hsbc bombalama hayvanlığından sonra levent'de sayıları birden artan
toplumsal kitle. ortamı kesip
blibli melodisi çıkaran adamların delalet ettiği grup. ayrıca bir sözlük statüsü de olabilir mesela.
-güzelinsan:abi 10 gr simit versene..
-simitboy:300 kaat koçum
-gi:çüş o ne be öyle şey mi olur tarlamı satıyosun..
-sb:işine gelirse(telsiz çıkar piyasaya)..yakalayın
simit arabasını gece okulun önünde bırakır ve içine şöyle bir not yazar: simidi alın parayı kutuya atın ya da yarın getirin
bazıları mesleğe girdiğinden beri bu işi yaptığından mesleğini soranlara 'simitçi' deyenlerinin de olduğu asayiş insanları...
anarşistanbul ile katıldığım bir eylem sonrası gözaltına alınmıştık..karakolda bir yerde oturmuş bekliyoruz olacakları.birden kapıdan içeriye dilenci,simitçi,seyyar satıcı,sokak esnafından oluşan bir alay geldi."allahallah" dedik,"bugün bunlar mı toplatıldı dışardan,zabıta yine iş başında" diye düşündük..meğerse hepsi polismiş,paralarını almaya gelmişler..
ayaklarındaki rugan ayakkabılardan, bıyıksız ve sinekkaydı traş edilmiş yüzlerinden, en önemlisi de yaydığı negatif enerjiden kolayca tahlil edilebilen polis memuru.
eh sivilse bu kılıkta gezmesi doğal ama olay sadece simit tablasında bitmiyor işte.
bunların bir de kabuklu fıstık dağıtan çeşitleri de mevcuttur, bir cafede oturursunuz arkadaşlarınızla, yanınıza yaklaşır 10 saniye fıstıkları nereye bırakabilirim ayağına masaya bakar ve konuşulanları dinler, sonra gülümseyerek bir avuç fıstığı masaya bırakır, para vermek istediğinizde kabul etmez tekrar gülümsyerek uzaklaşır.(bkz:
edirne keyif cafe)
genelde üniversite yerleşkeleri civarında iş yapan,okul hakkında öğrencilerden bile daha fazla bilgiye sahip olan istihbarat polisleridir.
bu sivil polislerin müdürleri de simit sarayı sahibi kılığındadır efendim.
bunlar aslında 80'li yıllarda yapılan amerikan filmlerinin, klasikleşmiş detayları arasında yer alır. şimdilerde eskisi kadar prim yapmasa da hafızalara yerleşmiştir bir kere... yerli yapımlarımıza yansıyalı ise birkaç yıl geçmiştir ancak. "simitçi" bizimkilerde devreye girer. orjinallerinde, barmen, garson, taksici yada "doormen"dirler genelde.
kendileriyle baş etmesi ciddi bir meziyet olan, mafyamtrak düşmana karşı; tedbiri elden bırakmadan, casusluğun tüm avantajlarını da kullanmak içindir. kahramanımız; herkesin kasıntı olduğu sosyetik bir partide, her an cebinden silahı çıkarıp duruma müdahale edebilecek olabilmenin karizmasını bakışlarıyla ekranlardan bize hissettirir. seyircinin yüreğinin ağzına geldiği, "herşey artık bitti!" diye heyecanlandığı bir vakitte, belki de o, kötü adamların, masum kurbanı, arkasına karga tulumba atarak kaçırdığı arabayı kullanan şoför olabilir. böylece, gümbürdeyen sesin, kurbana doğrultulmuş silahtan çıktığı sanılarak, yürekleri ağza getirdiği vakit, ifadesizce yere serilenin silahı doğrultan olmasına imkan tanır.
(uncle, 12.01.2007 02:21)
(mylmz, 16.01.2007 17:17 ~ 17:17)
güzelce kazıklayarak az paraya bol bol simit alabileceğiniz kişi
simit sattıkları tezgahlarına, sivil polis arabalarındaki telsiz antenleri gibi antenler takmalarını beklediğim kitle.
(bkz:
herkezin bildiği sır artık sır değildir)
aksaray tarafında oldukça yaygın olarak görülürler.
normal simitçiler "simitççieee" diye bağırırken bu amcalar "mitçieeee" diye bağırır. görüldüğü üzere aslında gizli değildirler.
muhtemelen çift iş yapıyordur...eee geçinmek zor bu devirde.
aldığınız simitin parasını vermemeniz durumunda ses etmeyecek kadar kendini belli eden polis grubudur.
(omega, 22.08.2007 13:46 ~ 25.08.2007 00:41)
bir süre sonra kendini işine kaptırıp simit sarayı açanlar olduklarından şüphelendiğim grup. hırslılardır ne de olsa, görev azmi her alanda işe yarıyor.
(bkz:
susak)
(so so, 22.08.2007 13:48)
sattığının hesabını vermek zorunda olmayan, cebe atan polistir.
hatta bazıları (ankara üniversietsi dtcf önünde baharda meyve kışın kokoreç satan sivil gibi) o kadar güzel yer tutmuşlardır ve o kadar güzel paralar kazanmaktadırlar ki, bu tatlı paracıklar ellerinden kayıp düşmesin diye artık deşifre olduklarını amirlerinden saklarlar.
okuldaki solcular gidip "memur bey bize 1,5 kilo şeftali, 1 kilo vişne, 2 kilo kayısı, 2 kilo üzüm" dediğinde ve tezgah başındayken devamlı olarak "memur bey bu üzümler yerli mi?", "memur bey elma mevsimi geçti, hala neden satıyorsunuz?" gibi sorular sorduklarında aldıkları cevap "gençler alın şunları, para mara da istemez, bir daha da buralarda memur bey falan demeyin" olur. bunu bizzat yaşadığım için biliyorum.
(not: üniversite önünde duran sivil polisin adi ve adli suçlarla alakası yoktur, sadece oradaki sol hareketleri rapor etmek için bulunur, yani hedefteki insanlardan biri olarak buna şahit oldum)
her akşam simit sarayı kılığındaki sivil karakola gidip aldı-verdi defteri kılığındaki raporunu vermekle yükümlü undercover emekçi. o da senin benim gibi insan.