçup gidecektir.

    not: nükleer santrallerin sağladığı enerjinin türkiye genelinin ne kadarını karşıladığına gelince; %3 civarı bir şey olacaktır. ayrıca 20 sene sonra (yaklaşık) işlemin yapıldığı çekirdeğin de nükleer atık haline geldiğini de söylemek lazım. ve bir de.. yerin bilmem kaç metre altına şöyle özel koşullarda gömülecek bu atıklar öyle mi? hiç sanmıyorum bunun güvenini.
    asıl amaç herşey sunulan şeyden öte, bence, nükleer silaha sahip olmaktır. incirlikte amerikanın 80 atom bombasını saklıyoruz ya, bizde de olsun dedik kısaca.
    (nightwish, 01.08.2006 10:05 ~ 10:12)
  22. gün itibariyle keşif bedeli açıklanmış olan nükleer santral hazretleridir. 1000 megawatt gücünde yapılması planlanan santralin "sadece" inşasının kredisiz 2 milyar dolar, kredili 3 milyar dolar, devlet ortaklığı ile yapılırsa 2,9 milyar dolar olacağı açıklanmıştır. santralin ömrü 50 yıl olarak biçilmiştir. atık stoklama ve işletme maliyetleri bu rakama dahil değildir.

    "nükleer santrale evet" diye çılgın atanlara kıyaslama için not: atatürk barajı'nın istimlâk masrafları ve tünelleriyle beraber maliyeti 4 milyar dolardır, pratikte işletme masrafları sıfırdır ve 2400 megawatt güce sahiptir. ömrü de (yanılmıyorsam) 100 yıl civarıdır, fırat nehri'nin taşıdığı alüvyona göre de ömrünün bu rakamdan daha uzun olması beklenmektedir.

    ek: kimi istatistiklere de bakılabilecek güzel bir link vereyim.
    (bkz: http://www.dsi.gov.tr/...)
    (eksiksizuyum, 22.08.2006 21:02 ~ 21:04)
  23. fransa'nın ermeni soykırımını inkar etmeyi suç sayan bir yasa çıkarılmasına tepki olarak tüm büyük ihalelerden fransız şirketlerinin dışlanması sebebiyle candu lobisine epey yarayacaktır.
    (azwepsa, 10.10.2006 13:11)
  24. (mgn, 10.10.2006 16:32)
  25. sadece samsun değil herhangi bir yere nükleer enerji santrali yapılacak olsa çernobil diye inletilir türkiye. acıdır ki aradan geçen bunca yıla rağmen halen çernobilin çevreye verdiği zararlar veya sebep olduğu hastalıklar üzerine tıbbı veya istatiski bir çalışma sonuçlanmış değidir(varsa beni bilgilendirin güncel birşeylere rastlamadım). yani bilimsel gerçeklikten uzak verilerle haraket edilip türkiye enerji konusunda dışa bağımlı hale getirilmiştir nükleer enerjiden kaçılarak. risk fazla oabilir ama getiriside ona göre çok olaaktır nükleer enerjinin. dolayısıyla geç kalınmış bir hareket olarak görünüyor.
    (lemuria, 10.10.2006 16:48)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil