star tv'de bu akşam başlayacak, sinan çetin'in yapımcılığını ve sunuculuğunu yapacağı, dünyaca ünlü mentalist uri geller'in da juri üyesi olarak katılacağı yarışma programı.
uri geller değişik bir adam gerçekten. herif kaşık büküyor, aklındaki resmi tahmin ediyor, saatleri durduruyor vs. bu tip mental güçlere sahip 10 adet yarışmacı da onun veliahtı ünvanını almak için uğraş verecekmiş. son günlerde bangır bangır tanıtımı dönüyor. bakalım nasıl birşey çıkacak.
birazdan sinan çetin'in laubali sunumuyla uri abi'nin merak edilen gösterisini izletecektir. uri abi "evde bozuk çakı çakmak ayna tarak ustura bıçak ne varsa kapın gelin. bide kaşık getirin ki bükebilelim." dedi. there is no spoon dedim. savdım başımdan.
yayın hayatına başlamadan ilgi çekmeye çalışmış, ama yayına başlamasıyla hayal kırıklığından başka bir etki yaratamamış program. sinan çetin'in konuşamamasına mı, yoksa tuba ünsal'ın heyecanına mı sinirlenmek gerek acaba? kısaca gereksiz ve sıkıcı...
sinan çetin le fenomen diye yazılınca sanki sinan çetinin bir fenomen olduğu gibi anlaşılan yarışma programı ismi. (fransızcam süperdir, jötem, ehe)...bi an "neresi fenomen bu herifin" dedim içimden (içimden konuşmam süperdir, kimisi geğiriyorum sanıyor, aslında öyle değil, sempozyum veriyorum mideden o derece! ehehhe.)
son yüzyılın önemli üçkağıtçılarından uri geller, türkiye'nin ilk sanat yönetmeni teoman ve önde gelen kurnazlarımızdan sinan çetin ile ilginç bir kimya yakalamış program. yeterli sayıda rating ölçüm aleti olan kerizi bağlaması zor görünüyor ama belli de olmaz hani. kimse izlemeden %47 rating alabilir.
- ulan ben izlemedim, sen izlemedin, kim izledi ibiş?
- abi ben bir kere gözlem için şey ettim
- siktir lan
o değil de bir an saatçilerin ekmeğiyle oynayacaklar diye tırstım. neyse ki sonra herifin üçkağıdın kitabını yazdığını hatırlayıp rahatladım.
beklenen bir etki yok idi program hakkında ilk yayınından önce.. ama izledik gördük, bi test ettik baktık.. pekacayip pek saçma olmuş.. saatini kaşığını getir nasıl da büküyorum bak onu tribi, biraz korcan karar'lı şok'u hatırlattı bana.. malum çocukken ekrana iki parmak mesafede durup gül kokusu duyacaz diye beklemişliği olan insanlarız.. ya da bu sadece benim çaresizliğim, çocukluğuma dair talihsiz bir andı.. bilemiyorum..
sözün özü, bu program saçmalığın daniskasıdır.. zaman kaybıdır, uyku hapıdır..
aval aval baktırır insanı ekrana, salaklaştırır..
yalnız altını çizmek lazım ki "ya başka işimiz mi yok ne salak milletiz biz" zırvalarına da lüzum yoktur, amerikan televizyonlarında da benzer saçmalıklar kol gezer, alman televizyonlarında da.. bi boşluk bulduk hadi kendimizi ezelim demenin manası yoktur..
bi de son olarak, sinan çetin, sözüm sana!
biz seni böyle bilmez idik.. içim yanıyor, içim..
az önce çıkıp öbür dünyayla temasa geçtiğini iddia eden berk eratay isimli yarışmacısının facebook hesabında "4 sene once vapura bindim o vapurda kaşarlı tost yedim ondan beri böyleyim" yazan yarışma. ayrıca yine aynı hesapta kendisinin değişik lenslerle çektirdiği fotoğraflar görülebilir.
""ailecek televizyonun karşısında büyülenmiş bir şekilde seyrettiğimiz program. akşam yemekteydik, annem ayıptır söylemesi taze fasülye pilav yapmış. dedim fasülyesini yerim, pilava dokunmam bile. sonra bir anda kaşık kırıldı. inanamadık. şoklar içindeydik. babam şoke olmuştu. şokeyi o gün gördüm."
haddi len. yıllar önce yine star ekranlarında buna benzer bir şeyler vardı. yine aynı adamdır heralde. aradan uzun yıllar geçti haliyle. o zamanlar matrix yayınlanmamış, meşhur kaşık bükme sahnesini kimse görmemişti bile. biz de mal mal kaşıkları almış televizyonun karşısına geçmiştik. bi sikim olmamıştı tabi. yemek yiyorduk. tuz kavanozuna kaşığımı uzattım büyük hayalkırıklığı ile. ama sonra birşeyler oldu, kaşık tuzla buz oldu. şok olmuştuk cidden. buz gibi kaşık elimdeydi."
hassiktir len. yok öyle bişey. yemek yiyoduk. kaşığa su doldurdum. boğuldum. hepimiz şoke.
internetten yayınlanan bölümlerinin download edildikten sonra vcd aracılığı ile televizyonda oynatılıp, bozuk alet edavat ne varsa hepsinin çalışması sağlayacak, akıllara zarar, fırına ihtiyaç duymayan ekmek yapma makinesi kıvamında bir program.
programda ilginç bir an vardı ki gülsem mi ağlasam mı ?
saatinin çalıştığını iddia eden bayan misafirin yanına gelen uri geller, ingilizce olarak ne kadar süredir saatiniz çalışmıyordu diyor ve bayanın yanıtı şu:
- one years.
valla dumura uğrattı bu cevap beni. ağlasam mı, gülsem mi bilemiyorum (bu sözler tekrara düştü ama). yurdum insanının ingilizce sevgisi gözlerimi yaşarttı.
star tvde yayınlanmaya başlayan, enerjiyle, altıncı hisle, tahmin etme yeteneğiyle uzaktan yakından alakası olmayan, etkileyiciliği zayıf illüzyon show. tutmaz bu show.
inandırıcı olmak adına ilginç tarz edinmeye çalışmış tuhaf insanların yarışmacı olarak katıldığı, illüzyon diye ilkokul çağından kalma basit numaraların insanlara yutturulmaya çalışıldığı programdır.
yüzünün yarısını lepiska saçlarıyla itina ile kapatıp acıların kadını bergen modunda gezen arkadaşın kutuların içini görmeyi umut ederek yola çıktığı, en son işi, ilkokulda oynadığımız nesi var oyununa döktüğü, beni benden almayı başardığı gubidik ve de inandırıcılıktan çok uzak olan program. evde masaları havalanan insanlara korkmamalarını ve programı aramalarını tembihleyen bir adet sinan çetin e sahip yeni sosyal deney olmaya aday eğlencelik.
az önce ilkokul çocuğuna yapılsa inanmayacak gösteri yapılan program. durum şu kısaca; elemanımız kurt kapanlarından çocukluğundan beri tırstığını falan söyledikten sonra, bu korkusunu yeneceğini söylüyor. önce bir kapanı seyircilerin önünde kurup nasıl ölümcül(?) olduğunu gösteriyor. daha sonra 3 tane daha kapan çıkarıp "bunlar yayı gevşetilmiş güvenli kapanlar" diyor. sahneye ebru cündübeyoğlu geliyor ve kapanları karıştırarak sırayla elemana veriyor. eleman da sırayla "ya bismillah" diyip elini kapana sokuyor. ne hikmetse en sona güvenli olmayan kapan kalıyor ve gösteri bu şekilde bitiyor. ama asıl sorun şu ki; bu güvenli olmayan - yani sağlam- olan kapanı galeta ile evet bildiğimiz galeta ile test ediyor ve doğal olarak kapan galetayı un ediyor. fakat güvenli olan kapanla galeta falan konmadan şova başlanıyor.
ee yani bir iş bu kadar mı öküzce yapılır aa sinan'ım? galetayı mandala da sıkıştırsan un olur ama elini acıtmaz. bu kadar ucuz ve dandik bir program işte bu. allah akıl fikir versin ama izleyip de inanlara vereceği bir şey de yok. ilizyon falan deyin anlayalım da nedir bu 6. his geyiği lan.