trilogy diyebileceğimiz filmlerdir. madem ilk cümle tanımını yaptım artık destekli sallayabilirim.
a-hayal kırıklığına hazır olun bu bir anket değildir.
b-filmler ilk film-gelişim ve akıbeti şeklinde 3 bölümde ele alınmıştır.
c-neden üçleme,dörtleme ya da ikileme değil? allahın sayısı üç ayrıca ikilemenin özel bir adı yok dörtlemede boku çıkmış anlamına geliyor. yani kalkıp olm sen baba kutsal ruh oğul propangadası yapıyor demeyin.teslis ile hiçbir alakası yoktur.
d- konu sadece çekilmiş olan filmleri elel alıyor.örneğin fatih akın'ın hayat üçlemesi ile semih kaplanoğlu'nun yusuf üçlemesi ele alınmamıştır. ayrıca hala yapımı sürmekte olan terminator,indiana jones rambo gibi filmler 4 ü çıkana kadar üç sayılmaktadır.
e-bunların hepsi bir film sayılır.
1-
the lord of the rings trilogy
tolkien bir kitap şeklinde yazmıştır ilk olarak. ancak yayımcısının üç kitaba yayma fikrini benimsememesine rağmen bu teklifi kabul etmiştir. ve üç kitap olarak basılmıştır. tek kitap olarak basım tarihi 60 lı yıllara denk geliyor.
peter jackson uzun zaman sonra bu filmi çekme kararı aldıktan sonra her ne hikmetse yine aynı problemle karşılaşmış orta dünya bir filme sığar mı şeklindeki tartışma bir üçleme olarak sinema tarihine kazınmıştır.öykümüz orta dünyada kötülük tarafından mordor dağında dövülmüş yüzüklerin hikayesiyle başlar. insanlığa tamahkarlıklarından dolayı 9 yüzük,cücelere 7 yüzük,elflere ise 3 yüzük bahşedilmiştir. lakin hepsine hükmedecek tek yüzük süper sistem iletişim ağıyla birbiriyle bağlanmıştır.yüzük savaşından sonra gelişen olaylar bir yol hikayesine ayrıca iyi ile kötünün savaşına tanıklık etmektedir. sorulacak soru kim kazanacak değil? kim ne bedel ödeyecek? daha açık sormak gerekirse iyi tarafın ödeyeceği bedel nedir? sorusuna cevap veren bir başyapıt
ayrıca ilk film çekildikten sonra seyirci kaygısı ya da bir beğeni olmaksızın ne olursa olsun devamı geleceği bilinen -en azından benim bildiğim-tek filmdir.
akıbeti: toprağı bol olsun tolkienin geriye sadece 3 kitap bırakmış.yok.
film serisi: (bkz:
the lord of the rings: the fellowship of the ring)
(bkz:
the lord of the rings: the two towers)
(bkz:
the lord of the rings: the return of the king)
2-
dolar trilogy
60 lı yılların başında italyan sinemasının çöküşü ve kendini yenilemeye çalışan sadece bir kaç yönetmenin olması ve kısır döngü şeklinde devam eden filmler.kimin aklına gelirdi ki bir italyan yönetmen çıkacak ve bir western çekecek.lakin bunun cevabını
sergio leone fazlasıyla veriyor. klasik western anlayışını onu yerine spageti western anlayışını getiren daha kanlı daha sert ve daha acımasız kurallara sahip vahşi batı. lakin kovboylara ünlü rock yıldızı gibi muamele yapılması cabası. üstünkörü bir iktidar açgözlülük yapımları görünse de mesajını satır arasından veriyor dolar üçlemesi.ennio morricone ile tadından geçilmez bir operadır leone'nin western dünyası.
akıbeti: hollywood hala bu standardın üzerine çıkamamıştır.klasik western filmlerini pişirip tekrar tekrar önümüze koymuştur. lakin açın bakın yeniden revize edilmiş western filmlerine hepsi klasik western filmleridir. ama bir tane spagetti western bulamassınız. neden? çünkü spagetti sıcak yenir.
film serisi:(bkz:
per un pugno di dollari)
(bkz:
per qualche dollaro in più)
(bkz:
il buono, il brutto, il cattivo)
3-
once upon a time in america trilogy
sergio leone dolar üçlmesinden sonra başka bir film yapacaktır ve western olmayacak bir film bu amerikanın 1930 larını anlatacak bir film. lakin dolar üçlemesinin tutulmasından sonra yapımcılar ısrar edip bir western daha çekmesini isterler. ve bir zamanlar amerika üçlemesi başlangıcını yapar leone.amerikanın demiryolu ağını yapması ile başlayan film fötr şapkalı benzinli ford arabalarıyla sona erer.
akıbeti: amerikan tarihini vahşi batıdan ele alıp günümüz amerikasına kadar getiren tarihi ve bir o kadar ağıt özelliği taşıyan üçlemenin devamı yok.
seri filmleri: (bkz:
c'era una volta il west)
(bkz:
giù la testa)
(bkz:
once upon a time in america)
4-
the godfather trilogy
1972
mario puzonun aynı isimli nobel ödüllü kitabından
francis ford coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan filmdir. herkesin
marlon brandonun dudakları bükük babayı oynamasını eleştirriken kendisi cevabını oscar alıp yerine kızılderili bir kızı yollayarak vermiştir.lakin film italyadan amerikan rüyasına dalmaya çalışan carleone ailesinin yaşamını ve yükselişini konu almaktadır. lakin ilk filmin başarısının ardından romanın yazarına dayatmada bulanarak filmin devamının senaryosunu yazma teklifi girişimlerinde bulunmuş ve sonucu bizlere yansımıştır. ikinci nesil aktörler için bir sıçarama tahtasıolarak tabir edebileceğimiz film al pacino, robert de niro gibi yıldızlarıda oscarla ödüllendirmiştir.tabi aynı şey yönetmen coppola içinde geçerli diyebiliriz.
akıbeti: 1990 da kimin aklına geldiyse sahiden lan biz babayı hem edebi bir şekilde öldürelim hem de son nokta koyalım demeleriyle filmin son filmi çekilmiştir. umarız bir gün yapımcılar başka bir karakteri öldürmek için devamını çekmezler.yok.
film serisi:(bkz:
the godfather)
(bkz:
the godfather 2)
(bkz:
the godfather 3)
5-
back to the future trilogy
zaman ile ilgili yapılan filmlerin en güzeli en eğlencelisi 80 ler ile birlikte hatırlanmasına rağmen bu sevgiyi beraberinde sonsuza kadar taşıyacak olan bir üçleme.tipik bir amerikan kasabasında yaşayan mcfly ailesinin ferdi olan marti mcfly nam-ı diğer tavuk ile zaman makinesinin kondansötörünü libyalılardan çaldığı plutonyum il eçalıştıran çılgın doktor emmit brown'un zaman içerisindeki maceralarını ve bu esnada yaşadıkları sorunları oldukça sağlam bir kurgu içerisinde ele alan,şahsen bu konuda hiçbir açık yakalamadığım filmdir. lakin bazıları geçmişteki fön makinesine takmış durumda. her neyse bütün karakterlerin annelerini dedelerini hatta çocuklarını kendi canlandırmaları ise apayrı bir olay.filmin ilk bölümü çekildikten sonra gözlerini seyircilerin ceplerindeki son paraya dikmiş olan insanlar güruhu devam filmlerini çekmeye karar vermiş ancak bunda pek başarılı olamamışlardır. bizlere kalan ise doloreyn ile birlikte kahrmanlarmızın macerasını izlemek.
akıbeti: michael j. fox'un alzheimer hastası olması nedeniyle şimdilik ufukta bir şey yok. lakin filmin ikinci serisinin son kullanma tarihi 2015 yılı yaklaşmakta. yok.
film serisi: (bkz:
back to the future)
(bkz:
back to the future 2)
(bkz:
back to the future 3)
6-
vengeance trilogy (intikam üçlemesi)
uzak doğu sinemasının kapılarını açan üçlemedir ayrıca. her ne kadar adı gibi kültürleri uzak olmasada güney kore yapımları ardı ardına hollywood kapılarını aşındıra aşındıra geliyor. lakin bu üçlemeden önce uzak doğu sinemasına yabancı kalanlar için bir reklam niteliği taşıyor.
intikam asla yaşlanmaz sadece gecikir sözünden yola çıkarak ağlarını bu merkezde ören 3 farklı intikam hikayesini barındıran filmler silsilesidir.her ne kadar sadece ön planda
oldboy filmi göze çarpsada üçlemenin diğer filmleride yenilir yutulur cinsten değil. insan doğar ve ölür geriye kalan herşey ise bu arada yaşanır. insandaki öldürme tutkusunun kılıfı olan intikamı anlatan bir manifesto diyebiliriz. intikam insanın yaradılışından beri varolan bir duygu ne var ki işin aslı bahane asıl gerçekler insanın bilinaçaltının karanlık yollarında dehlizlerinde gerçekleşiyor. kendini tatmin sınırının son noktası olan bu yapıt adeta sinema tarihine kanlı harflerle kendini yazdırıyor. aklıma gelen başka bir söz ise; intikam soğuk iken yenen bir yemektir.
`
akıbeti`:sinema tarihinde böyle bir filmi izlemeye nail olmak her yiğidin harcı değil.devamı olamayacak gibi durmasına rağmen endişelerimiz bu yapımların amerika tarafından ele alınıp uyarlanması. yok.
film serisi: (bkz:
sympathy for mr. vengeance)
(bkz:
oldboy)
(bkz:
sympathy for lady vengeance)
7-
trois couleurs trilogy
polonyalı yönetmen adı zor okunan
krzysztof kieslowskinin ölmeden önce bıraktığı son şaheser. mavi-beyaz-kırmızı şeklinde her biri fransa bayrağındaki renkleri taşıyan üçleme.sırasıyla özgürlük-eşitlik- ve adaleti anlatan üçleme ikili ilişkiler üzerinden evrensel olan bu üç erdemi ayrı ayrı beyinlere nakşetmektedir.birbirinden ayrı gözükselerde aslında bir bütün olarak bakabiliriz bu filmlere lakin her film kendinde barındırdığı rengin dışında diğer iki filmin renkleri ve ayrıca karaklterlerin kesişen hayatlarını barındırıyor. kurgu açısından takdire şayan bir performans çiziyor kieslowski ve filmdeki bütün karakterleri son filmde kötü bir kaza ile birleştirerek son noktayı hem sinema hemde kendisi için koyuyor.
akıbeti: fransa bayrağında başka renk gören beri çıksın.yok
film serisi:(bkz:
trois couleurs: bleu)
(bkz:
trois couleurs: blanc)
(bkz:
trois couleurs: rouge)
8-
infernal affairs trilogy-
kirli işler üçlemesi
son dönem uzak doğu sinemasında
üzüm üzüme baka baka kararır deyimini ayyuka çıkaran üçlemedir zannımca. lakin kore-çin ve durgunda olsa japon sinemasından sonra genelde dövüş sineması olarak akıllarda yer edinmiş hong-kong sinemasının en önde gelen eserlerinden. yakın bir tarihte
martin scorsesenin departed filmini bu üçlemeden yola çıkarak yaptığını belirtmek gerek. mafya-pois ilişkisine farklı bir bakış kazandırarak her iki taraf açısından tehlikeli sayılabilecek kedi-fare kovalamaca türünde ki bu işe tilkide zekasından dolayı katılmıştır diyebiliriz. sonuçta karşımızda
zhang yimou ve
wong kar waiden sonra listeye
wai-keung lauu ekleyebiliriz. lakin dövüş sanatlarında devrim yaratan zahng yimou ve aşkı en saf haliyle anlatan kar wai den sonra uzak doğu sineması elini polis ağının üzerine de atıyor. hem de bizim cia ya da fbı da ne farkımız var diye haykırarak.
akıbeti: ne olur çekilmesin artık.
`
film serisi`: (bkz:
mou gaan dou)
(bkz:
mou gaan dou 2)
(bkz:
mou gaan dou ııı: jung gik mou gaan)
9-
terminator trilogy
james cameroonun üçlemenin ilk iki filminde koltukta son filmde yazar olarak filmle birlikte karaya oturduğunu belirtmeyen geçemeyecem. lakin zaman kavramı her ne kadar ön planda olmasada sürekli beyinleri kemirmekte bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
arnold schwarzeneggerin suratına yakışacak en iyi rolde oynadığını itiraf etmek gerek-bir robot-. lakin hikayemiz gelecekten gelip günümüz dünyasında sonradan robotlara karşı oluşturulacak devrimin ele başını yok etmekle programlı terminator üzerinde odaklı. ilk film konusuana göre oldukça kasvetli ve karanlık bir ortamda geçerken serinin gelişmiş ikinci filminde kıyamet senaryoları yavaş yavaş aktif hale geçirilmekte ve son filmde uygulamaya geçmiştir. akılda kıyamet sahneleriyle arnold'un aksiyon sırasında esprileriyle tipik bir amerika-aksiyon filmi görüntüsü çizse de üçleme bu zamana göre çok büyük durmakta olduğunu söylemeliyim.
akıbeti: gözlerini dolar işareti bürümüş doymak bilmeyen ve böylesine bir eseri baltalamak içinellerinden geleni yapmalaı sayesinde yakında 4. film kapımızda.
film serisi: (bkz:
the terminator)
(bkz:
terminator 2: judgment day)
(bkz:
terminator 3: rise of the machines)
10-
işçi üçlemesi
uzakdoğudan-amerikaya çoğu üçlemeyi yazdık derken aklıma gelen soğuk,bembeyaz ve göller ülkesi olarak bilinen finli yönetmen
aki kaurismaki oldu. lakin her biri 60-70 dakika arasında olan 3 ayrı işçi denemesi olan filmler taşradan şehirdeki yaşama adapte olmaya çalışan insanların konusunu edinmekte.ariel dışında diğer iki filmi izleneme olanağım olmadığı için fazla bir şey yazamayacam
akıbeti: yok
film serisi:(bkz:
shadows in paradise)
(bkz:
ariel)
(bkz:
the match factory girl)
11-
matrix trilogy
sinema tarihinde devrim niteliği taşıyan bir çok filme rastlayabilirz ne var ki pek azı sinemada devrim yapabilmiştir.
orson wellsin
citizen kaneni yarattığı bir etki bıraktı bu üçeleme. aslında üçleme olmaktan çok birleme demek istiyorum. tarihler 1999'u gösteririken yaşlı dünyamız milenyuma geçiş hazırlığı yaparken wachowskilerde boş durmayıp sinema dünyasını sarsacak
matrix ile uğraşıyorlardı. günümüz teknolojisini kullanarak olağanüstü bir kurgusuyla din-felsefe-teknolojiyi üçlemesini harmanlayan üçleme ilk bakışta sadece vurdulu kırdılı filmlerin bir uzantısı gibi duruyordu.ne var ki sonradan anlaşılan gösterilenlerin altında bir çok şey yatıyordu. platon'un idealar evrenini-hristiyanlığın teslisini ve son olarak günümüz teknolojisini kullanarak kendisinden bu konuda gelecek filmleri etkilemiştir. matrix üçlemesinin sonradan devamları olan reloaded ve revolution bölümleri ise sadece köpükten ibaret olduğunu belirtmeden geçemeyecem.
akıbeti: wachowskiler kaldıracakaları parayı kaldırdırlar nasıl olsa diyip son zamanalrda yapımcılığa el atmakla uğraşıyorlar.v for vendetta bunun en canlı kanıtı.yok.
film serisi: (bkz:
the matrix)
(bkz:
the matrix reloaded)
(bkz:
the matrix revolutions)
12-
star wars trilogy (1977-1983)
hollywood 1970 lerde vietnam savaşı-çiçek çocukları derken sinema okulları yeni mezunlarını veriyordu.klasik sinema anlayışını yıkan fransız yeni dalgasından sonra hollywood'un haylaz öğrencileride klasik amerikan sinemasından aldıkları ile keendi birikimlerini harmanlayarak önümüze farklı şekillerde pişirilmiş yemek koydular. lakin bunlardan biriside
george lucas. ilk olarak
francis ford coppolanın yanında yardımcı olarak çalışmaya başlıyor. ne var ki 1970 lerin ikinci yarısında dünyayı etkisi altına alacak dev bir mitolojik dünya yaratıyor, bunu yaparken saygı duyduğu akira kurosawa'nın
kakushi-toride no san-akunin filminden etkilendiğinide saklamıyor. sahne geçişlerinden tutun,samuraylar arasındaki kılıçlı mızraklı sahnelere prenses karakterlerden robot karakterlere kadar yüz değişmiş bir çok şeyi aldığınıda söylemekte.tabi
spagetti western katksınıda unutmamak gerektiğini düşünüyorum. ne var ki vahşi batının ıssız ve çoraklaşmış kasabalarıyla geleceğin uzay teknolojisinin harmanlandığı bir üçleme diyebilirz.lucas'ın yaratmış olduğu dünya evrenin sonsuz akıntısında geçmektedir. avrupa medeniyeti nasıl temellerini yunan medeniyetinden alıyorsa günümüzdeki bir çok uzay filmi etkisini yine star wars'tan alıyoruz diyebiliriz.
akıbeti: lakin hayranları imza toplayarak 3 bölüm çekilmesi için lucas'ı sıkıştırmışlar. tabi kankisi steven spielberge danışan lucas oluru alınca böyle bir haylazlığa kalkışmıştır. hayranları kötü mü iyi mi olduğuna aldrış etmeden patlamış mısırlarıyla salonlara akın etmiştir.
`
film serisi`:(bkz:
star wars) (sonradan çekilen star wars üçlemesinden sonra serinin 4. filmi olarak geçiyor)
(bkz:
star wars: episode v - the empire strikes back)
(bkz:
star wars: episode vı - return of the jedi)
14-
pirates of the caribbean trilogy
öncelikle
sinemada korsana evet dediğim tek filmdir kendileri. nedense sinema tarihinde pek az yeri vardır korsan filmlerinin nedense çoğu büyük yönetmende denizlerin gitirdiği maküs talihi yenmek için uğraşsada maalesef başarılı olamamıştır roman polanski gibi. çocukluğumuza cumartesi trt de yayınlanan sinbad maceralarından başka korsan filmi hatırlamıyorum açıkçası akılımda bir tek o kalmış nedense bunda da fantezi ve hayal dünaysının katkısı olabilir mi acaba demekten kendimi alamıyorum.
film ilk olrak film firmalarına ve yapımcılara gittiği zaman -de hassiktirin gidin korsan film bu tutmaz denilerek kapı dışarı edilirken kucağını çocuklar ve gelecek paralar için açmış walt disney filmi bağrına basmış başınada gore verbinskiyi getirmiş. ne var ki konuşulan şey
johny depp'in efemine bir şekilde sergilediği korsan rolü.
indiana jones+
sinbad karışımı bir film gerçekten. lakin gişe rekorları kırdıktan sonra gözlerini yeşil yeşil açan yapımcılar yeşil yeşil dolarları aktarmakta gecikmeyip seriyi bildik üçleme sonlarına başına gelen ne ise oraya taşıyarak korsan gemisini batırmışlardır ne var ki batırmışken tam batıralım dercesine sinema tarihine geçecek bir deniz savaşı sahnesi yapmışlar.
akıbeti: şu anda ufukta korsan gemisi gözükmüyor ama her an karşımıza çıkabilir.en yisimi ufka bakmaya devam.
film serisi:(bkz:
the curse of the black pearl)
(bkz:
pirates of the caribbean: dead man's chest)
(bkz:
pirates of the caribbean: at world's end)
15-
hannibal trilogy
sinema tarihinde size en kötü karakter kim diye sorulduğu zaman biraz düşünürsünüz kimi zaman 2001'deki hain kompiter
hal dersiniz kimi zamanda pamuk prensesteki cadıyı. ama size en vahşi karakter kim diye sorulduğu zaman tereddüt etmeden
dr hannibal lecter dersiniz..makyaj olmadan korkunç bir yüze sahip olan hopkins'in canlandırdığı karakter alışılageldik katil profillerinden farklı bir çizgide ilerliyor. karındeşen jack mi? o da kim...
charles manson? solda sıfır.
king kong? biri şu maymunu dışarı çıkarsın.
alışılageldik dedik. çünkü sinema tarihinde çizilen katil profilleri toplumun soyutladığı ya da kendilerinde varolan ilkel insan davranışlarının dışavurumu ile hareket ederken hannibal karakteri akademik bir kariyeri olan,soğukkanlı,ne yaptığını bilen hatta kendini başka insanların (katillerin) yerine koyabilen insancıl! bir karakter.tek kusuru insanları yemesi işte.
akıbeti: açıkçası seçim imkanım olsaydı alien ile karşılaşmayı tercih ederdim. lakin
hannibal rising filmi ile ki bu üçleme dışında çekilen
prequeldediğimiz filmlere bir örnek son noktayı koymuş gibi görünüyorlar. yok
film serisi: (bkz:
the silence of the lambs)
(bkz:
hannibal)
(bkz:
red dragon)
16-.
shakespeare trilogy
şekspir mi? üçleme mi? heyecana gerek yok efendim.bu üçleme zat-ı muhterem ve kadir şinas
shakespeare'in 3 ayrı öyküsünü ve hikayesini barındırmaktadır. moto mot olarak çevrilmemiştir bu üçleme daha çok uyarlama desek daha doğru olur. ve bu seferki rotamız japonyanın imparator lakaplı yönetemeni akira kurosawa'ya yöneliyor.
kendi ülkesinde batı ile ilişkileri yüzünden sıkça eleştirilen yönetmen sadece shakespeare değil.dostoyevski gibi büyük yazarların eserlerinide çevirmiştir.ne var ki sırtını batıya yüzünü güneşe dönen japon milleti bu şaheserleri göremeyecek kadar kör olmuştur. gerek anlatım gerek kamera teknikleri gerekse toshiro mifune-kurosawa işbirliği sayesinde geleneksel japon tiyatrosununda etkileriyle büyük bir bileşke ortaya çıkmıştır.
akıbeti:yok
`
film serisi`: (bkz:
kumonosu jô) (macbeht)
(bkz:
warui yatsu hodo yoku nemuru) (hamlet)
(bkz:
ran) (kral lear)
17-
jurrasic park trilogy
sinema tarihinde sanırım devasa büyüklükte kullanılarak insanlığı ya da dünyayı yok etmeye çalışan hayvan kalmadı. katil tavşanları bile üzerimeize saldılar ki o güzelim tavşanlar ürkek ve titrek halleriyle masallarda zıplar dururlar.
bütün hayvanlar bitti derken hepsini katlettik derken adamın biri çıkıp nesli tükenmiş dev kertenkelelere kafayı takıyor.bir dinozorları rahat bırakmadık. bırakj kardeşim rahat uyusunlar ne istiyorsun hayvancağızlardan. steven spielberg indiana jones üçlemesinden sonra arkaik-modernize edilmiş bir film yapmaya karar verir.ve tüm insanlar hayvanat bahçesine gider gibi yaparak sinemalara koştu.ne var ki filmden çıktıktan sonra arabalarına biner binmez dikiz aynasından arkada dinozor var mı yok mu paranoyası başladı. ee steven bu dikiz aynasından arkada dinozor sahnesiyle amacına ulaşmışa benziyor.
akıbeti: yanında meteor taşı olan bir zahmet öne çıksın. malum tenten maceralarından sonra jurassic park 4'ü hayata geçirecekmiş yönetmen. bu seferde hayvanlarımızın mekanı otlak yerlerden çok şehirler.
film serisi:(bkz:
jurassic park)
(bkz:
the lost world: jurassic park)
(bkz:
jurassic park ııı)
18-
duygusal buzlaşma üçlemesi
michael haneke eniştemizin huzursuz seyirler diledikten sonra bizi kent yaşamı içinde boğulan yokolan eriyen ailelerin bireylerin hikayesini anlattığı üçlemedir.
kamera doğru dürüst yüzlerini göstermez bireylerin çünkü yönetmenin kendisine göre gelişmiş ya da gelişmekte olan ailelerin başına gelebilecek şeyleri anlatmıştır ki iyi de yapmıştır.
akıbeti: yok
film serisi: (bkz:
der siebente kontinent)
(bkz:
benny's video)
(bkz:
71 fragmente einer chronologie des zufalls)