zaman zaman hayal kırıklığına uğradığımız, zaman zaman "ellerine sağlık yönetmenin!" dediğimiz, ama her halükarda romanın özetlenmesi kaderinden kurtulamayan yapımlardır. bu filmlerin, eğer roman ses getirdiyse belli bir süre gişe yapması ve en azından harcanan parayı kurtarması beklenir. misal lotr serisinde olduğu gibi. fakat o sinema salonundan romanı okumuş her izleyici hafif bir hüsranla çıkar, aradığı detayları, beklediği yorumu bulamadığından dolayı.
sonuçta disiplinlerarası bir çalışmadır romanın sinemaya uyarlanması. yazarın kelimlerinin üç boyutlu hale dönüşmesidir.
ve bu disiplinlerarası çalışmalar nedense hiç bir yerde listelenmiş biçimde bulunmazlar.
.
.
demişiz vakti zamanında. şimdi araştırmalardan sonra gelen edit:
efenim bir görsel sanat dalı olan ve hepi topu 100-120 yıllık bir maziye sahip sinema sektörü, bu kısa ömründe senaryo sıkıntısına düştüğü her dönem edebiyata ve onun eserlerine can yeleği gibi sarılmış(tır). özellikle ingiliz sineması 2. dünya savaşından sonra her sektör gibi ciddi bir buhran yaşamış ve yüksek ingiliz edebiyatının klasikleri böylece yüzyıllar sonra tekrar baştacı olmuştur.
sinemanın dünyadaki tekeli hollywood içinse uyarlama film çekmek, uzun yıllar sadece garanti gişe hasılatı olarak görülmüş; görselin yazınsala katkısı, yazarın vermek istediği mesaj, yönetmen yorumu vs. gözardı edilmiştir. romanın içinde herhangi bir aşk hikayesi varsa, mutlak önplana çıkartılmış ve toplumsal mesajlar, sosyal eleştiriler hep bu "para getircek" senaryonun arkasına itilmiştir. elbette çekilen yüzlerce, binlerce filmi aynı kefeye koymasam da yazan çizen, araştıran onlarca eleştirmenin, sinema bilgesinin ortaya koyduğu genel sonuç budur. ve sinemanın edebiyatı linç etmesinde (ki burda abuse fiilini kullanmayı arzu ediyorum) tüm günah "bilmem kaç sayfalık romanın şu kadar süreye sıkıştırılması gerekiyordu" savunmasına yüklenemez. yazınsal detayları görsele yedirip izleyiciye öyle sunmak başka, hikayenin tüm akışını etkileyen bölümleri bir kalemde çıkartmak başka.
bütün bu olumsuz yaklaşımın yanısıra edebiyatla yakından uzaktan ilişkisi olmayan ama bir şekilde sinemaya seyirci olabilen geniş halk kitlelerine, çekirdek çitletirken bile olsa bir romanı izlettirebilmek sinemanın uyarlama vasıtasıyla edebiyata yapabileceği yegane katkıdır. (bu noktada sevgili entellektüelimiz lightblue'ya teşekkür ederim.)
cervantesten beri ne kadar roman yazıldıysa, o kadar da uyarlama çekilmiş ve çekilcek olma ihtimali vardır diyerek, bir sonraki edit'e kadar hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.
hiçbir zaman başarılı olacağına inanmadığım görsel çeviridir. gördüğüm tek iyi örneği venedikte ölüm filmi, onu da uzun bir süre genç erkek oyuncuyu seçmek için beklettikleri rivayet edilir.