kesinlikle bekletilmek.. her konuda gerek bir yerde olsun gerek telefon başında olsun...
mesela msjlaşmanın en güzel yerindesiniz birden cvp kesiliyor,ya sabah geliyor ya da hiç gelmiyor...
birine ilgi gösterip geri çekilmek... yüzsüzlüğün bu kadarı... dedirtiyor ama,oyun mu oynuyoruz??
vee gönül almayı bilmemek ve yahut becerememek... gerektiği halde..!!
-öğretmenin ders anlatırken tırnağını yanlışlıkla gıırç diye tahtaya sürtmesi(ilkokulda olurdu bitti)
-karar verdiğin bir konuda hala bik bik aksi yorum yapıp ısrarla konuşan insanlar
-uykunun tatlı kollarına teslim olacakken alaksız bir zamanda gelen misafir
-tatlı tatlı yağmur yağdığı gün sıcacık yataktan kalkıp işe gitmek
-bir çuval çerez yedikten sonra evdeki içe suyunun bitmiş olduğunu farketmek
-beyazlar yıkanırken makinede unutulan siyah çorabı cam kapağın arkasından fış fış dönerken görmek
-bayram tatilinde plan program yaptıktan sonra italya dan müşterilerinin geleceğini öğrenmek
-en son bir otobüs durağında gördüğüm afiş ki yukarıda yazdığım her şey şeker lokum kalır.bilmem ne teşekkül vakfı dünden bugüne en atatürkçü en başarılı en demokrat liderlere teşekkür etmiş(adnan menderes,turgut özal,recep tayyip erdoğan)(bkz: ironik)
herbir şeyin ters gitmesi. hayatın puzzle gibi bozulup durması. sen yap, birileri bozsun sürekli. üstelik hep birkaç parça eksik kalıyor. nerede o parçalar? gene kim bozdu puzzle ımı? yeter ama haa!!
yorucu geçen bir günün ardından tam uyumak isterken duyulan saat,kapı gıcırtısı,damlayan musluk sesi.
sınavlarda burdan çıkmaz diye çalışılmayan bölümden soru çıkması.
aceleniz olduğu zaman minibüs'ün gelmemesi böyle gider bu.
manikür sonrası o cok havalı kırmızı ojeli tırnaklarınızdan birinin bi yere takılıp orta yerinden kırılmasıdır ki bu durumda tırnagı napsan kurtaramazsın bütün diğer parmaklar artist gibi ortalarda salınırken o tırnak öle bi sırıtır ki saklayacak yer arasın.özellikle sigara kullanıosan ve kırılan sağ elinin orta veya başparmak tırnağıysa.
belediye otobüslerindeki gezmeye giden ya da gezmekten dönen teyzelerin sanki ağır işçi gibi çalışıp yorulmuş bir tavırla ,( ben okuldan çıkmış ve bayılmak üzereyken) "şuna bak saygısız,dejenere genç! bi kalkıp yer vermiyor" bakışıyla süzmesi.
samimi olunmayan bir arkadaşın "nereye gidiyorsunuz" sorusuna, niye soruyo ki lan diye düşünüp "aşağıya iniyoruz" diye cevap verip o an soruyu aslında tam arkada bulunan diğer arkadaşlarına yönelttiğini görmek gibi saçma salak durumlar.
sevdiğim dizilere örnek (bkz: lost) çok fazla ara verilmesi.acayip sinir oluyorum. dizinin nerde kaldığını unutuyorum valla bu geçen süre zarfında.bu kadarda uzun ara verilir mi be kardeşim...
süpermarkette açmaya çalışılan poşetin açılmaması, yanlardan tutup silkelemeniz fakat bana mısın dememesi. akabinde kasiyerin ve ödeme yapmak için bekleyen eşrafın size mal mal bakması ve acıması. careffourdaki kasiyer çocuk, saçlarını dikelten, bunları okuyorsan adam ol oğlum, ayağını denk al karşıma çıkma.