|
|
- ilkokulda pek bir sık yapılan eylem. özellikle kokulu arı maya silgisi verimi en yüksek olanıdır. 2-3 metreye ulaşabilir bazıları.
- bunun boya kalemleri tozuyla yoğurularak yapılanı da vardır ki çılgınlığa vurulursa kalemler beyhude açılmaktan, silgiler de yok yere sürtülmekten ziyan olur. ayrıca silginin sürtülmesi sonucu ısınması da çok mucizevi gelir, 2dakikada en çok kimin silgisi ısınacak yarışması da yapılırdı...vay be...
- (bkz: silgi tozlarından bilezik yapmak)
- (bkz: silgi tozlarından çöp adam yapıp evlenmek)
- mon ami marka silgilerden yapılması sonucu yılanımız 1. kattan aşağıya kadar uzanmış bir seviyeye gelebilir.bu nedenle bu eylemin en işlevsel araç gerci mon ami silgilerdir.
ama bu hem zarar ziyan,hem de gereksiz.bunun tavsiye edileni arkadaşlarınızın üstüne atınca onları korkutabilenidir.yeterlidir.makuldür.
- kolay iştir o. gözü kesen, günlerce yıkanmayıp sırtından çıkan kirlerle yılan yapar er meydanına gelir.
(aydemir akbaş'ın bir filminde böyle bir sahne vardı. aklıma geliverdi birden. sahne dallas hamamı, tellak ceyar-jr- diye geçer. adamın sırtını keseleyip "heyt be, makarna mübarek" diye bağırıyordu. öeh)
- kişinin hayal gücüne göre değişen eylem...ben mesela yılan olarak algılamazdım bunu, silgiyi sürtünce tane tane, lapa ayrıldığından düzenli periyotlarla sıçılmış boka benzerdi. sanırım silgi kalitesiyle yakından alakalı bir şey. monamiler de öle olmazdı ama...onda yılan gibi olurdu. takdire şayan görüntüler ortaya çıkardı...işin özü paraya bakıyo. ucuz silgi alınca ortaya çıkan durumda bi boka benzemiyo...(daha doğrusu boka benziyo...lafın gedişatı klişesi o...lütfen saygıyla eğilelim)
o değilde bu mevzu bana yanılmıyorsam küçük emrah'ın küçükken yaptığı bir röportajını aklıma getirdi. kendisi "bizim silgimiz bile yoktu. silgi kırıntılarını birleştirir onu kullanırdık" şeklinde bir beyanat vermiş. (öyle duydum doğru olmayabilir) kişiden kişiye değişiyo demek ki. oda silgi yapıyomuş mesela bak.
- her silgiden yapılmayan yılandır. ben şimdi marka verip de reklam yapmak istemiyorum ama siz biliyorsunuz sevgili arılar bi tanesinden çok kaliteli yılan olur. bir de biz yarışma düzenlerdik. dersler bitene kadar kim en uzun yılanı yapıcak diye. bir günde bir silgi bitirdiğim daha dün gibi aklımda, evet dün de olabilir*
- bizim zamanımızda can sıkıcı derslerde başka eğlencemiz yoktuki be hacı. silgiden yılan yapardık, arkadaki elemanın ayakkabı bağlarını birbirine bağlardık, askıdaki montlara hacı yağı dökerdik falan. şimdi öylemi tetrisi var, cep bilgisayarı var en basiti cepten snake oynuyor veletler. vah gençliğim vah, vahki ne vah (bkz: insanın yaşlandığını anladığı an)
- zor, ufacık ellerimizle kan ter içinde yaptığımız, niye yaptığımız konusunda hiç kimsenin fikri olmayan eylem.
rengarenk olduğunda bütün sınıfa '' baaaaaaak '' şeklinde gösterildi. bir de genelde ilk okul aşklarının vazgeçilmez hediyesi olarak kullanılırdı ki, salaklığıma doymayayım.
- marifettir; ötesi yok.
|